Özgül üstüner Çoşkun yazdı Gılgamış Destanı’ ndaki, fahişe rahibeyi bilir misiniz…?

 

 

 

ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ; Sıradan bir yağmur damlası mahsur kaldı saçlarımda, onu Bizanslı bir gazeteci gördü.
Çok eskiden güzel bir kadın, diye fotoğrafladı…
Kıvrılıp büklüm büklüm koynuma giriyor bu sabah İstanbul.Gündüzü gizlenen gecelere açılan bir cesaret var memelerinde.
Kara kuru bir adamla minnacık bir kadını sevişirken görüyorum.Teninde şarkılar söyleniyor kadının,
yaşanmamış en büyük savaşın isteği kadar arzulu adam…
Ellerim bedenimde…
Kusursuz değilim, kusursuzluk düşüncesinin yarattiği ütopya midemi bulandiriyor.
Selülitli bir kentte tasarlanmış kadinlar!
Totaliter bir tavirla üzerimize yürüyen erkekler,
babanın ezeli iktidarı…
La Boetie’ nin sözleri usumda,
Biz vermediysek, tiran, bizi gözetleyecek bu kadar gözü nerden buldu?Bizi dövmek için ne kadar çok kara eli var.Kentleri çignedigimiz ayaklar bizim deşilse kimden aldı?Bizim tarafimizdan verilmiş olmasa nasil iktidar olurlar ki?

Gılgamış Destanı’ ndaki,
fahişe rahibeyi bilir misiniz…?
Şehvetiyle, kadınlığıyla dağlı Enkidu’ yu ehlileştirip, Gılgamış’ a dost olabilecek şekilde medeniyet kazandıran, işlevi bittikten sonra da hiç var olmamış gibi destandan kaybolan kadın….
Kayıp,
Zihnimizde saklamadigimiz, gücümüzün olmadığı ya da bilinçli olarak yok saydiklarimiz…
Oysa ben hatırlamak istiyorum…
Ne zaman kendimi tutmayı sınırlarımı koymayı öğrendiğimi
İlk kez öpüştüğüm o kayalık üstündeki tedirginliklerimi
Öpüşmek, yaprakla rüzgarın meselesi

Çimlerin üzerinde ağzıma değen ilk sigaranın beni nasıl büyüttüğü düşüncesini
Kimsenin beni alamayacağını hissettiğim ergenlik hadiselerimi…
Deli bir kadının sırlı saklı bohçasindan topladığım duygu düğümleri
Elinizde kalanlar bir yanılsama mı…?
Yoksa , haramilere çaldirdiginiz bir alaca karanlık mı….?

Hiçbir cinsiyet vurgusu yapmak istemediğim zamanlardan geçiyorum
kendime ait bir dilim var…
Tadımlık niyetinde kişisel bir duruşum ve mücadelem….
Fazla lekesiz, masum değilim,
Sizin kadar!
Hile yapmadığım için baştan kaybettiğim savaşlar….
Hayat kendisi olabilmiş olanlarin, şehir
koynunda hesapsizca sevişenlerin…
Sıradan bir yağmur damlası mahsur kaldı saçlarimda.Küçücük bir kivilcimla çikacak bir yangin bekliyor Bizansli gazeteci, umursamadı beni.Tabanı kopmuş, azametli çirkin bir heykel düşürken fotoğraflandı…!
Sevgimdesiniz…