KHK’lı Özcan Güneş: Teoride çok şey üretiyoruz ama pratik hayata geçirmede halen yol kat etmemiz lazım.

Reklam!

 

 

 

VAN- ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ RÖPORTAJ; 692 sayılı KHK ile ihraç edilen KESK’e bağlı SES Sendika Üyesi Özcan Güneş Gazeteci Hamza Özakn’ın sorularını yanıtladı…

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz, hayata nasıl bakarsınız, nelere değer verir, neleri önemsersiniz, olmazsa yaşayamam dediğiniz şeyler nelerdir?

1973 Dersim doğumluyum. Yaklaşık 22 yıldır Van’ da yaşıyorum. Evliyim ve biri kız, biri erkek 2 çocuğum var.

19,5 yıllık kamu görevi sonrası 2017 yılında KHK ile ihraç edildim. Kamu görevim sırasında SES ve Eğitim Sen’de çeşitli kademelerde görev yaptım. Halen fiili olarak SES üyeliğim devam ediyor.

Hayata hep olumlu yönden bakmaya çalışmışımdır. Bu nedenle yaşam hakkı benim için kutsaldır. Bu sadece insan için değil bir bütün olarak doğa için geçerli bir kutsallıktır ve olamazsa olmazlarımdandır.

Kanun Hükmünde Kararnamelerle(KHK) yönetilen bir ülke konumuna geldik Yeni Türkiye’de? KHK’lerle önce akademisyenler ihraç edildi ve her yeni kararnameyle birçok kişi işini kaybetti. Sizi ihraç ederken bir neden gösterdiler mi? Yeni Türkiye’nin kabul edemediği hangi eylemi gerçekleştirdiniz?

Yayımlanan KHK’larda kopyala yapıştır birkaç cümle var ‘Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan kişiler’ diye başlayıp devam eden bir metinden sonra isim listesi yayınlanıyor ve listede isminiz varsa artık ‘yoksunuz’ oluyor. Artık siz kendinizi bir yere dâhil etmek isterseniz (cümlede geçen oluşum ve gruplar) onlara göre suçunuzu kendinizin belirleme hakkını size veriyor. Böyle de demokratik bir KHK(!)

Yoksa yaptığımız her neyse özelde yaşadığımız ülkenin daha yaşanılır, daha demokratik, daha özgür, daha mutlu insanların yaşadığı, öldürmenin olmadığı bir ülke olması talepli bir mücadeledir.

Hızla genişleyen bir ihraç çemberinin içinde bulunca kendinizi nasıl bir haleti ruhiye yaşadınız?

İhraç olmayı hiç beklemiyordum. Çünkü işten atılmaya neden olacak hiçbir şey yapmadım. Ancak ihraçlar siyasi bir karar olunca ve ihraç edilen arkadaşlarıma bakınca böyle bir ihtimal oluşuyor ister istemez. İhraç olmadan önce de ihraç olduktan sonra da psikolojik olarak bir sıkıntım olmadı ama haksızlığa uğramış olmanın bir üzüntüsü vardı.

İhraç edildikten sonra neler yaşadınız, hayatınızda neler değişti ve değişen hayata nasıl uyum sağladınız ya da sağlayabildiniz mi?

Ebette bir şeyler değişiyor. Her ne kadar gerek emek gerekse de demokrasi mücadelelerinin olmaması gerektiği halde bir bedeli olsa da 15 Temmuz olmasaydı böyle bir ihraç olayı olmayacaktı. İyi ya da kötü 20 yıllık bir düzeniniz bir anda bozuluyor. Eşiniz, çocuklarınız, yakınlarınız özellikle de çocuklarınız ilk anda çok ciddi etkileniyor. Ama zamanla hem ihraçların ardı ardına gelmesi hem yaşamın devam ediyor olması hem de mücadelenin devamı açısından oluşan duruma razı olmaya değil ama uyum sağlayıp mücadeleye devam ediyoruz.

İhraç kararına itiraz ettiniz mi, hukuki süreç hakkındaki düşünceleriniz neler, hukuk sisteminden ümitli misiniz?

Yasal prosedürlerin tamamlanması açısından itirazımı yaptım. Yaklaşık 2 yıl olmasına rağmen henüz cevap gelmedi. Bundan dolayı mahkeme süreci henüz başlamadı. Başta da söylediğim gibi süreç siyasi olduğu için kararlar da ülkenin siyasi atmosferinin havasından bağımsız olmayacak. Gerek OHAL komisyonu gerekse de mahkemeler karar verirken bu havaya göre karar vereceği için hukuki olarak en azından şu an için ümitli değilim.

Van’da KHK’yla kaç kişi ihraç edildi, ihraç edilen diğer meslektaşlarınızla iletişiminiz var mı, birbirinize destek oluyor musunuz?

Van’da ihraç edilen kamu emekçileri (memur) dışında kamuda çalışan taşeron emekçileri, belediyede çalışan emekçiler ve kapatılan, el konulan özel kurum emekçileriyle beraber rakam 1000’nin çok üstünde. İhraç edilen bütün arkadaşlarla olmasa da bir kısmıyla ara ara görüşüp değerlendirmeler yapıyoruz. Ayrıca işyeri açan arkadaşlar alışverişlerini birbirinden yapıp destek olmaya çalışıyorlar.

İhraç edildikten sonra maddi sıkıntıları nasıl aştınız, iş bulabildiniz mi, şuanda çalışabiliyor musunuz?

Maddi sıkıntı elbette yaşanıyor. Hele uzun vadeli borcunuz varsa kredi gibi ciddi sıkıntılar yaşanabiliyor. Yaşadığım ilde mesleğimle ilgili iş bulamadım. Ailemin burada olması nedeniyle il dışını da düşünmedim. Şu an bir arkadaşla birlikte maalesef bir kafe işletiyoruz.

 

KHK’lerle ihraç edilen arkadaşlarınıza alternatif bir yaşam için neler önerirsiniz, yeni bir hayata nasıl başlayabilirler?

Bu ihraçlar benim gibi insanlara memurluk dışında da bir hayat olduğunu gösterdi. Her ne kadar Van’da hayata geçirip sürdüremediğimiz bir süreç olsa da kooperatifleşme süreci başlatılabilir.

Kültürel, sanatsal faaliyetlerle ilgili düşünceleriniz nelerdir, bu alanlarda çalışmalarınız var mı veya bu alanlarda çalışmayı düşünüyor musunuz, ihraç edilen kişiler bu çalışmalara entegre olabilecekleri olanaklara sahipler mi?

Eksik olan yanlarımdan biri. Kültür ve sanatla aramda ki bağ seyircisi olmanın ötesinde değil.

İhraç edildikten sonra yaşadığınız zor günlerde yeterince desteklendiğinizi düşünüyor musunuz, kimler sizin yanınızdaydı bu süreçte?

Bu biraz da kişinin beklentileriyle ilgili. Gerek sendikal çevremden gerekse ailemden gelecek destek fazlasıyla geldi. Bunun dışında benimle selamını kesenler de oldu. Eski çalıştığım işyerine gittiğimde yüzünü çeviren olduğu gibi telefonla aradığımda numaramı silenleri de gördüm.

İhraç edilen insanlarımız için neler yapılabilir, nasıl desteklenebilirler, bu konuda neler söylersiniz?

Bu destek iki başlıklıdır. Maddi ve manevi. Öncelik kişinin ve ailesinin hayatını idame edebilmesi için bir ekonominin oluşturulması olmalıdır. Çünkü ihraçtan sonra yapılan ziyaretler azalınca veya bitince (bu desteğin manevi tarafı) kişi kendisi ve varsa ailesiyle baş başa kalınca reel hayat tüm acımasızlığıyla saldırıya geçiyor.(ödemeler vb) Bu saldırı başlarda yapılan dayanışma yardımlarıyla bir süre daha gitse de özelikle maddi sorunlar kendini hissettirmeye başlıyor. Bundan sonra bizlerin bir araya gelip kolektif bir şeyler yapmamız lazımken büyük bir çoğunluğumuz bireysel ya da en fazla iki kişi bir araya gelip bir şeyler yapmaya çalıştık. Bu da bizim yıllardır verdiğimiz mücadelenin henüz kurumsal bir tabana oturmadığının bir göstergesi olsa gerek. Teoride çok şey üretiyoruz ama pratik hayata geçirmede halen yol kat etmemiz lazım.

Nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz kendiniz ve demokrasi, eşit bir yaşam, barış ve coğrafyamız adına?

Bu röportaj olurken yıllardır avukatlarıyla görüşmesine izin verilmeyen Abdullah Öcalan’ la yapılan görüşmenin devamının gelmesi yaşanan ve yaşanması muhtemel ölümlerin önüne geçer diye düşünüyorum. Yine aynı gün YSK’nın İstanbul seçimleriyle ilgili aldığı karara bakınca seçim öncesi bir göz kırpma mı var diye düşünülmüyor da değil.

Bu mücadeleler uzun soluklu mücadelelerdir. Barışa, demokrasiye, özgür ve eşit yaşama olan inancımızda hiçbir azalma olmadan biz göremeyecek olsak da mücadeleye devam edeceğiz.

Ötekilerin Gündemi olarak teşekkür ederiz…