GÜNÜN PORTRESİ: İlklere adını iki kez yazdıran Pakize Tarzi

Reklam!

 

 

 

ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ; Saraylarla sınırlandırılamamış özgürlük tutkusuyla hayallerinden vazgeçmeyen Pakize Tarzi ile tanışalım.

“Kadın dediğin istediğini yapmalı bence. Kendine mahsus hissiyatı var, istikameti var. Aklı, fikri, feraseti var. Kadınlarımız isterse doğurur, istemezse doğurmaz. İnsiyatif onlarda” diyen Pakize Tarzi, Türkiye’nin ilklerine adını iki kere yazdırmıştır: İlk kadın doğum uzmanı ve boğazı yüzerek geçen ilk kadın.

Pakize 1912 yılında Şam’da doğdu. Çok küçük yaşlardan itibaren Fransız işgali nedeniyle ailesiyle yollara düştü. Şam’dan Adana’ya, Adana’dan Konya’ya, oradan Bursa’ya, son olarak İstanbul’a… İlk eğitimini Şam ve Adana’da özel öğretmenlerden aldı. Ortaokulu Konya’da Fransız Sörler Okulunda, liseyi Amerikan Kız Koleji’nde yatılı olarak okudu.

Pakize tıp okuma isteğinden şöyle bahseder; “Doktor olmayı istiyordum, çünkü aile hekimlerimiz evimize geleceği zaman, gümüşler parlatılır, en güzel çay takımları çıkarılırdı. Hekimlere gösterilen saygı beni etkilemiş olsa gerek.”

Babasının Lozan’da tarih okuması dayatmalarına “Benim kararım kesindir” yanıtını verince, ailesi Tarzi’nin kararına saygı göstermek zorunda kaldı. Sonunda istediğini yaparak İstanbul Tıp Fakültesine giren Pakize Tarzi, okuldaki tek kadın öğrenci olarak başarılı ve özverili bir öğrencilik hayatı sürdürdü. Sınıfındaki tek kadındı ve oldukça sıkıntılı durumlar yaşamıştı. Hatta bir hocası, kendisini reddettiği için Tarzi’yi sınıfta bırakmıştı.

Daha sonra evleneceği Afganistan kraliçesinin kardeşi Prens Fettah Bey’le karşılaşmasını şöyle anlatır: “Okulda müthiş bir temizlik vardı, her yer boyanıyordu. Öğrendik ki Afganistan kraliçesinin kardeşi olan bir prens gelecekmiş. Prensi gören bir arkadaşım, koşarak yanıma geldi, aşık olduğunu söyledi. Bir kez daha görmeye giderken, peşinden beni de sürükledi. Prense dikkatle baktım, kısa bir an göz göze geldik. Birbirimizi tanımadan birkaç saniyecik karşılaştığımız bu zatla hayatlarımızı birleştireceğimiz ve kırk beş yıl birlikte yaşayacağımızı söyleseler güler geçerdim herhalde.”

1935’te yaptığı evlilikle aristokrat bir aileye giren Pakize Tarzi, kişiliğini ve mesleğini kaybetmeden var olmayı başardı. Sayısız doğumlar gerçekleştiren bu kadını Roma’da saraylarda yaşamak memnun etmedi. Çocuklarını da yanına alarak İstanbul’a dönüş yaptı. Önce bu duruma karşı çıkan eşi, daha sonra unvanından vazgeçerek İstanbul’a geldi.

Pakize Tarzi, saraylarla sınırlandırılamamış özgürlük tutkusuyla hayallerinden vazgeçmeyen öncü bir kadındır. ( Kaynak: EKMEK ve GÜL )