KHK’lı Şükran Saygılıer: İhraçtan birkaç gün sonra satmak üzere evimde baklava açmaya başladım

Reklam!

 

 

 

 

VAN- ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ RÖPORTAJ; 679 sayılı KHK ile ihraç edilen KESK’e bağlı SES Sendika Üyesi Şükran Saygılıer Gazeteci Arzella Bektaş’ın sorularını yanıtladı…

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz, hayata nasıl bakarsınız, nelere değer verir, neleri önemsersiniz, olmazsa yaşayamam dediğiniz şeyler nelerdir?

Ben Şükran, 42 yaşımda, evli, iki çocuk annesiyim. Toplum ve Aile Sağlığı Merkezinde ebe olarak çalışmaktayken 15/07/2017 tarihinde severek yaptığım görevimden 679 sayılı KHK ile haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edildim. Hayata her zaman mücadele anlayışıyla pozitif baktım, bakıyorum! Çünkü mücadelesiz kazanım olmayacağını bildiğim için ihraç olmak benim açımdan bir tükeniş asla olmamalıydı, olamazdı, olmadı da! Benim için en büyük değer onurlu bir yaşamdır bu nedenle her zaman haklı mücadeleme onurlu bir insan ve en önemlisi kadın olarak devam ettim. Olmazsa yaşayamam dediğim şey özgür ve onurlu bir yaşamdır!

Kanun Hükmünde Kararnamelerle(KHK) yönetilen bir ülke konumuna geldik Yeni Türkiye’de? KHK’lerle önce akademisyenler ihraç edildi ve her yeni kararnameyle birçok kişi işini kaybetti. Sizi ihraç ederken bir neden gösterdiler mi? Yeni Türkiye’nin kabul edemediği hangi eylemi gerçekleştirdiniz?

Haksız hukuksuz ve tabi ki gerekçesiz ihraç olduğumuz aşikâr. Gerekçe sunulmadı, sanırım yukarda saydığım şeyler yeterli (onlar için tabi)

Hızla genişleyen bir ihraç çemberinin içinde bulunca kendinizi nasıl bir haleti ruhiye yaşadınız?

Hakkınızla kazandığınız işinizi, ekmeğinizi ve emeğinizi ayrıca yıllarca edindiğiniz alışkanlıklarınızı bir anda haksız ve hukuksuz bir şekilde elinizden aldıklarında tatbikî normal bir ruh hali yaşayamazsınız. Bu haksızlığı sindirmek ne mümkün! Ancak dürüstlüğümü ve haklılığımı bildiğim için mağdur edilmek onurumu kırmadı, hatta dik duruşumdan dolayı kendimle gurur duydum.

İhraç edildikten sonra neler yaşadınız, hayatınızda neler değişti ve değişen hayata nasıl uyum sağladınız ya da sağlayabildiniz mi?

Bir akşam vakti 18 yıllık, severek yaptığınız görevinizden haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilince ister istemez bir anda bir boşluk ve belirsizliğin, en çokta vatandaşı olduğunuz bu ülkede güvensizliğin içine düşüyorsunuz! Yıllarca belirli bir gelirle bir düzen kuruyorsunuz ve yaşam standartlarınızı ona göre ayarlıyorsunuz fakat bir anda bunların hepsi birden elinizden alınıyor! Her şeyden önce onlar gibi olmadığımı düşünmek elbette onurlu ve haklı biri olduğumu hissettirmekle birlikte uğradığım haksızlık çok zoruma gitti. Ama yaşamın diğer adının direnmek olduğunu bildiğim için hemen o akşam onurlu bir yaşama devam etmek için başka alternatifleri düşünmeye başladım.

İhraç kararına itiraz ettiniz mi, hukuki süreç hakkındaki düşünceleriniz neler, hukuk sisteminden ümitli misiniz?

Bu hukuksuzluk karşısında elbette ki yine bu hukuksuzluğu reva görenlerin öngördüğü çerçeveler doğrultusunda gerekli itirazları yaptım ancak muhataplar yaklaşık 23 aydır itirazıma cevap vermedi. Zaten normalde neyle suçlandığımı bile tam olarak bilmiyorum ve nasıl bir gerekçeyle itirazımı ret yâda kabul edeceklerini kestiremiyorum. Tatbiki bunca haksız ve hukuksuz muameleleri düşündükçe olumlu bakamıyorum. Kısacası bu iktidardan çok ümitli değilim.

Van’da KHK’yle kaç kişi ihraç edildi, ihraç edilen diğer meslektaşlarınızla iletişiminiz var mı, birbirinize destek oluyor musunuz?

Van’da yaklaşık bine yakın ihraç var sanırım. Biz mağdur edilmiş Kamu emekçileri olarak elbette birbirimizi yalnız bırakmamaya çalışıyoruz. Fakat sistemin önümüze sunduğu imkânsızlıklar doğrultusunda bir yandan ayakta durmaya çabalarken bazılarımız ister istemez dağıldılar, hatta ciddi travmalar yaşayan arkadaşlarımız oldu. Buna ilaveten ruhsal ve fiziksel sağlık sorunları bir yana parçalanan aile bütünlüklerinden bahsetmek bile istemiyorum! İletişimde olduğumuz gerçek manada mağdur olan arkadaşlarımızla imkânlarımız dâhilinde birbirimize destek olmaya çalışıyoruz tatbiki.

İhraç edildikten sonra maddi sıkıntıları nasıl aştınız, iş bulabildiniz mi, şuanda çalışabiliyor musunuz?

İhraç şokunu birkaç gün içinde atlattıktan sonra satmak üzere evimde baklava açmaya başladım ve çok değerli bir esnaf dostum kantininde satmak üzere bana destek olması açısından ev poğaçası yapmamı sağladı. Evde ürettiklerimle ihtiyaçlarımı karşılayacak kadar para kazanmaya başladıktan sonra çemberi yavaş yavaş büyüttüm ve pastanelere belli günlerde baklava, sütlü tatlılar ve bazı şerbetli tatlılar satmaya başladım. Bunları yaparken çok güzel dönütler aldım, kendime olan güvenim daha da arttı. Zamanla devlet memuru maaşından daha fazla para kazanmaya başladım, doğal olarak bu durum motivasyonumu daha da arttırdı. Daha sonra sürekli olarak bir pastanenin günlük belli ürünlerini yapmaya başladım, yani sürekli olarak üretime geçtim,  bu işin en güzel tarafı da buydu. Motive oldukça kendime ait bir işyerim olsun istedim ve bu yüzden kantin işletmeciliği belgesi alarak kendime ait işyerim olan kantini işletmeye başladım. Artık birilerinin emri altında çalışmıyor, kendi işimi yapıyordum. Kimsenin boyunduruğu altında olmamanın gururu ve keyfini yaşamaya başladım.  Bu muazzam bir şey bence! Birilerinin emeğimi sömürmemesi yani.

KHK’lerle ihraç edilen arkadaşlarınıza alternatif bir yaşam için neler önerirsiniz, yeni bir hayata nasıl başlayabilirler?

Bence yaşam devlet memurluğu maaşından ibaret değil tabi ki,  hatta bir maaşa nasıl köleleştiğimizi fark ettiğimi söyleyebilirim. Bizler zaten hep emeğin ne kadar değerli bir şey olduğunu savunduk. Direnmek bir yaşam şeklidir ve tüm arkadaşlarıma aynı dirençle bütün alternatifleri değerlendirerek yaşamlarına devam etmelerini öneriyorum çünkü mağdur ama haklıysan dimdik durulmalısın!

Kültürel, sanatsal faaliyetlerle ilgili düşünceleriniz nelerdir, bu alanlarda çalışmalarınız var mı veya bu alanlarda çalışmayı düşünüyor musunuz, ihraç edilen kişiler bu çalışmalara entegre olabilecekleri olanaklara sahipler mi?

Sanat bir toplum için çok önemli bir olgudur elbette ancak öyle bir süreç yaşıyoruz ki sanatsal ve kültürel etkinlikler biz KHK’lerle mağdur edilmiş kamu emekçileri için bir lüks olmaya başladı. Yaşam ve geçim sıkıntısı çeken biz ihraçlar bu alanda elbette entegre edinilebilirler ama doğrusu ayakta kalabilme çabası verirken sanatsal, kültürel faaliyetlere bütçe ve zaman ayırabileceklerini düşünmüyorum ki ülkemizde sanata verilen değer ortada!

İhraç edildikten sonra yaşadığınız zor günlerde yeterince desteklendiğinizi düşünüyor musunuz, kimler sizin yanınızdaydı bu süreçte?

Yeterince destek görmek bir tarafa ihraç öncesi etrafınızda olan o kalabalık ve sahte çevreniz birden bire yok oluveriyor. Aslında ihraç olayının yegâne ve tek güzel tarafı etrafınızın gereksiz ve sistemden, yani güçlüden yana olan korkak insanlardan temizlenmesi! Tabiî ki  önce ailem,  bilhassa erkek kardeşimden destek gördüm.

İhraç edilen insanlarımız için neler yapılabilir, nasıl desteklenebilirler, bu konuda neler söylersiniz?

ısıtlı imkanlara rağmen bu haksız ve hukuksuzluğa uğramış biz ihraçların birleşerek kendimizce iş imkanları yaratabileceğimizi düşünüyorum çünkü bizi işimizden, aşımızdan, güvencemizden edenlerin bizlere imkan sağlamayacaklarını biliyorum.

Nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz kendiniz ve demokrasi, eşit bir yaşam, barış ve coğrafyamız adına?

Bunları bize yaşatanların olmadığı, demokratik, eşitlikçi, özgürleşmiş kadınların olduğu, emeğin sömürülmediği, mutlu, huzurlu ve barış dolu bir gelecek  hayal ediyorum. İnsanca ve özgür bir toplum için kimsenin ötekileştirilmemesini istiyorum.

Ötekilerin Gündemi olarak teşekkür ederiz.