Cansu Fırıncı: yasaklanması engellenmesi bir yere hapsedilmesi mümkün olmayan sanattan bahsediyoruz

Reklam!

 

 

 

 

DERSİM ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ RÖPORTAJ;  Dersime konuk olan -Oyun Sandalı- Tiyatrosu, Dersim Belediyesinin Konferans salonu da tek kisilik Oyunuyla 18 Haziran da Sahne aldı. Oldukça anlamlı ve günümüze de eş düşen Nazım Hikmetin faşizme meydan okuyan Taranta Babu’ya yazılan mektuplardan oyun uyarlanmış. Verilen mesaj oldukça dikkat çekiciydi.. Sinemacı ve Tiyatrocu Cansu Fırıncı’la oyun sonrasında yazarımız Özlem Armen’in sorularını yanıtladı;

Sizi tanıya bilir miyiz kimdir Cansu Fırıncı?

İsmim Cansu FIRINCI, yaş 37. Oyunculukla meşgulüm uzun zamandır. Lise yıllarında asıl temel olarak başladım; Zafer Gece Hürün yönetimindeki tiyatro oyunculuğu kurslarına katıldım akabinde üniversitede başka bir bölümü kazandım ama tiyatro, oyunculuk için bıraktım, aynı zamanda edebiyatla da meşguldüm. Oynuyorum, yazıyorum, düşünüyorum oynayan yazan  düşünen insan Cansu Fırıncı.

Toplumda istediğiniz duyarlılığı alıyor musunuz?

Yani meşakatli bir soru bu. İstediğimiz duyarlılık nedir? Toplumda bugün koşulularında bu duyarlılığın ne kadarı tekabül ediyor bizim yaptığımız çalışmalarımıza, bunlar tartışılır. Burada asıl olan toplumda arzu edilen duyarlılığın oluşup oluşmamasına bakmaksızın üretimde bulunmaya devam etmektir. Halka güvenmek, kendi üretimlerine güvenmek zaman içerisinde daha geniş kitlelerle buluşacağı kucaklaşacağı daha fazla halk kesimleriyle birlikte devineceğini görmek; bunun umudunu inancını asla hiçbir zaman kaybetmemek, bunun yüz katıda bin katıda ilgi görse bizim tiyatro oyunlarımız bu muhtemelen yinede bize, arzu ettiğimiz ilginin alakanın aslında donmadığı duygusuyla devam edecektir. Bu biten bir süreç değil yani birilerine ulaştın kalabalık çok ama ulaşmadığın daha milyonlar var dolayısıyla evet biz artık yeterli ilgiye ulaştık. Toplumsal bilgiye kavuştuk bu kadar demez sanat emekçisi, dediği anada sanat üretimi düşer.

Neden Nazım Hikmet’ten Taranta Babu?

Ben ilk tek kişilik oyunumu oynamaya karar verdiğimde kafamda metin zaten Taranta Babu’ya mektuplardı. Nazım Hikmet’in çok sevdiğim şiir Nehir Şiiri, kullandığı üslup şiir biçimi anlattığı konu o konunun evrenselliği ve güncelliği beni defalarca o şiiri okumaya itmişti. İtalya’da Musolin, İtalya’sında faşist İtalya’da geçer konusu bugünün dünyasında da Türkiye’sinde bu konunun güncel bağlantıların karşılığı olduğunu gördüğüm için bir taraftan bu metni oynamak istedim. İroni var içinde hüzün var içinde faşizm tarifi var. Sevdiği kadına mektuplar yazan aşık bir genç var içinde, o şiirin içinde o kadar çok şey var ki; ama o çokluk bir yerden sonra anlamsızlaşmıyor, bir bütünü ifade ediyor. Şiirin içerisindeki her ayrıntı ve detay şiirin bütününe hizmet ediyor dolayısıyla benim sanata bakış açımla birebir uyumlu bir metin olduğunun da gördüm ve hissettiğim, bundan dolayı  da  Taranta Babu mektupları oynamayı tercih ettim.

Tiyatroda verdiğiniz mesaj alınıyor mu?

Genel olarak insanların tepkiler iyi anlayan gözlerle seyir ediyorlar, anlayan gözlerle izliyorlar finalde, final de patlayan alkışın oyunu beğeni sağladığını gösteriyor bize. Fakat Nazım Hikmet’in Taranta Babu’ya mektuplarını okumuş ya da daha hiç okumamış seyirci tiyatro izleme alışkanlığı  olan seyirci arada sırada keyfe keder tiyatro seyreden seyirci bu oyundan anladığı algıladığı dozların düzeyi elbette ki birbirinden farklıdır. Bu önlenebilir bir durum değil ama oyundan çıkan seyircinin oyun üzerine günlerce düşünmeye devam ettiğini değişik örneklerde gördük, öğrendik bu bize söylendi kulağımıza çalındı buna dair bir çok örnek demek; Taranta Babu oyunu işlevini yerine getiriyor. Oyun süresine sınırlı kalmıyor oyun süresinin dışına taşıyor buda Taranta Babu’nun bizim niyet ettiğimiz amacına bir anlamda bir nebze başarı gösterdiğini yerine getirdiğini gösteriyor.

Daha önce Dersim’de her hangi bir oyun oynadınız mı?

Dersim’e ilk defa geldim, bu oyun vesilesiyle dolayısıyla burada bir oyun sahneleme şansım olmadı.

 

Bölge olarak Dersimin size yansıması nasıldır?

İnanılmaz bir yer Dersim. Türkiye’nin birçok bölgesini mesleğim gereği gezdim ama Dersim gibi bir yer daha önce rastlamadım. Hem halkın bilinç düzeyi ilericiliği açık görüşlülüğü misafirperverliği hem de doğasının oldukça olan dışı bir yapay arz etmesi; çarptı öyle diyeyim hiç lafı dolandırmaya gerek yok .

Önümüzdeki süreçlerde nerelerde olacak etkinlikleriniz?

Bizim oyunumuz Amasya’da MHP’li Belediyesi tarafından engellendi, orada fiilen yasaklandı. Onun üzerinden çok kuvvetli bir dayanışma ağı oluştu, oyunla ilgili Türkiye’nin pek çok yerine oyunu götürmek isteyen seyirciyle buluşturmak isteyen insanlar var. Bizimle temas ediyorlar bu Doğu Anadolu’dan, Karadeniz’e, İç Anadolu’dan Ege’ye kadar Türkiye’nin pek çok yerinde il ilçe bazında hatta bazen de o ilçenin hemen yanında ki kasabalarda dahi oyunun oynanması için mücadele eden emek veren insanlar var. Dolayısıyla çok fazla yerde oynamaya devam edecek oyun.

Tiyatro sanatında felsefe nerede duruyor?

Şimdi anlam arama işin özü tabi her sanatın temelin de bir felsefe yatar. Kendi felsefesi yatar. Genel olarak felsefeyle de ilişkisi iletişimi vardır, sanat dallarının biz oyun sandığı olarak tiyatro sanatına baktığımız zaman insanların eşitlik, özgürlük mücadelesini arayan bir sanat görüyoruz. Mücadele eden ve mücadeleye çağıran bir sanat görüyoruz, ama tabi ki bundan ibaret değil yalnızca mücadele bir biçimi onun bir yol yöntem olarak elbette ki görmüyoruz. Tiyatro başlı başına bir sanat, bu sanatın yolunu kim ne derse desin, mücadele eden insanın; eşitlik, özgürlük arama yol ve yöntemleri üzerine bina edilir, inşa edilir o yolun üzerinde yol alır. Tiyatro sanatın da bizim açımızdan böyle bir geleceği arayan böyle bir geleceğe tahadül eden bu günün dünyasıyla bugünün insanıyla bu günün sistemleriyle hesaplaşan bir tarzı vardır tiyatronun.

Tiyatro ve Aşk nasıl yorumlarsınız ve kadının tiyatro sanatın alanın neresindedir?

Tiyatro meseleye cinsiyet üzerinden bakmaz bunun daha kuruluşunda ilk varlığında aşmış olan bir sanattan bas ediyoruz, tiyatro meseleye erkek kadın olarak bakmaz.  Tiyatro da cinsiyetler de yoktur. Yani bir erkek oyununu rahatlıkla bir kadını oynayabilir bir kadın rahatlıkla bir erkek oynayabilir,  bu anlamıyla tiyatro böyle bir ayrımı zaten reddeder. Sahne üzerinden tiyatro kendisini ama günümüz dünyasında günümüz Türkiye’sinde kadın sorunu, kadına şiddet, kadına taciz, kadına tecavüz bu sorunlar ayyuka çıkmış vaziyette hat safaya varmış. Tiyatro elbette ki bu soruna arkasını dönmez gözünü kapamaz biz o yüzden Furun Feruza bir oyun çıkarttık bu meseleyi sahnenin göbeğine çakan seyirciyi bununla hesaplaşmaya kadının ikinci sınıf vatandaşı, ikinci sınıf varlık olarak algılandığı  bir dünyayla hesaplaşmasına yol açacak, bir oyunda çıkarttık. İşin iki farklı boyutu var bir boyutu da bu elbette ki.

Tiyatro Sanat dalında bireyin, toplumun ve ailenin değişimi nasıldır?

Şimdi tiyatronun verili olanı verildiği şekilde kabul etmez. Deminkiyle paralel bir cevap vereyim ailenin var olan yapısını da olduğu gibi kabul etmez. Toplumun var olan yapısını da olduğu gibi kabullenmez, bireyin sorunlarından baş ederken yalnızca bireyin birey olduğunu kabullenmez, bütün bunların hepsine farklı bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşır, onların hepside tartışma yaşar bunların hepsini gerçekten tartışır. Tiyatronun bu bahsettiğiniz başlık, bakış açısı bunların hepsini tartışmak bunlarla ilgili verili ön yargıları kırmak değişmez, diye kabul edilmiş her şey değişebilir olduğunu göstermek üzerine kurulur.

Tiyatro sanatına gerici egemenlerin saldırıları nelerdir?

Yasaklamaktan ve engellenmekten tutun karalama kampanyaların kadar işte fonların sanat adı altında bir takım pespayiklere bölüştürülmesine kadar ekonomik tehditlerden tutun da yargılamalarına kadar çok geniş satırda yürüyor. Bu mesele farkındalar bu sanat etkili bir sanat, bu sanat insanları harekete geçmeye yarayan bir sanat, eğer gerçekten bu anlamıyla doğru kurulmuş, tiyatro oyunları geniş kitlelerle buluşursa o kitleler artık o oyunun oyundan çıktıktan sonra hiçbir soruna gözlerini kapayamazlar, görmezden gelemezler arkalarını göremezler. Mücadele etme ihtiyaçlarını ve zorunluluğunu hissederler egemenler bunun farkında, o yüzden tiyatronun yerine ismi tiyatro olan eğlencelikleri geçirmeye çalışıyorlar.

Tiyatroyu biçimsel olarak taklit eden ama tamamen popüler bir kültürün parçası eğlencelik (popkon ) patlamış mısır olan şeyleri geçirmeye çalışıyorlar. Bir taraftan da güçleri yettiğince kamuoyun tepkisini doğmayacağı ya da doğamayacağı zamanlarda engelleme salon vermeme, var olan salonları kapatma tiyatroların (AVM) alış veriş merkezlerin içine hapsetme gibi yollara gidiyorlar. Ama tiyatro ve tiyatrocular yaratıcı bir alanın unsurlarıdır. Bu sorunların hepsi bu kısıtlamaların hepsi bir şekilde son derece parlak zekaların ürünü çözümlerle aşılıyor.

Yani yasaklanması engellenmesi bir yere hapsedilmesi mümkün olmayan sanattan bahsediyoruz tiyatrodan konuşurken.

Ötekilerin Gündemi olarak teşekkür ederiz