PAKURD Genel Başkanı: Kürt partileri ortak bir tavra yönelmeli

Reklam!

 

 

 

 

İSTANBULTEKİLERİN GÜNDEMİ:  PAKURD Genel Başkanı İbrahim Halil Baran, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar dolayısıyla Kürt partilerinin fikir ayrılıklarını bir kenara bırakarak, acilen ortak bir tavra yönelmeleri gerektiğini söyledi. Baran, “4 parçadaki Kürtler, beklenen yeni tehlikelere karşı siyaset yapmalıdır” dedi.

MA’nın haberine göre; Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Bölgesi’ne yönelik 6’ncı gününe giren saldırıları, uzun yıllardır bu yönde bir beklentinin var olduğu Kürt Ulusal Birliği’nin kurulması ihtiyacını yeniden gündeme getirdi.
Türkiye’nin bölgeye yönelik devam eden saldırılarını değerlendiren Partiya Kurdistani (PAKURD) Genel Başkanı İbrahim Halil Baran da bu ihtiyaca değindi. Baran, Kürtler arası ittifak girişimlerinin hızlandırılması gerektiğini söyledi.
İZLENEN YAYILMACI POLİTİKA
Osmanlı’nın mirası üzerinde duran Türkiye’nin yayılmacı politikalar izlediğini belirten Baran, son iki yüzyılda toprak kaybederek içe çekilen Türklerin, şimdi tekrar topraklarını genişletmek istediğini vurguladı. Baran, bu ruhu yakalamak için de son 20 yılda bir sürü dizi ve film çekip, saray yaptırıldığını, yine ok atıp, kılıç kuşanılarak ecdat-millet söylemine dayalı sembolik bir dil geliştirildiğini dile getirdi.
Ne var ki dünya siyasetinin bu arzudan çok uzakta bir seyir izlediğini söyleyen Baran, “Bu yüzden son 20 yılda siyasetleri günden güne iflas etti. Arap Baharı sürecinden sonra, Ortadoğu’da kendilerine duyulan sempatiyi kaybettikleri gibi Avrupa yolundan da oldular” dedi.
SALDIRININ 3 TEMEL NEDENİ VAR 
Baran, Türkiye’nin Rojava’ya dönük saldırılarının altında ise 3 temel neden yattığını kaydetti.
Baran, bu nedenleri şöyle sıraladı: “Birincisi; Akdeniz’e uzanacak Kürt koridorunun ve olası bir Kürt devletinin önüne geçmek. Bu, onun Osmanlı rüyasının sonu olur. Zira ancak Kürdistan’a hakim olabilen Arabistan, Levant ve Kuzey Afrika’ya sahip olabiliyor ve güney sınırlarında bir Kürdistan, Türkiye’nin toprak kaybetmesi anlamına gelir. İkincisi; 3,6 milyon mülteciyi geri göndermek, ki bu artık Türkiye’de iktidar devirebilecek ve devleti sarsabilecek boyutlarda sosyal bir soruna dönüştü.
Üçüncüsü ve en önemlisi ise, bir süre önce uzaklaştırıldıkları yeni oyuna tekrar girebilmek. Öyle ki Akdeniz gaz paylaşımında hiçbir şey elde edemedikleri gibi şuan Kıbrıs’ı da kaybediyorlar. Bunun telafisi için Kürtlere saldırarak yer tutmak zorundalar ve bunu yapıyorlar. Engellenmezlerse Güney Kürdistan’a da saldıracaklar.”
‘KÜRDÜN  VE KÜRDİSTAN’IN VAR OLDUĞUNU KABUL ETTİRDİLER’
Bu politikaya karşı bütün Kürt partilerinin siyasetlerini güncellemeleri gerektiğini söyleyen Baran, “Çoğu soğuk savaş döneminde kurulduğu için hala aynı ezberi tekrarlıyor ve hala o dönemde yaşadığımızı sanıyorlar ama çağ da, jeopolitik de, siyaset yapma biçimi de değişti. Mesela PDK, YNK ve PKK ile birlikte çoğu parti Kürtlerin ve Kürdistan’ın varlığının bile inkar edildiği bir dönemde ortaya çıktılar. Yöntemlerine katılalım ya da katılmayalım Kürdün var olduğunu, Kürdistan’ın var olduğunu kabul ettirdiler. Bizi artık yok saymadıkları için daha hızlı asimile etmenin yollarına başvuruyor veyahut Kürdistan’ın demografisine kastediyorlar. Ekonomik yahut askeri operasyonlarla ülkemizi insansızlaştırıyorlar. Dört parçadaki Kürtlerden beklenen yeni tehlikelere karşı siyaset yapmalarıdır” dedi.
‘KÜRTLER SİYASETLERİNİ ORTAKLAŞTIRMALIDIR’
PAKURD Genel Başkanı, bunun ilk adımının ise tüm Kürt partilerinin aralarındaki fikir ayrılıklarını bir kenara bırakarak, acilen ortak bir tavra yönelmeleri gerektiğini vurguladı. Baran, “Kürtler mensup oldukları veya destekledikleri partileri, Kürt milli mefkuresi etrafında bir araya gelmeye, stratejilerini ortaklaştırmaya zorlamalıdır. Bu kadar çok kutuplaşmış siyasetimizin bu kadar çok yanlış yapması da normaldir. Rojava’da yaşadığımız şey, bunu görmemizi sağlamalıdır” diye konuştu.
DAİŞ’İN ORTAYA ÇIKIŞI 
Baran, bugün Türkiye’nin bölgeye yönelik müdahalesi ile yeniden varlık bulması konusunda endişelerin ortaya çıktığı DAİŞ’i ve ortaya çıkış sürecini de yorumladı. Örgütün ortaya çıkışından bu yana birçok gücün işine yarayan bir pozisyonda tutulduğunu belirten Baran, bunu şu sözlerle açıkladı:
“Örneğin uluslararası güçlerin bölgeye girmeleri için meşruiyet kaynağı oldu. Kürtlerle diğerleri arasında fikri, ahlaki, siyasi ve coğrafi bir farkın ortaya çıkmasını ve Kürtlerde ulus-vatan duygusunun pekişmesini sağladı. İslamcılık batağına sağlanan Ortadoğu’nun yeniden akli düşünmesinin şartlarını ortaya çıkardı. Savaş başlarken şeytanlaştırılan Esad’ın o kadar şeytan olmadığının anlaşılmasına ve hatta vahşet gün yüzüne çıktıkça mesela Esad’ın kalması gerektiğine dair bir inanç yaratılmasına dahi yaradı.
Fakat en önemlisi DAİŞ, Ortadoğu’nun ortasında verdiği savaşla kendisi gibi düşünmeyen ve başkalarının varlığına dahi tahammül etmeyen radikalleri bir araya toplamaya ve en azından imha edilmelerine olanak sağlayan bir araç olmaya yaradı.”
‘DÜNYA KÜRTLER VE DAİŞ’LİLER ARASINDA BİR SEÇİM YAPMALI’
DAİŞ’in tekrar canlanmasının elbette bir sürü sorunla birlikte, bir çok taraf için bir sürü fırsat da yaratacağını belirten Baran, son olarak şunları söyledi: “Kürtler, işin Kürtlerle ilgili kısmını düşünmelidir. Dünya Kürtler ve DAİŞ’liler arasında bir seçim yapmalıdır. Vahşetten mi yanalar, yoksa Ortadoğu’nun tek seküler milleti olan Kürtlerden mi?”