GÜNÜN BİLGİSİ: Soğuk kış günlerinin kurtarıcısı bitki çayları nasıl tüketilmeli?

 

ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ: Boğazımız ağrıdığında, nezle ya da grip olduğumuzda, uyuyamadığımızda bile bitki çaylarının faydalarından yararlanıyoruz. Ancak dikkat etmemiz bir şey var ki o da bu çayları günlük kullanım dozumuz.

Hepimiz boğazımız ağrıdığında, nezle ya da grip olduğumuzda, uyuyamadığımızda bile bitki çaylarının faydalarından yararlanıyoruz. Hatta bazen doktora gitmek yerine direkt internetten okuduğumuz ya da komşunun, aktarın önerisine göre hareket edip aldığımız bitki çaylarının bizi iyileştirmesini umuyoruz.
Dikkat etmemiz gereken şeylerden biri kullandığımız bitki çayı kadar günlük kullanma dozumuz. Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği (MÜMSAD) tarafından önerilen kullanım şekli bitki ya da meyve çaylarında günde en fazla 5 kupa kadar, karışık bitki çaylarının ise günde en fazla 2 kupa tüketilebileceği şeklinde. Belirtilenden fazla tüketildiğinde bu çayların faydadan çok zararı olabiliyor.

BİTKİ ÇAYLARINI FAZLA TÜKETİRSEK NE OLUR?

Örneğin yeşil çay fazla tüketildiğinde içeriğinde bulunan kafein sebebiyle hipertansiyon ve çarpıntıyı tetikleyici etkisi bulunuyor. Kekik çayının ise tansiyon düşürücü etkisi bulunuyor. Yüksek tansiyon hastaları için faydalı gibi görünse de fazla tüketimi bu kişilerde tansiyon ilacı ile birlikte zararlı etkiye sebep oluyor. Ekinezya çayının doğum kontrol, alerji ve kolesterol ilaçları ile etkileşimi olduğundan, bu ilaçları kullananların bir uzmana danışmadan bu çayı tüketmesi önerilmiyor. Hamilelikte; bulantı ve kusmayı önlediği için de zencefil kullanılıyor. Ancak 1 gr üzerinde zencefil alınması adet söktürücü etkisiyle düşük riskini meydana getirebileceği için, uzmana danışarak güvenli doz aralığında kullanılması öneriliyor. Aynı şekilde adaçayı da hamilelerde kasılmalara sebep olduğundan önerilmiyor.

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün (HSGM) yaptığı bir açıklamaya göre, içeriği bilinmeyen karışım çaylardan uzak durulmalıdır. Gebelikte zencefil, portakal kabuğu, ahududu yaprağı, nane yaprağı, kuşburnu gibi bitki çaylarının günlük 2-3 kupa tüketimi önerilirken, papatya, yarpuz, dut, defne, hatmi çiçeği, hindiba, sinameki çaylarının tüketimi önerilmemektedir.

Yine HSGM’nin verdiği bilgilere göre, sıklıkla kullanılan bitki çaylarından adaçayının idrar söktürücü ve antiseptik; ıhlamurun idrar söktürücü, göğüs yumuşatıcı ve antioksidan; kuşburnu çayının bağırsak çalıştırıcı, sakinleştirici soğuk algınlığını azaltıcı ve antioksidan; papatya çayının gaz giderici; rezene çayının genel olarak hazımsızlık, mide ağrısı, gaz ve sindirime bağlı diğer problemleri giderici; anason çayının gaz söktürücü, mideyi güçlendirici ve öksürüğü yatıştırıcı gibi sağlığa yararları etkileri olduğu bilinmektedir.

AKTARDAKİ ÇAY MI SAĞLIKLI POŞET ÇAYLAR MI?

Bitki çayı yapmak için ya aktarlara gidiyoruz ya da marketlerdeki poşet çaylardan alıyoruz. Aktarlardan alınanın daha sağlıklı ve doğal olduğu, poşet çayların katkı maddesi, boya hatta dışındaki kağıdın dağılmaması için yapıştırıcı benzeri kimyasal içerdiğine dair söylentiler olsa da durum sanıldığı gibi değil. Aldığımız poşet çayın Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanmış Türk Gıda Kodeksi Çay Tebliğine uygun şekilde üretiminin yapılmış olması gerekiyor. Kodekse uygun üretilen ürünün kutusu üzerinde Türk Gıda Kodeksine uygun üretildiği belirtilmek zorundadır. Tüketiciler alışveriş yaparken buna dikkat etmelidir. Kodekste poşet çayların içerisinde bulunabilecek maddelerin bir standardı bulunmaktadır. Hammadde de buna uygun olarak seçilir. Kodekse uygun üretilen çayın yabancı madde, koruyucu ve renklendirici içermemesi gerekir. Sadece bazı meyve ve yeşil çaylarda aroma maddesi Türk Gıda Kodeksi Aroma Vericiler ve Aroma Verme Özelliği Taşıyan Gıda Bileşenleri Yönetmeliği’ne uygun olarak bulunur ve sağlığa zararlı değildir. Çayın dışındaki poşet kısım çayın içindeki bileşenlerin suya geçebileceği ağaç lifleri kullanılarak üretilmiş filtre kağıdından yapılır. Üzerinde zımba bulunan poşet çaylar kullanılmamalıdır. Aktarlarda ise bitkinin nereden ne zaman alındığı, üzerinde küf toksinlerinin bulunup bulunmadığı, nasıl kurutulduğu, ne kadar süredir açıkta beklediği ve bekleme şeklinin nasıl olduğu gibi tüketicinin sağlığı açısından bilmesi gereken bilgilere ulaşım imkansız hale geliyor. Hatta çoğu aktarda açıkta satılan bitkinin ne olduğu bilinmiyor, başka bir isimle satılıyor. Ancak bu kesinlikle fabrikalarda üretilen bitki çayları yüzde yüz güvenilirdir, aktarlardaki ise güvenilmezdir demek değildir. Mutlaka hileye başvuran işletmeler de mevcuttur. Keşke imkanımız olsa ve kendi içmek istediğimiz çayı kendi elimizle yetiştirip gönül rahatlığıyla içebilsek. Ancak böyle bir imkanımız olmadığından tüketici olarak içtiğimiz bitki çayının nasıl tezgaha kadar geldiğini araştırmak zorundayız.

*Beslenme ve Diyet, Fitoterapi Uzmanı Şeyda Sıla Bilgili’nin NTV’nin sitesinde bulunan bitki çaylarına yönelik önerileri ve uyarılarından alıntılanmıştır.