Aday listeleri ve seçim beyannameleri ‘kadınları’ gördü mü?

Yanıtı kadın örgütleri veriyor: Canan Güllü, seçmen listeleri için ‘kotaya sıkıştırılmış kadınlar’ yorumu yaparken, Feride Eralp bütünlüklü bir kadın yaklaşımı olmadığına dikkat çekiyor.

24 Haziran yaklaşıyor, partiler ve cumhurbaşkanı adayları manifesto ve bildirgelerini açıklıyor. Kadın örgütlerine, seçim sürecinde kadınların taleplerini görünür kılmak için bir araya gelen kadınlara soruyoruz:

Manifesto ve bildirgelerde kadınların talepleri ve sorunları nasıl ele alınıyor, hangi aday ne söylüyor, hangi parti nasıl değerlendirmelerde bulunuyor, sorunları nasıl tarif ediyor ve çözüm için ne sunuyor?
Seçim sürecinde “Kadınların Oyu Eşit ve Özgür Hayata; Değiştirecek Gücümüz Var” diyerek kampanya yürüten feministlerden Feride Eralp ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü yanıtlıyor:

FERİDE ERALP:
KADINLAR SADECE ŞİDDET VE İSTİHDAM BAŞLIĞINA SIKIŞTIRILAMAZ

Partilerin ve adayların seçim manifestoları kadınların talepleri ve sorunları açısından nasıl bir yerde duruyor?

Kadınların sorunları yalnızca ‘kadın sorunu’ değil, toplumsal sorun. Yani kadın meselesi sadece şiddet ve istihdam meselesi değil, bir genel bütçe/kaynak dağıtımı meselesi, siyasi yönetim (OHAL, vs.) meselesi, yoksulluk meselesi, sosyal politika meselesi, sağlık politikası ve nüfus politikası meselesi, eğitim meselesi, savaş politikaları meselesi ve daha nicesi. Demek istediğim, tüm bunlar aynı zamanda kadınların talep ve sorunlarıyla doğrudan ilişkili, tüm bunlar bir yönüyle ‘kadın’ veya toplumsal cinsiyet meselesi.

Kadın deyince yalnızca şiddet ve istihdamdan bahsetmek -ki genel olarak seçim manifestolarında gördüğümüz bu- kadınlar tüm bu alanlardan farklı ve özgün biçimlerde etkilenmiyorlarmış, dolayısıyla bu sorunların çözümünde toplumsal cinsiyeti esas almak gerekmiyormuş gibi yapmaktır. Ama mesela yoksullukla kadınların en ağır biçimde yoksullaşan kesim olmasının sebeplerine bakmadan çözmek mümkün değil, aynısı savaş için de geçerli, eğitimdeki dönüşüm için de…

Bunu böyle kapsamlı ele alan tek metin şu anda HDP’nin ‘Kadın Seçim Bildirgesi.’ Bir paragraf veya birkaç cümle yerine 62 sayfalık bir metinle tartışmış olması bile bir veri. Tabii ki bunu istihdam ve erkek şiddeti konularını önemsizleştirmek için söylemiyorum. Partilerin buna dair söz geliştirmek durumunda bırakılmaları da kadın mücadelesinin sonucu.

AKP, 16 YILDIR YAPMADIKLARINI YAPMA VAADİYLE SEÇİME GİDİYOR

AKP’nin beyannamesinde istihdam alanına dair kreş, kadın-erkek fırsat eşitliği, istihdam teşviki, vs. var. Şiddet alanında ise ŞÖNİM ve “konuk evi” – yani kadın sığınağı – gibi hizmetlerin geliştirilmesi var mesela. İlginçtir ki 16 yıldır iktidar olan bir parti 16 yıldır yapmamış, yapmayı tercih etmemiş olduğunu yapma vaadiyle seçime gidiyor. Halbuki biz her ilde ŞÖNİM yokken bunun yerine her ilde Aile ve Dini Rehberlik Bürosu olduğunu biliyoruz ve feministler olarak “Kadınların Oyu Eşit ve Özgür Hayata; Değiştirecek Gücümüz Var” kampanyası bünyesinde seçime giderken tam da bunları hatırlatıyoruz.Bütçenin sığınağa, eğitime, sosyal hizmete (ki var olan da şartlı yardım olarak sunuluyor) değil savaşa, Diyanete ayrıldığını biliyoruz. 16 yılda kadın istihdamının %7 kadar arttığını, bunun da çoğunluğunun güvencesiz olduğunu, kreşlerin ‘kamuya zarar’ diyerek kapatıldığını, sosyal hizmetin müftülüklere devredildiğini ya da kadınların sırtına yüklendiğini biliyoruz. Yaşıyoruz.

YALNIZCA OY TOPLANACAK SEÇMEN, LİSTE DOLDURACAK İSİM DEĞİLİZ

Milletvekili listelerindeki kadın temsiliyetini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında esas olarak şunu görüyoruz: Zamanın dar olması, yani baskınvari biçimde erken seçim yapılması, hemencecik kadın temsiliyeti meselesinin arka planda kalmasıyla sonuçlanmış. ‘Şimdi bununla uğraşacak zaman değil’ tipi anlayışın egemen kılınması klasik ve beklendik aslında. Ve söylemsel düzeyde – kadın hareketinin son yıllardaki rüzgârının, feminist gece yürüyüşlerindeki kalabalığın da etkisiyle – dillerden ‘kadınlarımız’ düşmese de bir yandan ‘ama kısa zamanda nitelikli kadın aday bulmak da zor’muş gibi bir hava var genel itibariyle. MHP’de sadece 2 ilk sıra adayı ve toplam 69 (%11) kadın aday olduğu için pek bahsetmeye gerek yok. Diğerlerine değinecek olursak: CHP’nin önceki seçime göre oranı düşmüş, AKP’nin biraz yükselmiş ama yine de AKP’de sadece 4 ilde ilk sırada aday var, CHP’de bu sayı 6. AKP 1 Kasım’daki oranını korursa en fazla 54 kadın milletvekili girecek meclise, yani yüzde 17 civarı. Aynısı CHP için de geçerli. İYİ Parti yüzde 25 oranında kadın aday göstermiş, daha önce seçime girmediğinden tam olarak ne kadarı seçilecek yerden bunu bilmek zor. Ama bir kadın cumhurbaşkanı adayı olsa da yalnızca 6 kadın milletvekili seçiminde ilk sırada. HDP ise, elbette tam bir eşit temsiliyet ilkesini uygulamaya koyamamış olsa da, ilk sırada 18 kadın, toplamda yüzde 38 oranında kadın adayla açık ara önde. Ayrıca, genel anlamda kadın aday oranı düşmüş gibi görünse de aslında seçilecek yerden kadın aday oranını artırmış; yani 1 Kasım’daki kadar oy alırsa yüzde 38.9’dan yüzde 40.67’ye yükseltecek kadın milletvekili oranını. Dolayısıyla kadınları yalnızca oy toplanacak seçmen veya liste doldurmak için isim görmekten farklı bir anlayışı, listede öne çıkan isimler çoğunlukla erkek olmuş olsa da, HDP’de gördüğümüzü söylemek doğru olur. Bu da HDP’nin tek ‘Kadın Seçim Bildirgesi’ açıklayan parti olmasıyla da birlikte değerlendirildiğinde yalnızca niceliksel değil, niteliksel bir farkı da ortaya koyuyor. Biz feministler açısından önemli bir nokta da kendisini bağımsız feminist olarak tanımlayan ve feminist hareketle ilişkili bir adayı yalnızca HDP listesinde görebiliyor olmamız. Tabii siyasette eşit temsil kadar içerik – yani kadınlar açısından eşitlik ve özgürlük temelli, genel ahlak söylemi ve aileci politikalarla hayatlarımızın cendereye sokulmadığı, bedenlerimizin savaş alanına çevrilmediği, emeğimizin değersizleştirilmediği ve sosyal politika yerine bakımdan sorumlu kılınmadığımız bir politik hat da önemli. Aynı erkek egemen çerçeve içinde kadınların pozisyon edinmesinden (ki bu bile epey zor, dolayısıyla değersizleştirmek için söylemiyorum) fazlası, bir dönüşüm bizim istediğimiz.

CANAN GÜLLÜ:
ZORUNDA OLMASALAR LİSTEYE HİÇ KADIN KOYMAYACAKLAR!

Aslında sadece rakamlara takılmak istemiyorum. Rakamları boş verelim çünkü o rakamlar kendi içinde siyasi partileri birbirleriyle rekabete sokuyor ve sen birincisin, sen ikincisin söylemini beraberinde getiriyor. Asıl önemli olan şu an kadınlar yüzde 50 mi değil mi? Değil, olay bu. Buna bakınca rakamların ne kadar trajikomik olduğu ortaya çıkıyor zaten. Yani karşımızdaki tablo şu: Kotaya sıkıştırılmış kadınlar. Yani zorunda olmasalar hiç koymayacaklar. Bu durum tüm partiler için geçerli. Şu an bana göre siyasette kadının adı yok.

SİYASİ PARTİLERE KIRMIZI KART GÖSTERİYORUM

Beyannamelerin tamamı henüz açıklanmadı ama HDP zaten kadın konusuna dokunan tek parti oluyor, yine öyle. Cumartesi günü CHP de açıkladıktan sonra bir genelleme yapılabilir ama ben bu haliyle siyasi partilere kırmızı kart gösteriyorum.

Kadın bakış açılarının hesaplı kitaplı olduğunu, kadın temsiliyetinin kotalara sıkıştırıldığını düşünüyorum. Bununla beraber örneğin 16 yıldır hükümette olan Adalet ve Kalkınma Partisi’ne şunu söylemek istiyorum: ‘16 yıldan bu yana iktidardasın, aklın neredeydi’ diye sormayacak mı kadınlar? Artık eskisi gibi ulufe verir cinsten cümleler kadınların karnını doyurmuyor. Kadınlar, özellikle de bu seçimde nereye, kime, nasıl oy vereceklerini çok iyi biliyorlar. Sadece kadın oldukları için, sadece listeye kadın aday koydukları için olmayacak seçimimiz. Çünkü biz, partilerin ve siyasetçilerin seçim öncesinde de kadın bakış açısındaki performanslarının izledik, izliyorduk. Yüreğimizin her yanışında; şiddetten, istismara her olayda kimin bizden yana olduğunu takip ettik. Muhalefet ya da iktidar olsun farketmez; kim bu konularla ilgilendi, duyarlılık gösterdi, yasalar için Meclis’te kim çaba sarf etti, gayret gösterdi, sokaklara döküldü ya da bu konuyla ilgili vatandaşa söz verdi, sivil toplumla işbirliği yaptı… Bu ülkede STK olarak Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonunun Meclise girişi yasaklandığında hangi parti vardı? O zaman bizim kriterimiz de bunlar olacak işte.

HAMALİYE KUVVET OLARAK KADINLAR…

2002’de de AKP “kadınların iktidara getirdiği parti” idi, o günden bu yana da listelerde hep hamaliye işlerini yapan kadınlar. Ama bu durum yalnız AKP için geçerli değil; bizdeki erkek siyaset bu anlayışın ötesine geçmiyor.

Partilerin genel durumu; örgütlerinin içindeki kadınları hamaliye kuvvet olarak gören, darda kaldığında kadın kolunu sahaya süren ama görev, koltuk paylaşımına geldiğinde “Hele biraz daha olgunlaşın” cümleleri kurulan bir yaklaşım söz konusu. Dolayısıyla kadınların oyu kadınlara gerçek anlamda değer veren, siyasetin içinde kadınları destekleyenlere olacak.
Madem nüfusun yarısı kadın, madem birlikte yaşıyoruz o zaman biz de artık sesimiz çıkaralım. Nasıl çıkaracağız sesimizi? Çıkarılacak yer demek ki sandıkmış, tüm partiler sandıkta görecek bu yaklaşımın sonuçlarını.

MECLİSİN KADIN TABLOSU
TBMM’de şu an 74 kadın milletvekili yer alıyor. Bir önceki dönemde 97 ve 24. yasama döneminde ise 79 kadın milletvekili bulunuyordu.
Meclis’te AKP’nin 34, CHP’nin 19, HDP’nin 17, MHP’nin 3 kadın vekili ve bir de bağımsız kadın vekil bulunuyor. (HDP’li 5 kadın vekil hâlâ cezaevinde.)
24 Haziran seçimleri için açıklanan parti listelerinde ise özellikle büyük şehirlerde HDP hariç tüm partilerde birinci sırada erkek adaylar yer alıyor. AKP, CHP, HDP, MHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Vatan Partisinin aday listelerinde kadın oranlarını BURADAN inceleyebilirsiniz.

Kaynak:Ekmek ve Gül

şişli escort avcılar escort esenyurt escort