Ama aşk var, bir tek aşk var / Mehmet Y. Yılmaz

Ama aşk var, bir tek aşk var Sanki derin bir ormanda kaybolmuş gibi, bu koca dünyada tek başımıza mı kalacağız?

Alıntı Yazılar 30.01.2021, 10:49 30.01.2021, 10:58
38
Ama aşk var, bir tek aşk var / Mehmet Y. Yılmaz

Ama aşk var, bir tek aşk var

Sanki derin bir ormanda kaybolmuş gibi, bu koca dünyada tek başımıza mı kalacağız?

Haberin 5N1K'sının K'sı, bir değil iki kişiydi: Hande Erçel ve Kerem Bürsin!

Ve haberin dikkatimi çekmesinin iki nedeni varsa; o nedenlerden ikincisi "Aşırı Yakın Arkadaşız" başlığıydı.

Kerem Bürsin kardeşimiz, Hande Erçel hanım ile aralarında aşk dedikodusu çıkınca "Hande ile aşırı yakın arkadaşız" demiş.

Benim yakın arkadaşlarım var ama doğrusu onlarla aşırıya kaçtığımızı düşündürecek bir hareket içinde de olmuyoruz.

Birlikte yaptığımız şeyler, yemek yemek, içki içmek, yürüyüş yapmaktan ibaret. Arada filme, tiyatroya filan gittiğimiz de olurdu tabii ama bir yıl var ki onu da yapamıyoruz.

Onun için "aşırıya kaçmamış yakın arkadaşlık" konusunda bir fikre sahibim de "aşırı yakın arkadaşlık" kavramını, tam olarak kavrayabildiğimi söyleyemem.

Kim bilir, belki de bu "seviyeli birliktelikten önceki aşama" olabilir.

Haberi okurken Angelina Jolie'nin Brad Pitt ile evlenmeden on yıl kadar önce yaptığı bir "açıklamayı" hatırladım.

Jolie, film setleri arasında gezer, kalan boş vakitlerinde de UNESCO adına hayır işleri ile uğraşırken, özel hayatına vakit bulamazmış.

Erkek dergilerinin "Top Ten" listelerinde her zaman yer alan bir kadından söz ediyoruz burada, dikkatinizi çekerim.

Peşinde sayısız "yakışıklı fakir – çirkin zengin" vs. erkek olan bir kadından.

Ama o yine de yapayalnızmış. Çünkü tanıştığı insanlarla arkadaşlığını tam geliştirecekken programı gereği bir başka yere gitmesi gerekiyormuş.

İyice tanımadığı insanlarla ilişkiye girmeyen "prensip sahibi" bir kadın olduğu için de cinsel yaşamı felaket durumdaymış.

Sonunda çözümü şöyle bulmuş: Sadece eski arkadaşları (sevgilileri değil, arkadaşları) ile birlikte oluyormuş.

Daha önceden tanıdığı, güvendiği, arkadaşlık etmekten hoşlandığı insanlar yani.

Onlara telefonda "üç günlüğüne New York'tayım, gel sevişelim" diyor, üçüncü günün sonunda herkes sepetini koluna takıp, kendi yoluna gidiyormuş.

Acaba bu arkadaşlık türü, "aşırı yakın arkadaşlık" sayılır mı?

Bana tarih öncesi gibi gelecek kadar yıllar önce Gelişim Yayınları'nda birlikte çalıştığımız bir arkadaşım afedersiniz biraz ayran gönüllüydü.

O yıllarda Gelişim Yayınları, oldukça genç nüfusuyla, neredeyse herkesin birbiriyle arkadaş olduğu kalabalık bir yayıneviydi.

Bu arkadaşımızın sorununun "kızlarla aşırı yakın arkadaş olma isteği" olduğunu düşünüyorum şimdi.

"Aşırı yakın arkadaş olma isteğini" belirttiğinde zavallı kızlar neye uğradıklarını şaşırır ve genellikle şu yanıtı verirdi: "Ama biz arkadaşız?.." Arkadaşım hiç bozuntuya vermezdi: "Birbirimize âşık olmamız için düşman olmamız mı gerekiyor?"

Bu anlattıklarıma bakıp, Kerem Bey ile Hande Hanım'ın "aşırı yakın arkadaşlıkları" hakkında imalarda bulunduğum sonucunu çıkarmayınız lütfen.

Bütün yaşam döngümüzü alt üst eden şu pandemi döneminde yakın –uzak demeden arkadaşlıklarımızın tadını çıkarmamız gerektiğinin altını çizmek için anlatıyorum bunları.

Kadınlar ile erkekler arasındaki arkadaşlığın, mutlaka cinsel bir yönü olacağını iddia edenler elbette var.

Toprağı bol olsun, Freud bunlardan biri ama o zaten nereye baksa bunu görüyordu.

Cinsel bir boyutu olsun ya da olmasın, yalnızlık duygusu hafife alıp, gülüp geçeceğimiz bir durum değil.

Birleşik Krallıktaki York Üniversitesi'nin bir araştırması ortaya koydu ki yalnızlık, en az sigara içmek kadar sağlığa zararlı.

Bu bulguya, 180 bin kişi üzerinde yapılmış 23 farklı araştırmanın sonuçlarının değerlendirilmesiyle ulaşıldı.

Yalnızlık çeken insanların kalp hastalıklarına yakalanma olasılıkları, normalden yüzde 29 daha fazla.

Araştırma ekibinin başı Dr. Nicole Valtorta, "sosyal ilişkileri zayıf olan kişilerin kalp hastalığına yakalanma riskinin, güçlü sosyal ilişkileri olan kişilerden yüzde 29 oranında daha yüksek olduğunu gördük. Felç riskinin ise sosyal olarak izole olmuş kişilerde yüzde 32 daha fazla olduğunu tespit ettik" diyor.

Ve sosyal medyada saatler geçirip, sosyalleştiğini zannedenler için de kötü bir haberim var:

Playboy kapak kızı, film oyuncusu Yvette Vickers, 2011'de Los Angeles'teki evinde ölü bulunmuştu. Komşusu onu evinin ikinci katındaki yatak odasında bulduğunda cesedi doğal olarak mumyalanmıştı.

Kalp krizi geçirdiğinde çalışır durumdaki klimanın önüne düşmüştü.

Klimadan gelen soğuk ve kuru havanın bu mumyalanma durumunu yarattığı düşünülüyor.

Ve bu nedenle kesin ölüm zamanını tesit edebilmek de mümkün olmadı.

Öldüğü için yanıtlamaya fırsat bulamadığı 16 bin Facebook postası vardı. Twitter hesabına da 880 tweet atılmıştı.

"Sosyal" medyada aktifti ama bu onu tek başına ölmekten kurtarmaya yetmemişti.

Yalnız yaşayanların sayısı tüm dünyada giderek artıyor ve öyle görünüyor ki "sosyal medyada" sosyalleşmek, bu yalnızlığın ilacı da değil.

1950'lerde Amerika'da içinde bir tek kişi yaşayan hanelerin oranı yüzde 10 iken, 2010'da bu oran yüzde 27'ye çıkmıştı.

TÜİK verilerine göre Türkiye'deki durum da giderek ABD'ye benziyor.

Evde tek başına yaşayanlarımız 2012'de nüfusun yüzde 8,6'sı iken 2019'da yüzde 16,9'a çıkmış bulunuyor.

2012'de bu 6 milyon 360 bin kişi demekti. 2019'da bu rakam yaklaşık 14 milyon kişiye çıkmış.

İki mislinden fazla bir artıştan söz ediyorum.

TÜİK'in 2019 İstatistiklerle Aile araştırmasında geniş ailelerin yüzde 26,9'unun yoksulluk sınırında yaşayan aileler olduğunu da hesaba katalım.

Yoksulluk nedeniyle isteseler bile ayrı eve çıkamayacak durumda olduklarını gösteriyor bu.

Yani "evde tek başına" yaşama eğilimindeki artışın devam edeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yalnızlık, çağdaş toplumların bir gerçeği ve ancak bu gerçekle baş edebilmenin yolu da "sosyal medya" değil.

Bilgisayar ekranında ya da elinizdeki telefondaki harflere, emojilere bakarak yalnızlığı yenebilmek mümkün değil.

Kaliforniya Üniversitesi (UCLA) bir "yalnızlık ölçer" geliştirmiş. 20 sorudan oluşuyor.

2010 yılı araştırmasına göre 45 yaş üstü yetişkinlerin yüzde 35'i "kronik" yalnızlık çekiyor. Bunların yüzde 20'si bu duruma son on yılda düşmüş.

Amerika nüfusunun yüzde 20'si "yalnızlık nedeniyle mutsuz" olduğunu söylüyor.

1985 yılında yapılan araştırmaya göre Amerikalıların yüzde 10'u ciddi bir konuyu konuşabilecekleri herhangi bir kimseye sahip değiller, yüzde 15'inin hayatta sadece bir tek arkadaşı var.

Aynı araştırmanın 2004 yılı sonuçları sorunun büyüdüğünü gösteriyor. Herhangi bir arkadaşı olmayanların oranı yüzde 25'e çıkmış, yüzde 20'sinin tek bir arkadaşı var.

Türkiye'de durum ne alemde, bununla ilgili bir veriye ne yazık ki ulaşamadım.

Rakamları biraz aşağıya doğru yuvarlarsak, yakın bir sonuç elde etmemiz olasıdır diye düşünüyorum.

Sosyal medya böylesine yaygınlaşmadan önce insanlar sosyalleşmek için hiç olmazsa sokağa çıkıyorlardı.

Kimseyi bulamasalar sohbet edebilecek bir barmen, bir berber, aynı takımı tuttuğu bir taraftar bulabiliyorlardı.

Kendileri gibi insanların devam ettikleri kulüplere, kahvelere vs. gidip, orada "canlı bir paylaşım" yaşayabiliyorlardı.

Bugün de bunu yapanlar var elbette, spor salonlarına düzenli devam edenlerin sadece sağlıklı yaşam için mi oralara gittiklerini düşünüyorsunuz yoksa?

"Dünya aktif Facebook nüfusunun" yarısının yaşadığı Avustralya'da yapılan bir araştırmadan da söz edeyim.

Facebook kullanıcıları, bilgisayar başında giderek daha çok vakit geçirdikleri için "aile içinde yalnızlık" sorunu yaşıyorlar.

1200 "uzun süreli Facebook kullanıcısı" üzerinde yapılan araştırma önemli bir "sosyal servet" sayılması gereken "yakın arkadaşlık" meselesinin giderek bu işten olumsuz etkilendiğini gösteriyor.

Peki bu kaçınılmaz bir sonuç mu?

Sanki derin bir ormanda kaybolmuş gibi, bu koca dünyada tek başımıza mı kalacağız?

Hayır, hiç sanmıyorum.

İnsanoğlu bugünkü medeniyet düzeyine sosyalleşerek, bunun kurumlarını yaratarak ulaştı.

Bir çaresi mutlaka bulunacaktır diye düşünüyorum.

"O vakte kadar ne yapacağız" diye soranlara Bülent Ortaçgil'den bir şarkı armağan ediyorum:

"Savaştık, savaşa yazdık / Yenen ağlar, yenilen ağlar / Bir baktık ki yapayalnızdık / Diyen ağlar, demeyen ağlar / Bir tek aşk var / Aşk var mı? Var.. Aşk Var!"

(Kaynak: Mehmet Y. Yılmaz T24 köşesinden yazdı https://t24.com.tr/yazarlar/mehmet-y-yilmaz/ama-ask-var-bir-tek-ask-var,29661 )

banner3
Yorumlar (0)
14
açık
Günün Anketi Tümü
2020- 2021 Yılın Şampiyonu Hangi Takım olur?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 36 83
2. M. United 36 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 36 64
5. Liverpool 36 63
6. Tottenham 36 59
7. West Ham 36 59
8. Everton 36 56
9. Arsenal 36 55
10. Leeds United 36 53
11. Aston Villa 36 49
12. Wolverhampton 36 45
13. Crystal Palace 36 44
14. Southampton 36 43
15. Burnley 36 39
16. Newcastle 36 39
17. Brighton 36 38
18. Fulham 36 27
19. West Bromwich 36 26
20. Sheffield United 36 20
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 37 83
2. Real Madrid 37 81
3. Barcelona 37 76
4. Sevilla 37 74
5. Real Sociedad 37 59
6. Real Betis 37 58
7. Villarreal 37 58
8. Celta de Vigo 37 53
9. Athletic Bilbao 37 46
10. Granada 37 45
11. Osasuna 37 44
12. Cádiz 37 43
13. Valencia 37 42
14. Levante 37 40
15. Deportivo Alaves 37 38
16. Getafe 37 37
17. Huesca 37 33
18. Elche 37 33
19. Real Valladolid 37 31
20. Eibar 37 30
Günün Karikatürü Tümü
banner56