Peker, yanmak, ezilenlerin pedagojisi.../ Peker ve ezilenlerin pedagojisi / Aysel Sağır

Savunmadayız; haramilerin ele geçirdiği kentlerin, hızla iç içe geçip, sonradan gelenin bir diğerini ani öldürücü darbelerle yok ettiği mekanlarına, ilişkilerine, olaylarına karşı tetikteyiz... / Peker, bizim sözümüzü, davranışımızı, öfkemizi çaldı!

Alıntı Yazılar 18.07.2021, 15:32 18.07.2021, 15:50
35
Peker, yanmak, ezilenlerin pedagojisi.../ Peker ve ezilenlerin pedagojisi  / Aysel Sağır

Aysel SAĞIR T24 Köşesinden Yazdı: Peker, yanmak, ezilenlerin pedagojisi.../ Peker ve ezilenlerin pedagojisi  

Peker, yanmak, ezilenlerin pedagojisi...

Savunmadayız; haramilerin ele geçirdiği kentlerin, hızla iç içe geçip, sonradan gelenin bir diğerini ani öldürücü darbelerle yok ettiği mekanlarına, ilişkilerine, olaylarına karşı tetikteyiz... Kırmızı, mavi fenerlerle süslenmiş, çıplak ampullerinden sarı ışıkların süzüldüğü o kasaba alanlarında kalmakta ısrar etmemiz bu yüzden

Bugünlerde, zorbalaşmış güçlerin ve hayatın vura vura, kıra kıra hiçliğe gönderdiği "gariplerin" sesleri dolaşıyor aramızda.

Sedat Peker yoksa, onların seslerine kapılmış olabilir mi(?!)

"Yakarsa dünyayı garipler yakar!" demişti bir videosunda.

Sahi, Peker, kendisinin de içinde bulunduğu -bir zamanlar- güç aygıtında dönen kirli işleri dile getirirken, ezilenlerin pedagojisine neden ihtiyaç duyuyor?

Haksızlık, adaletsizlik, vurgun, talan, cinayet gibi daha nice karanlığı başka bir şekilde dile getirmeyeceği için mi(?)

Hadi diyelim bu yüzden. Böylesi -tahmini- bir yanıt yeterli mi peki!

Gücün ve sahteliğin her türden şenlikli ayartmalarının karşısına geçip, varoluşunu onun kötücüllüklerine karşı kurarak, ama hep yeniden kurarak yananların; dilsel dışavurumunu, jestlerini ödünç almasından başka çaresi yok da ondan mı ya da?

Ya da, hayatın bilinçaltı taştı da ondan mı?

Elbette ki, hırsızın suçu var da; bizi fırlatan, bize fırlatılan nedir diye sormak gerekmez mi(?)..

"Sizi neyin fırlatmış olabileceğini ve ne yapmanız gerektiğini daha iyi anlamanız ancak sonradan olur" diyor, Brian Massumi. Yaşanmışlıkarın kıvrımlarından süzülerek gelen duyduğumuz o seslerin de, bizim seslerimiz olduğunu.

Yaşamın dönüşüm, süreç ve anlarının keskin uçlu olduğunu söylüyor ozanlar; acıtıyor. Travmatik olduğunu söylüyor psiko-sosyal analistler; yine acıtıyor. Öğretici olduğunu söylüyor etik bilimciler ama daha çok acıtıyor. Sonra da, işte -hep bir ağızdan- hayat, buralardan süzülerek toplumsal, bireysel bilinçaltlarına akar diye bir saptamada bulunuyorlar; ama bu kez acıtmıyor. Zira her şey, son saptama anına kadar geçen sürede olup bitiyor.

Hayatlarımız yana yana epeydir bilinçaltımızda yaşıyor ve onlara dokunmamızı istiyorlar bizden,

Büyük dönüşüm anlarında kendimiz yerine başkalarının yüzünü ve ismini kazıyıp, bize ait olanı bastırdığımız için hesap soruyorlar bizden. Bizim yanmamız sonucu açığa çıkan enerjiyle, bizim bendensel-zihinsel sarfiyatlarımızla çalışan hayatın motorunu görmediğimiz için. (İçinde yaşadığımız dünya, tam manasıyla, kesinti yaratarak, belirmeyi tetikleyerek, kapasiteleri ön hazırlayarak yeniden başatılabilen mikroalgılardan oluşur. Her beden her an bir dizi mikroalgının egemenliği altındadır. Beden, karmaşık bir biçimde, diziler halinde gelişen içeriden-hazırlıkların bir bileşimidir...)

Keskinleşmiş dönüşüm anlarında en saf, en temiz olanların nasıl yandığını ("en saf olan öder geçer!"), anlamak istemeyip, onlara, hayata olan borcumuzu ödemediğimiz için. O keskin dönüşüm anları, gemi azıya almış her yana sirayet edip, alevlerinin yakıcı dilini en derin kuytuluklara sokarken, ateşe yol açmak, onu rehber kılmak için seçtiklerini yakarken, o yangın yerlerinden hızla uzaklaştığımız için.

Spartakistler, Che'ler, aşk(lar)... dün olduğu gibi, bugün de yandığı için...

Zira akışkanlığını sürekli kılmak için yana yana kendini gerçekleştiriyor hakikat.

Aşk yana yana, dostluk yana yana...

Güç ve iktidar(lar)ın, hakikat süreçlerinin sızıntıları olduğunu öğrendik artık ve biliyoruz. Haramilerin buraları ezberlediklerini, hakikati kapmak için başında nöbet tuttuklarını da... Her birimizin yanması sonucu açığa çıkan, hepsi de birer inci tanesi değerinde yenilik olasılıklarımızı nasıl kaptıklarını da...

Tek bir hakikat varsa o da, kaybedenlerin, kaybetmek zorunda bırakılmışların, hayatı elden kaçırarak, gümbürtüye gidenlerin hakikatı olarak kendini ilan ettiği an ve süreçlerde geziniyoruz bu günlerde.

Savunmadayız; haramilerin ele geçirdiği kentlerin, hızla iç içe geçip, sonradan gelenin bir diğerini ani öldürücü darbelerle yok ettiği mekanlarına, ilişkilerine, olaylarına karşı tetikteyiz... Kırmızı, mavi fenerlerle süslenmiş, çıplak ampullerinden sarı ışıkların süzüldüğü o kasaba alanlarında kalmakta ısrar etmemiz bu yüzden.

Peker ve ezilenlerin pedagojisi

Peker, bizim sözümüzü, davranışımızı, öfkemizi çaldı!

"Sağ, insanların imgelemini kapıp, milliyetçi hisler ve eğilimler üretebiliyor, böylece günlük yaşamda olup bitenler karşısından gerçekten bir umutsuzluk ortaya çıkabiliyor..."

"Turan'ı kuracağız kardeşlerim!"

Bunu kim diyor peki?

Her konuşmasının bitiminde Sedat Peker.

Üstelik bir şiar gibi... Milyonlar hipnotize olmuş vaziyette, aval aval kendisine bakarken.

Kimseden tık yok. Özellikle de sol muhalefetten.

Z kuşağının bilinçaltına formatlar atıyor; "kırk yaşın altındaki kardeşlerim".

Kırk yaşın altındaki kardeşlerin ise bir gelecek tasavvuru yok!

Tümüyle suça bulaşmış bir karakter, bir ülkenin geleceğinin öznelerini biçimlendirecek yetkiyi görebiliyor kendinde. Tabii, kimse onun da bir güç aygıtı olduğunu, bu aygıtın başka bir düzleminde yer aldığını aklına bile getirmiyor.

Kırk yaşın altındaki kardeşlere gelince, güzel bir yaşam istiyorlar. Ancak bu güzel yaşam isteğinin içi dolu değil. Zira güzel yaşam denilen şey öyle hazırlop, bütün ögelerini oluşturarak gelmiyor kimsenin kucağına. Güzel olanın içini doldurmak, onu yaratmak için sıkı bir çaba gerekiyor ki, bu çaba ve mücadelenin nasıl bir şey olduğu biliniyor zaten. Düşünürler, sanatçılar, şairler, yazarlar, anarşistler, solcular, komünistler, ekolojistler, feministler... bunun için varlar. Yüzyıllardır insanlık, insanca yaşamanın, daha iyi bir dünya yaratmanın mücadelesini veriyor.

Ama her çağ çürümüşlükle, kötülükle, ırkçılıkla, faşizmle mücadele etmek için kendi koşullarını ve öznelerini yaratıyor.

Ama asla, karanlık işlerle organize olmuş özneleri muhatap almıyor.

Bu yeni çağda bizim toplum, söz konusu özneleri ve onun koşullarını oluşturamayıp yarata yarata Peker'i mi yarattı yoksa!

Devlet aygıtında dönen dolapları, kirli işleri (herkesin bildiği) onların içlerinden biri, tek tek ortaya döküyor.

Ama yer yerinden oynamıyor!

Herkes büyük bir iştahla, heyecanlı bir film seyredercesine, "Bakalım daha neler gelecek peşinden?" diye olası tahminler yürütüyor. Bu tahmin yarışında tutturup, anlatılanları en iyi analiz edenler ise, zeka ve uzak görüşlülükte birinci sıralara oturmanın gururunu yaşıyorlar.

Peki, bütün bu kaçma kovalamaca, hırsız-polis oyununda kim kazanıyor?

En önemlisi de neyi kaybediyoruz! İşte bu çok önemli!

Büyük, çok büyük bir şey yitirdik ya da yitirmek üzereyiz.

Birisi çıktı ve yıllardır içimizde, saklı davranışlarımızda, acılarımızda, yoksunluklarımızda, umutlarımızda, niyetlerimizde, gelecek hayalimizde, öfkemizde biriktirdiğimiz, biriken ne varsa elimizden aldı.

İşte bunu yitirdik!

Peker, bizim sözümüzü, davranışımızı, öfkemizi çaldı!

Her birimiz içimizden ona hayranlık duyuyoruz: Vay be, helal olsun adama! Bir yığın kirli iş tutmuş ama, ifşa etmekten çekinmiyor! Bakanları, medya patronlarını, satılık gazetecileri, yöneticileri aşağıladığı lakaplarla nasıl da yerle bir ediyor!

İçimizin yağı eriyor. Birikmiş öfkelerimiz gerçek muhataplarına doğru daha yola çıkmadan, çıkmak için kendine bir yol bulamadan birisi tarafından derdest ediliyor.

Hatta edildi bile.

Pamuk gibi olduk şimdi. İçlerimizde patlattıkları öfkelerimizle bizi birer hasta yaratıklara dönüştüren gerçek failler, Peker'in bir el hareketiyle ortaya çıktılar ve bu kadarı bize yetti.

Treni kaçırdık. Tarihsel an'ları gevezeliğimizle bir kez daha çar çur ettik.

Z kuşağını da Peker'in eline verdik!

Kırk yaşın altındaki kardeşlerimiz olur da "Turan"ı kurmaya kalkışırlarsa hiç şaşırmayalım!

Haa, onlarda nasıl bir cevher var bilmiyoruz ama, bazılarının iyi birer ikbal avcıları olduğu kesin. Büyüklerinden böyle görmüşler. En itibarlı işlere nasıl konulur iyi biliyorlar. Bir profesör arkadaşım, kendisine teslim edilen doktora ve yüksek lisans tezlerinin yüzeysel ve ezbere tanımlamalarla, çalakalem referanslarla içlerinin nasıl da boş olduğunu söylediğinde bu yüzden hiç şaşırmadım.

Ezilenlerin pedagojisini kullanarak, soldan referans aldığı kavram, söz ve davranışlarla bir kapma aygıtı işlevi görüyor Peker. Güç ve iktidar yapılarının en iyi bildiği şeyi yapıyor yani. Sonrasına gelince, malum...

Su akıyor, sol bakıyor!

Yorumlar (0)
29
açık
Günün Anketi Tümü
Sitemizi nasıl buldunuz?
Sitemizi nasıl buldunuz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30
Günün Karikatürü Tümü
banner56