banner9

banner8

11.10.2022, 10:23 27

Anaların konferansı, acıya ve söze kendini kapama

Rozerin Çukur’un annesi Fahriye Çukur’du. “Bizim içimiz yanıyor. Acımızı anlatamıyoruz. Acımız içimizde kaldı, yarım kaldı, anlatamadık. Acımızı dostumuza, komşumuza bile anlatamadık. Çocuklarımızın cenazesini vermediler, bizi yaşarken cezalandırdılar. Sur’da halen çocuklarımızdan parçalar var. “Bilmek, anlatmak başka, yaşamak çok daha başka. Kızınla, evladınla her gün, her saat ölmek” sözleri konferans salonunu sarstı. “

Daha önce iki yazımda söz ettiğim Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi, 8-9 Ekim 2022 tarihlerinde Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evinde geniş katılımlı Ölüye Saygı Ve Adalet Konferansı düzenledi.

Gerçeklerle, tarihle yüzleşmek ve İnisiyatifin yol haritasını belirlemek amacıyla yapılan konferansta, farklı ülke deneyimleri ve bu topraklarda yaşanan, birbirinden hem çok farklı hem de çok benzeyen; ölülere, mezarlıklara ve farklı grupların kutsallarına saldırılar ele alındı. İnisiyatifin yol haritası tartışıldı.

İnisiyatifi tanıtan sinevizyonun gösterilmesi sonrası konferansın ilk günü açılış konuşmalarını İnisiyatif eş sözcüsü Derya Aydın ve Zorla Kaybetmelere Karşı Avrupa Akdeniz Federasyonu (FEMED) Başkanı Nassera Dutuor yaptılar. İkinci gününün açılış konuşmasını İnisiyatif eş sözcüsü Mahmut Erol yaptı.

Konferansta Eren Keskin, Remzi Altınpolat, Aslı Zengin, Hişyar Özsoy, Elif Bulut ve Nimet Tanrıkulu oturumları yönettiler. Nadire Mater ise kapanış konuşmasını yaptı.

Konferansın ilk günü “Türkiye’de ölülere yönelik çok yönlü şiddet” başlıklı ilk oturumda; Ayhan Yalçınkaya, Yusuf İnal, Murad Mıhçı, Mele Abdülbari Tiryaki, Ercan Geçmez, Taha Elgazi ve Mekiye Ormancı çeşitli toplumsal kesimlerin deneyimlerini aktardılar.

“Etik, hukuk ve (nekro)politika” başlıklı 2. Oturumda; Ali Duran Topuz, Cana Bostan, Atalay Gökçe ve Hülya Dinçer sunum yaptı.

Tutulamayan yaslar ve ölülere yönelik şiddetle mücadele deneyimleri 1” başlıklı ilk günün 3. ve son oturumunda; Şeyhmus Karadağ, Hasan Karakoç, Nedime Erdoğan, Zeki Baran ve Arjantinli konuştu.

9 Ekim Pazar günü konferansın ikinci gününün “Dünyada Ölülere Yönelik Şiddet ve mücadele: Uluslararası deneyimler” başlıklı ilk oturumunda; Bosna Hersek’ten Ewa Klonowski, Güney Kürdistan’dan Mohammad Kawthar, Lübnan’dan Souhad Karam, Filistin’den Umar al-Ghubari katılımcılara kendi deneyimlerini aktardılar.

İkinci günün “Tutulamayan yaslar ve ölülere yönelik şiddetle mücadelede deneyimleri” başlıklı 2. oturumunun konuşmacıları; Evin Genç, Eyüp Burç, Nafiye Yiğit ve Melis Kaya oldu.

Son günün son oturumu ise konferans katılımcılarının söz aldığı, “Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi: Ne yapmalı, nasıl yapmalı?” başlıklı iki saatlik forum oldu.

Anlatmak, bilmek ve yaşamak

Türkiye’de 1915’ten günümüze insanların yaşamları boyunca yaşadıkları eşitsizliğin, öldükten sonra da nasıl ve neden sürdürüldüğü masaya yatırıldı.

Mezarların tahrip edilmesi, toplumsal şiddetin yaygınlaştırılması, silahlı çatışma ve kültürel şiddet arasındaki güçlü bağı ve birbirini beslemesinin kanalları ve yöntemleri konularında benzer örneklerin yaşandığı ülkelerden hiç de geri kalan bir yanımızın olmadığı anlaşılıyor.

Türkiye’yi yönetenlerin ne derece İsrail’i yönetenleri örnek aldıklarını, onları taklit ettiklerini, katılımcılar zaman zaman hayretler içinde dinlediler.

Türkiye’de azınlıkların, ötekilerin ölülerine, çatışma sırasında yaşamını yitiren ve ele geçirilen Kürtlere karşı uygulanan şiddet, beden bütünlüğünü bozmak, cenaze törenlerini engellemek, mezarları tahrip etmek, taziyeleri yasaklamak, kimsesizler mezarlıklarına gömmek gibi uygulamaların bizde ve bütün dünyada yaygın ve sürekli olduğu ortaya serildi.

Ana akım medyanın bütün bunları gizleme, araçsallaştırma görevini çoğu kez saçmalayarak yaptığı, değişik örneklerle aktarıldı.

Bu nedenle, ülkemizde hukuksuz, yasadışı ve insani olmayan devlet kaynaklı bu ayrımcılığı ve şiddeti; egemen ve çoğunluk olan Türk toplumu genellikle duymuyor, görmüyor.

Bu bakımdan mağdurların dışında kalan kesimin toplumsal duyarlılıklarını geliştirecek çalışma yöntemleriyle, dil ve yaklaşımla hakikatlerin kamusal alana taşınmasına, bilinir hale getirilmesine dikkat çeken çok sayıda konuşma yapıldı.

Konferansın katılım ve konuşmacılar bakımından yeterli ve amacına denk düşen zenginliği içermediği söylenebilir. Mağduriyet söylemi ve siyaseti ilerisine geçilmiş ve kurucu siyaset yapabilmenin yolu, önü tam açılabilmiş değil.

Bölgeden 30’a yakın beyaz tülbentli ananın katıldığı toplantıda, 250 kişilik salonda az sayıda doğrudan mağduriyet yaşamamış katılımcının olması ciddi bir soruna işaret ediyor. Bu, Kürtlerin sözüne, acısına duygularını, düşünsel algısını kapatmanın ve ön yargıların hâlâ ne derece yaygın olduğunu gösterir. Aynı zamanda, toplum içinde ülke sorunları arasında öncelik ve risk sıralaması yapan yanlış bir anlayışın olduğunu ortaya koyuyor.

Bir konuşmacının ifade ettiği gibi, bu gidişle bu ülkede birkaç nesil daha ölülerimizin mezarları ve kemikleri aranmaya, mezarları tahrip edilmeye devam edilecek gibi görünüyor.

Neden “anaların konferansı  dememe açıklık getireyim. Yetmiş yaşına merdiven dayamış veya aşmış, ülkenin en uzak illerinden davetli anaların, konferansın forum bölümünde yaşadıklarını, acılarını, beklentileri dillendirmelerini, dinleyicilerin büyük bir bölümü gözyaşlarıyla dinlemekte bile zorlandılar.

Konferansa damgasını anaların bu bölümdeki acılarını, yaşadıklarını dillendirmeleri ve önceki oturumlardaki yaşanmışlıklar, tecrübeler vurdu. Bu nedenle anaların konferansı fazlasıyla uygun düşmekte.

Bu analardan biri de Sur’da lise öğrencisi 16 yaşındaki Rozerin Çukur’un annesi Fahriye Çukur’du. “Bizim içimiz yanıyor. Acımızı anlatamıyoruz. Acımız içimizde kaldı, yarım kaldı, anlatamadık. Acımızı dostumuza, komşumuza bile anlatamadık. Çocuklarımızın cenazesini vermediler, bizi yaşarken cezalandırdılar. Sur’da halen çocuklarımızdan parçalar var. “Bilmek, anlatmak başka, yaşamak çok daha başka. Kızınla, evladınla her gün, her saat ölmek” sözleri konferans salonunu sarstı.

Bu türden ayrımcılık ve şiddet gerçeğinin ortaya çıkarılması, hakikatlerin kamusal alanda doğru bir biçimde ifade edilmesi, şiddetin, çatışmanın son bulması için şart. Yoksa kötülüklere karşı toplumsal duyarlılık değil, toplumsal kanıksama, duyarsızlık gelişiyor, şiddet ve çatışma kronikleşiyor.

Ölüye Saygı ve Adalet Konferansı gibi çalışmalar, Türkiye’nin barışına giden yolda yeni bir kapıyı aralıyor. İnisiyatif’in çalışması, bu anlamda farklı, özgün sorun ve çözüm alanlarına parmak bastı.

Bu vesileyle bir öneriyi dillendirmekte yarar görüyorum: CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Kürt sorunu dâhil birçok alanı kapsayan Helalleşme Açılımı çerçevesinde toplumun farklı kesimleriyle diyalog kurmakta, toplumsal barışın zeminlerini inşa etmek niyetiyle ziyaretler yapmakta.

Kürt savaşında devlet tarafından derinleştirilen, ölüye şiddet ve ayrımcılıktan kaynaklanan toplumsal acıyla, dağları delecek duruma ulaşan bu büyük yarayla yüzleşmeyi, helalleşmeyi Kılıçdaroğlu da acilen gündemine almalıdır. Demokrasiye, hukuka ve adalete kapı aralamanın yolu, ölüye saygı göstermekten geçer. Adaleti sağlamak için bu adım atılmalıdır.

Ölüye Saygı Ve Adalet Konferansının sonuç bildirgesi Konferans Hazırlık Komisyonu tarafından önümüzdeki günlerde kamuoyuna duyurulacak.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Bu Pazar Erken Seçim Olsa Oyunuzu Hangi İttifak'ına  verirsiniz?
Bu Pazar Erken Seçim Olsa Oyunuzu Hangi İttifak'ına verirsiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Rizespor 14 25
3. Pendikspor 14 25
4. Keçiörengücü 14 25
5. Boluspor 14 25
6. Samsunspor 14 24
7. Manisa FK 14 23
8. Bodrumspor 14 22
9. Bandırmaspor 14 21
10. Sakaryaspor 15 19
11. Altay 14 18
12. Adanaspor 14 17
13. Göztepe 13 17
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 14 14
16. Altınordu 14 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 14 7
19. Denizlispor 14 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4
Günün Karikatürü Tümü