02.12.2021, 18:56 13

Biz Emekçiler anladığı Asgari Ücret!

BİZ EMEKÇİLERİN ANLADIĞI ASGARİ ÜCRET! 

     Asgari ücretle ilgili yapılan eylem ve etkinlikler geçmiş yıllara nazaran başta internet basını olmak üzere tüm genel akım medyada ekonominin aldığı vaziyetten kaynaklı gündemin baş sırasında yer aldı. 2022 yılının asgari ücretinin belirlenmesinde de onun için yapılan eylem ve etkinliklerin basında gereği gibi yer almasının temel nedeninin sınıf mücadelesinin düzeyi ve örgütlenme seviyesinin çok güçlü olması değildir. 

      2022 yılının asgari ücretini gündemin baş sırasına oturtan yoksulluğun tavan yapmış olma gerçekliliği ve asgari ücretin çalışan nüfus oranına göte yüzde ellileri aşmasından kaynaklı olduğu bilinmelidir.(Dolarizasyon, enflasyon, vb. İlgili herkesin bildiği etkenleri sıralayıp yer işgal etmeye gerek bile görmüyorum.) 

  Gerçekte asgari ücret, emekçilerin tarihsel kazanımlarından biridir. 1890 yılında Avusturya ve Yeni Zellanda’da uygulanmaya başlandı. Daha sonra Avrupa’ya ve giderek tüm dünyaya yayıldı. 

    Çalışma saatlerinden tutalım da, ücret ve diğer sosyal haklara kadar hemen her şeyin tamamen kuralsız bir şekilde işlediği o dönemde ücret mücadelesi sınıf hareketinin önemli bir parçasını oluşturuyordu. Kuralsız-keyfi ücretlendirme karşısında, bir işçinin ailesiyle birlikte kendisini yeniden üretebileceği ortalama bir ücretin belirlenmesi önemli bir kazanımdı. Bu kazanım, 1928′de Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)‘nun kabul ettiği sözleşmeyle belirli ölçütlere bağlandı. Yıllar içerisinde asgari ücretin belirlenmesi tüm sınıf için kolektif bir toplu sözleşme anlamı taşıdı. Bu ücret, sınıfın toplu sözleşme yapma hakkına sahip sendikalı kesimlerinin ücretlerinin belirlenmesinde de bir parametre haline geldi.  

     Ülkemiz bu sözleşmeyi 1973 yılında imzaladı. 1989 yılında ise asgari ücret uygulaması ülke genelinde yaygınlaştırıldı. Çünkü artık tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de üretim sermayenin neoliberal politikaları temelinde yapılanıyordu. Taşeronlaştırma, özelleştirmeler, sendikasızlaştırma, dolayısıyla güvencesizlik-kuralsızlık bir olgu haline geliyordu. Aynı politikalar sınıf hareketinin zayıflamasıyla birlikte ücret sisteminde de ciddi değişiklikler yaratıyordu/yaratıyor. Eskiden ücret (asgari olan da) bir işçinin ailesiyle birlikte kendisini yeniden üretebilmesinin asgari karşılığı olarak belirlenirken, giderek bir işçinin tek başına asgari ihtiyaçlarını temel çıta haline getirilmesine evrildi. 

     Sadece bir işçinin kendisini yeniden üretmesinin asgari koşulları beslenme, barınma, ulaşım, ısınma, giyinme, elektrik-su giderleri, sağlık gibi ihtiyaç kalemlerini karşılayabilmesi demektir. Eğitimi, kültür-sanatı, gezme ve diğer eğlenme biçimlerini bir yana bırakıyoruz. Bu ihtiyaç kalemlerinden baktığımızda -bugün ülkemizde ve aslında giderek tüm dünyada- asgari ücretin en fazla kira ve faturaların yatırılmasına yettiğini biliyoruz! Bu ücretin 4 kişilik bir işçi ailesinin ancak 1 haftalık asgari ihtiyaçlarını karşıladığıysa açık. 

    Kısacası gelinen noktada ücret karın tokluğuna bile yetmeyecek miktardadır. Keza ücretler düştüğü oranda, temel ihtiyaçlar da piyasalaşıyor. Eğitim, sağlık, ulaşım, ısınma gibi toplumsal ihtiyaçların hepsi fahiş fiyatlarla satılan metalara dönüşüyor. En temel gıda ürünlerine ulaşmak bile zamlarla birlikte giderek güçleşiyor. O yüzden de bugün bir işçinin asgari geçim ve yeniden üretimi için en az iki kişinin çalışması bir zorunluluk haline gelmiştir. Ki bu bile kredi kartlarına bağımlılıkla birlikte söz konusu olabiliyor. Çocuklar bile belli sürelerde çalışmak zorunda kalıyor. 

     Gelinen noktada Türkiye’de sınıfın ana gövdesi asgari ücrete talim eder durumdadır. Bunun rakamsal karşılığı 15 milyona yakındır. Bu 15 milyonun aileleriyle birlikte toplam sayısının 55 milyonu aştığı bilinmelidir. Artık güvenceli-sendikalı ve toplu sözleşme hakkına sahip işçiler sınıf içinde sadece yüzde 5 gibi küçük bir çekirdeği oluşturuyor! İşsizlik oranları katlandıkça zenginler için işçinin kendisini yeniden üretebilmesinin ölçütleri de en alt sınıra çekiliyor! 
     Sermaye sahibi azami kar güdüsüyle asgari ücreti yaş ve bölge farklılıklarına göre kategorize ederek sınıf içi bölünmenin önemli bir aracına dönüştürüyor. Son düzenlemelerle 18 yaş altındaki işçilerin aldığı asgari ücret normalin altında. Ki bu patronlar için devasa bir kar kaynağı. Çünkü ücretle birlikte sigorta primlerinde de belirgin farklılıklar oluyor. 18 yaşın altında istihdam edilecek işçi sayısının 2,7 milyon olduğunu düşünürsek ne demek istediğimiz anlaşılır. Aynı şey bölgesel asgari ücret açısından daha fazla böyledir. Fiilen uygulanan bu ücretlendirme işçi sınıfını kendi içinde rekabete sürüklemenin yanı sıra, tüm sınıfın kolektif haklarının en alt sınıra çekilmesi için önemli bir basınç unsuru olarak kullanılıyor/kullanılacak! 
      Asgari ücret patron-devlet ve sendikalardan oluşan 3’lü bir komisyonca belirleniyor. Görünürde son derece “demokratik” olan bu uygulamanın gerçek karşılığıysa patronların borusunu öttürmeleri oluyor. Sınıf mücadelesinin güçlü bir basınç oluşturmadığı koşullarda bu son derece doğaldır! O nedenle de günümüzde artık tüm sınıfın toplu sözleşmesi niteliği kazanan asgari ücretin belirlenmesi de tüm sınıfın sorunu olmalı, bu iş sendika bürokrasisine ve özünde patronları temsil eden komisyonun keyfi tutumuna bırakılmamalıdır. Asgari ücretin bir işçinin ailesiyle birlikte kendisini yeniden üretebileceği, insanca yaşayabileceği tüm ihtiyaç kalemlerini karşılayacak bir düzeyde belirlenmesi için emekçilerin birleşik, alan tutucu eylem ve etkinliklerle görünür ve gücünün hissedilir olması gerekmektedir. 

                                                                                                             

Yorumlar (0)
4
açık
Günün Anketi Tümü
"Erken seçim olursa Cumhurbaşkanı kim olmalıdır? "
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 50
2. Konyaspor 20 39
3. Hatayspor 21 35
4. Başakşehir 20 34
5. Adana Demirspor 21 34
6. Fenerbahçe 21 33
7. Beşiktaş 21 32
8. Alanyaspor 21 32
9. Gaziantep FK 21 31
10. Sivasspor 21 30
11. Karagümrük 21 30
12. Kayserispor 21 28
13. Galatasaray 21 27
14. Giresunspor 21 25
15. Antalyaspor 21 23
16. Göztepe 21 21
17. Kasımpaşa 21 21
18. Altay 21 18
19. Rizespor 21 18
20. Ö.K Yeni Malatya 21 15
Takımlar O P
1. Ümraniye 20 42
2. Ankaragücü 20 42
3. Erzurumspor 20 38
4. Eyüpspor 20 36
5. Bandırmaspor 20 33
6. İstanbulspor 20 33
7. Samsunspor 19 30
8. Adanaspor 19 29
9. Tuzlaspor 20 27
10. Gençlerbirliği 19 26
11. Manisa Futbol Kulübü 20 25
12. Boluspor 19 24
13. Kocaelispor 20 24
14. Keçiörengücü 20 23
15. Menemen Belediyespor 20 23
16. Altınordu 20 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 20 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 22 56
2. Liverpool 21 45
3. Chelsea 22 43
4. West Ham United 22 37
5. Arsenal 20 35
6. Tottenham 18 33
7. M. United 20 32
8. Wolverhampton Wanderers 20 31
9. Brighton 20 28
10. Leicester City 18 25
11. Crystal Palace 21 24
12. Southampton 21 24
13. Aston Villa 20 23
14. Brentford 21 23
15. Leeds United 20 22
16. Everton 19 19
17. Watford 19 14
18. Norwich City 21 13
19. Newcastle 20 12
20. Burnley 17 11
Takımlar O P
1. Real Madrid 21 49
2. Sevilla 20 44
3. Real Betis 20 34
4. Atletico Madrid 20 33
5. Real Sociedad 20 33
6. Barcelona 20 32
7. Rayo Vallecano 20 31
8. Villarreal 21 29
9. Athletic Bilbao 21 28
10. Valencia 20 28
11. Espanyol 20 26
12. Osasuna 20 25
13. Granada 20 24
14. Celta Vigo 20 23
15. Elche 21 22
16. Mallorca 20 20
17. Getafe 20 18
18. Deportivo Alaves 20 17
19. Cadiz 20 14
20. Levante 20 11
Günün Karikatürü Tümü