CHP Mersin Milletvekili Av. Alpay ANTMEN: “Türkiye’nin en büyük sorunu demokrasidir”

ANKARA ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ RÖPORTAJ: Eski Mersin Baro Başkanı ve Mersin  Milletvekili Avukat Alpay ANTMEN Genel Yayın Yönetmenimiz Hamza ÖZKAN’nın sorularını yanıtlarken; “Mersin Barosu 8 Mart 2013 yılında Türkiye’nin İstanbul ve Ankara’dan sonra üçüncü “Kadın Hakları Merkezini” açtı ve bu güne kadar binlerce kadına destek oldu. Yine Mersin Barosu nezdinde “Çocuk Hakları Merkezi”kurularak çocuk istismarı ile ilgili büyük bir mücadele verildi. Mersin Barosu ilk olarak İnsan Hakları Merkezini açan Baro oldu” ifadelelerini kullandı.

Söyleşimize Avukat Alpay ANTMEN kimdir diyerek başlayalım?

Mersin, 1969 doğumluyum, Mersin Barosu ve birçok Sivil Toplum Kuruluşunda emek vermiş ve 2 dönem de Mersin Barosu Başkanlığı yapmış iki çocuk babası Mersinli bir avukatım.

2012-2014, 2014-2016 yılları arasında iki dönem Mersin Barosu Başkanı olarakgörev yaptınız. Başkanlık yaptığınız dönemde, öncesinde ve sonrasında neler yaşadınız mesleki anlamda. Baro başkanlığı yapmak sizin için nasıl bir anlam taşıyordu ve 2016’dan sonra neden başkanlığa devam etmediniz?

Ankara Hukuk Fakültesi’ni 1990 yılında bitirdim ve Özel Hukuk alanında Yüksek Lisansımı tamamladıktan sonra 1992 yılında Mersin’de serbest avukatlık yapmaya başladım.

İlk defa 1998 yılında altı yıllık avukat iken Mersin Barosu Yönetim Kurulu üyeliğine aday oldum ve Mersin Barosu’na hizmet aşkı kanıma girdi.1998 yılından sonra aralıksız olarak Baro komisyon ve organlarında emek verdim ve aralıksız staj oklunda stajyer avukatlara çeşitli konularda dersler verdim.

Baro emekçiliği ve Baro yöneticiliği mesleki ve sosyal anlamda kendimi geliştirmemde çok büyük rol oynadı.

İlk kez 2010 yılında Cumhuriyetçi, ekibimiz dağılmasın diye, çok da umut taşımaksızın Baro Başkanlığı’na, aday oldum ve kimsenin beklemediği bir oy alarak sadece 23 oy ile ikinci oldum.Seçimlerin ertesi günü çalışmaya devam ederek 2012 ve 2014 yılında üst üste iki kez Mersin Barosu gibi Türkiye’nin ilk onu barosu içinde yer alan Mersin Barosuna başkanlık etme onuruna nail oldum.

Bu göreve gelirken sadece iki dönem görev yapacağımı ve koltuğa yapışmayacağıma söz verdiğim için 2016 yılında sözümü tutarak Baro Başkanlığı’na aday olmadım.

Mersin Barosu Başkanlığını yürüttüğünüz dönemde hangi alanlarda çalışmalar yaptınız?

Baro Başkanlığı dönemimde önceliğim avukatların haklarını savunmak oldu. 2012 yılından 2016 yılına kadar Mersin barosu avukatlarını adliyede, savcılıkta, karakolda, iyi gününde, kötü gününde hiç yalnız bırakmadım, ezdirmedim.

Avukatlık Akademimizi kurarak stajyerlerimize, avukatlarımıza ve hatta avukat yardımcılarımıza sürekli meslek içi eğitim verdik.Bunun yanında Mersin Barosu Mersin ve Türkiye’nin her bir yerinde, haksızlığı yapan kim olursa olsun, haksızlığa kim uğrarsa uğrasın, hiçbir ayrım gözetmeksizin haksızlıklara karşı dimdik mücadele etti.İnsan hakları, kadınhakları, çocukhakları, hayvan hakları mücadelesinde Mersin barosu tüm Türkiye’ye örnek oldu.

Mersin Barosu 8 Mart 2013 yılında Türkiye’nin İstanbul ve Ankara’dan sonra üçüncü “Kadın Hakları Merkezini” açtı ve bu güne kadar binlerce kadına destek oldu. Yine Mersin Barosu nezdinde “Çocuk Hakları Merkezi”kurularak çocuk istismarı ile ilgili büyük bir mücadele verildi. Mersin Barosu ilk olarak İnsan Hakları Merkezini açan Baro oldu.

Özellikle 2015-2016 yılında “düşlerime dokunma” projemiz ile binlerce okul çağı çocuğumuza iyi dokunma-kötü dokunma ve çocuk hakları anlatarak farkındalık yarattık.

Mersin Barosu gezi olaylarında hayatını kaybedenlerin davaları başta olmak üzere, Özgecan Aslan cinayeti, Karaman Ensar Vakfı rezaleti, Aladağ Yurt yangını gibi bütün toplumsal davalarda ezilenlerin ve mağdurların yanında durdu.

2012-2016 döneminde 4 yıl boyunca Mersin Barosu’nu halk ile bütünleştirdik ve “halkın avukatlarıyız” sloganı ile halkımıza “avukatsız iş yapmayın, paranız yoksa Mersin barosu var” diyerek CMK ve adli yardım hizmetlerimizi en üst seviyeye çıkartarak; özellikle mağdur ve parasız vatandaşımıza ceza davalarında yılda on binlerce, hukuk davalarında bini aşkın kez ücretsiz avukat tayin ettik.

Yani nerede hukuksuzluk varsa Mersin Barosu hep orada oldu.

Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile Mersin Nükleer Karşıtı Platformunda çalıştınız; bu platformların kuruluş amacı neydi, bu platformlarda hangi çalışmaları yürüttünüz?

Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Mersin’de Baro, Sendikalar demokratik sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin oluşturduğu demokrasi ve hak mücadelesi veren bir platformdur. Platformun amacı demokrasi ve insan hakları mücadelesini yürüterek demokratik bir Türkiye’nin oluşumuna katkı sağlamaktır.

Mersin Barosu Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’nun çok önceki dönemlerden bileşenidir, hak mücadelesinde Baro’nun yer almaması düşünülemeyeceğinden, Baromuz burada aktif olarak insan hakları ve demokrasi mücadelesine katkı sundu.

Mersin NKP (Nükleer Karşıtı Platformu)  ise yıllardır Mersin Akkuyu’da Nükleer Santral yapılmaması için mücadele veren ve içinde pek çok STK, Oda, siyasi parti ve aktivist barındıran; siyasi hiçbir amacıolmadan; salt Mersin için, doğaiçin, çevreiçin, insan sağlı için mücadele eden bir yapıdır.

Mersin Barosu NKP’nin en önemli bileşenlerinden biri olup, Baro Başkanı sıfatı ile NKP’de diğer oda, STK ve aktivistlerleAkkuyu Nükleer Santrali’nin yapılmaması yönünde hukuk mücadelesi verildi.

Baro Başkanlığı görevimden sonra NKP dönem sözcüsü olarak ve NKP ile ilgili davalarda avukatlık yaparak halkımızın, çevrenin, denizlerimizin ve Mersin’in geleceği için mücadeleye fiilen katıldım.

Çocuklara cinsel istismardan korunma eğitimleri verdiniz, nasıl ve ne zaman başladı bu çalışmalar, nasıl yansımaları oldu topluma?

“Düşlerime Dokunma Projesi” Mersin Barosu tarafından öncelikle dönemin Mersin Valisi Sayın Özdemir Çakacak’a arz edildi ve Sayın Çakacak’ın destekleri ile Mersin Barosu İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından büyük bir koordinasyonla hayat buldu.

Mersin Barosu’nun proje koordinatörlüğünde Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile hayata geçirilen “Düşlerime Dokunma” projesi kapsamında çocuklar, cinsel istismardan kendilerini nasıl korumaları gerektiği konusunda interaktif tiyatro oyunuyla bilinçlendirildi.

Bir sosyal sorumluluk projesi olan “Düşlerime Dokunma” ile çocuklar; birey oldukları, birey olarak da dokunulmazlığı olan haklara sahip oldukları konusunda bilinçlendiriliyor. Bunların yanı sıra çocuk hakları konusunda genel bilgilendirme yapılarak özellikle cinsel dokunulmazlıklarına karşı işlenen suçlar konusunda çocuklara eğitim verilmesi projenin amaçları arasında yer alıyordu.

Çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarının giderek arttığı günümüzde yapılan bu çalışma ile çocukların cinsel istismarı tanımlayabilmesi, vücuduna kendisinden habersiz kimsenin dokunamayacağı konusunda bilinçlenmesi, büyük de olsa istemediği durumlarda hayır diyebileceği öğretiliyor. Bu eğitimle aynı zamanda çocukların tehdit bile edilse anne babasından saklanacak sırları olmaması gerektiği, iyi dokunma ve kötü dokunma arasındaki farkı anlayabilmesi ve kendini bu eylemlere karşı koruyabilmesi de projenin amaçları arasında yer aldı.

Bu proje sayesinde 7-8 bin çocuğumuz cinsel istismar ve korunma yöntemleri konusunda bilinçlendi. Bunun da hem çocukların ruhsal ve zihinsel sağlığına hem toplumun sağlığına büyük bir katkı olduğunu düşünüyorum.

Sizcekadın, çocuk ve hayvanlara karşı son zamanlarda artan taciz, tecavüz ve şiddet olaylarının nedenleri nelerdir?

Öncelikle kadın cinayetlerinin politik olduğunu düşünüyorum. Elbette kadın, çocuk ve hayvanlara karşı artan saldırılar tek bir nedene bağlanamaz; Ancak siyasi iktidarın başta eğitim ve ardından cezaların caydırıcılığını artırarak kadın, çocuk ve hayvanlara karşı işlenen suçlarla etkin mücadele etmesi gerekiyor.

Yetkili ya da yetkisiz kişilerin kadınlar, çocuklar ve evlilik yaşı konularında yaptığı şanssız açıklamalar kadına ve çocuğa karşı işlenen özellikle cinsel suçları ve şiddet artırıyor.Kadın, çocuk ve hayvanlara karşı işlenen suçlarla etkin mücadele etmek; En başta toplumun iyi yönde eğitilmesi ile mümkün olacak.

Taciz, tecavüz ve şiddet olaylarının önlenebilmesi için neler yapılmalı, hukuk sistemi bu konuda nasıl bir işlev yükleniyor ve Türkiye hukuk sistemini bu açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şiddetin haklı hiçbir gerekçesi olamaz.

Ancak en önemli husus toplumun eğitilmesi ve suç işleme eğiliminden, alışkanlığından vazgeçirilmesidir.Ayrıca, cezaların caydırıcı hale getirilmesi öncelik arzediyor. Cezalarda yapılan indirimler, erkentahliyeler, cezaların infazındaki esneklik suç ve suç oranlarını artırıyor, bunları evrensel hukuk normları ışığında çağdaş hukuka uygun hale getirmek zorundayız.

Ceza Kanunlarımızda yer alan ceza miktarları özellikle cinsel suçlar için hiç de az değildir. Ancak ceza infaz sistemimizi dikkatli bir biçimde revize etmemiz ve mahkeme tarafından verilen cezanın tam olarak çekileceğini herkese göstermemiz gerekiyor. Cezalarda indirim, erkentahliye, esnek ceza infazı bu suçlarda olmamalıdır.

Partinizin Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu öncülüğünde 2017 yılında Adalet yürüyüşü düzenlendi? Bu yürüyüş Türkiye için nasıl bir anlama sahipti, halk tarafından yeterince anlaşıldığını düşünüyor musunuz?

Sayın Kılıçdaroğlu Türkiye’de çok önemli bir şeye işaret etti. Hak, hukuk, adalet dedi ve Gandhi’nin tuz yürüyüşünü de aşan bir yürüyüş ile Türkiye’de hukukun işlemediğine, yargının tarafsız ve bağımsız olmadığına işaret etti.Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu eylemi ülkenin ne hale geldiğini, Ak Parti hükümetlerinin 16 yılda hukuku katlettiğini açıkça gözler önüne serdi.Halkımız bence her şeyi biliyor ve anlıyor; fakathukuk kendisine lazım değil zannederek hareket ediyor.

Tek bir şey söylemek isterim “hukuk hava gibidir, olmadığı zaman değerini anlarsınız” CHP’nin tüm amacı herkesin eşit vatandaşlık bağı içinde, bu güzel ülkede barış ve kardeşlik içinde yaşaması ve ülkemizde üstünlerin hukuku ile değil, hukukun üstünlüğü ile tam bağımsız ve tarafsız yargının hâkim olmasıdır:

Türkiye demokratik bir hukuk devleti olma iddiasını ne kadar gerçekleştirebiliyor ya da Türkiye demokratik bir hukuk devletimi?

Türkiye demokratik bir hukuk devleti değildir. Türkiye’de yargı tarafsız ve bağımsız değildir. Türkiye’de siyasi iktidar partisine üye olmayana iş ve aş vermeme gayret ve çabası gün geçtikçe artıyor. Türkiye’de başta hâkim ve savcılar olmak üzere tüm devlet memurları parti üye ya da yakınlarından seçilmeye çalışılıyor.

Bir hukuk devletinde Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi üyelerini partili Başkan atamaz.Bir hukuk devletinde siyasi iktidarın il ve ilçe yöneticisi avukatlar hâkim ve savcı yapılmaz.Bir hukuk devletinde tecrübe ve liyakate göre devlet memurlarıseçilir, atanır ve terfi ederler. Evet, maalesef bu gün Türkiye bir hukuk devleti olmaktan giderek uzaklaşıyor.

Adalet komisyonundasınız, Adalet Komisyonun amacı nedir, hangi çalışmaları yürütüyor, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ve hukuki durum; Adalet Komisyonuna nasıl bir görev yüklüyor ve komisyon çalışmalarını yürütürken hangi zorluklarla karşılaşıyor?

Adalet Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü uyarınca faaliyet gösteren bir ihtisas komisyonudur.

Adalet Komisyonu; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca kendisine havale edilen adalet işleri ile medeni hukuk, ceza hukuku, borçlar kanunu gibi temel kanunlar, sivil ve askeri yargılama hukuku, mahkemelerin kuruluş ve işleyişleri,  kaçakçılıkla mücadele, af, terörizmle mücadele, hâkimler, savcılar, avukatlar vb. ile ilgili konulardaki kanun tasarı ve tekliflerini görüşür.Yani Adalet Komisyonu TBMM’nin Kanun yapmak ile ilgili mutfağıdır.

Adalet Komisyonu 26 üyeden oluşuyor. Burada 13 AKP ve 2 MHP milletvekili görev yapıyor, oy çoğunluğu ile muhalefetin önerileri, eleştirileri dikkate alınmıyor.

Adalet Komisyonu üyesi olarak görev sürem boyunca, Komisyona gelen kanun tekliflerindeki hukuka aykırılıkları tek tek anlatarak tutanağa geçirteceğim, her şeye olumsuz muhalefet de etmeyerek doğru konurlarda gerekirse olumlu yönde katkı da sunmaya çalışacağım. Önemli olan hukukun üstünlüğü ilkesinin zedelenmemesidir görüşündeyim.

CHP Türkiye için nasıl bir siyasal sistem ve hukuk sistemi öngörüyor?

CHP Türkiye için demokratik, laik, kuvvetler ayrılığına dayanan parlamenter bir sistem arzuluyor.Hukuk sistemi ise üstünlerin değil, hukukun üstünlüğü ilkesine göre olmalıdır diyoruz. Ayrıca, yargının tam bağımsız hale getirileceği bir sistemi amaçlıyoruz.

 Türkiye’nin temel sorunları nelerdir, Türkiye’yi nasıl bir gelecek bekliyor, CHP’nin Türkiye’nin sorunlarına çözüm önerileri nelerdir?

Bu soru çok geniş bir soru olmuş, kişisel olarak görüşüm Türkiye’nin en büyük sorunu demokrasidir, hukuksuzluktur, bağımlı yargıdır. Ekonomik sorunlar, kalkınmadakiaksaklıklar, çevre ve doğa katliamları, yandaşmedya, ihalelerdeki hukuksuzluklar ama en çok da eğitim kalitesinin düşmesi ve eğitimdeki sistemsizlik Türkiye’nin en büyük sorunudur.

Çözüm ilk başta hukukun üstünlüğüne sarılmak ve tam demokrasi ile başlayacaktır. Hakça bir paylaşım, kalkınmanın hızlandırılması ile Türkiye’nin geleceği karanlıklardan kurtulabilecektir. Eğitim sistemi ise çağdaş, şeffaf, adil bir hale getirilmek zorundadır.

Ötekilerin Gündemi olarak teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. Sevgiler, saygılar…

 

şişli escort avcılar escort esenyurt escortbeylikdüzü escort