banner55

22.01.2021, 23:44 261

Din ile Bilim Neden Uzlaşmaz? / Yener Orkunoğlu

Din ile Bilim Neden Uzlaşmaz?

"İnsanlardan sürekli ‘Ah, Tanrı korusun’ diyen mektuplar alıyorum. Geçmişte hiç yapmamıştı, gelecekte yapacağına nasıl olur da inanıyorlar bilemiyorum." Berhardt Russel

Bir dostum, gönderdiği bir iletide, içerik olarak şöyle yazmıştı: “Felsefe; karanlık odada kara kedi aramaktır. Metafizik ise; karanlık odada olmayan kara kediyi aramak anlamına gelir. Din öğretisi ise; karanlık odada olmayan kara kediyi ’buldum buldum’ diye bağırmaktır. Bilime gelince; o, karanlık odada mum ışığı yakarak kediyi aramaya çalışmak demektir.”

İlginç bir yaklaşım; ancak ‘Felsefe, karanlık odada, kara kedi aramaktır’ saptamasına katılmıyorum. Bana kalırsa, felsefe; bilimin arkasından yürüyerek onun ışığından yararlanan, kendine özgü bir düşünce biçimi ve eleştiri tarzı demektir. Eleştirel olmayan, verili gerçekliği sorgulamayan bir felsefenin değeri yoktur benim gözümde. Karanlıkta bir şey arayan felsefeye ihtiyacımız yok.

Politik açıdan konular ve görevler, ne kadar güncel ve acil olsalar da, bir filozofun dediği gibi; “Geniş kapsamlı düşünmekten korkmamak ve derin düşünmenin yollarını bulmak ve sabırsızlığın üzerinden gelmek, her zaman Alman Düşünürleri’nin gücünü oluşturmuştur.” Dolayısıyla bir Alman felsefi sabırlılığıyla konuları ele almak önemlidir. ‘Şimdi’ye ‘Güncel’ olana doğru ve derin müdahale, ancak uzun vadede sonuç verebilir.

Felsefi müdahale neden gereklidir? Sığ ve eksik bakış açıları açığa çıkarmak, geçmişte doğru olan, ama günümüzde artık yanlış olan düşüncelerden kurtulmak için, müdahaleler önemli bir rol üstlenmektedir.

Ayrıca tarihi olarak ne kadar fazla geriye gidilirse, o kadar derin bir şekilde bugünü anlamak mümkün olur; bugüne kadar insanın kazanımlarını ve kayıplarını saptamak kolaylaşır. Kazanımlar ve kayıplar meselesi önemlidir; ama bu yazının konusu değildir.

Din-Felsefe-Bilim İlişkisi

Din-Felsefe-Bilim üçlüsünü, 2010 yılında yayınlanan Marksizm ve Güncellik başlıklı kitabımın 1. Bölümü’nde, detaylı bir şekilde incelemiştim. Burada, sadece, dinin, bilim ve felsefeye karşı düşmanca tutumuna, bilimin dine karşı kazandığı zafere ve felsefeye karşı bilim ve dinin yaklaşımına değinmekle yetineceğim

***

İnsanın dünyayı açıklama biçimleri, tarihsel süreç içinde değişik aşamalardan geçti. İlk açıklama biçimi; doğa-üstü bir güce dayanan mitolojik ve dinsel açıklamalardı. Ancak insan, doğadan belli ölçüde bağımsızlaştıkça, mitolojik ve dinsel öğretilerden uzaklaştı; doğayı, doğanın kendisine başvurarak açıklamaya çalıştı. Böyle bir açıklama, coğrafi ve iklimsel doğa koşullarının elverişli olduğu, ılıman bir bölgede ortaya çıktı. ‘Doğa Felsefesi’ adı altında anılan yaklaşım, Antikçağ’da, Küçük Asya’nın (Türkiye) batısında ifade edildi. Yunan Filozofları, doğa olaylarını gözlemleyerek düşünceler geliştirmeye başladılar.

Bir başka deyişle, felsefe; mitolojik-dinsel düşüncenin bağrından çıktı. Başlangıçta, doğa felsefesi ve bilimler birbirinden ayrılmamıştı; iç içe geçmişlerdi; daha doğrusu bilimler, felsefenin alt kollarını oluşturuyordu.

Aristoteles’in felsefesi; Batı Hıristiyanlık dünyasında önce reddedildi, kabul görmedi. Ancak Aquino’lu Aziz Thomas, Aristoteles’in felsefesiyle uzlaşmanın yolunu açtı. Din ve Felsefe’nin alanlarının ayrı olduğu ve birbirine karışmaması gerektiğini söyleyerek, Hristiyanlık öğretisi ile Platonlaştırılmış Aristoteles Felsefesi’nin sentezini yaptı. Doğa bilimlerinin yolunu tıkamayan Aziz Thomas’ın öğretisi; Katolik Kilisesi’nin resmi öğretisi haline geldi.

İslam dünyasında; 9-12 yüzyılları arasında felsefe ile İslam dinini uzlaştırma çabaları oldu. Kindi, Farabi, İbn Sina gibi düşünürlerin çabalarının önü kesildi. Egemenlerin düşüncelerine tercüman olan Gazali; Yunan tarzı felsefenin İslam dinine yabancı olduğunu ileri sürerek, bu felsefeyle ilgilenenleri kâfir ilan etti. Bilimin, felsefenin yolunu kesti.

Felsefi düşüncenin ve düşünürlerin katli, Gazali ile başladı. Daha sonra gelen İbn Rüşd ise; Gazali’nin tutumunu eleştirdiyse de, yeterince destek bulamadı. İslam âleminde felsefe giderek kötürümleşti. Daha sonraki süreçte iman büyüdü, akıl küçüldü. Varılan sonuç için; Ortadoğu ve Türkiye’deki, dış görünüşü modern, kafaları 200 yıl geride kalmış topluma ve toplumdaki bağnazlığa bakmak yeter.

Din İle Felsefenin Mutsuz Evliliği

Felsefe ile Din; Felsefe ve Bilim ile Din ve Bilim arasında yaşanan gerilimli süreçleri hızla atlayarak şunu vurgulamayı gerekli görüyorum: Bilimler, felsefeden koparak bağımsızlaştılar. Çeşitli tikel bilimler ortaya çıktı.

Din ve Felsefe beraberliği gibi; Felsefe ve Bilim beraberliği de mutsuz bir evlilik gibiydi. Bu mutsuz evlilikler, sancılı bir süreçten sonra, kavgalı bir boşanmayla son buldu. Din; bir baba, Felsefe; bir oğul, Bilim ise bir torun gibi düşünülürse; kendini sanal dünyaya kaptırmış baba; gerçek yaşamı özleyen oğlu ve torununu sürekli baskı altında tutmaya çalıştı. Dinin baskısı nedeniyle, felsefe ve bilim, içlerinden dine karşı derin bir nefret duyuyorlardı. Felsefe ve bilim, bağımsızlığa kavuşup, belli bir olgunluğa geldikten sonra, dine saygı göstermediler. Çünkü uzun yıllar onun tarafından baskı altında tutulmuşlardı. Din; kendisine saygı göstermeyen felsefe ve bilime düşmanca davrandı ve davranmakta. Ancak zamanla, koşulların zorlamasıyla birlikte dinsel öğretiler, çıkarlarına uygun bir tarzda, bazı bilimlerle (Astronomi, Matematik, Mantık, Tıp vb.) uzlaşma yolunu da seçtiler.

Din ile Bilim arasındaki ilişki; inanç ve akıl ilişkisidir. Dinsel inanç ve Akıl birbirine karşıttır; dinsel inanç, akılcı-olmayan, irrasyonel bir şeydir. İnanç ve akıl; insan bilincinin iki farklı biçimi olarak birbiriyle uzlaşmaz niteliklere sahiptir. Felsefe, aklı, din ise inancı temel aldığı için, ‘İslam Felsefesi’ deyimi sorunludur. Olsa olsa, İslam dünyasındaki başarısız kalan felsefe girişimlerinden bahsedilebilir.

Dini ortaya çıkaran koşullar ile dinsel inancın kendisi konusunda şu söylenebilir: Dini ortaya çıkaran koşulları, akılcı bir şekilde açıklamak mümkündür; ama kutsal kitapların söylediklerinin akılcı bir açıklaması mümkün değildir. Çünkü irrasyonel inancın, rasyonel açıklaması yapılamaz. Örneğin, şeytanın, meleklerin varlığına inanmanın akılcı bir açıklaması olabilir mi? Bu nedenle, irrasyonel ve dogmatik bir bilinç biçimi olarak dinsel inançların kendisine akılcı bir yorum getirme çabası, saçmalığın ötesine gidemez.

Dinler, anlayamadıkları dünyaya fantastik yorumlar getirdiler. Kutsal kitaplar; insanlığın çocukluk döneminde, akılcılığın dogmatik biçiminin egemen olduğu, bugünkü anlamda akılcılığın henüz gelişmediği bir dönemde ortaya çıktılar; dogmatik inanca dayandıklarında, içsel bir tutarlıktan yoksundurlar. Dogmatik inançlara, akılcı açıklama getirilemez. Cennetteki Hurilerin veya Nurilerin, akılcı bir açıklaması mümkün değildir. Dinine sadık erkekleri cennette Huriler bekliyorsa, dinine sadık olan kadınları, neden Nuriler beklemesin?

İnanan birini ikna etmek zordur; hatta imkânsızdır; çünkü inançlar kanıtlara dayanmaz. Dinler, dünyayı anlayamayanların, inanmaya duydukları köklü ihtiyaca dayanır. Ama dogmatik akıl biçimi olarak dinsel inanç, dünyayı anlama yeteneğinde olamadığı için, bilimsel açıklamalara kapalı olduğu gibi, bilim ile çatışkı halindedir.

Din ve bilim; insan bilincinin birbiriyle uzlaşmayan iki biçimidir. İrrasyonel olmasına karşın, neden dinler, özellikle kitabı ve peygamberi olan dinler, bu kadar uzun yıllar insanlık üzerinde etkili olabilmiştir?

Çok önemli bir sorudur. Ancak, yazımızın çerçevesi dışında olan bir konudur. Ama yine de üç nedene dikkat çekmekle yetineceğim. Birincisi; Hegel’in ifade ettiği gibi, dinler insanlığın ilk ve en köklü düşünce biçimidir, bu nedenle insanlar üzerindeki etkisini, uzun bir dönem sürdürme gücüne sahiptir.

İkincisi; kutsal kitapları olan dinler, tabular yaratarak soru sormayı engelleyebildikleri için, kendilerini sorgulayacak eleştirel düşüncelerin önünü kesme suretiyle varlıklarını sürdürebilmektedirler. ‘Sorma! Sadece İnan ’ mantığı, düşünme yeteneğine köstek olmaktadır.

Üçüncüsü; kitaplı dinlerin, dinsel inançların sürmesi için, insanın günlük yaşamındaki pratiğinde uygulaması gereken kurallar (namaz, dua, zekât, dini bayramlar vb.), dinsel düşüncelerin sürüp gitmesini mümkün kılıyor. İlk peygamberler, sadece inanç düzeyinde kalan bir dinsel düşüncenin, bir başka deyişle; pratikleşmeyen inancın, uzun dönem varlığını sürdüremeyeceğini biliyorlardı. Bu nedenle pratik kurallar sayesinde, dinsel gelenekler (kurban, oruç vb.) devam edebilmektedirler. Dolayısıyla dinin, insanlık üzerindeki etkileri hayli uzun süreceğe benziyor.

DEVAMI YARIN....

Yorumlar (0)
0
kapalı
Günün Anketi Tümü
Sizce bir erken seçim yapılsa bunu hangi ittifak kazanır?
Sizce bir erken seçim yapılsa bunu hangi ittifak kazanır?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11
Günün Karikatürü Tümü