22.01.2021, 23:44 36

Din ile Bilim Neden Uzlaşmaz? / Yener Orkunoğlu

Din ile Bilim Neden Uzlaşmaz?

"İnsanlardan sürekli ‘Ah, Tanrı korusun’ diyen mektuplar alıyorum. Geçmişte hiç yapmamıştı, gelecekte yapacağına nasıl olur da inanıyorlar bilemiyorum." Berhardt Russel

Bir dostum, gönderdiği bir iletide, içerik olarak şöyle yazmıştı: “Felsefe; karanlık odada kara kedi aramaktır. Metafizik ise; karanlık odada olmayan kara kediyi aramak anlamına gelir. Din öğretisi ise; karanlık odada olmayan kara kediyi ’buldum buldum’ diye bağırmaktır. Bilime gelince; o, karanlık odada mum ışığı yakarak kediyi aramaya çalışmak demektir.”

İlginç bir yaklaşım; ancak ‘Felsefe, karanlık odada, kara kedi aramaktır’ saptamasına katılmıyorum. Bana kalırsa, felsefe; bilimin arkasından yürüyerek onun ışığından yararlanan, kendine özgü bir düşünce biçimi ve eleştiri tarzı demektir. Eleştirel olmayan, verili gerçekliği sorgulamayan bir felsefenin değeri yoktur benim gözümde. Karanlıkta bir şey arayan felsefeye ihtiyacımız yok.

Politik açıdan konular ve görevler, ne kadar güncel ve acil olsalar da, bir filozofun dediği gibi; “Geniş kapsamlı düşünmekten korkmamak ve derin düşünmenin yollarını bulmak ve sabırsızlığın üzerinden gelmek, her zaman Alman Düşünürleri’nin gücünü oluşturmuştur.” Dolayısıyla bir Alman felsefi sabırlılığıyla konuları ele almak önemlidir. ‘Şimdi’ye ‘Güncel’ olana doğru ve derin müdahale, ancak uzun vadede sonuç verebilir.

Felsefi müdahale neden gereklidir? Sığ ve eksik bakış açıları açığa çıkarmak, geçmişte doğru olan, ama günümüzde artık yanlış olan düşüncelerden kurtulmak için, müdahaleler önemli bir rol üstlenmektedir.

Ayrıca tarihi olarak ne kadar fazla geriye gidilirse, o kadar derin bir şekilde bugünü anlamak mümkün olur; bugüne kadar insanın kazanımlarını ve kayıplarını saptamak kolaylaşır. Kazanımlar ve kayıplar meselesi önemlidir; ama bu yazının konusu değildir.

Din-Felsefe-Bilim İlişkisi

Din-Felsefe-Bilim üçlüsünü, 2010 yılında yayınlanan Marksizm ve Güncellik başlıklı kitabımın 1. Bölümü’nde, detaylı bir şekilde incelemiştim. Burada, sadece, dinin, bilim ve felsefeye karşı düşmanca tutumuna, bilimin dine karşı kazandığı zafere ve felsefeye karşı bilim ve dinin yaklaşımına değinmekle yetineceğim

***

İnsanın dünyayı açıklama biçimleri, tarihsel süreç içinde değişik aşamalardan geçti. İlk açıklama biçimi; doğa-üstü bir güce dayanan mitolojik ve dinsel açıklamalardı. Ancak insan, doğadan belli ölçüde bağımsızlaştıkça, mitolojik ve dinsel öğretilerden uzaklaştı; doğayı, doğanın kendisine başvurarak açıklamaya çalıştı. Böyle bir açıklama, coğrafi ve iklimsel doğa koşullarının elverişli olduğu, ılıman bir bölgede ortaya çıktı. ‘Doğa Felsefesi’ adı altında anılan yaklaşım, Antikçağ’da, Küçük Asya’nın (Türkiye) batısında ifade edildi. Yunan Filozofları, doğa olaylarını gözlemleyerek düşünceler geliştirmeye başladılar.

Bir başka deyişle, felsefe; mitolojik-dinsel düşüncenin bağrından çıktı. Başlangıçta, doğa felsefesi ve bilimler birbirinden ayrılmamıştı; iç içe geçmişlerdi; daha doğrusu bilimler, felsefenin alt kollarını oluşturuyordu.

Aristoteles’in felsefesi; Batı Hıristiyanlık dünyasında önce reddedildi, kabul görmedi. Ancak Aquino’lu Aziz Thomas, Aristoteles’in felsefesiyle uzlaşmanın yolunu açtı. Din ve Felsefe’nin alanlarının ayrı olduğu ve birbirine karışmaması gerektiğini söyleyerek, Hristiyanlık öğretisi ile Platonlaştırılmış Aristoteles Felsefesi’nin sentezini yaptı. Doğa bilimlerinin yolunu tıkamayan Aziz Thomas’ın öğretisi; Katolik Kilisesi’nin resmi öğretisi haline geldi.

İslam dünyasında; 9-12 yüzyılları arasında felsefe ile İslam dinini uzlaştırma çabaları oldu. Kindi, Farabi, İbn Sina gibi düşünürlerin çabalarının önü kesildi. Egemenlerin düşüncelerine tercüman olan Gazali; Yunan tarzı felsefenin İslam dinine yabancı olduğunu ileri sürerek, bu felsefeyle ilgilenenleri kâfir ilan etti. Bilimin, felsefenin yolunu kesti.

Felsefi düşüncenin ve düşünürlerin katli, Gazali ile başladı. Daha sonra gelen İbn Rüşd ise; Gazali’nin tutumunu eleştirdiyse de, yeterince destek bulamadı. İslam âleminde felsefe giderek kötürümleşti. Daha sonraki süreçte iman büyüdü, akıl küçüldü. Varılan sonuç için; Ortadoğu ve Türkiye’deki, dış görünüşü modern, kafaları 200 yıl geride kalmış topluma ve toplumdaki bağnazlığa bakmak yeter.

Din İle Felsefenin Mutsuz Evliliği

Felsefe ile Din; Felsefe ve Bilim ile Din ve Bilim arasında yaşanan gerilimli süreçleri hızla atlayarak şunu vurgulamayı gerekli görüyorum: Bilimler, felsefeden koparak bağımsızlaştılar. Çeşitli tikel bilimler ortaya çıktı.

Din ve Felsefe beraberliği gibi; Felsefe ve Bilim beraberliği de mutsuz bir evlilik gibiydi. Bu mutsuz evlilikler, sancılı bir süreçten sonra, kavgalı bir boşanmayla son buldu. Din; bir baba, Felsefe; bir oğul, Bilim ise bir torun gibi düşünülürse; kendini sanal dünyaya kaptırmış baba; gerçek yaşamı özleyen oğlu ve torununu sürekli baskı altında tutmaya çalıştı. Dinin baskısı nedeniyle, felsefe ve bilim, içlerinden dine karşı derin bir nefret duyuyorlardı. Felsefe ve bilim, bağımsızlığa kavuşup, belli bir olgunluğa geldikten sonra, dine saygı göstermediler. Çünkü uzun yıllar onun tarafından baskı altında tutulmuşlardı. Din; kendisine saygı göstermeyen felsefe ve bilime düşmanca davrandı ve davranmakta. Ancak zamanla, koşulların zorlamasıyla birlikte dinsel öğretiler, çıkarlarına uygun bir tarzda, bazı bilimlerle (Astronomi, Matematik, Mantık, Tıp vb.) uzlaşma yolunu da seçtiler.

Din ile Bilim arasındaki ilişki; inanç ve akıl ilişkisidir. Dinsel inanç ve Akıl birbirine karşıttır; dinsel inanç, akılcı-olmayan, irrasyonel bir şeydir. İnanç ve akıl; insan bilincinin iki farklı biçimi olarak birbiriyle uzlaşmaz niteliklere sahiptir. Felsefe, aklı, din ise inancı temel aldığı için, ‘İslam Felsefesi’ deyimi sorunludur. Olsa olsa, İslam dünyasındaki başarısız kalan felsefe girişimlerinden bahsedilebilir.

Dini ortaya çıkaran koşullar ile dinsel inancın kendisi konusunda şu söylenebilir: Dini ortaya çıkaran koşulları, akılcı bir şekilde açıklamak mümkündür; ama kutsal kitapların söylediklerinin akılcı bir açıklaması mümkün değildir. Çünkü irrasyonel inancın, rasyonel açıklaması yapılamaz. Örneğin, şeytanın, meleklerin varlığına inanmanın akılcı bir açıklaması olabilir mi? Bu nedenle, irrasyonel ve dogmatik bir bilinç biçimi olarak dinsel inançların kendisine akılcı bir yorum getirme çabası, saçmalığın ötesine gidemez.

Dinler, anlayamadıkları dünyaya fantastik yorumlar getirdiler. Kutsal kitaplar; insanlığın çocukluk döneminde, akılcılığın dogmatik biçiminin egemen olduğu, bugünkü anlamda akılcılığın henüz gelişmediği bir dönemde ortaya çıktılar; dogmatik inanca dayandıklarında, içsel bir tutarlıktan yoksundurlar. Dogmatik inançlara, akılcı açıklama getirilemez. Cennetteki Hurilerin veya Nurilerin, akılcı bir açıklaması mümkün değildir. Dinine sadık erkekleri cennette Huriler bekliyorsa, dinine sadık olan kadınları, neden Nuriler beklemesin?

İnanan birini ikna etmek zordur; hatta imkânsızdır; çünkü inançlar kanıtlara dayanmaz. Dinler, dünyayı anlayamayanların, inanmaya duydukları köklü ihtiyaca dayanır. Ama dogmatik akıl biçimi olarak dinsel inanç, dünyayı anlama yeteneğinde olamadığı için, bilimsel açıklamalara kapalı olduğu gibi, bilim ile çatışkı halindedir.

Din ve bilim; insan bilincinin birbiriyle uzlaşmayan iki biçimidir. İrrasyonel olmasına karşın, neden dinler, özellikle kitabı ve peygamberi olan dinler, bu kadar uzun yıllar insanlık üzerinde etkili olabilmiştir?

Çok önemli bir sorudur. Ancak, yazımızın çerçevesi dışında olan bir konudur. Ama yine de üç nedene dikkat çekmekle yetineceğim. Birincisi; Hegel’in ifade ettiği gibi, dinler insanlığın ilk ve en köklü düşünce biçimidir, bu nedenle insanlar üzerindeki etkisini, uzun bir dönem sürdürme gücüne sahiptir.

İkincisi; kutsal kitapları olan dinler, tabular yaratarak soru sormayı engelleyebildikleri için, kendilerini sorgulayacak eleştirel düşüncelerin önünü kesme suretiyle varlıklarını sürdürebilmektedirler. ‘Sorma! Sadece İnan ’ mantığı, düşünme yeteneğine köstek olmaktadır.

Üçüncüsü; kitaplı dinlerin, dinsel inançların sürmesi için, insanın günlük yaşamındaki pratiğinde uygulaması gereken kurallar (namaz, dua, zekât, dini bayramlar vb.), dinsel düşüncelerin sürüp gitmesini mümkün kılıyor. İlk peygamberler, sadece inanç düzeyinde kalan bir dinsel düşüncenin, bir başka deyişle; pratikleşmeyen inancın, uzun dönem varlığını sürdüremeyeceğini biliyorlardı. Bu nedenle pratik kurallar sayesinde, dinsel gelenekler (kurban, oruç vb.) devam edebilmektedirler. Dolayısıyla dinin, insanlık üzerindeki etkileri hayli uzun süreceğe benziyor.

DEVAMI YARIN....

Yorumlar (0)
10
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Olası bir erken seçimde, Z Kuşağının oy dağılımı nasıl olur?
Olası bir erken seçimde, Z Kuşağının oy dağılımı nasıl olur?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 26 57
2. Beşiktaş 26 57
3. Fenerbahçe 26 54
4. Trabzonspor 26 48
5. Hatayspor 26 45
6. Gaziantep FK 27 43
7. Alanyaspor 26 42
8. Karagümrük 27 41
9. Göztepe 26 35
10. Antalyaspor 26 34
11. Sivasspor 25 32
12. Konyaspor 25 31
13. Malatyaspor 27 31
14. Kasımpaşa 26 29
15. Rizespor 26 28
16. Erzurumspor 27 26
17. Kayserispor 25 25
18. Başakşehir 26 25
19. Denizlispor 26 21
20. Gençlerbirliği 26 21
21. Ankaragücü 25 20
Takımlar O P
1. Giresunspor 24 53
2. Samsunspor 24 50
3. İstanbulspor 24 46
4. Altınordu 24 44
5. Adana Demirspor 24 42
6. Altay 24 41
7. Tuzlaspor 24 41
8. Ankara Keçiörengücü 24 39
9. Bursaspor 24 34
10. Bandırmaspor 24 31
11. Ümraniye 24 31
12. Adanaspor 24 26
13. Boluspor 24 26
14. Menemenspor 24 26
15. Balıkesirspor 24 25
16. Akhisar Bld.Spor 24 19
17. Ankaraspor 24 15
18. Eskişehirspor 24 7
Takımlar O P
1. Man City 27 65
2. M. United 26 50
3. Leicester City 26 49
4. West Ham 26 45
5. Chelsea 26 44
6. Liverpool 26 43
7. Everton 25 43
8. Tottenham 25 39
9. Aston Villa 24 39
10. Arsenal 26 37
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 27 34
13. Crystal Palace 26 33
14. Southampton 26 30
15. Burnley 26 28
16. Brighton 26 26
17. Newcastle 26 26
18. Fulham 26 23
19. West Bromwich 26 17
20. Sheffield United 26 11
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 24 58
2. Barcelona 25 53
3. Real Madrid 25 53
4. Sevilla 24 48
5. Real Sociedad 25 42
6. Real Betis 25 39
7. Villarreal 25 37
8. Granada 25 33
9. Levante 25 32
10. Athletic Bilbao 24 30
11. Celta de Vigo 25 30
12. Osasuna 25 28
13. Getafe 25 27
14. Valencia 25 27
15. Cádiz 25 25
16. Eibar 25 22
17. Real Valladolid 25 22
18. Deportivo Alaves 25 22
19. Elche 24 21
20. Huesca 25 20
Günün Karikatürü Tümü