banner8

22.01.2021, 23:44 390

Din ile Bilim Neden Uzlaşmaz? / Yener Orkunoğlu

Din ile Bilim Neden Uzlaşmaz?

"İnsanlardan sürekli ‘Ah, Tanrı korusun’ diyen mektuplar alıyorum. Geçmişte hiç yapmamıştı, gelecekte yapacağına nasıl olur da inanıyorlar bilemiyorum." Berhardt Russel

Bir dostum, gönderdiği bir iletide, içerik olarak şöyle yazmıştı: “Felsefe; karanlık odada kara kedi aramaktır. Metafizik ise; karanlık odada olmayan kara kediyi aramak anlamına gelir. Din öğretisi ise; karanlık odada olmayan kara kediyi ’buldum buldum’ diye bağırmaktır. Bilime gelince; o, karanlık odada mum ışığı yakarak kediyi aramaya çalışmak demektir.”

İlginç bir yaklaşım; ancak ‘Felsefe, karanlık odada, kara kedi aramaktır’ saptamasına katılmıyorum. Bana kalırsa, felsefe; bilimin arkasından yürüyerek onun ışığından yararlanan, kendine özgü bir düşünce biçimi ve eleştiri tarzı demektir. Eleştirel olmayan, verili gerçekliği sorgulamayan bir felsefenin değeri yoktur benim gözümde. Karanlıkta bir şey arayan felsefeye ihtiyacımız yok.

Politik açıdan konular ve görevler, ne kadar güncel ve acil olsalar da, bir filozofun dediği gibi; “Geniş kapsamlı düşünmekten korkmamak ve derin düşünmenin yollarını bulmak ve sabırsızlığın üzerinden gelmek, her zaman Alman Düşünürleri’nin gücünü oluşturmuştur.” Dolayısıyla bir Alman felsefi sabırlılığıyla konuları ele almak önemlidir. ‘Şimdi’ye ‘Güncel’ olana doğru ve derin müdahale, ancak uzun vadede sonuç verebilir.

Felsefi müdahale neden gereklidir? Sığ ve eksik bakış açıları açığa çıkarmak, geçmişte doğru olan, ama günümüzde artık yanlış olan düşüncelerden kurtulmak için, müdahaleler önemli bir rol üstlenmektedir.

Ayrıca tarihi olarak ne kadar fazla geriye gidilirse, o kadar derin bir şekilde bugünü anlamak mümkün olur; bugüne kadar insanın kazanımlarını ve kayıplarını saptamak kolaylaşır. Kazanımlar ve kayıplar meselesi önemlidir; ama bu yazının konusu değildir.

Din-Felsefe-Bilim İlişkisi

Din-Felsefe-Bilim üçlüsünü, 2010 yılında yayınlanan Marksizm ve Güncellik başlıklı kitabımın 1. Bölümü’nde, detaylı bir şekilde incelemiştim. Burada, sadece, dinin, bilim ve felsefeye karşı düşmanca tutumuna, bilimin dine karşı kazandığı zafere ve felsefeye karşı bilim ve dinin yaklaşımına değinmekle yetineceğim

***

İnsanın dünyayı açıklama biçimleri, tarihsel süreç içinde değişik aşamalardan geçti. İlk açıklama biçimi; doğa-üstü bir güce dayanan mitolojik ve dinsel açıklamalardı. Ancak insan, doğadan belli ölçüde bağımsızlaştıkça, mitolojik ve dinsel öğretilerden uzaklaştı; doğayı, doğanın kendisine başvurarak açıklamaya çalıştı. Böyle bir açıklama, coğrafi ve iklimsel doğa koşullarının elverişli olduğu, ılıman bir bölgede ortaya çıktı. ‘Doğa Felsefesi’ adı altında anılan yaklaşım, Antikçağ’da, Küçük Asya’nın (Türkiye) batısında ifade edildi. Yunan Filozofları, doğa olaylarını gözlemleyerek düşünceler geliştirmeye başladılar.

Bir başka deyişle, felsefe; mitolojik-dinsel düşüncenin bağrından çıktı. Başlangıçta, doğa felsefesi ve bilimler birbirinden ayrılmamıştı; iç içe geçmişlerdi; daha doğrusu bilimler, felsefenin alt kollarını oluşturuyordu.

Aristoteles’in felsefesi; Batı Hıristiyanlık dünyasında önce reddedildi, kabul görmedi. Ancak Aquino’lu Aziz Thomas, Aristoteles’in felsefesiyle uzlaşmanın yolunu açtı. Din ve Felsefe’nin alanlarının ayrı olduğu ve birbirine karışmaması gerektiğini söyleyerek, Hristiyanlık öğretisi ile Platonlaştırılmış Aristoteles Felsefesi’nin sentezini yaptı. Doğa bilimlerinin yolunu tıkamayan Aziz Thomas’ın öğretisi; Katolik Kilisesi’nin resmi öğretisi haline geldi.

İslam dünyasında; 9-12 yüzyılları arasında felsefe ile İslam dinini uzlaştırma çabaları oldu. Kindi, Farabi, İbn Sina gibi düşünürlerin çabalarının önü kesildi. Egemenlerin düşüncelerine tercüman olan Gazali; Yunan tarzı felsefenin İslam dinine yabancı olduğunu ileri sürerek, bu felsefeyle ilgilenenleri kâfir ilan etti. Bilimin, felsefenin yolunu kesti.

Felsefi düşüncenin ve düşünürlerin katli, Gazali ile başladı. Daha sonra gelen İbn Rüşd ise; Gazali’nin tutumunu eleştirdiyse de, yeterince destek bulamadı. İslam âleminde felsefe giderek kötürümleşti. Daha sonraki süreçte iman büyüdü, akıl küçüldü. Varılan sonuç için; Ortadoğu ve Türkiye’deki, dış görünüşü modern, kafaları 200 yıl geride kalmış topluma ve toplumdaki bağnazlığa bakmak yeter.

Din İle Felsefenin Mutsuz Evliliği

Felsefe ile Din; Felsefe ve Bilim ile Din ve Bilim arasında yaşanan gerilimli süreçleri hızla atlayarak şunu vurgulamayı gerekli görüyorum: Bilimler, felsefeden koparak bağımsızlaştılar. Çeşitli tikel bilimler ortaya çıktı.

Din ve Felsefe beraberliği gibi; Felsefe ve Bilim beraberliği de mutsuz bir evlilik gibiydi. Bu mutsuz evlilikler, sancılı bir süreçten sonra, kavgalı bir boşanmayla son buldu. Din; bir baba, Felsefe; bir oğul, Bilim ise bir torun gibi düşünülürse; kendini sanal dünyaya kaptırmış baba; gerçek yaşamı özleyen oğlu ve torununu sürekli baskı altında tutmaya çalıştı. Dinin baskısı nedeniyle, felsefe ve bilim, içlerinden dine karşı derin bir nefret duyuyorlardı. Felsefe ve bilim, bağımsızlığa kavuşup, belli bir olgunluğa geldikten sonra, dine saygı göstermediler. Çünkü uzun yıllar onun tarafından baskı altında tutulmuşlardı. Din; kendisine saygı göstermeyen felsefe ve bilime düşmanca davrandı ve davranmakta. Ancak zamanla, koşulların zorlamasıyla birlikte dinsel öğretiler, çıkarlarına uygun bir tarzda, bazı bilimlerle (Astronomi, Matematik, Mantık, Tıp vb.) uzlaşma yolunu da seçtiler.

Din ile Bilim arasındaki ilişki; inanç ve akıl ilişkisidir. Dinsel inanç ve Akıl birbirine karşıttır; dinsel inanç, akılcı-olmayan, irrasyonel bir şeydir. İnanç ve akıl; insan bilincinin iki farklı biçimi olarak birbiriyle uzlaşmaz niteliklere sahiptir. Felsefe, aklı, din ise inancı temel aldığı için, ‘İslam Felsefesi’ deyimi sorunludur. Olsa olsa, İslam dünyasındaki başarısız kalan felsefe girişimlerinden bahsedilebilir.

Dini ortaya çıkaran koşullar ile dinsel inancın kendisi konusunda şu söylenebilir: Dini ortaya çıkaran koşulları, akılcı bir şekilde açıklamak mümkündür; ama kutsal kitapların söylediklerinin akılcı bir açıklaması mümkün değildir. Çünkü irrasyonel inancın, rasyonel açıklaması yapılamaz. Örneğin, şeytanın, meleklerin varlığına inanmanın akılcı bir açıklaması olabilir mi? Bu nedenle, irrasyonel ve dogmatik bir bilinç biçimi olarak dinsel inançların kendisine akılcı bir yorum getirme çabası, saçmalığın ötesine gidemez.

Dinler, anlayamadıkları dünyaya fantastik yorumlar getirdiler. Kutsal kitaplar; insanlığın çocukluk döneminde, akılcılığın dogmatik biçiminin egemen olduğu, bugünkü anlamda akılcılığın henüz gelişmediği bir dönemde ortaya çıktılar; dogmatik inanca dayandıklarında, içsel bir tutarlıktan yoksundurlar. Dogmatik inançlara, akılcı açıklama getirilemez. Cennetteki Hurilerin veya Nurilerin, akılcı bir açıklaması mümkün değildir. Dinine sadık erkekleri cennette Huriler bekliyorsa, dinine sadık olan kadınları, neden Nuriler beklemesin?

İnanan birini ikna etmek zordur; hatta imkânsızdır; çünkü inançlar kanıtlara dayanmaz. Dinler, dünyayı anlayamayanların, inanmaya duydukları köklü ihtiyaca dayanır. Ama dogmatik akıl biçimi olarak dinsel inanç, dünyayı anlama yeteneğinde olamadığı için, bilimsel açıklamalara kapalı olduğu gibi, bilim ile çatışkı halindedir.

Din ve bilim; insan bilincinin birbiriyle uzlaşmayan iki biçimidir. İrrasyonel olmasına karşın, neden dinler, özellikle kitabı ve peygamberi olan dinler, bu kadar uzun yıllar insanlık üzerinde etkili olabilmiştir?

Çok önemli bir sorudur. Ancak, yazımızın çerçevesi dışında olan bir konudur. Ama yine de üç nedene dikkat çekmekle yetineceğim. Birincisi; Hegel’in ifade ettiği gibi, dinler insanlığın ilk ve en köklü düşünce biçimidir, bu nedenle insanlar üzerindeki etkisini, uzun bir dönem sürdürme gücüne sahiptir.

İkincisi; kutsal kitapları olan dinler, tabular yaratarak soru sormayı engelleyebildikleri için, kendilerini sorgulayacak eleştirel düşüncelerin önünü kesme suretiyle varlıklarını sürdürebilmektedirler. ‘Sorma! Sadece İnan ’ mantığı, düşünme yeteneğine köstek olmaktadır.

Üçüncüsü; kitaplı dinlerin, dinsel inançların sürmesi için, insanın günlük yaşamındaki pratiğinde uygulaması gereken kurallar (namaz, dua, zekât, dini bayramlar vb.), dinsel düşüncelerin sürüp gitmesini mümkün kılıyor. İlk peygamberler, sadece inanç düzeyinde kalan bir dinsel düşüncenin, bir başka deyişle; pratikleşmeyen inancın, uzun dönem varlığını sürdüremeyeceğini biliyorlardı. Bu nedenle pratik kurallar sayesinde, dinsel gelenekler (kurban, oruç vb.) devam edebilmektedirler. Dolayısıyla dinin, insanlık üzerindeki etkileri hayli uzun süreceğe benziyor.

DEVAMI YARIN....

Yorumlar (0)
32
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Sizce bir erken seçim yapılsa bunu hangi ittifak kazanır?
Sizce bir erken seçim yapılsa bunu hangi ittifak kazanır?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31
Günün Karikatürü Tümü
banner58