Bazı dönemler figürler değişse de, amaç hep aynı. Vatan, millet, din, bayrak… Ya da Ölürüm Türkiye… Dünyanın her tarafındaki ırkçı, faşist güçler din ve milliyet merkezli slogan ve simgeleri bayrak yapıyorlar.

Bazı dönemler figürler değişse de, amaç hep aynı.

Vatan, millet, din, bayrak… Ya da Ölürüm Türkiye…

Dünyanın her tarafındaki ırkçı, faşist güçler din ve milliyet merkezli slogan ve simgeleri bayrak yapıyorlar. Nasyonalizm, her dönemin ilacı oluyor egemenler için.

“Gizli tanık” ifadeleriyle uzun süre tutuklu kalan Papaz Brunson olayı da ilginçti bu açıdan.

Brunson üzerinden bolca dincilik ve milliyetçilik köpürtüldü…Ajan, casus, terörist…Demediğini bırakmadılar Rahip için.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, tutuklu Rahip Brunson meselesini aylarca politik malzeme olarak kullandı.“Böyle stratejik ortaklık olmaz, bu fakir bu görevde olduğu sürece o teröristi alamazsın.” Saray’a çağırılan muhtarlar avuçları patlarcasına alkışladılar. Erdoğan, başka bir konuşmasında da; “Ver papazı al papazı” dedi. “Diyorlar ki filanca papazı bize verin. Bir papaz da sizde var, siz onu verin biz de yapalım yargıda onun şeyini, size verelim.”

TL’deki değer kaybı, enflasyondaki yüksek artış, işsizlik rakamlarının tavan yapması, ekonomideki kötü gidişat, artan iç sorunlar, büyüyen dış sorunlar… Bir süre, tüm sorunların müsebbibi Papaz gösterildi. Aslında göbekten bağlı oldukları ABD’ye verip veriştirerek içeride bir milliyetçilik rüzgârı estirildi.

Balyozla telefon kıranlar, satırla dolar doğrayanlar, dolar yakanlar… Neler neler…

Ancak, Erdoğan’ın son ABD gezisiyle birlikte bir ağız değiştirme, bir yumuşama havası oluştu. Çark edecekleri belliydi. Belli ki, ABD bastırmıştı ve onlar papazı vermese de yargıda şeyi yapılacaktı…

İşte o casus, ajan, terörist, FETÖ’cü, PKK’li, CIA ajanı dedikleri Rahip Brunson’un 12 Ekim’de görülen duruşmasındaki “gizli tanık” ifadelerindeki değişiklikle serbest kaldı. Ardından özel uçağa bindirilip, Amerika’ya uçuruldu.

Eee…

Rahip Brunson üzerinden yüksek perdeden atanlar ise kalakaldılar! Filmin sonu hayal kırıklığı yaratmıştı. Erdoğan’a bol bol teşekkür eden Trump, artık, Türkiye’ye karşı birkaç gün önceki duygular içinde değildi ve Erdoğan da teşekkürlerden memnundu.

Filmin sonunun, milliyetçilik ve dincilik propagandasının köpüğüne kapılanların iç dünyalarında neler yarattığını tahmin etmek hiç de zor değil.

Zira en yalın halini, iPhone’unu kıranlardan biri olan MHP’li bir milletvekili dışa vurdu;

“Brunson yüzünden, Amerika’yı protesto edeceğiz diye iPhone’u kırdık. Brunson ilk uçağa bindi gitti. Arkadaş, Amerika’yla aram açıldığına mı yanayım, kırılan iPhone mı üzüleyim, Ajan Brunson’un serbest kalmasına mı kızayım. Kaldık ya la ortada.”

Ne yazık ki, başka bir yerden bakmıyor, bakamıyordu.

Ancak bir kez daha görünmüş olan AKP’nin ve onun yörüngesindeki MHP’nin anti-emperyalizminin, bağımsızlıkçı söylemlerinin, vatan millet naralarının palavra olduğudur. Milyonlarca işçi ve emekçiyi, ezilen ve sömürülen halkı, düzeninin sadık tebaası olarak hizaya sokmaktır onların esas amacı.

Ve bundandır ki, Rahip Brunson’un gidişiyle boşa düşenler AMEDSPOR’a yöneltildiler. Kin ve öfke iç düşmana döndürüldü.