NE DEMEK CANIM Bin dokuz yüz seksenlere kadar ülke hızlı nüfus artışıyla gittikçe kalabalıklaşıyordu. Devlet bunu önlemek adına çeşitli projeler üretiyordu! Örneğin bin dokuz yüz seksen sekiz yılında Van’ın Çatak ilçesinin bir köyünde öğretmendim! Kaymakam Bey’in talimatı ile Tüm öğretmen ve imamlar ilçe merkezine toplanmıştık! Bizi neden çağırdığına dair hiç bir bilgimiz yoktu! Kulaktan kulağa duyulanlar toplantının çok önemli olduğu yönündeydi! Neyse hepimiz bir salona toplandık ve önde Kaymakam Bey, ardında İlçe Milli Eğitim Müdürü ve doktor Necdet Bey! Sonra kapı girişinin iç kısmına getirilip ve üst üste istiflenen küçük kibar paketler! Köylerden gelen bizler bu paketleri lokum sandık ve göz ucuyla saydığımız da her birimize birer paket düşüyordu! Rütün olandan sonra asıl mevzuya geçildi ve Kaymakam Bey, artan nüfustan dem vurmaya başladı ve “bunu önlemezsek ne eğitimde, ne de ekonomi de bir adım gidemeyiz” dedi.

 

 

 

NE DEMEK CANIM
Bin dokuz yüz seksenlere kadar ülke hızlı nüfus artışıyla gittikçe kalabalıklaşıyordu. Devlet bunu önlemek adına çeşitli projeler üretiyordu!
Örneğin bin dokuz yüz seksen sekiz yılında Van’ın Çatak ilçesinin bir köyünde öğretmendim! Kaymakam Bey’in talimatı ile
Tüm öğretmen ve imamlar ilçe merkezine toplanmıştık! Bizi neden çağırdığına dair hiç bir bilgimiz yoktu! Kulaktan kulağa duyulanlar toplantının çok önemli olduğu yönündeydi!
Neyse hepimiz bir salona toplandık ve önde Kaymakam Bey, ardında İlçe Milli Eğitim Müdürü ve doktor Necdet Bey!
Sonra kapı girişinin iç kısmına getirilip ve üst üste istiflenen küçük kibar paketler! Köylerden gelen bizler bu paketleri lokum sandık ve göz ucuyla saydığımız da her birimize birer paket düşüyordu!
Rütün olandan sonra asıl mevzuya geçildi ve Kaymakam Bey, artan nüfustan dem vurmaya başladı ve “bunu önlemezsek ne eğitimde, ne de ekonomi de bir adım gidemeyiz” dedi.
Sonra “işte siz Öğretmenler bu işin mimarı olacaksınız” diyerek “ bundan sonrasını doktorumuz size izah edecek” dedi!
Yüz otuz kiloluk ve uzun kalın parmakları bir keser sapı kadar olan doktor yerinden doğrulup bıngıl, bıngıl yürüyerek istiflenen paketlerden birini alıp masaya koydu!
Sonra paketi açarak “ arkadaşlar bunlar prezervatif, tabi köylümüz bunu telafuz etmeyebilir, siz ona kısaca kaput deyin” diyerek biri birine bir zincirin halkası gibi bağlı olanlardan bir tanesini kopararak itina ile poşetinden çıkardı! Sonra işaret parmağı ile baş parmağının arasına alarak biraz da yüksekten hepimize gösterdi! Lokum hayalimiz güme gitmişti! Sonra vatandaşa nasıl atlatacağımızı göstermek adına o kalınca parmağına zar zor da olsa geçirdi ve “ işte hepsi bu kadar” diyerek görevi tamamladı!
Talimat kesindi ve her öğretmene birer paket verildi ve biz soluğu köylerimiz de aldık!
Sonra yirmi üç Nisa’n törenleri için “ balon getirin” dediğimiz çocukların bunları şişirerek kılıç oyunu oynayarak geldiğini görmüş, gülmekten töreni zor bitirmiştik!
Birebir yaşadığım bu olayın geniş anlatımı yeni çıkan kitabım “ Naciye’yi vurdular da” genişçe ve “BALON” başlığı altında var!
Bir zamanlar “ doğurmayın” demişlerdi! Sonra o dönem Başbakan olan Sayın Erdoğan “ mutlaka üçer tane doğurun” diyerek adeta talimat vermişti! Sonra o da yetmemiş ve işi beşe kadar götürmüş, hata şahidi olduğu nikahlar da” beş” sözü aldıktan sonra evlilik cüzdanını muhataplarına öyle vermişti!
Sonra baktı ki bizimkiler hala nazlı ve “ siz durun” diyerek kapıları açtı ve bak nasıl doğurulurmuş dedi ve içimize dört milyon Suriyeliyi saldı! Bakıyorsun henüz on beş yaşında ve her bir eline bir çocuk yapışmış öyle yürüyor; karnı burnunda olmakta cabası!
Sonra çıkıp Tarım politikalarından dem vuruyorlar!
Çünkü bu nüfus yemek zorunda!
Üstelik üretemediği halde! Mazot çiftçinin olmazsa olmazı! Hangi parayla alıp tarım yapacak?
İlaç girdileri ve işçilik çok ayrı bir konu!
Tarımı şaha kaldıracaklarmış!
Bizim ilçede yedi yüz kırk traktör varmış ve ben söyleyenin yalancısıyım; altı yüzü icralıkmış!
Şimdi anladınız mı?