HDP Van Milletvekili Tayip Temel yazdı: Kongreye giderken

 

 

HDP Van Milletvekili Tayip Temel dün Yeni Yaşam Gazetesinden yazdı: Kongreye giderken

Tayip Temel *

Kongremiz önümüzdeki dönem yapacağımız kapsamlı demokrasi hamleleri için milat olacaktır

Beşeri emeğin ve ekosistemin sömürüsü üzerine bina edilen kapitalist modernite, tabiatı gereği yaşadığı özsel krizlerin en büyüklerinden biriyle küresel ölçekte boğuşarak yaşamaya çalışıyor. Küresel ölçekte derinleşen krizlerin bir izdüşümü olarak ortaya çıkan yeni nesil vekâlet savaşları bütün coğrafyamızı sarmalamış durumda. Bölgesel muktedir güçlerin jeostratejik kabiliyetlerinden azade olarak çoklu bir savaş hakikatiyle karşı karşıyayız. Bu yüzden hem küresel hem de bölgesel sistem krizlerinin etkilerini yoğun bir şekilde hissediyoruz. Hegemonik güçler bu krizden çıkış yolunu halkları daha fazla yok sayarak, onları daha fazla sömürerek çıkmaya çalışıyor. Ezilen halklar da bu krizden bedelleri ağır da olsa onurlu bir şekilde çıkmanın yollarını arıyor. Karanlık ve soğuk günlerden geçtiğimiz doğrudur. Ancak Gramsci’nin dediği gibi aklın karamsarlığına karşı iradenin iyimserliğini ilke edinmemiz gerekiyor. Güneşin doğuşunun günün en karanlık ve en soğuk saatinden hemen sonra geldiğini aklımızdan çıkarmayalım ve içinde olduğumuz karanlıkla bu bilinçle mücadele edelim. İyimser bakan bir iradeyi alt edebilecek hiçbir güç yoktur. Kriz anlarını yaşadığımız karanlıktan bir çıkış fırsatı olarak kurgularsak izleyici pozisyonundan sıyrılabiliriz. Ayaklarımız yere basacak şekilde Khronos’un içinde Kairos’un izini sürerek Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik, toplumsal ve siyasi krizi halklar lehine fırsata çevirerek aydınlık yarınlara çıkabiliriz.

Üçüncü Yol seçeneği

HDP son derece tarihi ve kritik bir süreçte 4. Olağan Kongresi’ni gerçekleştiriyor. Bölgesel ve merkezi konferanslardan sonra kapsamlı bir şekilde işletilen özeleştiri süreci ile birlikte tespit edilen birçok örgütsel ve politik eksikliği aşma inancı ve kararlığıyla kongreye gidiyoruz. Bu kongre kadınların, emekçilerin, gençlerin, ötekileştirilen tüm kimliklerin ve ezilen her kesimin kongresi olacaktır. Bu kongre, parti programında net çizgilerle belirtilen ancak gerek sistemin baskıları gerekse de kendi yetersizliklerimizden kaynaklı olarak yeterince gerçekleştiremediğimiz ideolojik ve politik hattımızı pratiğe dökmenin, bunun için canla başla çalışmanın zemini olacaktır. Bu kongre, AKP iktidarının MHP ile ortaklaşarak ülkeyi savaş harcamalarına, çıkar ve rant siyasetine mahkum ettiği, demokrasinin ayaklar altına alındığı siyasi iktidara son vermeyi ve halkın özlemlerine yanıt olmak amacıyla Türkiye’yi demokratikleştirme hamlesini büyütmeyi hedefliyor.
HDP kurulduğu günden bu yana ideolojik ve fiziksel saldırılara maruz kaldı. Partimizin, Türkiye’nin kurulu düzeni içinde sistem partilerine mahkum bırakıldığı için sömürülen halklara sunduğu Üçüncü Yol seçeneği büyük bir heyecanla sahiplenildi. Müesses nizamın kodlarıyla oynayan bu çıkış, HDP’yi kimi zaman ahlaksızlığa varan saldırıların hedefi yaptı.

Demokratik Ulus inşası

Düzenin tekerine çomak sokan partimiz demokratik siyaset alanını genişlettiği, halkları seçeneksiz ve alternatifsiz bırakmadığı için ve en önemlisi sadece bir bölgede değil Türkiye’nin tamamında siyaset yapmayı hedeflediği için böylesine ağır saldırılara maruz kaldı, kalmaya devam ediyor. HDP’nin siyasi hinterlandının bu şekilde geniş olması, onu doğrudan AKP-MHP bloku ve iktidar etrafında kümelenen odaklarca hedef haline getirdi.
Ancak ne bu saldırıların, ne de parti olarak yaşadığımız eksikliklerin önümüzü kapatmasına izin vermeyeceğiz. Partimize yönelik baskıları eksikliklerimizin meşru gerekçesi haline getiremeyiz. Sistemin saldırdığı alanlar hangileriyse o alanlarda çalışmalarımızı yoğunlaştırmaya, büyütmeye devam edeceğiz. Çünkü toplum düşmanlarına karşı toplumu savunmak üzere yola çıktık. Çünkü hegemon ve sömürgeci güçlere karşı tarih boyunca hep var olan ahlaki politik toplumu büyütmeyi, ulus devlet anlayışının geliştirdiği tekleştirmeye karşı çoğulcu bir siyasal anlayışın yerleşmesine öncülük etmeyi ve halkların demokratik birlikteliği bağlamında demokratik ulusu inşa etmeyi önümüze temel hedef olarak koyduk.

HDP’nin ne olduğuna dair tartışmalar geride kalmıştır. HDP’nin yeterince Kürt sorunu temelinde siyaset yapmadığını söyleyenler ile sadece Kürt sorunu ile ilgilendiğine dair yürütülen tartışmaların sisteme yaradığını, bu tartışmaların esas itibariyle aynı merkezden yürütüldüğünü tecrübe etmiş bulunmaktayız. Türkiye’nin her yerinde örgütlenmede eksik kaldığımız gerçeğini, bu yüzden Türkiyelileşme konusunda yaşadığımız yetmezlikleri HDP’nin paradigmasına bağlamak iyi niyetli bir yaklaşım olamaz. HDP’nin kuruluş gerekçelerine bakılsa dahi bu tartışmaların son bulacağı açıktır.

Kürt sorunu ve Türkiyelileşme

Paradigmamızda bir sorun yok. Ancak tartışmalar gösteriyor ki, açığa çıkan gerçeklik paradigmamızı yeterince anlatamamış olmaktır. Taktik değil stratejik bir yaklaşım içindeyiz. Kürt sorunu ve Türkiye’nin demokratikleşmesi sorununun birbirini doğrudan ilgilendirdiğini, bu sorunları çözmek için eşzamanlı mücadele edilmesi gerektiğini bir kez daha bilince çıkarmanın önemli olduğu bir zaman diliminden geçiyoruz. Kurulu düzen, bu iki soruna dair aynı anda siyaset üretmenin mümkün olmadığını zihinlere yerleştirmiş durumda. HDP’yi sözüm ona sıkıştırdıkları paradoksal nokta burasıdır. Ancak biz sistem partisi değiliz. Hiçbir kesimi yok sayamayız. Emekçilerin, ötekileştirilenlerin ve Kürtlerin bir ve aynı kadere sahip olduğunu, aynı kesimler tarafından sömürüldüğünü biliyoruz. Bu kesimlerin İmralı’da uygulanan mutlak tecrit ile savaşı derinleştirerek halklara çözümsüzlüğü dayattıklarını biliyoruz. Çokça ifade ettiğimiz gibi, Van’da ekmek ve onur mücadelesi veren bir Kürt ile İzmir’de yaşayan yoksul bir Türk emekçinin kaderi birdir ve birbirine bağlıdır. İzmir’de ve Amed’de yaşayan yurttaşın yoksulluğunu büyüten şey, Kürtlere karşı açılmış savaştır. Hasankeyf’i sular altında bırakan zihniyet ile Ergene Nehri’ni kirleten zihniyet birdir. Cizre bodrumlarında insanları yakanlarla, “Cizre’ye nasıl girdiysek ODTÜ’ye de öyle gireriz” diyerek orman katliamı yapan zihniyet aynı zihniyettir. Ayrı ayrı verilen mücadelelerin kazandırmadığını görmek, bu yüzden her birini ayrı ayrı önemsemek gerekiyor. Bunu deşifre etmenin pratik çabası içinde olmak iktidarı bir gün bile nefes alamaz duruma getirecektir. Kürtlerin ulusal birliğinin sağlanması ile demokrasi blokunun ete kemiğe bürünmesi bu yüzden önemlidir. Halkların ittifakı bu temelde daha güçlü olabilecektir. Bu yüzden HDP, Kürt ulusal birliğinin sağlanmasında kolaylaştırıcı, demokrasi blokunun oluşturulmasında öncü güçtür. Bunun eş zamanlı mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.

Topluma nefes aldırmak

Demokratik siyaset alanının bu denli sıkıştığı bir süreçte bu alanı açmak ve topluma nefes aldırmak partimizin önümüzdeki dönem temel pratiği olacaktır. Mevcut gidişattan rahatsız olan herkes demokratik siyaset alanına dahil edilmeli ve ortak mücadele zeminleri yaratılmalıdır. Bu anlayışla her mahalle, her sokak, her ev geçtiğimiz dönem başlattığımız örgütlenme seferberliği kapsamında demokratik siyaset alanının büyümesi için çalışma alanlarımıza dahil olacaktır. Kişilerin değil örgütün ön planda olduğu, yatay örgütlenme anlayışımızla seçilmişlerin parti çalışanlarıyla birlikte sokağı örgütlemek için aracı ve öncü oldukları, bulundukları konumları halkın taleplerinin dile getirildiği mevzilere dönüştürdükleri bir siyaset tarzını tam da parti programımıza uygun bir anlayışla pratiğe geçirmemiz gerekiyor. Girilmedik ev, dokunulmadık yurttaş bırakmamak temel hedefimiz olmalıdır. Başlatılan üyelik kampanyamızdan herkesin haberdar olmasını, herkesin HDP’de buluşmasını sağlamamız gerekiyor. Yerel güçlüyse merkez de güçlüdür. Yerel örgütlenmez ise merkez içi boş bir görüntüden ibaret olur. Tabandan örgütlenme esası her eve girmeyi zorunlu kılıyor. HDP’de cisimleşen siyasi gelenek arkasına halkın gücünü almış bir parti geleneğidir. Bu çalışmaları yürütürken partimizin maruz kalacağı baskılar dün ve bugün olduğu gibi yarın da olacaktır ancak her parti çalışanın görevi aynı zamanda kendisinin yerine mutlaka bir değil birden fazla yedeğini oluşturması olursa, örgütlülük düzeyi bu şekilde yürütülürse seçimlerde 6 milyon oy almış bir partinin halk gücüne hiçbir iktidar karşı koyamaz ve yenilmeye mahkum olur. Siyaseti toplumsallaştırdığımız ölçüde toplum siyasallaşacak ve ancak o zaman hep birlikte başarıya ulaşacağız.

Demokrasi Bloku

Bugün insanlar işsizlikten kırılıyorsa, mahkum edildikleri açlık ve yoksulluktan dolayı kendilerini yakıyor, intihar ediyorlarsa bunun sorumlusu elbette siyasi iktidardır. Ancak o kişiye dokunamadığımız, örgütleyemediğimiz, ona umudu ve direnişi aşılayamadığımız için bizlerin de özeleştiri vermesi gerekiyor. Hala çocuk yaşta evlilikler yaşanıyorsa, kadın cinayetleri her geçen daha fazla artıyorsa, siyasiler, aydınlar ve gazeteciler içerideyken kadın katilleri sokakta geziyorsa, her birinden bir devrim çıkarması gereken bizlerin oturup düşünmesi ve bu gidişata dur demesi gerekiyor.

Geçtiğimiz dönem çalışmasına başlanılan ancak etkili ve sonuç alıcı tarzda yaklaşılmadığı için eksik kalan Demokratik Anayasa ittifakı ve Demokrasi Bloku çalışmaları önümüzdeki sürecin mutlaka başarılması gereken çalışmalarıdır. Mevcut Anayasa’dan memnun olan kesimler yok denecek kadar azdır. O halde Demokratik Anayasa ittifakı çalışmalarıyla her partiden, her kurumdan, her kesimden, her düşünceden insana ulaşabilir ve çalışmalara dahil edebiliriz. Toplumun demokratik anayasa talebini söylem düzeyinden çıkarıp hem sokakta eylem ile hem de çalıştay ve konferanslar ile ete kemiğe büründürmeli, Türkiye’de tüm sorunların çözüm noktası olabilecek demokratik bir Anayasa’nın öncüsü olmalıyız.

Her bileşen ve ittifak yapımızın, her demokratik yapının AKP-MHP faşist blokuna karşı “mutlaka olması gerekir” dediği Demokrasi Bloku çalışmalarında yaşanan eksiklikler Üçüncü Yol siyasetimizin de istenen ölçüye gelememesine neden olmuştur. Demokrasi Bloku çalışmaları ete kemiğe büründükçe, bu konuda sergilenen ürkek ve hantal yaklaşımlar aşıldıkça Üçüncü Yol siyasetimizin de büyüdüğünü ve Türkiyelileşme perspektifinin pratiğe döküldüğünü görebileceğiz. Bu konuda bileşen ve ittifak yapılarımızla birlikte bireylerin güçlü oldukları alanlarda bu kapsamda çalışma yürütmeleri HDP’yi büyütme stratejimizi daha fazla hayata geçirecektir.

Halklara hatırlı olsun

Partimiz tüm ideolojik ve fiziksel saldırılara karşı zoru başarmayı hedefliyor. Türkiye’de yaşanan sorunların birbirine bağlı olduğu ve birbirini büyüttüğü gerçeğiyle hareket eden çok sayıda bileşen, ittifak, birey HDP çatısı altında mücadele ediyor, çözüm için çalışıyor. HDP’nin edindiği misyon bu yönüyle ilk, tek ve tarihseldir. Hiç kimsenin ne ev sahibi ne de misafir olduğu bir mücadele zemini geliştirilmiştir. Program, tüzük ve paradigmamızın sağlam oluşu bizi bugünlere getirdi, tüm baskılara karşı bu sayede direnebildik. Ancak artık kabuğumuzu kırma, demokratik hamleyi büyütme zamanıdır. Devletin geleneksel zihniyet kodlarını değiştirerek farklı bir siyasal sürece geçiş yapmak bu şekilde mümkün olacaktır. Her bir yurtsever, sosyalist, demokrat ve vicdan sahibi kişi bu partinin sahibi ve öncü gücüdür. Demokratik ve özeleştirel bir yaklaşım tarzı ile ortaklaşmalar kadar farklılıkların da önemli olduğu bilincini açığa çıkarmak, her görüş ve düşünceye karşı anlayışlı ve kapsayıcı bir tarzda yaklaşmak paradigmamız gereğidir. Bunu yaparken de bizlere mütemadiyen saldıran sistem kadar bütünlüklü ve disiplinli bir çalışma yürütmemiz gerekiyor.

Bu bağlamda, tüm seçilmişlerimizin politik davranması, halkla daha fazla buluşması, sistemin saldırılarına sorumluluk alarak yanıt olması ve egemenin zihniyetin kodlarıyla düşünmeyi bir kenara bırakması gerekiyor. Aksi tutum, yaşanan sorunların öznesi olmaktan kendini sıyıran, olan bitenden kendini sorumlu hissetmeyen, meseleyi parti içi bürokrasi ve hantallaşma gibi kavramlarla açıklama kolaycılığıyla sorunlara çözüm getirmeyen bir yaklaşımın büyümesine sebebiyet verecektir. Partimizin programı, tüzüğü ve sahip olduğu devrimci gelenek, kişiler istese bile sistem partilerine dönüşmesine ya da bürokratik yapılanmaların oluşmasına ontolojik olarak engel teşkil eder. Her bir çalışan arkadaşımız, HDP paradigmasını çalışmalarında hayata geçirdiği ve eleştirdiği alanlarda sorumluluk aldığı ölçüde partimiz büyüyecek ve misyonunu gerçekleştirebilecektir. HDP’ye yönelik saldırılara ve paradigmamız ortadayken çözüm üretmeyen kısır Türkiyelilik tartışmalarına yanıt esasen böylesi pratik çalışmalarla verilir. Bu bilinçle hareket ettiğimizde üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluğun olmadığını biliyoruz. Kongremiz önümüzdeki dönem yapacağımız kapsamlı demokrasi hamleleri için milat olacaktır. Türkiye halklarına şimdiden hayırlı olsun.

*HDP Van Milletvekili

şişli escort avcılar escort esenyurt escort