JIN JIYAN AZADΠ


Türkçe karşılığı: “Kadın Yaşam Özgürlük” 
Bu şiar, sadece ülkemizde değil dünyanın bütün dillerinde haykırmaya devam ediyor Kadınlar. Bazı kavramlar var ki; acılar içerisinden çıkar hayata direk temas ederler. Jin, Jiyan, Azadi’de günümüzdeki kavramların başında geliyor.
Tıpkı, baş eğmeyen, isimlerini tarihe yazan; Mirabel kardeşler gibi. Eşit ve özgürce yaşamak uğruna başlattıkları mücadele sonucunda insafsızca ve insanlık dışı yöntemlerle katledildiler ama Kadınlar onları unutmadılar. Onlar bedenen aramızdan 25 Kasım günü ayrıldılar ama ezilenlerin, ötekileştirilenlerin gönüllerinde yaşıyorlar. 
Tarih kadınların mücadelesi ve kazanımları ile not düşse de gasp edilmek istenen kadın kazanımları her gün kadın iradesi biraz daha büyüyor ve yükseliyor. Bundandır ki, kazandıklarımıza sahip çıkacağız ve kazanımlarımıza yenilerini ekleme mücadelesini vereceğiz.
Bugün Amerika’dan, Avrupa’ya, oradan asyaya dört kıtanın tümünde kadınların acıları ortaktır ve aynıdır.
Erkek egemen sistemin yüzyıllardır sürdürdüğü, toplumsal cinsiyetçilik, eşitsizliğin sürdüğü ve yarattığı bir düzende yaşıyoruz. Toplumun erkeklere sunduğu ciddi inanılmaz bir güç odağı var. Çocuklar üzerinde, kadınlar üzerinde ve doğa üzerinde tahakküm kurabilme böyle bir güç aşılanıyor.
İnsanlığın oluşum tarihine baktığımızda, ilk kölelik ev içi iş bölümü ile başlamış olduğunu görüyoruz. Kadının evsel kölelik yaşadığı ve bu yüz yıllardır süre gelen bir durumdur. Kadının yeri evdir ve aile kavramı kurumudur.


Dikkat edecek olursak eğer kadın yaşamını savunmaya çalışması ya da açtığı boşanma davası sonucunda erkek eşleri ya da babaları ve yahut erkek kardeşleri tarafından kadınlar katlediliyor. 
Katiller, bu işledikleri cinayetler sonucunda ciddi cezalar almamaktadır. Çünkü sistemin bütün kurumları erkeklerin elinde. Bu erk sistemli yargının cezasızlık politikası ve kadınları bir türlü koruma altına alınmaması sonucu; Emine Bulut, eşi tarafından öldürülmesi, sokakta samuray kılıcıyla öldürülen Başak, intihara sürüklenen İpek Er, kaybedilen Gülistan ve daha niceleri kadın katliamlarını örnek vere biliriz.

En son İran’da yaşananlar kamuoyu canlı izliyor. Saçlarımızın telinin görünmesi dahi biz kadınların yaşamımıza mal olduğunu gördük. Örümcek beyinliler tarih karşısında mutlaka bir gün hesap vereceklerdir. Buradan İranlı Kadınlar selam yolluyorum.

İstanbul sözleşmesinin kaldırılması, 6284 yasasının hedef gösterilmesi yine ırkçılığı, kadın bedeni üzerinden yükselmesi kadının varlığını yaşam içerisinde ki yok saymaya çalışılıyor. 

Bir çok sorunu buradan saymak elbette mümkün ama biz kadınların yaşamın her alanında varız. Bunu bu erk sistemler ya gönüllü ya da zorla da olsa kabullenmek zorunda. Bugün kadınlar, tarlada, fabrikalarda, kamusal alanda, kısacası yaşamın her alanında varız var olmaya da devam edeceğiz.

Söz kurmaya devam edeceğiz bu inançla Kadın özgürlük mücadeleleri sokakta olmaya kazanımları için mücadele etmeye ortak söz kurmaya devan ediyorlar. Bu önem ile bütün kadınları devrimci ruhumla selamlıyorum. Kadınlar sesini kaybetmemeli, sesimizi kaybettiğimiz taktirde kimliğimizi de kaybederiz. Ortak ses: hepimizi yarınlar için kuracağımız özgürlük bir dünya olacaktır. Çünkü biz kadınlar sadece çok doğurmayacağız, aynı zamanda bu yaşamı güzelleştirme gibi bir sorumluklarımız var. Erk sistemin baskısı ve şiddeti de ancak ve ancak böyle yok olacaktır.
Özgür yarınlar uğruna mücadele eden kadınlara bin selam olsun…

Bir kez daha Mirabel kardeşleri saygı ve sevgiyle anıyorum