banner9

banner8

Öz savunma ve etkin bir yaşam

"Var olma ve eyleme gücümüze yeniden nasıl sahip çıkabiliriz? Öz savunmamızı nasıl güçlendirebiliriz? Direnişimizde tepkiselleşmek yerine, özgürlüğü nasıl pratik edebiliriz? Özgürlüğü bir yaşam biçimi haline nasıl getirebiliriz? Edilgin-oluş arzuları karşısında etkin-oluş arzularını nasıl çoğaltabiliriz? Bu sorularla başa çıkabilmek adına, belki de her şeyden önce bu soruların isabetliliğini sorgulamamız gerek."

Kadın 24.06.2022, 09:46
97
Öz savunma ve etkin bir yaşam
banner44

"Var olma ve eyleme gücümüze yeniden nasıl sahip çıkabiliriz? Öz savunmamızı nasıl güçlendirebiliriz? Direnişimizde tepkiselleşmek yerine, özgürlüğü nasıl pratik edebiliriz? Özgürlüğü bir yaşam biçimi haline nasıl getirebiliriz? Edilgin-oluş arzuları karşısında etkin-oluş arzularını nasıl çoğaltabiliriz? Bu sorularla başa çıkabilmek adına, belki de her şeyden önce bu soruların isabetliliğini sorgulamamız gerek."

JINNEWS- Münevver Çelik - Sinem Özer

Öz savunma, zaten var olanı olduğu gibi koruma ve sürdürme pratiği midir? Dolayısıyla ‘hayır’ demekle yetinen bir direniş midir o sadece? Yoksa bir farklılaşma istencinin, yaratıcı bir kuvvetin yapabileceklerinin sonuna kadar gitmesi mi? Öz savunma, olanı her nasılsa öylece bırakmak mıdır, yoksa değişimin, yeniliğin, farkın olumlanması mı? Tepki vermek ve bu yüzden aslında yalnızca maruz kalmak ve etkilenmek midir? Öz savunma yalnızca savunmacı mıdır gerçekten? Kendi gibi olmakta, aynı kalmakta bir ısrar mıdır? Varlığında diretmek, direnç göstermek midir sadece? Yoksa tersine etkin olarak, etkileyerek, dönüştürerek, yaratarak farklılaşmakta ısrar etmek mi demektir?

Öz savunmanın iki anlamı

Öz savunmanın ‘tepkisel’ ve ‘etkin’ diye de ayırabileceğimiz bu iki anlamı, Spinoza’nın etiğinde çatışabilen, birbirinin yerini alabilen iki farklı öznelliğe, iki farklı yaşama biçimine denk düşer. Varlığın özünün arzu, arzunun ise var olma ve eyleme gücü olduğu Spinoza’da öz savunma, varoluşta kalma çabamızdaki etkin gücümüzdür. Yani sadece var olanı koruyup sürdürmenin çabası değildir bu. Bu sınırda kalıyorsa eğer, varlığın da gücü sınırlanmış olan bir yaşamı olduğunu gösterir bu yalnızca. Oysa Spinoza’da varlığını olumlamak demek, en temelde yapabileceklerinin sonuna kadar gitmek demektir, yani her şeyden önce olumlamayı olumlamaktır. Bu yüzden aslında kendini koruyup sürdürmek bile, kendiyle özdeşliğini muhafaza etmekle değil, gücünü çoğaltmakla, kendinden farklılaşabilmekle, farklılaşmayı olumlamakla mümkündür. Spinoza’da öz savunma en yetkin derecesinde, tepkisel değil etkin olduğunda, daima çifte bir olumlamadır: Var olma ve eyleme gücünü olumlayarak, yaşamın çokluğunu, farklılaşabilme ve değişebilme gücünü olumlamaktır.

Yaşamın öz savunma gücü: Etik ve politika

Spinoza’nın öz savunmayı yalnızca edilgin ve tepkisel değil etkin bir yaşam pratiği olarak da düşünebilmesi, onun arzuyu varlığın fiili, daima edim halindeki ve varoluşuna içkin özü olarak tanımlamasıyla yakından ilişkilidir. Spinoza, arzuyu sadece bir varoluş ilkesi olarak değil hem etkilenebildiği hem de etkileyebildiği için, fark yaratırken kendisi de farklılaşabilen bir güç olarak ortaya koyar. Arzu ya da var olma ve eyleme gücü, varlığın değişebilen özüdür. Çünkü arzu üretici olduğu gibi, kendi üretiminden etkilenir ve onun içinde yeni bir şekilde üretilir. Başka bir deyişle, Spinoza varlığın özünün arzu olduğunu söylediğinde, onun yapabileceklerini ne olduğuna göre değil ne olduğunu yapabileceklerine göre tanımlamayı önerir. Dahası, arzu varlığın özü olduğu gibi, varlık da hem öznesi hem nesnesi olduğu kolektif bir üretimdir şimdi. Spinoza’da varlık, üretiminden gelen bu dolaysızca pratik ve kolektif anlama sahiptir. Böylece arzu yaşama sonradan eklenip, ister bastırılmak isterse özgürleştirilmek üzere sonradan toplumsal bir boyut kazanmadığı gibi, etik ve politika da yaşama gelip sonradan eklenmez. İşte Spinoza’da varlığın özü arzu, arzunun özü tam da üretim olduğu için, Öz savunma da dışarıdan gelen tehditler karşısında kendisini koruyup sürdürmeye çalışan tepkisel bir birey-varlığın kendini yeniden üretme stratejisine indirgenmez. Aksine öz savunma, arzulama üretiminin ve dolayısıyla birlikte yapabileceklerimizin genişlemesine, çoğalmasına içkin olan etkin ve kurucu bir yaşama tarzı olarak düşünülebilir hale gelir. Bu sayede şimdi etik ve politika da böyle bir yaşam tarzının öz savunma gücü olarak düşünülebilecektir.

Spinoza, öz savunmayı, yani varlıkta sürüp gitme çabasını, arzunun genişleyen toplumsal üretimi içine yerleştirerek aslında bir hamlede iki şeyi birden gerçekleştirir. Bir yandan öz savunmayı tepkisel ve olumsuzlayıcı anlamının ötesinde düşünmenin önünü açarken, bir yandan da arzuyu varlığın toplumsal olanla çatışmalar üretmesi kaçınılmaz ve bu yüzden de tepkisel olan en gizli, en karanlık yanı olarak değil, aksine varlığın toplumsallığının yaratıcısı ve kurucusu olan etkin yanı olarak düşünebilmeyi mümkün hale getirir. Spinoza’nın etiği, hiç şüphesiz, öz savunmayı ve direnme hakkını hayatta kalma isteğine ya da çıkarlarını koruma güdüsüne indirgeyerek ancak tepkisel ve muhafazakâr bir biçimde kavrayabilen modern politik felsefe geleneğinin radikal bir eleştirisidir. Ama bu eleştiri aynı zamanda, kendi zamanının çok ötesine geçen bir öngörü gücüyle, arzuyu, cinsellik gizemlileştirmesi altında bireyleştiren, cinsiyetlendiren ve böylece onu yapabileceklerinden kopartan çağdaş psikanalitik yaklaşımları da hedef alır. Bu yaklaşımlarda arzu, ya bedenin bastırılan (bastırılması gereken) karanlık ve gizli bir parçasına, kurtulmanın mümkün olmadığı bir illete indirgenir ya da asla tamamlanamayacak olan bir eksiklik fikri uyarınca nesnesine bağımlı kılınır. Her durumda arzu, bir baskıya ya da bir eksikliğe cevap vermek zorunda olan bir tepkiselliktir. Etkinliği, olumsuzlamaya ve tepkiselliğe indirgenmiştir. Aslında bu psikanalitik yaklaşım, ilkinden bile daha tehlikelidir. Modern politik felsefe, çıkarlarımızı ve korkularımızı gerekçe göstererek öz savunmanın, direnişin anlamını tepkiye ya da olumsuzlamaya indirgeyerek onu güçsüzleştirir. Psikanaliz ise bizatihi arzuyu tepkiselleştirerek bizi etkin-oluş gücümüzden çok daha etkili bir şekilde koparır. Arzuyu cinselliğe, bizi ise cinselliğimize, cinsiyetlerimize kapatarak köleleştirmekle, edilginleştirmekle kalmaz, aynı anda bu köleliği ve edilginliği de arzulanır bir şey haline getirir. Yani sadece edilginleşmekle kalmayız, edilginliğimiz için, özgürlüğümüzü savunur gibi savaşır hale geliriz.

Nasıl etkin olabiliriz?

Peki ama o zaman başka nasıl etkin olabiliriz? Var olma ve eyleme gücümüze yeniden nasıl sahip çıkabiliriz? Öz savunmamızı nasıl güçlendirebiliriz? Direnişimizde tepkiselleşmek yerine, özgürlüğü nasıl pratik edebiliriz? Özgürlüğü bir yaşam biçimi haline nasıl getirebiliriz? Edilgin-oluş arzuları karşısında etkin-oluş arzularını nasıl çoğaltabiliriz?

Bu sorularla başa çıkabilmek adına, belki de her şeyden önce bu soruların isabetliliğini sorgulamamız gerek. Foucault’nun dediği gibi, cinsellik söylemi altında ‘arzulayan özneler’e dönüştürülmemizin, kim olduğumuzu nasıl cinselliğe sorar hale geldiğimizin, var olma ve eyleme gücümüz olan arzunun cinsellik tarafından nasıl kapılabildiğinin bir tarihini yapmak gerek. Belki o zaman başka türlü var olmayı ve eylemeyi tahayyül edebilir hale gelebiliriz. Belki o zaman yaşam tarzlarımızı, hissetme ve düşünme biçimlerimizi bireyselleştiren ve tepkiselleştiren, bizi yapabileceklerimizden kopartan özneleşmelerden çıkabiliriz. Arzunun özündeki çoğulluğu, kolektifliği ve yaratıcılığı yeniden olumlayabiliriz. Belki o zaman başka dünyaların yaratıcısı olabiliriz, etikte ve politikada yaşamın Öz savunma güçlerini olumlayabiliriz.

Yorumlar (0)
24
açık
Günün Anketi Tümü
Sizce bir erken seçim yapılsa bunu hangi ittifak kazanır?
Sizce bir erken seçim yapılsa bunu hangi ittifak kazanır?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31
Günün Karikatürü Tümü
banner58