banner55

Kadınlardan Ne İstiyoruz, Derdimiz Ne? (10) DİK Üyesi Hatice KAVRAN: Erkeğin çaldığı ateşi geri alırlardı ve dünyayı aydınlatmak için kullanırlardı.

  KADINLARDAN NE İSTİYORUZ, DERDİMİZ NE ? Ötekilerin Gündemi Hamza Özkan   Merhaba arkadaşlar, dünyayı saran bu ölümcül virüsün toplumları alt üst ettiği, insanları bir fanusun içine hapsettiği bu dönemde, her ne kadar acı, karamsarlık, umutsuzluk yakamıza yapışsa da, “İNSAN” denen varlık direngendir; bu direnişi anlamlı kılan insanın düşünsel yapısıdır, değişimi ve dönüşümüdür. Zamansızlıktan yakınmamız için bir mazeret yok artık! Kitap okumak ve yaşamımıza anlam katan siteleri okumak için güzel bir fırsat.

Kadınlardan Ne İstiyoruz, Derdimiz Ne? 03.06.2020, 15:58 11.11.2020, 17:08
41
Kadınlardan Ne İstiyoruz, Derdimiz Ne? (10) DİK Üyesi Hatice KAVRAN: Erkeğin çaldığı ateşi geri alırlardı ve dünyayı aydınlatmak için kullanırlardı.

 

KADINLARDAN NE İSTİYORUZ, DERDİMİZ NE ?

Ötekilerin Gündemi

Hamza Özkan


 

Merhaba arkadaşlar, dünyayı saran bu ölümcül virüsün toplumları alt üst ettiği, insanları bir fanusun içine hapsettiği bu dönemde, her ne kadar acı, karamsarlık, umutsuzluk yakamıza yapışsa da, “İNSAN” denen varlık direngendir; bu direnişi anlamlı kılan insanın düşünsel yapısıdır, değişimi ve dönüşümüdür.

Zamansızlıktan yakınmamız için bir mazeret yok artık! Kitap okumak ve yaşamımıza anlam katan siteleri okumak için güzel bir fırsat. “Korona Gündemi” ile ilgili yaptığımız dizi söyleşi serisi oldukça ilgi çekti. “Korona Gündemi”nin ötesinde, Türkiye’nin hatta dünyanın dinmeyen, bitmeyen ve kanayan yarası “KADIN ŞİDDETİ, KADIN CİNAYETLERİ!” Nedir bu bitmez tükenmez ve gittikçe artan kadın şiddeti? Derdimiz ne ? Kadınlardan ne istiyoruz ?

Bir toplumun gelişmişlik düzeyi, kadınların içinde bulunduğu gelişmişlik düzeyiyle ilişkilidir. Neden siyasette, bilimde, kültür ve sanatta kadınlar birer aksesuar olarak görülüyor ?  Şu bir gerçek ki, kadınların düşünsel gücünden yararlanmadığımız sürece, eril düşünce sisteminin tahakkümü devam ettikçe, dünyanın güzelleşmesi, normalleşmesi uzak bir ihtimaldir. Sözü fazla uzatmayayım. Kadınlar dosyamızın söyleşine başlarken, “HEPİMİZ SUÇLUYUZ!  ERKEKLER ERKEKLER ERKEKLER DAHA SUÇLUDUR” diyoruz. Evde kalıyoruz, dışarıya çıkmıyoruz. İçten selamlarımla.

Hamza ÖZKAN

Ötekilerin Gündemi

Demokratik İslam Kongre (DİK) Aktivstti Hatice KAVRAM

Demokratik İslam Kongre (DİK) Üyesi Hatice KAVRAN: Erkeğin çaldığı ateşi geri alırlardı ve dünyayı aydınlatmak için kullanırlardı


ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ-Tarihsel ve zorlu bir süreçten geçiyoruz. Bu geçiş süreçlerinde, savaşlarda ve ölümcül salgınlarda kadınlara biçilen roller nelerdir? Dünyada demokratik süreçlerini tamamlamış toplumları da baz alırsak, gerçek anlamda kamusal alanlarda kadınlar yerlerini alabilmişler midir?

Hatice KAVRAN: Bu sözünü ettiğiniz zorlu ve tarihsel süreçleri her toplum farklı zaman dilimlerinde yaşamış yaşamaya devam etmektedir. Yaşam yürüyüşü bazen zor zamanlar, bazen de nispeten daha kolay gerçekleşen süreçlerdir. Konu ile ilgili Tarihi süreçlere bakıldığında günümüzdeki gibi bir küreselliğinin söz konusu olmadığı dönemlerde dahi insanların, birbirine yakın ya da aynı tarihlerde benzer süreçler yaşamış oldukları görülür. Sanki birbirinin ayak izleri takip edilmiş. Örneğin tarım toplumları, tarihin ortaya koyduğu bulgulara bakıldığında birbirinden haberdar olmaları ihtimal dahilinde olmayan toplumların benzer tarım faaliyetleri yürüttükleri bilinmektedir. İhtimal ki yaşam tarzı konusunda da benzer durumlar söz konusudur. Kendilerini dünyadan soyutlamış, yüzlerce yıl geride kalan, küçükte olsa bazı topluluklar hala mevcuttur. Diğer taraftan küreselleşen dünyada liderlik yapan, çoğunluğun önünde bu yaşam yürüyüşlerine devam eden toplumlar küreselleşmenin içinde yer alan diğer toplumlara öncülük etmektedirler. Bu öncü toplumlar bir çok alanda olduğu gibi demokratikleşme alanında da yürüyüşlerinde daha öndedirler. Geriden takip eden toplumlara gelişmişlik düzeyleri (çoğunlukla ekonomi üzerinden görülse de, birbirinden bağımsız süreçler değil) üzerinden listelerle. Birinci sırada yer alan gelişmiş dünya ülkeleri, gelişmekte olan ülkeler ve az gelişmiş ülkeler gibi sınıflandırmalar söz konusudur. Gelişmiş ülkelere demokratik süreçlerini de tamamlamış ülkeler olarak bakılmaktadır. Bu ülkelerin bir araya gelip oluşturdukları birliklerle ( ABD, AB, RUSYA FEDERASYONU) geri kalmış ülkeler üzerinde etkili olmak için güç yarışına girişmiş durumdalar.
Bu lider ülkeler küreselleşmenin içinde yer alan diğer ülkelerin bazılarını sömürü alanları olarak görseler de, bazı ülkelerin kendileriyle birlikte hareket etmeleri için ortaya koydukları kriterler ve anlaşmalarla hem mecbur bırakmak hem de yönlendirme rollerini de devam ettirmekteler.
Örneğin AHİM, NATO gibi yapılanmalar konusunda yapılan anlaşmalara imza atan ülkeler yükümlülüklerini yerine getirmedikleri zaman ya cezalandırılırlar ya da bu anlaşmaların dışında bırakılırlar.( yazılı metinlerinde var olan) Bu nedenle birliktelikler oluşturulmuşlardır. Onun için küreselleşmenin içinde yer alan ama gelişmişlik düzeyleri düşük olan ülkeler zorunlu olarak gelişmişlik düzeyi ileri olan ülkelere ayak uydurmak zorundadırlar. Her ne kadar uymamak için diretseler de Hem de her alanda.
Gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin en fazla ayak direttikleri alan demokratikleşme alanıdır. Bu alanda hakim "Erk"elindeki gücü aslında kendi halkıyla paylaşmayı istememektedir. Ama halka başka nedenler anlatılır, kabul ettirilir. Türkiye açısından demokratikleşmeye uyulmak istenmediği zaman iktidarlar; Rusya komünist, Amerika Emperyalist, Avrupa Hristiyan birliğidir. Söylemlerini halklarına benimsetmeye çalışırlar. Sanki demokratikleşmeye direnmiyorlar da bu nedenlerden bu ülkelerle yaptıkları anlaşmalara umuyorlarmış gibi yansıtırlar.
Bütün bu konularda bu durumun sonuçlarından en fazla etkilenen kesim kadınlardır. Çünkü kadının yaşam alanını kısıtlayan erkeler olduğu için kadınlar eşitlik haklarını aldıklarında erkeler asıl olandan hiçbir şey kaybetmeyecekleridir. Sadece şeytani planlarla kadınlardan çaldıklarını geri vermek zorunda kalacaklar. Demokratikleşme masa başında anlaşmalar ve hukuk alanlarını ilgilendirir. Hukuklarını demokrasinin gerektirdiği gibi düzenleyen ülkeler demokratikleşme süreçlerini gerçekleştirmek üzere hukuklarını düzenlerler. Böylelikle yaşam alanlarını yaşanır duruma getirirler. Ülkemizde özellikle demokratik kurallar, yazılı hukuklarında az-çok var olmasına rağmen işletilmediği için demokrasinin işlevsizliğinin sonuçlarından kadınlar etkilenmektedir. Hem kamusal hem de sivil alanda kadın hakkı olan yerde değildir. Verdiği mücadele hakkı olanı almak içindir. İçinde bulunduğumuz pandomima sürecinde çalışanların işlerine son verilmesinden ilk etkilenen kesim kadınlar olmaktadır. Bu ve benzeri durumların sonuçlarından en önce ve en fazla kadınlar zarar görmekteler.

 

ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ: siyasette,kültürde,sanatta ve bilimde kadınların ayak sesleri geç duyuldu neden?dünyada ve Türkiye’yede bunu nasıl örneklendirebilirsiniz?

Hatice KAVRAN: Doğrusunu isterseniz bu saydıklarınız medeniyetin ve gelişmişliğin olması gereken sonuçlarıdır. Nispeten daha medeni olan ülkelere baktığımızda kadın, bedeller ödeyerek de olsa daha iyi durumdadır. Birincisi, Tarih anlatımlarında, mitlerde de olsa Medeniyeti ilk başlatanlar yerleşik hayata önce adım atan kadınlardır. Neolitik toplumlarda rol dağılımı anlatılırken erkek avcı, kadın toplayıcıdır. Yerleşik hayat toplayıcılığın sonucudur. Bu nedenle kadınların yerleşik hayatta daha önce geçiş yaptıkları söylenebilir. İkincisi bilim, ilkel insanlarda şifacılık olarak başlamış ilk şifacılar da genelde kadınlardır. Üçüncüsü mitolojilerde ana tanrıçalar anlatılır. Bu ana tanrıçalar toplumun yönetimi açısından önemli bir yer tutmaktadır. Yani ATEŞİ KADIN BULDU, ERKEK ÇALDI. Çaldığıyla kadının yaşam alanını kararttı. Genel anlamda Dünyada ve özelde bizim ülkemizde kadınlar olmaları gereken yerde değiller. Çokça neden sayılsa da asıl neden birlikte yaşam anlayışında kadını kendine ortak, eşit olarak görmeyen zihniyetin hakimiyetidir. Günümüzde Türkiye’de kadın cinayetlerinin her gün artması kadınlara karşı bakışın sebebi, hak isteme mücadelesinin kadın lehine sonuçlanmasını engellemektir. Kimisi geleneklerine dayanarak namus sözcüğünün arkasına sığınıp cinayetlerini meşrulaştırmaya çalışır, kimisi inancının arkasına sığınarak cinayetlerini meşrulaştırmaya çalışır, ama asıl neden egemen zihniyetin kadın mücadelesini egemenlik anlayışının varlığının devamına yönelik tehdit olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. Özellikle son zamanlarda İstanbul sözleşmesi üzerinden kadın hakları tartışılmaya açılmış ve bu sözleşmenin feshi için zemin hazırlanmaya çalışılıyor. 2011 yılında Türkiye’nin öncülük ettiği, Türkiye de imzaya açılan, ilk imzalayan ve imzalanması için uğraşan iktidar, aynı uğraşı iptaline yönelik olarak ta vermektedir. Öylesine absürt gerekçeler dillendiriyorlar ki sanki 2011 yılında bu maddeler yoktu da sonradan eklenmiş onun için istemiyorlar.

Demokratik İslam Kongre (DİK) Aktivstti Hatice KAVRAM

ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ: Son yıllarda, Türkiye'nin toplumsal yapısında kadınlar nereye doğru gidiyor? Şiddetin ve tacizlerin bu denli artması ürkütücü!68, 78 ve 80 kuşağına bakıp bugünü nasıl değerlendirirsiniz?

Hatice KAVRAN: Sanırım bizden önceki kuşaklar, haklarını almak konusunda böylesine talepkar olmamışlardı. Çıkan sesler de, çok cılız kaldıkları için duyurmadılar. Oysa günümüzde küreselleşmenin sonuçlarından biri de daha çok bilgiye ulaşmak olduğu için, bilgiye ulaşma olanaklarını kullanan kadınlar pek çok konuda sorgulama içine girdiler ve neden eşit olarak görülmediklerinin sebeplerini araştırdılar. İşte bütün kıyamette buradan koptu. Eril zihniyet, iktidarını kaybetme korkusu ile kadına karşı daha acımasız davranmayı kendinde bir hak olarak gördü. Bugün, geçmişten daha fazla şiddetin yönü kadınlara yönelik olsa da kazanılmak istenen haklar açısından kadınlar daha isteklidirler.

ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ: Kadınlar dünyayı yönetseydi nasıl bir dünya olurdu?
Hatice KAVRAN: Aydınlık bir dünyamız olurdu. Erkeğin çaldığı ateşi geri alırlardı ve dünyayı aydınlatmak için kullanırlardı.

 

https://www.otekileringundemi.com/?p=55910

 

 

 

banner3
Yorumlar (0)
35
açık
Günün Anketi Tümü
Sitemizi nasıl buldunuz?
Sitemizi nasıl buldunuz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30
Günün Karikatürü Tümü
banner56