banner9

banner8

Çocuk Gelinlerin Kızları- Mehmet Akkaya

Felsefeci-yazar Mehmet Akkaya bugünkü köşe yazısında, Yazarımız Sevim Alagöz'ün 'Çocuk Gelinlerin Kızlar' adlı kitabını kaleme aldı.

Kitap 16.01.2023, 00:18 16.01.2023, 00:28
12
Çocuk Gelinlerin Kızları- Mehmet Akkaya
banner44

Çocuk olsun yetişkin olsun kadın sorununun tarihi ataerkil sistemin tarihi kadar eskidir. Bu yüzden de düşünce tarihinde kadın, sürekli kendine bir yer bulmuştur. Ülkemizde çocuk gelinler mevzusu da gündemden düşmeyen önemli olay ve toplumsal bir yaradır. Konuya her sınıf ve birey kendi konumuna göre bakmaktadır. Biz de bu yazıda eğitimci-yazar Sevim Alagöz ile soruna estetik bir bakış atacağız.  Son yıllarda Alagöz ile Malatya’ya her gidişimde/gelişimde bir araya geliriz. Sanat, edebiyat, felsefe ve politikaya ilişkin konuşmalarımız ve tartışmalarımız oluyor. Onun daveti üzerine Malatya’da bir de etkinliğe dahil oldum bu defa. Yeni bir romanı yayınlandı Sevim hocanın. Bu romandan söz edeceğim. Alagöz, eserinde meseleye biraz da mesleğinin merceğinden bakmış gibidir. Elbette kadın sorunu, kimlik meselesi olarak siyaset arenasında, entelektüel platformlarda yer alsa da özünde sınıf meselesidir.

Sevim Alagöz’ün Çocuk Gelinlerin Kızları adlı eseri bir bakıma kimlik (ezilen cins) kaygılarıyla yazılmış bir kitaptır (Öteki Yayınları, 2022). Kitap, orta öğretimdeki yaş kuşağının yaşadığı sosyal ve psikolojik süreçleri açıklama amacı güdüyor. Ergen, genç kız ve erkek öğrencilerin gündelik yaşamını edebi bir biçim içinde sunmaya çalışmış. Bir ölçüde Heşin ve onun yakın arkadaşı Serap’ın dramatik yaşamına odaklanmış bir roman-kitap diyebiliriz. Roman kahramanlardan birisi tasvir edilirken şöyle söyleniyor kitapta: “Sanal dünyanın sadece görüntü güzelliğiyle insanı kendine çeken bir ayna olduğunu anlaması uzun sürmeyecekti” (S. 34).

Kadının Bilgi Nesnesi Yapılması

Eserin derinine inmeden belirtmek isterim ki, son yıllarda kimlik sorununa ilişkin çokça yazdığım için eleştiriler de oluyor bana. Bu eleştirilerin doğru yanları olmakla birlikte gerçeği yansıtmayan yanları daha fazladır. Çünkü içinde yaşadığımız toplum, özellikle imparatorluğun bakiyesi olan ulus devlet, ulusal sorun başta olmak üzere kadın sorununu, inanç sorununu burjuva kriterlere göre bile çözebilmiş değil. Bu yüzden Çocuk Gelinlerin Kızları adlı eserin de ortaya koyduğu gibi cins problemi, merkezi bir sorun olarak önümüzde durmaktadır. Politik aktivistler kadar filozofların, sanatçıların ve eğitimcilerin konuyu bilgi nesnesi olarak ele alması ve Alagöz örneğinde olduğu gibi estetik nesne kılması doğaldır.

Üstelik içinde yaşadığımız coğrafya, emperyalizm tarafından sevk ve idare edilmesinden dolayı da feodalizm sorunu çeşitli biçimlerde etkisini sürdürüyor. Bu nedenle meseleyi esasen bir sınıf meselesi olarak ele almak icap eder. Bunları, Alagöz de eserinde hissettiriyor. Ülkemizde kadın sorunu, geleneksel değerler, dengesiz sanayileşme, çarpık kentleşme ve bunun etkisindeki kültürün,  modern teknoloji ve kültürlerle karşılaşması sürecinde uyum sorunu ortaya çıkıyor. Çocuk Gelinlerin Kızları adlı eserde bu sorunların da işlendiğini görüyoruz. Çünkü anılan sosyal problemler düşün ve sanat ürünlerine yansıyor. Kapitalizm eleştirisi, kendini doğrudan değil dolaylı olarak gösteriyor. Romanın başında, iki karakterin yakınlığını gösteren şu açıklama ilginç olabilir: “O güzelim müstakil evlerin bir bir ortadan kaldırılıp apartmanlara dönüştürüldüğü dar bir sokakta oturuyorlardı” (S. 5).

Eseri Mobilize Eden Karakterler

Eserde ana karakter olarak Meşin ve Serap’ın serüvenini izliyoruz. İkisi de erkenden evlenmiş ya da evlendirilmiş “çocuk gelin” çocuklarıdır: Aslan ailesinin ve Demirci ailesinin çocukları. İkisi de çocuk yaşta felaketlerle karşılaşır. Erken başlayan yaşamları, kapitalizm ve feodalizm koşullarında erkenden de söner diyebiliriz. Romanda “parası çalınan” genç kız Mahi’nin davranış biçimi ve Heşin’in duygusal ilişki yaşadığı Lemi de eseri mobilize eden karakterler olarak görülüyor. Zeyit ise Serap’ı bir bakıma yoldan çıkaran bir kahraman olarak yer almış romanda. Kitabın adına gönderme yapan ilişki de Serap ile Zeyit’in hukukundan kaynaklanıyor. Çünkü eserin sonlarına doğru 15’ini bile doldurmayan Serap, okulu bırakıp Zeyit’e kaçıyor. Ailesi onu mahkemede buluyor ve dört aylık hamile olduğu anlaşılıyor. Zeyit hapse gönderiliyor. Bu belirgin temaya rağmen bence kitap adıyla içerik örtüşmemiş. Çünkü “çocuk gelin” hadisesi kitapta fazla işlenmiyor. Bu tema ergen sorunları içinde çok sınırlı kalmış ve tabir yerindeyse ete kemiğe bürünmemiş.

Edebi metin ve roman esasen kurgu demektir. Alagöz’ün kitabında ise didaktik boyut kurgunun önüne geçmiş görünüyor. Çünkü tüm bu özetleliğim sahneler ailelere, gençlere ve topluma adeta bir öğüt verme, ders çıkarma edasıyla sunulmuş. Oysa roman sanatı, temelde anlatma ve ders verme değil gösterme sanatıdır. Çocuk Gelinlerin Kızları adlı eserde anlatım yoğunluğu, gösterme ilkesinin önüne geçmiş durumda. Ben bu eserleri roman estetiği, sanat felsefesi, edebi teknik ve sanat psikolojisi açısından eksik buluyorum. Benzer bir sorunu Alagöz’ün eserinde de tespit etmek mümkündür.

Bilgili Birey Değil Bilinçli Birey

Çocuk Gelinlerin Kızları adlı eserdeki öğretici (didaktik) boyutu görmek zor olmuyor. Kendisiyle konuşmamız sırasında da Alagöz’ün, didaktik ögeyi anımsatması bana manidar gelmiştir. Yani aileler, çocuklar ve gençlere öğüt verme kaygısı güdülmüş gibi.  Bir bakıma çocukları, kendilerine anlatma biçiminde olmuş. Bu yüzden de ebeveynler yanında ergenlerin de ilgisini çekebilecek bir roman. Didaktik oluşu, topluma hitap etme kaygısı bana ilk kuşak romancıları anımsatıyor. Mesela Namık Kemal’in İntibah (Uyanış) adlı romanı buna örnektir. Keza Alagöz, eserinde toplumsal ahlaki değer yargılarını da yargılıyor ve genç insanların üzerine yapışan kötü etiketler üzerinde duruyor. Misal, Meşin’in intiharı bu bakımdan ilginçtir. Bu noktada da bir romanımıza gönderme yapmak istiyorum: Damga. Reşat Nuri, genç bir kız ve erkek üzerinden sorunu irdelemiş ve haksız yere insana yapışan olumsuz algıların giderek meşruluk görmesine -adeta- reddiye yazmıştır. Ben analojileri yaparken şunu da söyleyeyim ki bu tarz roman yazma esasen miadını doldurdu.

Miadını doldurma tespiti, günümüzde felsefe için de geçerlidir. Konu anlatma, ders verme ve bilgilendirme çağı bence sona erdi. Bu yüzden bilgi çağı yerine bilinç çağına girdiğimizi düşünüyorum. Dolayısıyla Alagöz gibi yazar ve eğitimcilerin kendi tavırlarını sorgulamalarını önereceğim. Bilgili insan ve bilgili birey değil bilinçli insan ve bireyi hedefleyen bir felsefe, etik ve estetik kurmak gerekiyor. Alagöz’ün romanında anne ve babalar dahil olmak üzere çocuklar ve daha toplumun pek çok kesimi bilgilendirilmiş oluyor. Bilginin bilince çıkarılması noktasında yetersiz kalan eserlerin estetik bir işlev görmesi zordur.

Eserdeki Diyalektik Ögeler

Çocuk Gelinlerin Kızları adlı eserde ergenlerin yabancılaşmasına ve yozlaşmasına karşı neler yapılabileceğine ilişkin açıklamalar ve eleştiriler de yer alıyor.  Bu eleştirilerden okul müdürü başta olmak üzere eğitimciler de nasibini alıyor. Bu yüzden roman işlevsel bir özellik gösteriyor diyebiliriz. Alagöz’le yaptığımız konuşmalar sırasında romanı, daha çok ergenlik dönemindeki kuşağın okuyacağını söylemesi de eserin öğretici boyutunu işaret ediyor. Bu da yazarı, estetikten çok toplumsal boyutun ilgilendirdiğini gösteriyor. Elbette eser, belli bir estetiği yansıtırken sosyal olana temas eder  ama amaç toplumsallığın veya etik kaygıların öne geçmesini gerektirmez. Alagöz’ün eserinde etik kriterler, sanki estetik kriterlerin yerine geçmiş.

Çocuk Gelinlerin Kızları’nda belli başlı diyalektik ögeler saptamak mümkündür. Kız öğrenciler ile erkekler arasındaki çelişki yanında öğretmen Sayme ile okul müdürü arasındaki çelişki buna örnektir. Keza aileler ile çocuklar arasındaki çelişki, öğrencilerin kendi aralarındaki tersleşmeyi de not etmek gerekiyor. Bu noktada okur, çelişkilerin temel nedenlerini arayacaktır. Alagöz’ün eseri bu sorunun yanıtını vermesi bakımından zayıftır. Çelişki ve çatışmalar nedensiz olarak anlatılıyor; dolayısıyla gösterme sıradanlaşıyor. Ekonomik faktörlerin belirleyiciliği gözardı edildiği için sosyal medya eleştirisi -haklı olarak- önplana çıkıyor.

Sosyal Medya Eleştirisi

Alagöz’ün eserinde sosyal medya eleştirisi önemli bir tema olarak yer alıyor. Genel olarak toplumun özel olarak genç kız ve erkeklerin yozlaşmasında sosyal medyanın tahrifatları betimlenmiş. Sosyal medya kullanımı, daha doğrusu bunun yanlış ve bilinçsiz kullanımına dikkat çekiliyor eserde. Hatta Serap’ın, kendine yabancılaşmasının temelinde de telefon, WhatsApp alışkanlığının olduğu ileri sürülüyor. Roman, sosyal medya terminolojisi açısından da zengin görünüyor. Ergen ve öğrenci dünyasını yakından gözlemleyen, bu yüzden de epeyce materyal toplamış olduğunu görüyoruz yazarın. Materyallerin edebi metin kurallarına göre değerlendirilirdiği tartışma kaldırır. Kişilerle ilgili verilerin sosyolojik kaynaklı olduğunu düşünmek olası. Bununla birlikte olay kişilerinin psikolojik çözümlemelerinin yeterince gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Meşin ile annesi Elif’in betimlendiği bir sahne şöyle tasvir ediliyor:

Elif, önce kendi üstünü değişti, tuvalete girdi, elini yüzünü yıkadı. Sonra kızını kaldırdı. Birbirine sarılarak lavaboya geçtiler. Heşin günler sonra ilk defa ellerini sabunlayıp yüzünü bol soğuk suyla yıkadı. Su, tenine her dediğinde haz aldığını hissetti. Tüm bedeniyle su içinde olmak istedi” (S. 138).

Alagöz’ün konu olarak ergenleri seçmiş olması romana bazı avantajlar kazandırmışa benziyor. Geleceği, gençlerin kuracağı ve onların temsil ettiği düşünülürse yazarın genel bir insan sorunundan hareket ettiği ileri sürülebilir. Yine de roman, ergenlerin iç dünyalarının yeterince yansıtıldığı izlenimi vermiyor.  Ergenlerin cinsel içgüdüleri, aşka imkan veren duygu durumları yeterince analiz edilmemiş. Karşıt cinse olan ilgi ve cinsellik arzuları kuru bir tarzda verilmiş. Benzer bir sorun okul müdürü yansıtılırken de görülüyor. Okul müdürü ile öğretmen ve öğrenci çatışması iyi düşünülmüş olmakla birlikte tarafların psikolojik derinliklerini göremiyoruz.

Modern Eğitim, Sorunları Çözebilir mi?

Yazarın konu olarak eğitimi ve mekan olarak okulu, eğitim kurumlarını, zaman olarak da günümüzü yansıttığını görüyoruz. Gençliği konu etmesinin isabetli olduğunu söylediğimiz gibi eğitim kurumlarını ve günümüzü merkeze almasının da isabetli olduğunu söyleyebiliriz. Bu noktada da “her şeyin başı eğitimdir” türünden klişelerin sorgulanmasını yapmak gerekir. Çocuk Gelinlerin Kızları’nda bu sorgulanmanın yeterince yapıldığı görülmüyor. Tersine sanki eğitimle mevcut sorunlar çözülebilirmiş gibi bir anlayış kendini belli ediyor. Serap ve Meşin’in dram ve trajedisi “kötü eğitim” koşullarına bağlanıyor. Hatta erken evlilik ve çocuk gelinler hadisesi de eğitimin kötü oluşuna, müdürün cehaletine, ailelerin otoriterliğine bağlanıyor. Tüm bunların da, kapitalizmin kurbanı oldukları gerçeği gereğince işlenmiyor.

Aktüel konular ele alınmış derken, alışılmış sorunları görüyoruz, bunlar da yabancı gelmiyor. Popüler kültürde, dizilerde gördüğümüz sahneler, şaşırtıcı buluşlar var;  merak uyandıran sahnelere de yer verilmiş. Meşin’in intihar öncesi bıraktığı mektup, keza Serap’ın evi terk ettiğinde yazıp bıraktıkları, metni okunur kılması bakımından iyi düşünülmüş teknikler olarak dikkat çekiyor.

Roman Hüzün ve Merak Duygusuyla Bitiyor

Anadili Kürtçe Sevim hocanın. Birçok sanatçı gibi maalesef Türkçe yazıyor. Kendi diline duyduğu özlemi hissettim konuşurken. Eserinin duru, yalın ve düzgün bir dili olduğunu da anımsatmak isterim. Alagöz, romanı üç aşamalı olarak bitiriyor. Önce Meşin’in, intihardan sonra gözlerini kaybetmekle karşı karşıya geldiği sahneleri izliyoruz. İkinci olarak Serap’ın yakalandığı felaket tasvir ediliyor: “Serap adliye binasından, sekiz kişiden oluşan yeni ailesiyle birlikte, küçük bir apartman dairesi olan evine gitti” (S. 188).  Romanın sonunda Zeyit’in durumunu da görüyoruz ki, emekçi sınıfların sosyal ve kültürel pozisyonunu anlamak için isabetli bir sunum olarak görülüyor. Roman bittiğinde, hem Alagöz’ün gösterdiği mekanlarda dolaşmış oluyoruz hem de çocukluğumuzda bir seyahate çıkmış oluyoruz. Bir eksiklik, hüzün ve merak duygusu da oluşuyor. Serap’ı, bunda tutucu gelenek içinde nasıl bir yaşam bekliyor? Mahi, hırslarını nereye gömecek? Meşin’in açılan gözleri daha ne tür çıkmazlara, sosyal çelişkilere ve psikolojik krizlere tanıklık edecek?

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
HDP cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararı aldı. Peki siz bu adayın kim olmasını istersiniz?
HDP cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararı aldı. Peki siz bu adayın kim olmasını istersiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 19 45
2. Fenerbahçe 19 41
3. Beşiktaş 19 38
4. Başakşehir 19 37
5. Trabzonspor 19 35
6. Adana Demirspor 19 34
7. Konyaspor 19 27
8. Kayserispor 19 26
9. Alanyaspor 20 25
10. Karagümrük 19 22
11. Ankaragücü 19 22
12. Giresunspor 19 21
13. Gaziantep FK 19 19
14. Kasımpaşa 19 19
15. Antalyaspor 18 18
16. Sivasspor 19 18
17. Hatayspor 18 17
18. İstanbulspor 19 15
19. Ümraniye 19 14
Takımlar O P
1. Eyüpspor 20 41
2. Samsunspor 20 38
3. Keçiörengücü 20 36
4. Bodrumspor 20 35
5. Pendikspor 20 34
6. Rizespor 20 34
7. Bandırmaspor 20 34
8. Boluspor 20 33
9. Sakaryaspor 20 31
10. Göztepe 21 30
11. Manisa FK 19 28
12. Adanaspor 20 22
13. Tuzlaspor 20 19
14. Altay 20 18
15. Erzurumspor 20 18
16. Altınordu 20 16
17. Ö.K Yeni Malatya 20 13
18. Denizlispor 20 12
19. Gençlerbirliği 20 10
Takımlar O P
1. Arsenal 19 50
2. M.City 20 45
3. Newcastle 20 39
4. M. United 20 39
5. Tottenham 21 36
6. Brighton 19 31
7. Fulham 21 31
8. Brentford 20 30
9. Liverpool 19 29
10. Chelsea 20 29
11. Aston Villa 20 28
12. Crystal Palace 20 24
13. Nottingham Forest 20 21
14. Leicester City 20 18
15. Leeds United 19 18
16. West Ham United 20 18
17. Wolves 20 17
18. Bournemouth 20 17
19. Everton 20 15
20. Southampton 20 15
Takımlar O P
1. Barcelona 17 44
2. Real Madrid 17 41
3. Real Sociedad 18 38
4. Atletico Madrid 18 31
5. Villarreal 18 31
6. Real Betis 17 28
7. Osasuna 18 28
8. Athletic Bilbao 18 26
9. Rayo Vallecano 18 26
10. Mallorca 18 25
11. Almeria 19 22
12. Girona 18 21
13. Valencia 17 20
14. Espanyol 19 20
15. Sevilla 18 18
16. Getafe 18 17
17. Celta Vigo 18 17
18. Real Valladolid 18 17
19. Cadiz 18 16
20. Elche 18 6
Günün Karikatürü Tümü