banner55

Aysel Tuğluk: Anneme neler yaptılar, buna dayanamıyorum / Tuğçe Tatari

T24 Yazarı Tuğçe Tatari bugünkü köşesinden, "Bir gün cezaevinde çekilmiş yeni bir fotoğrafı yayınlandı Tuğluk'un; bembeyazdı saçları, ifadesinde acı vardı."

Köşesinde Yazdı... 17.10.2021, 10:18 17.10.2021, 10:39
38
Aysel Tuğluk: Anneme neler yaptılar, buna dayanamıyorum / Tuğçe Tatari

 T24 Yazarı Tuğçe Tatari, "Aysel Tuğluk: Anneme neler yaptılar, buna dayanamıyorum" bugünkü köşesine taşıdı.

Bir gün cezaevinde çekilmiş yeni bir fotoğrafı yayınlandı Tuğluk'un; bembeyazdı saçları, ifadesinde acı vardı.

Benim içinde yaşadığım topluma inancımı büyük ölçüde kıran mihenk taşlarından biri Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesinde yaşanan olaylardır.

Aysel Tuğluk’u şahsen tanımam.

Hiç, bir araya gelmişliğim de yoktur.

Ama pek tabii ki takip ettiğim, hakkında bilgi sahibi olduğum bir siyasetçidir.

O günden sonra başka hislerle kalbime kazıdığım biridir Aysel Tuğluk…

Mihenk gününü hatırlayalım isterim,

14 Eylül 2017 yılında hali hazırda tutuklu olan kürt siyasetçi Aysel Tuğluk’un annesi vefat etti.

Ankara’da vefat eden Hatun Tuğluk, İncek mahalle mezarlığına defin edilecekti.

Aysel Tuğluk cezaevinden özel izinle cenazeye katılmıştı.

Bitkin görünüyordu.

Cenazeye katılan arkadaşlarının yorumlarından öğrenmiştik, en kıymetli insanıydı annesi. Ve onu kaybetmek Aysel Tuğluk’u çok derinden sarsmıştı.

Maalesef yaşadığı üzüntü sadece ana kaybıyla bırakılmayacaktı…

Hatun Tuğluk’un cenazesi gömülürken mezarlığa giriş yapan kalabalık bir grubun saldırısına uğramış, hakaret ve küfürler taş atmaya varmış, güvenlik görevlilerince ‘zapt edilemeyen’ grubun “Buraya Ermeni, buraya terörist gömdürmeyiz” diye avaz avaza bağırarak ölü bir bedene ettikleri üzerimde kurşun gibi bir ağırlık yaratmış, yıllarca unutamadığım derin bir ize dönüşmüştü.


Sonuçta Hatun Tuğluk ‘onu burada yatırtmayız, çıkartır, parçalar ve çöpe atarız’ tehditleri, tekbir sesleri eşliğinde taş ve tuğlalar atılarak gömüldüğü mezardan çıkartılmış ve doğduğu yere, Dersim'e defin edilmişti.

Aslında o gün o cenazede yakın gelecekte Kürt siyasetçilere uygulanacak muamelenin de sinyalleri verilmişti bana göre.

Çünkü neredeyse HDP’nin tüm tanınmış isimleri o cenazedeydi ve ‘önlenemeyen’ bu olay esnasında uzun süre mezarlığa sıkıştırılıp belki de hayatları boyunca duymadıkları ağırlıkta küfürlere maruz bırakıldılar.

İki gün süren cenazenin defin işleri dediğim gibi uzaktan bir izleyici olarak beni derinden sarsmış, ürkütmüş ve içinde bulunduğum topluma karşı muazzam bir kırılma yaşamama neden olmuştu.

O günden sonra acısıyla arkamızda bıraktığımız Aysel Tuğluk’tan pek haber alamadık.

Ara sıra dava dosyasından çıkan karar ve işleyen süreç dışında hiç haber almadık desem daha doğru olur aslında.

Sonra bir gün cezaevinde çekilmiş yeni bir fotoğrafı yayınlandı.

Bembeyazdı saçları.

İfadesinde acı vardı.


Cenazede yaşananların üzüntüsünü atlatamamış diye düşündüm.

Çok geçmeden öğrendim ki yaşadıklarının etkisiyle, tedavisi olmayan ve direkt hafızasını hedef alan bir hastalığa tutulmuştu.

Tanımadığım Aysel Tuğluk’la ikinci duygusal dönemecime girmiştim.

Açıkçası kahroldum.

Kıvrandım üzüntüden.

İlk ve tek hasta tutuklu o değildi muhakkak, acı ve haksızlıklarla doluydu cezaevleri ama inandığı uğurda ‘ateşten gömlek giyerek’ siyaset yapan, bastığı yerde sağlam duran, kaymayan, kıvırmayan birinin böylesi bir hastalığa tutulması üstelik de düşman hukukunun adeta bir rehini pozisyonundayken bunu yaşaması beni derinden etkiledi.

Hele maaşı için vekil olanları, Kürtlerin mağduriyetlerini kişisel kariyerine basamak yapan, siyasi bir kartvizit için kullananları filan düşününce Aysel Tuğluk’un yaşadığı bu durumu hazmetmekte daha da zorlandım.

Aysel Tuğluk’un tutuklu değil hükümlü olması, pandemi koşullarının getirdiği yeni düzenlemeler, Kandıra’ya sevk edilen HDP’li vekillerden sonra uygulamadan kaldırılan ‘sosyalleşme’ler ve en önemlisi de cezaevi koşullarının bu hastalığının ne kadar hızlı ilerlemesine neden olabileceğini tahmin edebilirsiniz.

Konunun uzmanı değilim ama çevremde maalesef aynı hastalıktan muzdarip birçok yakınım var, hastalığın bu kadar genç yaşta ortaya çıkmasının annesinin cenazesinde yaşananların tetiklemesiyle mümkün ve bu derece hızlı ilerlemiş olmasının da cezaevi koşulları olduğunu bilecek kadar yakından tanıyorum bu hastalığı.

Ziyaretçilerinin anlattıkları düşünerek canlandırdığım acı tablonun daha da ete kemiğe bürünmesine sebep oluyor açıkçası.

Aysel Tuğluk’un pek konuşmadığını, genelde dinlediğini sadece sıklıkla “Anneme neler yaptılar, dayanamıyorum” diye tekrarladığını aktarıyorlar.

Arkadaşları arasında bakımlı ve havalı bir kadın olarak tanınması, bir dönem medyada gündem olan marka çantası konusunda espriler yapıldığında buna gülerek tepki verdiğini anlatıyorlar.


Geçmişe yönelik anılar ve yaşanmışlıklar hakkında konuşmanın onu mutlu ettiğinden söz ediyorlar.

Çok yakın bir geçmişte Kürt siyasetçileri bir çeşit siyasi moda gibi kovalayan, yan yana gelmeye çabalayan, aynı masada oturmakla övünenlerin başlıca hedeflerinden biriydi Aysel Tuğluk, şimdi kaçı dertleniyordur acaba, kaçı bir mektup yazmıştır, kaçı avukatını arayıp bilgi sormuştur…

Neyse, oralara girmeyeceğim çünkü çıkışı olmayan bir kuyu olduğunu çok iyi biliyorum!

Aysel Tuğluk’un hastalığı Kocaeli Tıp Fakültesi tarafından yaklaşık bir yıl önce teşhis edilmiş.

Hastanede kapsamlı bir rapor hazırlanmış ve özetle hastalığın ilerleme hızından dolayı Aysel Tuğluk’un hayatını tek başına idame ettirmesinin imkansız olduğu vurgulanmış.

Bu rapor ve teşhisten sonra konu adli tıbba sevk edilmiş ve pek tabii ‘hastalığının cezaevinde kalmasına engel olmadığı’ kararı çıkmış…

Hatun Tuğluk’un cenazesini parçalamak isteyenler ilk duruşmada tahliye oldu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yla fotoğrafları ortaya saçılanlar oldu, hatta aralarından muhtar adayları bile çıktı.

Ama kıymetli bir insan bir siyasetçi o gün yaşatılanlar yüzünden zihnen yok oldu! Biz ayrıcalıklı cezaevleri, kollanan tutuklular, kayırılan siyasetçiler, işlediği suçun bedelini ödemeyen yüz binlerce örnek sayabiliriz, bunu yapabilecek kadar fazla doneye sahibiz ne yazık ki.

Ama Aysel Tuğluk ve diğer tüm Kürt siyasetçilerin bu ayrıcalıklardan faydalanamayacaklarını da iyi biliriz…

Çünkü memlekette affı olmayan tek suç düşünce suçudur.

Ne yaparsanız yapın daha büyük bir suça bulaşmış sayılmazsınız.

Düşüncenizle devleti rahatsız etmenin bedeli hastalansanız da, ölseniz de size merhamet edilmemesidir…

Bir insanın sırf kızının durduğu yer, düşündükleri yüzünden cenazesini parçalamak isteyenler neredeyse ödüllendirilirken her gün biraz daha her şeyi unutarak cezaevinde yaşamaya çalışan bir insanı serbest bırakma fikrini düşünemezler bile…

Bu işin devlet tarafından yaratılan adaletsizliği.

İşin bir de maalesef çuvaldızı kendimize batırmak zorunda olduğumuz kısmı var.
Hem şahsen Aysel Tuğluk hem de Kürt siyaseti geçmiş popüler günlerinde olmadığı için, tedavisi olmayan hastalığını belki de sadece bir miktar yavaşlatmak namına kalan hayatını özgür ve bakılarak devam ettirmesi yönünde bir kamu oyu dahi oluşamıyor.

Çünkü bu konuyla ilgilenen yok!

Daha doğrusu bu konuyla ilgilenmenin getirdiği bir alkış yok.

Ve maalesef alkışın olmadığı yerde bir dayanışma görmek de imkansız gibi.

Selahattin Demirtaş’a elbette hepimiz sahip çıkalım.

Yaşadığı adaletsizliği görünür kılalım.

Ama bir de onun kadar popüler olmayan ve sadece özgürlüğünü kaybetmiş olmakla kalmayıp çok büyük mağduriyetler yaşayan yüzlerce siyasi tutukluyu da arada bir hatırlasak?

Aysel Tuğluk bile görece tanınan, görünen yani avantajlı pozisyonda. Siz daha gerisini düşünün!

Bu da hak mücadelesi adına, insan hakları mücadelecileri adına, hak temelli bir yaşam benimseyen tüm ‘hala bedeniyle, kalemiyle, sözüyle özgür kalabilmiş’ bireyler yani hepimiz adına bir utanç sertifikasıdır aslında!

Aysel Tuğluk gibi sağlam duruşlu insanlar ise hastalığına rağmen annesine yapılanları ve buna müsaade edenleri unutmadan yaşar.

Bu da hepimize fener tutar, tutmalıdır!

Kaynak: T24 https://t24.com.tr/yazarlar/tugce-tatari/aysel-tugluk-anneme-neler-yaptilar-buna-dayanamiyorum,32832

Yorumlar (0)
11
sisli
Günün Anketi Tümü
"Erken seçim olursa Cumhurbaşkanı kim olmalıdır? "
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 13 33
2. Hatayspor 13 26
3. Konyaspor 13 26
4. Alanyaspor 13 24
5. Fenerbahçe 13 23
6. Karagümrük 13 22
7. Başakşehir 14 22
8. Galatasaray 13 21
9. Beşiktaş 13 20
10. Adana Demirspor 14 20
11. Altay 14 17
12. Kayserispor 13 16
13. Antalyaspor 13 15
14. Gaziantep FK 13 15
15. Sivasspor 13 13
16. Giresunspor 13 13
17. Öznur Kablo Yeni Malatya 13 12
18. Göztepe 13 10
19. Kasımpaşa 14 10
20. Rizespor 13 7
Takımlar O P
1. Ümraniye 12 27
2. Ankaragücü 13 27
3. Eyüpspor 13 27
4. Bandırmaspor 13 25
5. Erzurumspor 12 25
6. İstanbulspor 13 20
7. Tuzlaspor 12 20
8. Kocaelispor 13 20
9. Adanaspor 13 18
10. Menemenspor 13 17
11. Gençlerbirliği 13 17
12. Samsunspor 12 16
13. Denizlispor 13 15
14. Bursaspor 13 14
15. Manisa FK 14 14
16. Boluspor 12 13
17. Ankara Keçiörengücü 12 10
18. Altınordu 13 10
19. Balıkesirspor 13 7
Takımlar O P
1. Chelsea 12 29
2. Man City 12 26
3. Liverpool 12 25
4. West Ham 12 23
5. Arsenal 12 20
6. Wolverhampton 12 19
7. Tottenham 12 19
8. M. United 12 17
9. Brighton 12 17
10. Crystal Palace 12 16
11. Everton 12 15
12. Leicester City 12 15
13. Southampton 12 14
14. Brentford 12 13
15. Aston Villa 12 13
16. Watford 12 13
17. Leeds United 12 11
18. Burnley 12 9
19. Norwich City 12 8
20. Newcastle 12 6
Takımlar O P
1. Real Madrid 13 30
2. Real Sociedad 14 29
3. Sevilla 13 28
4. Atletico Madrid 13 26
5. Real Betis 14 24
6. Rayo Vallecano 14 23
7. Barcelona 13 20
8. Athletic Bilbao 14 20
9. Osasuna 14 19
10. Valencia 14 18
11. Espanyol 14 17
12. Villarreal 13 16
13. Mallorca 14 15
14. Deportivo Alaves 13 14
15. Celta de Vigo 14 13
16. Granada 14 12
17. Cádiz 14 12
18. Elche 14 11
19. Getafe 14 9
20. Levante 14 7
Günün Karikatürü Tümü