Ahmet Karagöz yazdı: Böyle Okumuştum (9)

    BÖYLE OKUMUŞTUM (9) Eve geldiğimde annem mercimekli köfte yoğuruyordu. Sofra bezi yere serilmiş ve dokuz aile ferdi olarak, sofranın etrafında, bağdaş kurarak, annemin elleriyle sıkarak bakır tabaklara bıraktığı köfteleri, her birimiz, eritilmiş tereyağına ve pul biberine banarak doyasıya yiyorduk.

Manşet 08.02.2020, 16:07 08.02.2020, 16:07
1
Ahmet Karagöz yazdı: Böyle Okumuştum (9)

 

 

BÖYLE OKUMUŞTUM (9)

Eve geldiğimde annem mercimekli köfte yoğuruyordu. Sofra bezi yere serilmiş ve dokuz aile ferdi olarak, sofranın etrafında, bağdaş kurarak, annemin elleriyle sıkarak bakır tabaklara bıraktığı köfteleri, her birimiz, eritilmiş tereyağına ve pul biberine banarak doyasıya yiyorduk. Yemek, bulaşık, alışveriş ve temizlik gibi bir derdim, kısa bir süreliğine de olsa yoktu. Ancak bütünlemeye kaldığım Botanik ve Teknik Resim derslerini de çalışmam ve bütünleme sınavında mutlaka bu iki dersi geçmem gerekiyordu. Bütünlemeye kaldığım dersler nedeniyle doyasıya gezemiyor, gezsem bile eğlenemiyordum. Ara ara babamla birlikte koyunları yemliyor ve ağılı temizliyordum. Bütün bu işler, günde toplamda bir saat bile sürmüyordu. Her gün iki saat Botanik ve Teknik Resim derslerini çalışmayı ihmal etmiyordum. Geriye kalan zamanımda, köyde ikamet eden, İsmail, Mustafa, İbrahim, Hüseyin amcamların, Elif Halamların, Kıçey teyzemlerin ve komşularımızın evlerine gidiyor, hoşça zaman geçirmeye çalışıyordum. Tabi ki yağan karı, damdan küremek yapacağım işlerim arasındaydı. Kar küreme işi yorucu ama keyifli bir işti. Köylülerimiz her konuda daima birbirleriyle dayanışmada bulunurlardı. Özellikle hasta ve yaşlı komşularımızın her türlü işleri, diğer komşular tarafından öncelikli iş olarak, karşılık beklenmeden yapılırdı. Köyümüzde ve çevre köylerimizde kış mevsimi çetin geçerdi. Dolayısıyla kış mevsimi, köylülerimiz için yokluk ve kıtlık mevsimiydi. Samanlığında yeteri kadar samanı, ambarlarında hayvanlarına yedirecek yeteri kadar buğday ve arpası olan köylülerimiz genel olarak rahat ediyorlardı. Köyümüzde, kahve, köy konağı gibi mekânlar yoktu. İnsanlar boş zamanlarında genel olarak evlerde bir araya gelirlerdi. Zaman zaman hikâyeler, masallar anlatılırdı. Hikâyelerin, masalların teması genel olarak; dayanışma, yardımlaşma ve ezilenlerden yana tavır alma konusu olurdu. Aslında anlatılan hikayeler genelde yaşadıkları ve özlem duydukları, kendi hayatlarıydı. Ve en büyük eğlenceleri, iskambil kâğıtlarıyla, “pişti” veya “üçlü” oyununu oynamaktı. Köyde iskambil kağıtlarıyla oynanan bu iki oyuna zaman zaman ben de dahil oluyordum. Oyun esnasında zaman su gibi akıp geçiyordu. Fadime’mle de Hutto amcamlarda görüşmeyi hiç ihmal etmiyordum. Bu görüşmemiz benim bir hafta sonra Adana’ya dönmemle birlikte yaz tatiline kadar bitecekti. Bu nedenle, Fadime’mle zamanımızın en etkili iletişim aracı olan mektuplarla görüşmeyi sürdürme kararını aldık. Bu kararımızdan sonra Adana’ya mutlu ve rahat dönecektim. Fakat mektuplarımızın ne kadar sağlıklı bizlere ulaşacağı konusunda kaygılarımız vardı. İlişkimizi zedeleyecek, birileri için dedikodu olabilecek her türlü davranıştan uzak durmamız gerekiyordu. Hüseyin amcamların gelini Cevahir Yengem dışında, Fadime’m ile olan ilişkimizi köyde bilen başka insan yoktu. Bilmelerine gerek yoktu. Bütün planlarımızı, yazın bu ilişkimizi resmileştirmek üzerine kurguluyorduk. Hata yapmama konusunda, itinalı davranıyorduk. Aramızda sorun teşkil edecek hiçbir engel yoktu. Bizim dışımızda gelişebilecek olası sorunların, ilişkimizi zedelenmesine asla müsaade etmeyecektik. Çünkü biz; bütün samimiyetimizle, bütün saygımızla, bütün sevgimizle seviyor ve birbirimize aşıktık. Bu ilişkimizin kıymetini bilmek ve bu sorumlulukla davranmak “boynumuzun borcu” olmuştu. Çünkü “Aşk kendinden vazgeçerek biz olanların değil, benliğini koruyarak bir olanların yazdığı bir hikayedir” Dolayısı ile Fadime’mle hikayemize, sahip çıkabilecek, cüretimiz, cesaretimiz ve yeminimiz de vardı. Köyümde idim. Evimdeydim. Kardeşlerimle birlikteydim. Sevdiğim insanlarla bir aradaydım. Her gün Fadime’mle görüşe biliyordum. Üniversitede okuyordum. Dahası memleketimin sert iklimini ve coğrafyasını çok seviyordum. Yazdıklarımın, söylediklerimin hepsini bir arada birlikte yaşıyordum. Huda dan daha ne isteyebilirdim ki. Köyde çok mutluydum. Adana’ya da mutlu dönecektim. Ancak Botanik ve Teknik Resim derslerinden bütünlemeye kalmış olmam nedeniyle, stres yaşamıyor değildim. Çalışıyordum, iki dersin konularını iyice öğrenmiştim. Ancak amalarım vardı. Bu amalarımın bir tanesi Vahit Kirişçi’nin takındığı, haksız ve taraflı tutumuydu. İkinci amam, Bölüm Başkanımızın bu hukuksuzluğa karşı sessizliğini sürdürebileceği yönündeydi. Adana’ya dönmeme üç gün kalmıştı. Adana’ya dönüş hazırlıklarını yapıyordum. Annemin hazırladığı bulguru, peyniri, tereyağını ve yufka ekmeği birlikte götürecektim. Bu hazırlıkların yanı sıra köyde bulunmanın keyfini çıkarmayı ihmal etmiyordum. Öğle saatleriydi. Güneş doğmuş karlar hafiften hafife eriyordu. Babamla birlikte Yalak köyünde ikamet eden ve aynı zamanda akrabamız olan Alirıza abilere gitmek üzere yola koyulduk. Karlara bata çıka yürüdüğümüz yol yaklaşık 45 dakika sürmüştü. Alirıza abilere vardığımızda ayakkabılarımız su almış ve çoraplarımız ıslanmıştı. Meryem Teyzenin getirdiği yeni çorapları giyerek, yanan sobanın etrafındaki minderlere, köydeki diğer akrabalarıyla birlikte, kalabalık bir grup olarak oturuyorduk. Alirıza abilerin her zamanki sıcak yaklaşımlarını bir kez daha yaşıyordum. Kendi evimizdeymiş gibi, kendimi özgür ve rahat his ediyordum. Alirıza abi ile babam arasındaki şen, şakrak ve samimiyete dayalı olan çekişmeli diyalogları, gülüşmelere ve hoşça vakit geçirmemize neden oluyordu. Alirıza abilerde çaydanlıkta, çay değil süt ikram edilmiş ve bu durum da en çok beni memnun etmişti. Yemek olarak da kuzine sobasının fırınında, pişirilmiş kömbe ve kaysı hoşafı ikram edilmişti. Yemek sonrası, Alirıza Abi, sema marka traktörleriyle Soku Deresindeki yoldan evimize kadar götürmüştü. Eve geldiğimizde, Fadime’m de bize gelmişti. Fadime’m kız kardeşim Şehriban ile birlikte oturuyor ve üniversitede arkadaşlarla çektirmiş olduğum, albümdeki fotoğraflarıma bakarak konuşuyorlardı. Fotoğraflarla ilgili konuşmaların bir bölümüne ben dahil olmuştum.
Sevgi ile kalın.
Devamı olacak.
Ahmet Karagöz

Yorumlar (0)
7
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Olası bir erken seçimde hangi ittifaka oy verirsiniz?
Olası bir erken seçimde hangi ittifaka oy verirsiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 9 23
2. Galatasaray 10 20
3. Fenerbahçe 10 20
4. Beşiktaş 9 16
5. Kasımpaşa 10 15
6. Gaziantep FK 10 15
7. Karagümrük 10 14
8. Göztepe 9 14
9. Başakşehir 10 14
10. Konyaspor 9 12
11. Rizespor 9 12
12. Malatyaspor 9 12
13. Hatayspor 7 12
14. Trabzonspor 10 12
15. Antalyaspor 10 10
16. Sivasspor 9 9
17. Erzurumspor 9 9
18. Kayserispor 9 8
19. Denizlispor 9 6
20. Gençlerbirliği 9 5
21. Ankaragücü 8 2
Takımlar O P
1. Altınordu 11 23
2. Ankara Keçiörengücü 11 21
3. Samsunspor 11 20
4. Adana Demirspor 10 18
5. İstanbulspor 10 18
6. Tuzlaspor 10 18
7. Altay 9 16
8. Giresunspor 10 16
9. Bursaspor 11 14
10. Balıkesirspor 11 14
11. Akhisar Bld.Spor 11 13
12. Adanaspor 9 12
13. Bandırmaspor 11 11
14. Ümraniye 11 10
15. Menemen Belediyespor 9 9
16. Ankaraspor 10 8
17. Boluspor 10 7
18. Eskişehirspor 11 1
Takımlar O P
1. Tottenham 10 21
2. Liverpool 10 21
3. Chelsea 10 19
4. Leicester City 10 18
5. Southampton 10 17
6. Wolverhampton 10 17
7. Everton 10 16
8. M. United 9 16
9. Aston Villa 8 15
10. Man City 9 15
11. West Ham 9 14
12. Leeds United 10 14
13. Newcastle 10 14
14. Arsenal 10 13
15. Crystal Palace 10 13
16. Brighton 10 10
17. Fulham 10 7
18. West Bromwich 10 6
19. Burnley 9 5
20. Sheffield United 10 1
Takımlar O P
1. Real Sociedad 11 24
2. Atletico Madrid 9 23
3. Villarreal 11 20
4. Real Madrid 10 17
5. Sevilla 9 16
6. Cádiz 11 15
7. Barcelona 9 14
8. Granada 10 14
9. Athletic Bilbao 10 13
10. Elche 9 13
11. Getafe 10 13
12. Deportivo Alaves 11 13
13. Valencia 11 12
14. Real Betis 10 12
15. Osasuna 10 11
16. Eibar 10 10
17. Real Valladolid 11 10
18. Celta de Vigo 11 10
19. Levante 10 8
20. Huesca 11 7