banner9

banner8

Bir Babalar Günü yazısı, 'Yarpuz' - Bahadır Altan

        Bahadır Altan Lütfen başlığı öyle “karpuz” der gibi okumayınız.

Haberler 16.06.2019, 12:13 16.06.2019, 12:13
10
Bir Babalar Günü yazısı, 'Yarpuz' - Bahadır Altan
banner44


 

 

 

 

Bahadır Altan




Lütfen başlığı öyle “karpuz” der gibi okumayınız. Melodileri olur, kulağa fısıldadığı sözlük dışı anlamlar yüklüdür kimi sözcükler. Tenimize dokunuşları vardır, sıcaklık veya serinlik, yumuşaklık hissettirir, karanlığı ya da gün ışığını duyumsarsınız dilinizden dökülürken. Hele bazıları var ki bu hoş duyguların neredeyse hepsini bir arada algılatır insana. Okurken bunları da içeren bir seslendirmeyi, bir özeni hak ediyorlar bence…

Haydi, bir deneme yapalım sizinle: Bir tek sözcükle, aşağıda anlatacaklarımı çağrıştırmak isteseniz hangi sözcüğü seçerdiniz?

Yazın cehennem sıcağında, oldukça seyrek bir çam ormanının içinde, cırcır böcekleri çığlık çığlığa bağırıyorken, dağa doğru tırmanıyorsunuz. İzlediğiniz patika sizi yoğun, serin bir gölgeliğe kavuşturmuş olsun. Sessiz, sığınak gibi bir yer burası. İçinde bir karış derinliğinde, iki kucak genişliğinde buz gibi bir pınar var (biz “göze” deriz).

Pınarın etrafında öyle toplaşmış ki sevgili ağaçlar, sarmaş dolaş. Birbirinin içine girmiş kızılcık ve erikler, onların üzerlerine dallarını ve geniş yapraklarını açmış yaşlı kestaneler, cevizler, hepsi orada.

Suyun kenarına sokulmuş küçük yeşillikler daha bir başka. Eğrelti otları sanki uzun tüylü bir halı dokumuş size. Dallar ve yapraklardan örülmüş kocaman bir kuş yuvasına girmiş gibisiniz. Bu “sığınak” içinde, bir serinlik, bir dinginlik var ki tanımlamakta zorlanıyorum. Hayal gücünüzü kullanıp bana yardımcı olursanız biraz daha detayları konuşabiliriz.

Pınarda su, topraktan yukarı sessizce çıkarak sunuyor kendini. İçinde minik canlılar var, onlar da orada yaşam bulmuşlar. Su, öyle serin ki karpuz koysan çatlayacak, serinliğiyle hayat veriyor çevresine. Hadi biz çatlamasını göze alıp içine bir Diyarbekir Karpuz’u bırakalım, soğusun şimdilik…

Böyle bir yeri tek bir sözcükle nasıl anımsatabilirsiniz? O koku, esrarengiz masallardaki gizli beldeleri çağrıştıran ürperti, kaç sayfaya sığar?

Haydi, uğraştırmayayım sizi benim bir önerim var. Şimdi yüksek sesle okur musunuz lütfen:

Yarpuz

Eğer ilk heceyi okumaya “yağmur” der gibi başladıysanız sorun yok. Ama uzun kurak bir yazın arkasından, ilk damlanın düşüşünü anımsatmalıydı yağmur. Sonra da aniden, ulaşılamayan bir sevgiliye sesleniş gibi süren bir “yar” olmalıydı. Hani  “seni kara saplı bıçak gibi sineme sapladılar…”daki “yar” gibi. Bir de “p” harfine çok az vurgu gerekiyor. Yani neredeyse “be” ile “pe” arası bir yumuşaklıkta söylenmeli. Ama ilk hecenin çisentisini ihmal etmeden ve son harf  “z”yi söylerken de gerçek bir “son” vızıltısıyla söylemek gerekiyor.

Tekrar yüksek sesle deneyelim mi?

“Yarpuz”

Size bir sır daha vereyim, yarpuzun ortasındaki “p”ye vurgu yaparken uyuyan minik bir bebeği öptüğünüzü düşünün, incitmekten korkar gibi. Ama dudağınızın ucunda o tertemiz sıcaklığı da hissedecek şekilde. İkinci heceye geçerken erimeye yüz tutmuş buzulların serinliğini ve hani şu pınara bıraktığımız karpuzu alalım soğumuştur yeterince, ne dersiniz?  Tekrar deniyoruz:

“Yarpuz”

Oluyor gibi, ama bu sefer de ilk hecedeki “sevgili” baskın oldu! Sanki salt “yaar” dediniz, âşık mısınız yoksa?

Biliyorum “Ne anlatıyor bu adam, hem de bu yoğun politik gündemde?” diyerek sıkılanlarınız vardır ama ne olur sabredin, buna değecek. Söylemeyi unuttum, bu gizli serin sığınakta yeşilin her tonu vardı. Işık deseniz ayrı bir cümbüş. Yaprakların yoğunluğundan zor giriyor içeri, ama nefis oyunlar oynuyor size. Böyle güzellikleri hiç görmemiş kent doğumlu gençler için biraz daha ayrıntıya girersek, yarpuzun yeşili, nisanda yeni çıkmış çağla badem yeşilidir, yaprakları da yine badem misali hafif tüylü. Bir de evcilleştirilmiş nanede olmayan yaban tadı var yarpuzun. Bunları da ekleyerek son kez hem de yüksek sesle söylüyoruz şimdi:

“Yarpuz”

Nasıl?  Kokuyu duyuyor musunuz?
Gölcük’ten bir görüntü

Ödemiş’ten sabah gün doğmadan çıktık. Yıl 1965. Üç kız bir erkek çocuğu. En büyüğü on beşinde, en küçük ben yedi yaşımdayım. Babam ve annem henüz kırklı yaşlarda. Dağ yolundan “yürüme” Gölcük yaylasına gidiyoruz. Şimdi kimse bu yolu yürümüyor. Dolayısıyla “A” Tepesi’ne nefes nefese varıp aniden önünde uzanan yemyeşil bir yayla ve ortasındaki “S” şeklindeki gölü görüp “Aaaa” diye şaşırmıyor. Arabayla hiçbir şey göremeden 30 dakikada varılıyor yaylaya. (Tepeye adını İsmet İnönü vermiş, ilk gördüğünde şaşırarak “Aa” dediği için.)

Herkes gücüne göre bir şeyler taşıyor. Tabii babam sırtında her ihtimale karşı av tüfeği de olmak üzere aslan payını almış yüklerin. Annem yiyecek sepetimizle tombul ama cıva gibi. Üç ablam da, kilim, torba, semaver ne varsa yüklenmiş. En torpilli benim. Bir bakır sürahi ve hayıt dalından yapılmış kılıcım var elimde sadece. (O sıralar “Maskeli Zorro” olduğum zamanlardı.) Babam yaban domuzu yataklarını gösteriyor bize. Sıcaktan bunaldığımız bir anda patikamız bir yere ulaştırdı bizi. Yukarıda anlatmaya çalıştığım, ayrıntıları kare kare zihnime kazınmış pınara vardık. Ondan dinlediğim masallardaki Köroğlu’nun Çamlıbel’de kışladığı yere benziyordu sanki.

Babam suya saygıyla yaklaştı.

Yüzünde o tertemiz tebessüm.

Avucuna doldurup tattı. Bana da içirdi.

Sonra bir dost görmüşçesine uzanıp yeşil bir yaprak kopardı.

Ön dişlerinin arasında ezip kokladı.

Nasıl yapılacağını göstererek doğayı anlatıyordu yine.

Bir şiir dinledim sanki tek sözcükten oluşan:

“Bak oğlum bu yabani nanedir: YARPUZ…”

On yıl önce bu yazı yazıldıgında babalar günü yaklaşıyordu. “Babanız hayattaysa ve ona gitme şansınız varsa bu şansın bir daha gelmeyebileceğini düşünün lütfen.” diye bitirmişim yazıyı.

On yılda ne çok şey değişti, bir kara zulüm gelip çöktü üstümüze. Ne çok baba evlat sız, ne çok evlat babasız kaldı. Ne kadar çok baba var zındanlarda evlatlarından uzak, ne kadar çocuk var babalarına hasret…

Yine de ve inatla o pınarlara ve evlatlarından uzaklardaki babalara kavuşma umudumuzu saklı tutarak, bütün babaların ve şimdi Gümüşhane dağlarının eteklerinde, toprağına kavuşmuş Murat Altan’ın Babalar gününü kutluyorum…

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
HDP cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararı aldı. Peki siz bu adayın kim olmasını istersiniz?
HDP cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararı aldı. Peki siz bu adayın kim olmasını istersiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 21 51
2. Fenerbahçe 21 45
3. Başakşehir 21 40
4. Beşiktaş 20 39
5. Adana Demirspor 21 38
6. Trabzonspor 21 38
7. Kayserispor 21 32
8. Konyaspor 21 27
9. Karagümrük 21 26
10. Gaziantep FK 21 25
11. Alanyaspor 21 25
12. Ankaragücü 21 22
13. Kasımpaşa 21 22
14. Sivasspor 21 21
15. Antalyaspor 20 21
16. Giresunspor 21 21
17. Hatayspor 20 20
18. İstanbulspor 21 18
19. Ümraniye 21 14
Takımlar O P
1. Samsunspor 21 41
2. Eyüpspor 21 41
3. Bodrumspor 21 38
4. Keçiörengücü 21 37
5. Pendikspor 21 34
6. Rizespor 20 34
7. Bandırmaspor 21 35
8. Sakaryaspor 21 34
9. Boluspor 21 34
10. Göztepe 21 30
11. Manisa FK 20 29
12. Adanaspor 22 25
13. Tuzlaspor 22 22
14. Altay 22 19
15. Erzurumspor 22 18
16. Altınordu 21 17
17. Ö.K Yeni Malatya 21 16
18. Gençlerbirliği 21 13
19. Denizlispor 22 14
Takımlar O P
1. Arsenal 19 50
2. M.City 20 45
3. Newcastle 20 39
4. M. United 20 39
5. Tottenham 21 36
6. Fulham 22 32
7. Brighton 19 31
8. Brentford 20 30
9. Chelsea 21 30
10. Liverpool 19 29
11. Aston Villa 20 28
12. Crystal Palace 20 24
13. Nottingham Forest 20 21
14. Leicester City 20 18
15. Leeds United 19 18
16. West Ham United 20 18
17. Wolves 20 17
18. Bournemouth 20 17
19. Everton 20 15
20. Southampton 20 15
Takımlar O P
1. Barcelona 19 50
2. Real Madrid 19 45
3. Real Sociedad 19 39
4. Atletico Madrid 19 34
5. Villarreal 19 31
6. Real Betis 19 31
7. Athletic Bilbao 20 29
8. Rayo Vallecano 19 29
9. Osasuna 19 28
10. Mallorca 19 25
11. Almeria 19 22
12. Girona 19 21
13. Sevilla 19 21
14. Valencia 19 20
15. Espanyol 19 20
16. Celta Vigo 19 20
17. Real Valladolid 19 20
18. Cadiz 20 19
19. Getafe 19 17
20. Elche 19 6
Günün Karikatürü Tümü