Elçi: Bizimle sürekli beraber yürüyen ölülerin sesi var

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayetinden yargılanan sanıkların duruşmasına ara verildi. Davaya katılma talebinde bulunan Elçi’nin eşi Türkan Elçi, “Bizim arkamızda ne devlet gücü ne devlerin gücü ne de sırtımızı yaslayacağımız duvarlarımız var. Bizimle sürekli beraber yürüyen ölülerin sesleri var, hepsi o kadar” dedi.

Manşet 03.03.2021, 13:33
46
Elçi: Bizimle sürekli beraber yürüyen ölülerin sesi var

DİYARBAKIR - Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayetinden yargılanan sanıkların duruşmasına ara verildi. Davaya katılma talebinde bulunan Elçi’nin eşi Türkan Elçi, “Bizim arkamızda ne devlet gücü ne devlerin gücü ne de sırtımızı yaslayacağımız duvarlarımız var. Bizimle sürekli beraber yürüyen ölülerin sesleri var, hepsi o kadar” dedi.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin öldürülmesine ilişkin sanık polisler S.T., F.T. ve M.S.’nin “bilinçli taksirle öldürmeye sebebiyet verme”, firari Uğur Yakışır hakkında ise “iki polis memurunu öldürme”, “bir polis memurunu öldürmeye teşebbüs etme” ve “Elçi’yi olası kastla öldürme” suçlarından açılan davanın 2’nci duruşması Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Elçi Ailesi avukatlarının, sanıkların duruşma salonunda hazır bulunması taleplerinin reddedilmesi nedeniyle sanık polisler bulundukları Hatay, Elazığ ve Malatya'dan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) duruşmaya katıldı.  Duruşmada Türkan Elçi ve Elçi Ailesi avukatları hazır bulundu.

Duruşmayı, Hollanda Büyük Elçiliği'nden Sera Aleksandra Marshall, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Semra Güzel, Mahmut Toğrul, Dersim Dağ, Remziye Tosun, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Alpay Antmen, Ankara, Van, Antep, Mardin, Batman ve Urfa Barosu temsilcileriyle birçok hak örgütü izledi. Duruşma salonuna 84 kişi ismi okunarak alındı.

Duruşma öncesi Diyarbakır Adliyesi önünde ve mahkeme salonunun bulunduğu koridorda onlarca polisle yoğun güvenlik önlemleri alındı. Yine duruşma salonuna da onlarca polis konumlandırıldı.

Duruşma sanıkların kimlik tespitiyle başladı. Sanık polisler Sinan Tabur, Fuat Tan ve Mesut Sevgi, kimlik tespitlerinin ardından SEGBİS’le duruşmaya katıldı. 

Müşteki olarak duruşmaya katılma talebinde bulunan Türkan Elçi, şunları söyledi: “Bilindiği üzere yüz otuz iki gün önce bu salonda uzun yılların ardından açılan bir cinayet dosyasının adalet arayışının ilk adımları atılacaktı, umutluyduk. Beş yılı aşkın bir zaman da geçmiş olsa umutluyduk. Toplumda yaşadığımız genel atmosfer düşünüldüğünde ‘umut’ sözcüğü çoğu insan için inandırıcılığını yitirmiş olabilir, fakat gerçek bir mağdur hiçbir zaman umut etmekten vazgeçmez vazgeçemez, çünkü umut onların yaşam dayanağıdır. Çoğu kayıp yakınından dinlediğim hikayelerde gidenlerin günün birinde kapıdan içeriye gireceklerine, geri döneceklerine inandıkları gibi ben de adaletin tecelli etmesi gerektiğine hep inandım.

GÜVENİ SARSACAK BİR GÜÇ KALIR

Yüz otuz iki gün önce ‘adalet dağıtıcısı olarak addedilen makamınıza saygımız var, çünkü mağdur vekili olarak yapılan haksızlıkların adaletle buluşması için hukuka inanan bir insanın ruhunun mahkeme duvarlarında izi var’ şeklinde meramımızı anlatacaktık, fakat saygı duyduğumuz makam bizi dışarıya atmakla tehdit etti. Makamınıza birilerini salondan atma olanağı tanındığını bilebilecek durumdayız, fakat bir yetki vicdani ve empati gibi değerlerden uzaklaştığında ortada iletişimi koparacak ve güveni sarsacak bir güç kalır. Oysa hukuk düzeni, güven duygusu içinde bir yaşamı vadeden bulunmaz bir nimettir.

MÜLK ANCAK ADALETLE AYAKTA KALABİLİR

Benim gibi bir mağduru dışarıya atmakla tehdit ekmek oldukça kolay bir davranıştır, çünkü arkanızda bir mülkün devasa gücü var. Bizim arkamızda ne devlet gücü ne devlerin gücü ne de sırtımızı yaslayacağımız duvarlarımız var. Bizimle sürekli beraber yürüyen ölülerin sesleri var hepsi o kadar. Fakat bu da bilinmelidir ki bir mülk ancak ve ancak adaletle güçlenir, adaletle ayakta kalabilir. İnsan evladı var olalı peşine düşüp bulmaya çalıştığı en önemli ortak değerlerin başında ‘adaletin’ geldiği de unutulmamalıdır. Albert Camus'un anlatımıyla ‘İnsanlar, herkeste herkesçe benimsenen ortak değere dayanamıyorlarsa, insan için insan anlaşılmaz kalıyor demektir.’

VİCDANLARI YARALADIĞI BİLİNMELİDİR

Adaletin gerçekleşme olanağı bu salondadır, onu gerçekleştirme yükümlülüğü de bu makama düşmektedir. Aynı zamanda bu makamın, yükümlülüğünü yerine getirirken objektif olduğu kanısını uyandırmak zorunluluğu vardır. İlk duruşmada usul tartışması hususunda gösterilen direnç sanıkların salonda hazır bulundurulması konusunda da gösterilmiş olsaydı, yargılamanın sıhhatle yapılmasının olanakları yaratılsaydı, taraflara objektif yaklaşıldığına, adaletin tecellisi için gayret edildiğine kanaat getirilecekti. Zımni de olsa bir yargıç, taraflara meylini hissettirdiğinde eşitlik ilkesinin varlığından söz etmek ne derece doğru olacaktır? Bir yargı makamı kendini adaletin hizmetinde değil de devletin bir memuru olarak görüyor ve sanık sandalyesinde devletin menfaati için çalıştığını iddia eden polisleri yargılama hususunda hassas davrandığını hissettiriyorsa bunun keyfi bir yaklaşım olduğu, keyfiliğin vicdanları yaraladığı da bilinmelidir.

YARGIÇ TARAFSIZ OLMALI 

Bir yargıcın meylini hissettirme konusunda Hz. Ömer, Ebu Musa'ya gönderdiği mektupta ‘Duruşma salonundaki yerlerinde ve duruşma anındaki bakışlarında taraflara eşit muamele et ki onlardan zengin olanlar adaletsizlik yapacağı zannını hissetmesinler, zayıf olanlar da adaletsizliğe uğrayacaklarını hatırlarına getirmesinler.’ Yargıcın tarafsız olması kadar tarafsız görünmesinin hissettirilmesi de önem arz eder ve bu nedenledir ki İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 10. maddesinde ‘Herkesin hak ve yükümlülükleri belirlenirken ve kendisine suç yüklenirken tam bir şekilde davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından hakça ve açık olarak görülmesini istemeye hakkı vardır.’

SAVAŞA KARŞI DURMAK 

Yargı makamından tarafsız, objektif, bağımsız ve başkalarından farklı tutulmamayı istemek de biz vatandaşların en doğal hakkıdır ve adil yargılanma hakkımızın temelini oluşturmaktadır.

Bugün bizi bu salonda bir araya getiren cinayet dosyasında maktul olarak yer alan, koca bir şehrin baro başkanı, ömrünü cezasızlıkla mücadeleye adamış Tahir Elçi; toplumun kaosa sürüklendiği, sokaklarda bombaların patlatıldığı, silahların gece gündüz susmak nedir bilmediği, masum insanların zarar gördüğü bir gidişata hiç kimsenin cesaret edip dur diyemediği bir anda sadece kendi insani duygularının etkisiyle ve savaşa karşı durmak gerektiğine olan inancıyla son sözlerini dile getirdiği anda katledildi.

CEZASIZ KALMAMASI İÇİN…

Ölümler karşısında kendini sorumlu hissetmesi bana Karl Jaspers 'ın bu sözlerini hatırlatır.’ İnsanlar arasında insan olmalarından gelen bir dayanışma vardır ve bundan ötürü herkes dünyadaki her adaletsizliğe ve yapılan her yanlışa karşı sorumludur, bilhassa da kişinin tanıklığında işlenen yahut bilmiyor olamayacağı suçlara karşı. Bunları önlemek için elimden geleni yapmıyorsam ben de suç ortağıyım demektir. Diğer insanların öldürülmesini önlemek için hayatımı tehlikeye atmamışsam, sessiz kalmışsam, kendimi hukuken, siyaseten ve ahlaken hiçbir şekilde anlaşılamayacak bir biçimde suçlu hissederim, tüm bunların ardından hala yaşıyor oluşum bana kefareti ödenemez bir suçluluk yükler.’

Bugün ben de bu salonda bunu içtenlikle dile getirmek isterim ki; bir insan olarak insanların ölümünden duyulan mahcubiyeti yüreğinde hisseden bir baro başkanını katledenlerin cezalandırılması yönünde mücadele etmememiz de bize kefareti ödenemez bir suçluluk yükleyecektir. Bu talep bir eşin talebi olduğu kadar, bir suçun cezasız kalmaması için sıradan bir vatandaşın insani bir talebi olarak da kabul edebilirsiniz.

ÖLÜMÜ ESEFLE KARŞILANMIŞTIR

Yaşanan insanlık dramının karşısında kendini sorumlu hisseden birinin, kaosa mahal verecek şiddet dilini reddederek savaşa karşı olduğunu, savaşın taraflarından çekinmeden samimiyet ve cesaretle dile getirdiği esnada katledilmesi toplumda yankı bulmuş, ölümü esefle karşılanmıştır.

Bugün bizi bu salonda bir araya getiren cinayetin acısını dile getirip faillerin cezalandırılmasını talep ettiğim kadar bu menfur cinayetin, toplumun üzerindeki tezahürünün de göz ardı edilmemesi gerektiği hususuna dikkat çekerek adaletin tecelli edeceği beklentisinin toplumun umudu haline geldiğini de belirtmek isterim.

DAVAYA KATILMAMA KARAR VERİLSİN 

Sonu bir mabedin ayakları altında dramla biten bir senaryonun yazarlarının bulunup cezalandırılması huzur ve güven içinde bir ülkede yaşamamız açısından elzemdir. O daracık sokakta başrolleriyle, figüranlarıyla oynanan oyunun senaristinin, yönetmeninin, kurşunu sıkanın bilinemeyeceği veya işlenen suçun taksiren olduğu inandırıcı değildir. Hukuk devleti ilkesi gereği, yaşadığımız mağduriyetin hukuksal çözümünü yargı mekanizmasına bırakmayı gerektirir. Yetkililerin yaşanan mağduriyet karşısında sessiz kalması, olanakların adaletin tecellisi için kullanılmaması, hukuka ve makamlara olan güveni zedeler. İşlenen cinayetle kanayan yaranın onarılma görevinin yargıya düştüğü, kamu düzeninde karşılaşılan her türlü haksızlığın yargı makamlarınca çözülebileceği, adaleti tesis edebilme rolüyle toplumsal barışın ve huzurun sağlanacağı unutulmamalıdır, yargı toplumsal yaraları adaletle onarma işleviyle mükelleftir. Yargı makamlarının adalet dağıtıcısı olarak tanrısallaştırılmış işlevini yerine getirmemesi, suçluların cezalandırılmaması neticesinde yargı hanesinde tarih boyunca hatırlanacak bir leke olarak yerini alacaktır.  Maktul Tahir Elçi’nin eşi olarak suçtan zarar görmem ve yukarıda izah edilen sebepler ile davaya katılmama karar verilmesini saygı ile talep ederim.”

Elçi'nin ağabeyleri Ömer Elçi ve Mehmet Elçi şikayetçi sıfatıyla davaya katılma talebinde bulundu. Ağabey Ömer Mehmet Elçi, "Ben şikayetçiyim, şikayetçi olarak duruşmaya katılıyorum" dedi.

Elçi Ailesi avukatları Zahide Beydağ Tıraş, katılma talebini dile getirdi. Tıraş, "Yazılı ve sözlü taleplerimiz reddedildi. Şuan bize söz verildiği için teşekkür ederiz. Ancak biz yargılamanın tamamında olmak istiyoruz. Savunma ve soru sorma hakkımız var. Nedenlerimiz kanuni, talebimiz hukukidir. Önlem alınmayan cinayetten sonra adli hakikat ortaya çıkarılmalıdır. Tahir Elçi maktul olana kadar faili meçhul cinayetler için mücadele etti. Bu davada adli hakikat ve yapısal hakikati ortaya çıkarmak için davaya katılmak istiyoruz. Sanıklardan ve tespit edilemeyen meçhul faillerden de şikayetçiyiz" diye konuştu.

‘CEZASIZ KALMAMASI İÇİN…’

Aile avukatlardan Benan Molu da "Bu dava Tahir Elçi mücadele ettiği davalar gibi cezasız bırakılmak isteniyor. Tahir Elçi'nin öldürülmesine giden yolun başına gitmeliyiz. CNN Türk yayına katılmasının ardından hedef haline gelerek, ölüm tehditleri aldı. Hakarete uğradı. Dünyanın en hızlı iddianamesi hazırlanarak hakkında örgüt propagandasından dava açıldı. Ve Elçi 2015 yılında öldürüldü. 5 yıl sonra sanıklarla birlikte buradayız. Bu davada çok sayıda ihmal ve eksikliklerle karşı karşıyayız. Bu eksiklikler ve gözden kaçırılan şeyler olmasaydı Tahir Elçi bu gün yaşıyor olabilirdi. Tahir Elçi'ye koruma tahsis edilseydi belki bugün Tahir Elçi yaşıyor olacaktı. Dinlenen, takip edilen örgüt üyelerinin yakalanmasına ilişkin uygun operasyon olsaydı, Tahir Elçi yaşayabilirdi. Operasyonunun ciddiyetle gerçekleşmediği açıktır. Cinayeti ortaya çıkaracak esas şeyler yapılmadı. Görevi ihmal ve kötüye kullanıldığı bize gösteriyor. ATK'nin adli tıp raporu çürütüldü. Olay yerindeki inceleme güvenlik gerekçesiyle yapılmadı ancak olay yeri halka açıldığını medyaya yansıyan fotoğraflardan gördük. Deliller eksik ve hiç toplanmamıştı. 4 yol 2 ay boyunca dosyadaki tek şüpheli şoför Ahmet Sanlı'ydı. Kamera kayıtları ya yok edildi ya silindi. Dosyada hiçbir zaman kısıtlılık kararı olmadan avukatlardan fiili olarak saklandı. Cinayetin üstünden 3 yıl 1 ay geçtikten sonra polislerin şüpheli sıfatıyla ifadesi alındı. Londra Üniversitesi Adli Mimarlık Bölümü Forensic Architecture raporu üzerine iddianame hazırlandı. Bu eksiklerle ve isteksizle başka bir iddianame ve davanın açılmadı mümkün değil. Biz bunu değiştirmek için buradayız. Tahir Elçi cinayetinin cezasız kalmaması için katılma talebinde bulunuyoruz." dedi.

‘HRANT DİNK’TEN TANIĞIZ’

Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın da "Geçen celse tansiyon yükselten tavrınızdan dönüldüğü için teşekkür ederiz. Bu dava yüzleşme davasıdır. Tahir Elçi'yi ölüme götüren bir açıklamaydı. Ve hemen ardından hakkında soruşturma açıldı. İfadesi alındıktan 8 gün sonra cinayet işlendi. Bu yönteme Hrant Dink'ten tanığız. Bu sadece Tahir Elçi cinayeti değil, insan hakları cinayeti olduğu için davaya katılmak istiyoruz" diye konuştu.

Tahir Elçi Vakfı adına avukat Neşet Girasun, davaya katılma talebinde bulundu.

Akabinde Antep Barosu Başkanı Bektaş Şarklı, Van Barosu Başkanı Zülküf Uçar, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Mardin Barosu Başkanı İsmail Elik, Urfa Barosu Başkanı Abdullah Öncel, Ankara Barosu temsilcisi, Şırnak Barosu Başkanı Nuşerivan Elçi, TİHV,  Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Eş Genel Başkanı Bünyamin Şeker ve Çağdaş Hukukçular Derneği, davaya katılma talebinde bulundu.

Katılma talebine karşı iddia makamı, Türkan Elçi, Ömer ve Mehmet Elçi ile Diyarbakır Barosu'nun suçtan zarar görme ihtimallerine binaen katılma taleplerinin kabul edilmesini, diğer kurumların ise katılma taleplerinin reddedilmesini istedi.

Mahkeme heyeti, katılma taleplerinin değerlendirilmesi ve sanıkların sorgulanması geçilmek üzere duruşmaya ara verdi.

(MA)

Yorumlar (0)
9
açık
Günün Anketi Tümü
Olası bir erken seçimde, Z Kuşağının oy dağılımı nasıl olur?
Olası bir erken seçimde, Z Kuşağının oy dağılımı nasıl olur?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 32 70
2. Fenerbahçe 32 63
3. Galatasaray 32 62
4. Trabzonspor 33 58
5. Gaziantep FK 31 50
6. Alanyaspor 32 49
7. Hatayspor 32 49
8. Karagümrük 33 49
9. Sivasspor 32 47
10. Göztepe 33 46
11. Antalyaspor 33 42
12. Konyaspor 32 40
13. Ankaragücü 32 36
14. Rizespor 32 36
15. Kasımpaşa 32 35
16. Malatyaspor 31 33
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 32 33
19. Gençlerbirliği 32 31
20. Erzurumspor 33 28
21. Denizlispor 31 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 29 60
2. Samsunspor 29 57
3. Adana Demirspor 29 55
4. Altay 29 53
5. Altınordu 29 52
6. İstanbulspor 29 51
7. Ankara Keçiörengücü 29 49
8. Ümraniye 29 41
9. Tuzlaspor 29 41
10. Bursaspor 29 40
11. Bandırmaspor 29 39
12. Boluspor 29 35
13. Balıkesirspor 29 32
14. Adanaspor 29 31
15. Menemenspor 29 30
16. Akhisar Bld.Spor 29 25
17. Ankaraspor 29 22
18. Eskişehirspor 29 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 31 63
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 31 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 31 49
8. Everton 29 47
9. Leeds United 31 45
10. Aston Villa 30 44
11. Arsenal 30 42
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 30 36
15. Burnley 31 33
16. Brighton 30 32
17. Newcastle 31 32
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 30 21
20. Sheffield United 30 14
Takımlar O P
1. Real Madrid 30 66
2. Atletico Madrid 29 66
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 29 58
5. Real Sociedad 30 47
6. Real Betis 29 46
7. Villarreal 30 46
8. Granada 30 39
9. Levante 30 38
10. Celta de Vigo 29 37
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Cádiz 30 35
13. Valencia 30 34
14. Osasuna 30 34
15. Getafe 30 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 30 27
18. Elche 30 26
19. Deportivo Alaves 30 24
20. Eibar 30 23
Günün Karikatürü Tümü