Emekli Danıştay Başkanı Nuri ALAN, 2019 yerel seçimleri yazdı

      ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ; YSK, İBB seçiminin yenilenmesi gibi çok önemli bir konuda, kendi içinde çelişkilerle dolu, eski kararları ile uyumsuz, hak ve adalet duygusunu yerinden oynatan ve çok kritik bir oylama ile alınmış bir karar verdi. YSK’nin anayasaya aykırı olarak yedek üyelerin de katılımı ile verdiği kararların hukuksal değeri ve sonuçları, bu kararlardan etkilenen-zarar görenlerin başvurabileceği yollar olup olmadığı gibi hususlar yürürlükteki hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilerek tartışılmalıdır.

Manşet 12.05.2019, 13:19 12.05.2019, 13:19
28
Emekli Danıştay Başkanı Nuri ALAN, 2019 yerel seçimleri yazdı

 

 

 

ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ; YSK, İBB seçiminin yenilenmesi gibi çok önemli bir konuda, kendi içinde çelişkilerle dolu, eski kararları ile uyumsuz, hak ve adalet duygusunu yerinden oynatan ve çok kritik bir oylama ile alınmış bir karar verdi. YSK’nin anayasaya aykırı olarak yedek üyelerin de katılımı ile verdiği kararların hukuksal değeri ve sonuçları, bu kararlardan etkilenen-zarar görenlerin başvurabileceği yollar olup olmadığı gibi hususlar yürürlükteki hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilerek tartışılmalıdır.

Genel değerlendirme
31 Mart Yerel Seçimleri hukuka aykırı çok sayıda işlemle başladı ve aynı nitelikte, ancak kamuoyunda büyük tepki ve öfke yaratan bir Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararı ile İstanbul yerel seçiminin birinci raundu kapandı: YSK önce AKP Genel Başkanı’nı propaganda yasaklarından muaf tutan ve partisini seçime katılan diğer siyasi partilere göre imtiyazlı hale getiren bir karar verdi. İktidar partisinin YSK’nin bu kararına cevabı gecikmedi, seçimin mevcut kadro ile tamamlanması amacı ile Başkan ve üyelerin görev süreleri anayasanın 67’nci maddesine aykırı olarak bir yıl uzatıldı. (Bu uzatmanın, AKP yönünden ne kadar isabetli olduğu YSK’nın verdiği son İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali kararı ile ortaya çıktı) İstanbul Yerel Seçimleri yönünden ise oldukça vahim bir anayasa ihlali daha yaşandı: AKP’nin İstanbul adayı anayasanın 94’üncü maddesinin son fıkrası hükmünü yok sayarak uhdesinde bulunan TBMM Başkanlığı görevinden ayrılmadan, uzunca bir süre adaylık faaliyetlerini yürüttü. Yetkili seçim kurulları bu açık anayasa ihlaline sessiz kaldılar. (Bu üç konu ile ilgili ayrıntılı hukuki incelemem 19 Ocak 2019 günlü Cumhuriyet gazetesinin bu sayfasında yayımlandı)
YSK son olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini ve seçimi kazanan kişinin mazbatasını iptal etti.
Bu iptal kararını ve ortaya çıkan sonucu değerli hukukçular, bilim adamları, konuyu başından bu yana özenle izleyen medya mensupları muhtelif yönleri ile ele alıp incelediler, hukuka ve Kurulun emsal kararlarına aykırı gördüler, ağır eleştirilerde bulundular. Hatta AKP içinden de eleştirilere katılanlar oldu. Bunlara eklenecek bir söz kalmadı. Bu iptal kararının ortaya çıkardığı bir sonuç var ki “hukuki garabet” örneği olarak senelerce unutulmayacak: İBB seçimini iptal eden YSK aynı hukuki çerçeve içinde cereyan eden ilçe belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık seçimleri ile ilgili herhangi bir karar vermedi.


Yerel seçimler bir bütündür 
YSK’nin İBB seçimi ile ilgili iptal kararı esas alınarak değerlendirildiğinde ortaya çıkan manzara şudur: İstanbul İlçe Belediye Başkanları, Belediye Meclisi Üyeleri ve muhtarlar hukuka aykırı bir seçimle işbaşına gelmişlerdir; buna karşın beş yıl süre ile görevlerini sürdüreceklerdir. Aynı sandık kurullarının denetiminde, aynı listede yer alan seçmenler tarafından, aynı zarfın içine konulan oy pusulaları ile seçilmiş olanlar arasında yapılmış olan bu ayrımı hiçbir hukuki gerekçeye dayandırmak mümkün değildir.
Yerel seçimler bir bütündür; adaylık ve adaylara özgü farklılıklar dışında aynı hukuk kuralları çerçevesinde yürütülür; eğer yerel seçimlerle ilgili herhangi bir hukuki sakatlık varsa ve seçimlerden biri bu nedenle iptal ediliyorsa, talep edilmemiş olsa bile diğer seçimlerin de iptal edilmesi zorunludur. YSK başından sonuna kadar seçimlerin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırmaya yetkili anayasal bir kuruluştur. Kendisi de birçok kararında eşitlik, serbestlik ve dürüstlük ilkelerine vurgu yapmıştır.
Karardan kısa bir süre önce dışarıdan yapılan ağır baskılara direnemeyen YSK’nin adalete kıyan yedi üyesinin, Türkiye ekonomisine verdikleri çok büyük zararı da göz önünde bulundurarak, yapacakları vicdan muhasebesinde 2019 yerel seçimlerinin dürüstlüğünü savunabileceklerini ve kendilerini aklayabileceklerini sanmıyorum.
Sonuç olarak 2019 Türkiye Yerel Seçimleri, özellikle İstanbul seçimleri, Sayın Binali Yıldırım’ın deyimini de hatırlayarak, baştan sona lekelenmiştir; pislenmiştir. Ancak bu seçimlerin toplumda oluşturduğu olumlu bir gelişmeyi de gözden kaçırmamak gerekir. Son yerel seçimler ve YSK’nin bu seçimler nedeniyle vermiş olduğu hukukla uyumsuz kararlar tepkisiz ve kaderci görünümdeki toplumu sarsmış ve hareketlendirmiş; sağduyu sahibi yetenekli liderlerin önderliğinde, doğru yönlendirildiği zaman demokratik tepki vermeye istekli ve hazır olduğunu ortaya çıkarmıştır. Toplumun bu enerjisinin ayakta kalmasına herkes elinden geldiğince destek olmalıdır.

YSK’nin toplantı ve karar yeter sayısı
Anayasanın 79’uncu maddesine göre YSK yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurulları’nca kendi üyeleri arasından seçilir. Üyelerin tamamı kendi aralarından bir başkan ve bir başkan vekili seçerler. Başkan ve Başkanvekili dışında, '59argıtay ve Danıştay’dan seçilen üyeler arasından ad çekme ile ikişer yedek üye ayrılır. 79’uncu maddenin bu kuralları değişikliğe uğramamış olup halen yürürlüktedir. Anayasada YSK’nin çalışma usullerine, toplantı ve karar yeter sayılarına ilişkin başka bir hüküm bulunmadığı gibi bunların kanunla düzenleneceğine dair herhangi bir kurala da yer verilmemiştir. Bu durumda YSK’nin toplantı ve karar yeter sayılarının, 79’uncu maddedeki kurallar esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir.
Bu madde asıl üye-yedek üye ayrımı yaptığına ve YSK’nin toplantı ve karar yeter sayısı konusunda bir kural da getirmediğine göre toplantı yeter sayısı asıl üyelerin sayısına eşittir, yani yedidir; karar yeter sayısı da salt çoğunluktur, yani dörttür.
Anayasanın asıl üye, yedek üye ayrımını yaptığı bir kurulda, asıl üyelerin herhangi bir nedenle toplantıya katılamadığı veya asıl üyeliklerde boşalma olduğu durumlar dışında, yedek üyeler toplantıya ve karara katılamazlar.
Yasaya aykırı olarak toplantıya katılan bir üyenin dahi görüş ve fikirleriyle kurulu etkilemesi, verilecek kararın yönünü değiştirmesi mümkündür. Aksi düşünce anayasa kurallarının uygulanmasında keyfiliğe yol açar.


Daha önceki uygulamalar
Türk hukukunda yedek üye uygulamaları mevcuttur: Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasasının 145’inci maddesine göre on beş asıl beş yedek üyeden; 1982 Anayasası’nın 146’incı maddesine göre on bir asıl, dört yedek üyeden kurulmuştur. 1982 Anayasası’nın 146’incı maddesi 2010 senesinde 5982 sayılı yasa ile değiştirilip yedek üyelik kaldırılıncaya kadar asıl üyeliklerdeki sürekli ve geçici boşalmalar dışında yedek üyeler Anayasa Mahkemesi’nin toplantılarına ve kararlarına katılmamışlardır.
YSK’nin seçimle ilgili idari işlemlerinin yerine getirilmesinde yedek üyelerin görevlendirilmeleri gerekli ve yerindedir; yasaya aykırı değildir.
YSK anayasanın yargı bölümünde ve Yüksek Mahkemeler arasında yer almamış olmakla beraber, üyeleri Yüksek Mahkeme üyeleri arasından seçilen, şikâyet ve itirazları incelerken yargısal nitelikte görev yapan ve bunlar hakkında kesin kararlar veren, kararları aleyhine başka bir merciye başvurulamayan özgün (nev-i şahsına münhasır) anayasal bir kurumdur. Dolayısıyla asıl üyelerden haklı nedenlerle katılım sağlanamadığı durumlar dışında, yedek üyelerin kararlara katılmaları mümkün değildir; bu şekilde verilmiş kararlar anayasaya aykırı olur.
YSK’nin teşkilat ve görevleri ile ilgili kanunda (7062/5m) Kurulun karar verme usulü ile ilgili bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre Kurul, kararlarını salt çoğunlukla verir; oyların eşitliği halinde Başkan’ın bulunduğu tarafın görüşü doğrultusunda karar alınır. Bu hüküm, anayasanın öngördüğü toplantı nisabının dışında bir sayı ile toplanmaya izin verdiği için anayasaya aykırı olduğu gibi, sayısını belirlemeden herhangi bir çift sayı ile toplanmaya imkân sağladığından keyfiliğe yol açacak içerik de taşımaktadır. Dolayısıyla bu madde hükmü esas alınarak yedek üyelerin katılımı ile karar alınamaz.
YSK’de uygulama uzun seneler anayasaya uygun şekilde yürütülmüş, kararlar asıl üyelerin katılımı ile alınmıştır. Zaman yetersizliği nedeniyle başlangıcını saptayamadığım bir tarihten bu yana, YSK yedek üyelerin de katılımı ile ve anayasaya aykırı bir şekilde on bir üye ile toplanmaktadır. Bu durum siyasi partiler ve ilgililer tarafından da benimsenmiş görünmektedir.
Düzenleyici hukuk kuralının bulunmadığı alanlarda, gelenekselleşmiş uygulamalara hukukilik tanımak mümkün olabilir. Ancak ortada Anayasa’nın açık bir hükmü mevcut iken, ilgililer tarafından susmak suretiyle kabullenilmiş olsa bile, anayasaya aykırı bir uygulamanın sürdürülmesi mümkün değildir.
Önemli görevler üstlenmiş bir kurulun bütün üyeleri ile toplanmasının, daha iyi ve hukuka uygun kararlar alınmasına neden olacağı da ileri sürülebilir. Ancak bu bir “yerindelik” görüşüdür ve bir anayasa kuralı bu nedenle ihmal ve ihlal edilemez.
YSK, anayasanın 79’uncu maddesindeki üyelerinin statüsü ile ilgili düzenlemeyi ve eski uygulamalarını da gözeterek on bir üye ile toplanıp karar almasının hukuki dayanaklarını topluma açıklamak zorundadır.
YSK, İBB seçiminin yenilenmesi gibi çok önemli bir konuda, kendi içinde çelişkilerle dolu, eski kararları ile uyumsuz, hak ve adalet duygusunu yerinden oynatan ve çok kritik bir oylama ile alınmış öyle '62ir karar verdi ki; bugüne kadar ele alınmamış hukuki bir sorunun gündeme taşınmasına neden oldu. Konu önemlidir; bilim adamları ve hukukçular tarafından ayrıntılı olarak incelenmelidir. Özellikle YSK’nin anayasaya aykırı olarak yedek üyelerin de katılımı ile verdiği kararların hukuksal değeri ve sonuçları, bu kararlardan etkilenen- zarar görenlerin başvurabileceği yollar olup olmadığı gibi hususlar yürürlükteki hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilerek tartışılmalıdır.
Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi Nuri ALAN Emekli Danıştay Başkanı

Yorumlar (0)
-2
hafif kar yağışlı
Günün Anketi Tümü
"Erken seçim olursa Cumhurbaşkanı kim olmalıdır? "
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 50
2. Konyaspor 21 40
3. Adana Demirspor 22 35
4. Hatayspor 21 35
5. Başakşehir 20 34
6. Fenerbahçe 21 33
7. Beşiktaş 22 33
8. Alanyaspor 21 32
9. Karagümrük 22 31
10. Gaziantep FK 21 31
11. Sivasspor 21 30
12. Kayserispor 21 28
13. Galatasaray 21 27
14. Giresunspor 21 25
15. Antalyaspor 21 23
16. Göztepe 21 21
17. Kasımpaşa 21 21
18. Altay 21 18
19. Rizespor 21 18
20. Ö.K Yeni Malatya 21 15
Takımlar O P
1. Ümraniye 20 42
2. Ankaragücü 20 42
3. Erzurumspor 20 38
4. Eyüpspor 20 36
5. Bandırmaspor 20 33
6. İstanbulspor 20 33
7. Adanaspor 20 32
8. Samsunspor 19 30
9. Tuzlaspor 20 27
10. Gençlerbirliği 20 26
11. Manisa Futbol Kulübü 20 25
12. Boluspor 19 24
13. Kocaelispor 20 24
14. Keçiörengücü 20 23
15. Menemen Belediyespor 20 23
16. Altınordu 20 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 20 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 22 56
2. Liverpool 21 45
3. Chelsea 22 43
4. West Ham United 22 37
5. Arsenal 20 35
6. Tottenham 18 33
7. M. United 20 32
8. Wolverhampton Wanderers 20 31
9. Brighton 20 28
10. Leicester City 18 25
11. Crystal Palace 21 24
12. Southampton 21 24
13. Aston Villa 20 23
14. Brentford 21 23
15. Leeds United 20 22
16. Everton 19 19
17. Watford 19 14
18. Norwich City 21 13
19. Newcastle 20 12
20. Burnley 17 11
Takımlar O P
1. Real Madrid 21 49
2. Sevilla 20 44
3. Real Betis 20 34
4. Atletico Madrid 20 33
5. Real Sociedad 20 33
6. Barcelona 20 32
7. Rayo Vallecano 20 31
8. Villarreal 21 29
9. Athletic Bilbao 21 28
10. Valencia 20 28
11. Espanyol 20 26
12. Osasuna 20 25
13. Granada 20 24
14. Celta Vigo 20 23
15. Elche 21 22
16. Mallorca 20 20
17. Getafe 20 18
18. Deportivo Alaves 20 17
19. Cadiz 20 14
20. Levante 20 11
Günün Karikatürü Tümü