banner55

ertuğrul günay yazdı: İktidar işi mizaha vurdu

      İktidar işin kolayını mizaha başvurmakta, en ciddi konuları alaya almış görünerek herkesi kendine güldürmeye, böylelikle bir rahatlama sağlamaya çalışmakta bulmuş gibi davranıyor   Toplumun ruh sağlığının kötüye gittiğini gören iktidar işin kolayını mizaha vurmakta, en ciddi konuları alaya ya da hafife alarak herkesi güldürmekte bulmuş görünüyor. Oysa mizah sadece güldürmez, aynı zamanda düşündürür.

Manşet 17.01.2019, 06:52 17.01.2019, 06:52
4
ertuğrul günay yazdı: İktidar işi mizaha vurdu

 

 

 

İktidar işin kolayını mizaha başvurmakta, en ciddi konuları alaya almış görünerek herkesi kendine güldürmeye, böylelikle bir rahatlama sağlamaya çalışmakta bulmuş gibi davranıyor





 

Toplumun ruh sağlığının kötüye gittiğini gören iktidar işin kolayını mizaha vurmakta, en ciddi konuları alaya ya da hafife alarak herkesi güldürmekte bulmuş görünüyor. Oysa mizah sadece güldürmez, aynı zamanda düşündürür.


Yönetimin otoriterleştiği, söz söylemenin, düşünce açıklamanın zorlaştığı ortamlarda toplumda derin bir mizah duygusunun geliştiği bilinir.


Yakın tarihin ünlü hiciv ustalarından Şair Eşref, örneğin, bu alanın en bilinen temsilcilerindendir. Eşref’in -kuşaklar boyu dillerde gezen- mısraları, ilk bakışta gülümsemelere yol açarken, derinde önemli ve acımasız siyasal eleştiriler içerir.


Bu eleştirilerden Sultan Hamid istibdatı olduğu kadar, ardından ‘hürriyet’ vaadiyle gelen İttihatçıların kısa sürede despotluğa dönüşen iktidarı da payını almaktan kurtulamamıştır. "Devri istibdatta söz söylemek memnu idi…’’ mısralarıyla başlayan dörtlük, İttihatçılara yönelttiği taşlamaların en ünlülerindendir.


Bazan bu tür mizah anlayışı, kişisel olmaktan çıkar, sahibi belli olmayan söylentilere, mısralara, fıkralara dönüşür, anonimleşir. 12 Eylül döneminde bunun örnekleri çoktu. Örneğin, General Evren’in saçını kesmeye çalışan berberinin, her seferinde "Paşam, demokrasiye ne zaman geçeceksiniz?’’ diye sorduğu, bu soru üzerine darbe liderinin diken diken olan saçlarını kolaylıkla kestiği anlatılırdı.


MİZAHIN VARLIĞI SAĞLIK İŞARETİDİR


Bu tür bir mizah anlayışının varlığı, hele yaygınlaşması, toplum için sağlık, gelecek için umut işaretidir. Yaşanan tüm sorun ve sıkıntılara rağmen eleştiri ve itiraz iradesinin körelmediğinin, bir vadede daha iyi bir yeni ortama geçileceği umudunun canlı olduğunun göstergesidir.


Ancak, otoriter olmaktan daha ileriye geçip totaliterliğe yol alan ortamlarda bu tür bir mizahın dahi gelişmesi zordur. İktidarların, tüm toleranslarını yitirip her türlü düşünce açıklamayı engellemeye kalktığı ortamda, mizahın her türlüsü de imkânsızlaşır.


Siyasal karikatürlerin çizilemediği, şarkı sözüne, sahne eserine karışıldığı, şaka yollu bir eleştirinin bile ceza tehditi yahut aşağılamayla karşılaştığı, karşı görüşlerin neredeyse tümüyle yasaklandığı ortamda, bu tür beklentilerin önü kesilir. Toplumun iyiden umudunu kestiği yerde karamsarlık artar, ruh sağlığı bozulur.


'CİNNET TOPLUMU MU OLDUK?'


Bu olumsuz ve tehlikeli gidişi, sanıyorum son zamanlarda iktidar çevrelerinde de fark edenler çoğaldı. Kamu Baş Denetçisi (ombudsman) sayın Malkoç, geçenlerde basın mensuplarıyla yaptığı toplantıda, durumun vahametini çarpıcı sözcüklerle ifade etmiş: "Okuyunca tüylerim diken diken oluyor? Nasıl bir cinnet toplumu haline geldik? Suç işleme oranı artıyor...’’ demiş.


İktidarın dışarıdan ortağı sayın Bahçeli de durumun farkına varanlardan. Toplumun ruh sağlığının iyice bozulduğundan yakınıyor. Tespitleri katı ve kesin. Ancak bu alanda önerdiği çözüm ilginç. İnsanları rahatlatacak özgürlük, hukuk, gelir paylaşımında adalet, işsizlik, pahalılık ve savurganlıkla etkin mücadele gibi önlemler yerine, bir yasa öneriyor. ‘Ruh Sağlığı Yasası’.


Her şeyi yukarıdan ve her konuda yasa beklemeye alışmış bir toplumda, bu konuda da bir yasa düzenlemesi önerilmesi, Türkiye’nin siyaset pratiğine çok da aykırı değil. Ancak, toplumun ruh sağlığı yasa ile düzelebilecekse, beklemeye gerek yok! Sorun belki bir KHK ile de çözümlenebilir.


İKTİDAR İŞİN FARKINDA


Şaka bir yana, durumun vahametini kavrayanlar sadece sayın Ombudsman ve sayın Bahçeli değil. İktidarın tepelerinde de farkındalık rüzgârları esiyor. Öyle ki, iktidarın sayın Genel Başkanı, geçenlerde katıldığı bir toplantıda "Bu kapitalizm nelere muktedirmiş? Orman morman dinlemiyor, doğa umurlarında değil!’’ deyiverdi. Dinleyenleri gülümsetti.


Toplumda karamsarlığa, ruh hastalığına yol açan nedenlerden biri de, etkin bir muhalefetin olmadığı konusunda oluşmuş -haklı haksız- kanaat. Demokrasilerde umudu muhalefet yaratır. Muhalefetin değişim umudu yaratmadığı yerde, hiçbir şey iyiye doğru verilmez. Kötü, daha kötü olur.


Bu açıdan, sayın Başkan’ın bu sözleri, iktidarına dönük bir öz-eleştiri olarak değil, asıl muhalefet boşluğunu da bir ölçüde doldurmak amacıyla söylediğini düşündüm. Kapitalizmin aç gözlülüğüne karşı, doğayı koruyan, çevreci bir duyarlılığı yükselterek böylece muhalefetin sözcülüğünü de üstlenmiş, topluma yayılan karamsarlık bulutlarını dağıtmayı amaçlamış göründü.


Ne de olsa, Anayasa gereğince ettiği ‘tarafsızlık' yemini var; muhalefetin hakkını korumak da görevi.


Muhalefete de haksızlık etmemek gerekir. Başka konularda değilse bile, bu konuda kendilerinden umulanı boşa çıkarmıyor; en önemli görevlere gösterdikleri adaylar ilk ziyaretlerini sayın Başkan’a yapıyor, eski genel başkanlar bile lütfedilen randevuya saatinden önce koşarak saygıda kusur etmiyorlar.


BAŞKAN YALNIZ DEĞİL!


Toplumu rahatlatmak, ruh sağlığını iyileştirmek konusunda yükü paylaşmakta iktidarın sayın Genel Başkanı, çok şükür, yalnız değil. Rical-i devletin birçok önemli ismi gerginliği azaltacak, dinleyenlerin yüzünde gülücükler yaratacak vecizelerle sahnede yerini alıyor. Sanırsınız tümü birer mizah ustası. Başlarında da -devlet protokolüne de uygun olarak- elbette sayın Meclis Başkanı yer alıyor.


Biliyorsunuz, Başbakanlık bizim tarihimizde devletle birlikte var olan en saygın kurumların başında gelir. Büyük Selçuklu Devleti'nin Baş Veziri Nizam-ül Mülk merhum, bu saygın makamın banisi sayılır. Osmanlı'da devletin yükselme ve başarı dönemleri Sokullu yahut Köprülü gibi sadrazamların adlarıyla özdeşleşmiştir.


Cumhuriyet döneminde de böyledir. Milletin unutmadığı dönemler hep Başbakanların adlarıyla anılır. Menderes, Demirel, Ecevit; Özal devirleri...


Sayın Meclis Başkanı, kendine tevdi ve emanet edilmiş bulunan bu saygın makamı duraksamasız yok ederek daha önce tarihe geçmişti.


Bu kez de Meclis Başkanlığından yerel yönetim adaylığına inerek yeni bir ilke imza atıyor. Ancak bu ilke imza atarken olağan aday profili çizmiyor. Anayasa’da yazılı kuralı görmezden geliyor. Hem Meclis Başkanlığını, hem Belediye Başkan adaylığını birlikte üstleniyor.


SEÇİM SİYASET DEĞİLMİŞ!


Bu konuda yapılan eleştirilere verdiği yanıt da gerçekten siyasi mizahın şah-eserlerinden. Önce bir tevazu örneği göstererek kendini diğer adaylarla eşitliyor. "Belediye başkanı olan tüm adaylar istifa etsin, ben de edeyim’’ diyor. Oysa Anayasa'daki siyaset yasağı hükmü doğrudan sayın Başkan'la ilgili. Yetinmiyor, işin aslını açıklıyor: "Seçim, siyaset değildir!" diyor.


Seçim falan diye ortalığı gerdirenlere karşı, milleti rahatlatacak bundan daha güzel ne söylenebilir? Bu yanıt karşısında millete, derin nefes almaktan, mutlulukla gülmekten başka ne düşebilir? Koca Meclis Başkanı siyasetin ne olduğunu bilmeyecek de, üç-beş kitap okuyanlar mı bilecek?


Yok, iktidarın milleti gülümsetme, tezviratları boşa çıkararak rahatlatma, ne kadar mutlu mesut yaşadığımız konusunda ikna etme çabaları bununla sınırlı değil. En son iktidar fırkasının Genel Başkan Yardımcılarından biri hepimizi rahatlatacak bir açıklama yaptı: "Türkiye’de insan hakları ihlalleri olduğunu söylemek abesle iştigaldir.’’ dedi.


Başkan Yardımcısı'nın bu veciz ifadesi karşısında necip milletimizin ne kadar boş işlerle aklının karıştırıldığını da bu vesile ile öğrenmiş olduk.


MİZAH GÜLDÜRMEKLE KALMAZ...


Yoksa, tanınmış bir insan hakları savunucusunun iddianame bile olmadan bir yılı aşkın tutuklu kalmasını, idarenin yargı kararlarını, mahkemelerin üst mahkeme kararlarını hiçe saymasını, milletvekilleri de dahil birçok yazar çizerin, akademisyenin sadece düşüncelerinin açıklamalarından ötürü içeride tutulmasını, hakkında hukuki hiçbir karar ve yaptırım olmayan binlerce yurttaşımızın bir türlü işine, ekmeğine kavuşamamasını insan hakları ihlalleri sanıyorduk da, üzülüyorduk...


Toplumun ruh sağlığının kötüye gittiğini gören iktidar, işin kolayını mizaha başvurmakta, en ciddi konuları alaya almış görünerek herkesi kendine güldürmeye, böylelikle bir rahatlama sağlamaya çalışmakta bulmuş gibi davranıyor.


Oysa mizah sadece güldürmez, aynı zamanda düşündürür.


Kesenin ağzını açan bunca müjdeli haber, bunca seçim vaadi karşısında millet -Osmanlının vergi öyküsündeki gibi- kalkıp oynamıyorsa, galiba düşünmeye başladığındandır.



Yorumlar (0)
15
açık
Günün Anketi Tümü
2020- 2021 Yılın Şampiyonu Hangi Takım olur?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 39 81
2. Galatasaray 39 81
3. Fenerbahçe 39 79
4. Trabzonspor 39 68
5. Sivasspor 39 62
6. Hatayspor 39 61
7. Alanyaspor 39 57
8. Karagümrük 39 57
9. Gaziantep FK 39 55
10. Göztepe 39 51
11. Konyaspor 39 49
12. Rizespor 39 48
13. Kasımpaşa 39 46
14. Malatyaspor 39 45
15. Başakşehir 39 45
16. Antalyaspor 39 43
17. Kayserispor 39 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 39 38
20. Gençlerbirliği 39 38
21. Denizlispor 39 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 35 80
2. M. United 35 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 35 64
5. West Ham 35 58
6. Liverpool 34 57
7. Tottenham 35 56
8. Everton 34 55
9. Arsenal 35 52
10. Leeds United 35 50
11. Aston Villa 34 48
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 35 41
14. Southampton 35 40
15. Burnley 35 39
16. Newcastle 35 39
17. Brighton 35 37
18. Fulham 35 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 35 77
2. Barcelona 36 76
3. Real Madrid 35 75
4. Sevilla 36 74
5. Real Sociedad 35 56
6. Real Betis 35 54
7. Villarreal 35 52
8. Celta de Vigo 35 47
9. Athletic Bilbao 35 46
10. Granada 35 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Levante 36 40
14. Valencia 36 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 35 34
17. Real Valladolid 35 31
18. Huesca 35 30
19. Elche 36 30
20. Eibar 35 29
Günün Karikatürü Tümü
banner56