Gazete Duvar yazarı Bahadır Özgür yazdı: Ne o, yeni bir Gezi mi var?

Bakmayın siz bankacıların, para gurmelerinin mutluluğuna. Bir ekonomide reel olarak büyüme oranından fazla faiz ödeniyorsa, bunun tek bir anlamı vardır: TL faiziyle emeğiyle geçinenlerden zenginlere; dolar faiziyle de yurt içinden yurt dışına servet transferi yapılıyordur.

Manşet 23.10.2018, 06:22 23.10.2018, 06:22
1
Gazete Duvar yazarı Bahadır Özgür yazdı: Ne o, yeni bir Gezi mi var?
Bakmayın siz bankacıların, para gurmelerinin mutluluğuna. Bir ekonomide reel olarak büyüme oranından fazla faiz ödeniyorsa, bunun tek bir anlamı vardır: TL faiziyle emeğiyle geçinenlerden zenginlere; dolar faiziyle de yurt içinden yurt dışına servet transferi yapılıyordur.

Bakın burası çok önemli… Hayır, Bakan Berat Albayrak’ın dediği gibi değil, gerçekten önemli. Geçen hafta bankalar borcu borçla kapatmak için çıktıkları sendikasyon ihalelerinde ortalama euro cinsinden yüzde 2.65, dolar cinsinden yüzde 2.75 faizle borçlandı. Yıl sonuna kadar toplam 6.5 miyar doları bulacak bu borçlanma rallisi. Aynı hafta Hazine de beş yıl vadeli iki milyar dolar borç aldı, onun faizi de yüzde 7.5…

Banka genel müdürleri ve Albayrak, takı törenlerindeki anonsçu heyecanıyla, ihaleye 13 ülkeden 26 finans kuruluşunun katıldığını duyurdular. Dünyada koşulların zorlaştığı dönemde bankalara ve Hazine’ye böyle bir ilginin olmasını, ekonomiye hâlâ güven duyulduğunun göstergesi sayıyorlar. Doğrudur; hepimiz finansçı olsaydık eğer, hep birlikte gülüp eğlenebilirdik. Tabii bir de sadece altı ay önce bankaların yarı oranında faizle, Hazine’nin de yüzde 4’le borç para bulduğunu unutabilseydik keşke.

Pek çok iktisatçı sürekli tekrarlayıp duruyor. 2008 krizini aşmak için ABD’nin para basma makinelerinin fazla mesai yaptığı günlerde oluşan küresel kredi havuzundan Çin’den sonra en fazla faydalanan ülke olan Türkiye’nin krize sürüklenmesinin en önemli nedeni borçlardı. Bir müptela gibi buradan enjekte ettiği kaynak geri çekildi ve ardında 500 milyar doları bulan borç stoku bıraktı. Şimdi bu borca daha yüksek maliyetle yeni borç eklemeyi marifet sayan bir anlayış ekonominin düze çıktığını, ‘dengelenme’ sürecine girildiğini iddia ediyor. Gerçekten öyle mi?

AKP eliyle 2001 krizinden sonra uygulanan büyüme modelinin mottosu, finansal istikrar ve fiyat istikrarıydı. Maliye ve para politikaları aracılığıyla bu iki ‘dengenin’ sağlanması ana amaçtı. En basit ve kaba haliyle; faiz, kur ve enflasyon bir anlamda fizikteki bileşik kaplar yasası mantığıyla çalışıyordu. Ekonomide genel denge, bu üçü arasındaki dengeyle sağlanıyordu. Belli bir faiz aralığında oynayarak diğer ikisi istenilen seviyelerde tutulmak isteniyordu. Bu mantık iyi işledi mi, işler miydi, iktisadi bakışınıza göre tartışılır. Ümit Akçay’ın geçen haftaki yazısı, faiz eksenli son 16 yılın ekonomi politikalarını anlamak bakımından son derece açıklayıcıydı.

Biz pratik işleyişi kısaca özetleyelim…

Dışarıdan bol ve ucuz kaynak bulurken her şey güzel ilerler. Ancak kaynağın sahibi musluğu kıstığı vakit, işte o zaman bütün denge alt üst olur. Türkiye’de 2013’te başlayan, yaygın sonuçları ise 2017 sonunda görülen hadise de buydu. Paranın sahipleri kaynağı kesmeye başlayınca kur yükselişe geçti. Üzerine siyasi ve spekülatif köpük de binince yazın euro 7.20’leri gördü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan saldırı dedi, dış güçler dedi, faiz lobisi dedi… Dedi ama, AB’de kapı kapı dolaşıp, rahibi bırakıp ancak köpüğünü temizleyebildi. Kamuoyuna yansıtılan bu ‘kadife eldivenin’ tuttuğu asıl silah ise faizdi. Rekor faiz artırımları ile kur baskılandı. 3.77’den 7’lere çıkıp sonra 5.60’lara inen dolar ne derece başarı sayılırsa artık. Meseleye sadece ama sadece finans gözünden bakanlar için hadi durum kötünün iyisi düzeyine geldi diyelim. Peki ekonominin bütünü için aynı şeyi söylemek mümkün mü? Bu faiz oranlarıyla reel sektörün ayakta kalabilmesi, vatandaşın geçinebilmesinin, iş bulabilmesinin imkanı var mı?

Bunu biz söylemiyoruz; bizatihi kelimesi kelimesine Erdoğan’ın seçim vaadidir. 20 Haziran’da, Adana’da iş adamları ile bir toplantıda bakın ne diyordu:

“24’ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle nasıl uğraşılır göreceksiniz. Açıkça söylüyorum yüksek faizle biz ülkemizi ayağa kaldıramayız. Bu faizle kim yatırım yapar? Japonya eksi faizle çalışıyor. Amerika’ya geliyorsun ikilerde, bilemedin üçte. Avrupa ikilerde. İsrail sıfır-bir buralarda. Arkadaşlar bunu değiştireceğiz, bu işin lamı cimi yok. Şimdi bazıları diyor ki ‘Başkanım tam seçim arifesinde bunları kullanmayın, konuşmayın.’ Neyi konuşmayacağım? Hakikat neyse, doğru neyse biz bunu konuşacağız. İşte Gezi olayları öyle başladı. Niye? Türkiye faizi buraya düşürdü, enflasyon buralara düştü. Çılgın Türkler bir şeyler yapıyor. Biz de onlara prim vermedik.

Şu ‘fakirin’ liderliğinde üç ayda öyle bir ekonomi politikası izlendi ki, dolardan daha tehlikeli bir dinamitin fitili ateşlendi. Saçmalığı konusunda insanların bıkıp usandığı Gezi-faiz ilişkisinin bir an için doğru olduğunu kabul edelim; o halde AKP en büyük Gezi olayını başlatmış demektir. Zira; beş yıl vadeli borca Japonya eksi yüzde 0.06, Almanya eksi yüzde 0.1, Güney Kore yüzde 2.5, Polonya yüzde 2.6, AB üyesi 28 ülke ortalama yüzde 1.5 faiz verirken, Türkiye yüzde 7.5 faiz veriyor.

Sokağın kuytu köşesinde tezgah açmış bir madrabazın ‘bul karayı al parayı’ oyunundaki gibi, kurun üzerindeki kutuyu kaldırıp diğerlerinin altındaki yüzde 25 enflasyonu, yüzde 26 gösterge faizini gizlemenin adına ‘dengelenme’ diyorlar. Denge çıtası o kadar yükseğe kuruldu ki, vatandaşın bir parende daha atması artık imkansız hale geldi.

Bakmayın siz bankacıların, para gurmelerinin mutluluğuna. Bir ekonomide reel olarak büyüme oranından fazla faiz ödeniyorsa, bunun tek bir anlamı vardır: TL faiziyle emeğiyle geçinenlerden zenginlere; dolar faiziyle de yurt içinden yurt dışına servet transferi yapılıyordur.

Türkiye’nin ödediği faiz oranından daha fazla büyüyeceğini düşünen varsa buyursunlar, İş Bankası ve Akbank müdürleriyle Albayrak’ın coşkusuna doyasıya katılabilirler…
Yorumlar (0)
0
açık
Günün Anketi Tümü
Sosyal medya da verilerimizi zaten izinsiz kullanılıyor, şimdi de yasal zeminde kullanmak istiyorlar.. Sizce çözüm?
Sosyal medya da verilerimizi zaten izinsiz kullanılıyor, şimdi de yasal zeminde kullanmak istiyorlar.. Sizce çözüm?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 18 38
2. Fenerbahçe 18 38
3. Gaziantep FK 18 34
4. Galatasaray 18 33
5. Hatayspor 18 31
6. Alanyaspor 18 30
7. Trabzonspor 19 30
8. Karagümrük 18 27
9. Göztepe 19 25
10. Antalyaspor 19 25
11. Malatyaspor 18 24
12. Sivasspor 18 23
13. Başakşehir 19 23
14. Konyaspor 19 22
15. Kasımpaşa 18 22
16. Rizespor 18 21
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 19 19
19. Erzurumspor 19 16
20. Ankaragücü 18 15
21. Denizlispor 18 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. Leicester City 19 38
2. M. United 18 37
3. Man City 17 35
4. Liverpool 18 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Chelsea 19 29
9. Southampton 18 29
10. Arsenal 19 27
11. Aston Villa 15 26
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 18 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 17 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Sevilla 18 33
5. Villarreal 18 32
6. Real Sociedad 19 30
7. Granada 18 27
8. Cádiz 19 24
9. Celta de Vigo 18 23
10. Real Betis 18 23
11. Levante 18 22
12. Athletic Bilbao 18 21
13. Getafe 17 20
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Real Valladolid 19 19
17. Deportivo Alaves 19 18
18. Elche 17 17
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 18 12
Günün Karikatürü Tümü