Güneşe Yolculuk üzerine – Sultan Eylem Keleş

  — Dikkat! Bu yazı spoiler içermektedir. — Yönetmenliğini Yeşim Ustaoğlu’nun yaptığı, 1999 yapımı Güneşe Yolculuk filmi, katıldığı festival ve yarışmalarda onlarca ödül almış, Türkiye’de ise sinemada ancak bir yıl sonra kısıtlı olarak gösterime girmiş ve sinema salonlarının kapısında sivil polislere mesai harcatmış bir filmdir.

Manşet 13.09.2020, 13:50 13.09.2020, 13:50
93
Güneşe Yolculuk üzerine – Sultan Eylem Keleş

 



— Dikkat! Bu yazı spoiler içermektedir. —


Yönetmenliğini Yeşim Ustaoğlu’nun yaptığı, 1999 yapımı Güneşe Yolculuk filmi, katıldığı festival ve yarışmalarda onlarca ödül almış, Türkiye’de ise sinemada ancak bir yıl sonra kısıtlı olarak gösterime girmiş ve sinema salonlarının kapısında sivil polislere mesai harcatmış bir filmdir. Filmi gösterime girdiği yıllarda sinemada izleme imkanına sahip olamasam da o dönemde izleyicide güçlü bir etki bıraktığına inanıyorum. Filmin sinematografik başarısının arkasına Yeşim Ustaoğlu’nun hakkını vermekle beraber, dünya sinemasından pek çok ismin katkısı da eklenebilir. Sektör içerisinde zaten halihazırda bir kadın yönetmen olarak tutunması zorken 90’lı yıllarda Kürt realitesini sinemaya aktardığı, bu filmi ve oyuncu Nazmi Kırık’ı bize kazandırdığı için Yeşim Ustaoğlu’nu tebrik etmekle beraber hakkını da vermek gerek.

Filmin konusuna gelecek olursak, filmin afişinde yazan ‘dostluk ve barış üzerine bir film’ sloganı, filmin konusu ve ele alış biçimini özetliyor. Yazıyı filmin konusuyla uzun uzadıya boğmak istemiyorum, Beyaz Perde adlı siteden aldığım özeti doğrudan aktarıyorum:

Biri Türkiye’nin doğusundan diğeri ise batısından gelen iki farklı karakterin yolu İstanbul’da kesişir. Batıdan gelen Mehmet ve seyyar arabasında kaset satarak geçinen Berzan arasındaki hayaller de ortaktır, gerçekler de… Mehmet’in tek hayali Arzu’yla evlenip mutlu olabilmekken Berzan ise ardında bıraktığı sevgilisine geri dönmeye çalışmaktadır. Ancak iki adamı bir araya getiren bu hayalleri ayrı düşmelerini engelleyemeyecektir. Bir polis çevirmesi sırasında bir hata sonucu tutuklanan Mehmet hapisten çıktığında şaşırtıcı bir durumla karşılaşacak, sonrasında ise Berzan’ın desteğiyle bu durumdan kurtulmaya çalışacaktır.”



Bu film, hem Berzan adlı karakteri canlandıran Nazmi Kırık hem de yönetmenliğini yapan Yeşim Ustaoğlu’nun kendisi için de önemli bir dönüm noktası. Ustaoğlu, author sinemacı yolculuğunun bu filmle başladığını ve kendi dilini oluşturmaya bu filmle birlikte başladığını söyler. Başrol oyuncularından Nazmi Kırık ise, sinema kariyerine bu filmle güçlü bir başlangıç yapıyor. Kırık, Kürt Tarihi Dergisi’nin Kürt Sineması dosyasında o günleri şöyle anlatıyor: “Yeşim Ustaoğlu, o günün koşullarında pek çok yönetmen MKM’nin kapısından girmeye çekinirken kapımızı çalmış, bizi görmüştü. Devletin yalnızlaştırmaya çalıştığı kurumu ve bizleri çalışmasına davet etmiş olması benim için çok değerlidir. Dahası kadın yönetmen sayısı bu kadar azken kadın bir yönetmen ile sinemaya başlamak benim için bir şanstı”.

Yeşim Ustaoğlu, sahiden de bütün oyuncuları Nazmi Kırık, Nevruz Bar, Mizgin Kapazan gibi oyuncuları Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM) oyuncu kadrosundan seçmişti. Berzan gibi güçlü karakter yaratımı, biraz da bu tercihiyle ilgili; yani anlattığı mesele ile sahici ilişkisi olan insanlardan seçmesiyle. Fakat Ustaoğlu MKM’ye sadece oyuncu seçimi için gitmediğini, meselenin özünü öğrenmek için oraya gittiğini söylüyor. Aslında, bir anlamda da Ustaoğlu’nun kişisel güneşe yolculuğu da MKM’ye giderek başlıyor.

2020’den bakınca Güneşe Yolculuk filminin, toplumsal hafızaya bir katkı olarak belgesel niteliğinde bir film olduğunu söyleyebiliriz. 90’lı yılların atmosferini bir dostluk hikayesiyle aktarıyor Ustaoğlu. Faili meçhuller, hapishanelerde süren ölüm orucu direnişleri, kapıların çarpıyla işaretlenmesi, sular altında kalan köyler, göçler ve kentsel yoksulluk… Bütün bunları zaman zaman gerçek, zaman zaman kurgusal görüntülerle sinemaya taşıyan Ustaoğlu’nun bu filmi Kürt Sineması’nda önemli bir yer tutuyor. Kürt sorununu ele alıp derinleştiren darbe yılları ve görüntüleri haricinde devlet şiddetini gösteren film klişelere başvurmuyor, yalın bir anlatımı tercih ediyor, açık olarak bir taraf belirliyor.

Güneşe Yolculuk esasen, yukarıda bahsettiğim büyük çelişkiler, sorunlar yumağı içerisindeki küçük hayatları ele alıyor. Bu küçük ve farklı hayatların, insanların birbirleriyle yolları kesişiyor, birbirlerine değiyorlar, aralarında bir dostluk ilişkisi gelişiyor ve bu dostluk ilişkisi de birbirlerini değiştiriyor… Buraya kadar her şey çok güzel. Ustaoğlu’nun sinemasında bu temas ve değişim meselesi belirgin bir yer tutuyor; birçok filminde de hikaye hep bu transformasyon üzerinden ilerliyor. Bu bir yandan toplumsal sorunlara dair alternatif bir tahayyül yaratımı meselesi ama filmin başarısı ya da başarısızlığı tam da burada yaratıyor. Çünkü Kürt sorunu gibi toplumsal, komplike bir sorunun çözümü bireysel ilişkilerde aranabilir mi? Ötekine dair sorumluluğumuz, bununla sınırlandırılabilir mi?

Ustaoğlu birçok röportajında, kendisini bu filmi çekmeye iten güdünün kayıtsızlık olduğuna dikkat çekiyor ve filmde de toplumsal ilişkileri zehirleyen bu kayıtsızlık örneklerini de alternatif bir ilişkiyi de gösteriyor. Yönetmenin bunu yaparken, tam da yarattığı karakter Mehmet gibi zaman zaman olaylara ‘Fransız kaldığını’ hissediyoruz. Mehmet, 90’larda İstanbul’da bir proleter işçi fakat Kürt meselesine dair gerçekliği ya bilmiyor ya reddediyor. Berzan politik bir Kürt karakter, Kürt hareketiyle de ilişkili, katıldığı bir eylemde devlet şiddetiyle öldürülüyor. Ne hikmetse Berzan’ın cesedi sahipsiz kalıyor. Öyle ki Mehmet, dostuna bir vefa borcu olarak ya da bir dayanışma ilişkisi olarak cenazeye sahip çıkmak durumunda kalıyor. Güneşe olan yolculuk böyle başlıyor. 90’lı yıllar Kürt Özgürlük Hareketi’nin en örgütlü olduğu yıllar, nasıl olur da devlet şiddetiyle ölen birinin cenazesi sahipsiz kalır? Bu gerçekliğin büküldüğü bir alternatif tahayyül nasıl kurulur?



Öte yandan, Tireli Mehmet’in kara olduğu için Kürt sanılması ve devlet şiddetinden payını alması sonrasında Berzan ile arasında hakiki bir dostluk gelişiyor. Elbette Kürt sorunu, demokratikleşme sorunu aynı zamanda Türkiye’nin batısının da problemi ama Tireli Mehmet’in Zorduçlu Berzan’la duygudaşlık kurması, dostluk geliştirmesi bu koşullarda mı olmalı? Başka türlü bir dostluk ilişkisi geliştirilemez mi arada? Tahayyülümüzün sınırları, bu çeperlere çarpıyor. Üstelik insan düşünmeden de edemiyor, neden Berzan’ın memleketi aslında olmayan hayali bir yer Zorduç’tur da Mehmet’inki İzmir’in Tire ilçesidir? Bu bir yandan Zorduç’un başına gelen kaderin, o bölgedeki herhangi bir köyün başına gelebilecek bir kader olduğunu hissettirirken, bir yandan da Mehmet’in kimliğini sabitlerken Berzan’ın kimliğini flulaştırıyor. Köyüne dair tek bildiğimiz İran sınırına yakın olduğu, köyde bir sevgilisinin olduğu…

Filmin ikinci yarısı bir yolculuk filmi olarak devam ediyor. Mehmet binbir zorlukla Berzan’ın cenazesini köye ulaştırmaya çalışıyor. Filmin bütününde zaman zaman yer alan Kürtçe şarkılar ve diyaloglar, bu bölümde yoğunlaşıyor, Mehmet’in yolculuğuna eşlik ediyor. Mehmet, güneşe yolculuğunda zorunlu göçlere, yakılmış, yıkılmış, boşaltılmış, sular altında kalmış köylere şahitlik ediyor. Yol güzergahı üzerinde kaldığı otel odasının penceresinden sokaklarda konuşlandırılmış tankları ve askerleri görüyor. Berzan’ın hikayesi Zorduç sularında tabut içerisinde sonlanırken, Mehmet’in hikayesi devam ediyor.

( Kaynak: Sultan Eylem Keleş Gazete Karınca köşesinden yazdı: Güneşe Yolculuk üzerine )

Yorumlar (0)
4
açık
Günün Anketi Tümü
"Erken seçim olursa Cumhurbaşkanı kim olmalıdır? "
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 50
2. Konyaspor 20 39
3. Hatayspor 21 35
4. Başakşehir 20 34
5. Adana Demirspor 21 34
6. Fenerbahçe 21 33
7. Beşiktaş 21 32
8. Alanyaspor 21 32
9. Gaziantep FK 21 31
10. Sivasspor 21 30
11. Karagümrük 21 30
12. Kayserispor 21 28
13. Galatasaray 21 27
14. Giresunspor 21 25
15. Antalyaspor 21 23
16. Göztepe 21 21
17. Kasımpaşa 21 21
18. Altay 21 18
19. Rizespor 21 18
20. Ö.K Yeni Malatya 21 15
Takımlar O P
1. Ümraniye 20 42
2. Ankaragücü 20 42
3. Erzurumspor 20 38
4. Eyüpspor 20 36
5. Bandırmaspor 20 33
6. İstanbulspor 20 33
7. Samsunspor 19 30
8. Adanaspor 19 29
9. Tuzlaspor 20 27
10. Gençlerbirliği 19 26
11. Manisa Futbol Kulübü 20 25
12. Boluspor 19 24
13. Kocaelispor 20 24
14. Keçiörengücü 20 23
15. Menemen Belediyespor 20 23
16. Altınordu 20 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 20 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 22 56
2. Liverpool 21 45
3. Chelsea 22 43
4. West Ham United 22 37
5. Arsenal 20 35
6. Tottenham 18 33
7. M. United 20 32
8. Wolverhampton Wanderers 20 31
9. Brighton 20 28
10. Leicester City 18 25
11. Crystal Palace 21 24
12. Southampton 21 24
13. Aston Villa 20 23
14. Brentford 21 23
15. Leeds United 20 22
16. Everton 19 19
17. Watford 19 14
18. Norwich City 21 13
19. Newcastle 20 12
20. Burnley 17 11
Takımlar O P
1. Real Madrid 21 49
2. Sevilla 20 44
3. Real Betis 20 34
4. Atletico Madrid 20 33
5. Real Sociedad 20 33
6. Barcelona 20 32
7. Rayo Vallecano 20 31
8. Villarreal 21 29
9. Athletic Bilbao 21 28
10. Valencia 20 28
11. Espanyol 20 26
12. Osasuna 20 25
13. Granada 20 24
14. Celta Vigo 20 23
15. Elche 21 22
16. Mallorca 20 20
17. Getafe 20 18
18. Deportivo Alaves 20 17
19. Cadiz 20 14
20. Levante 20 11
Günün Karikatürü Tümü