banner9

banner8

HDP Sözcüsü Ebru Günay: Demokratik bir Cumhuriyet kurmayı amaçlıyoruz

HDP Sözcüsü Ebru Günay, demokratik cumhuriyet vurgusunda bulunarak, “Cumhuriyet demokratikleşmezse, 100’üncü yılında geriye bir şey kalmaz” dedi. 

Haberler 28.10.2021, 13:32
3
HDP Sözcüsü Ebru Günay: Demokratik bir Cumhuriyet kurmayı amaçlıyoruz
banner44

ANKARA - HDP Sözcüsü Ebru Günay, demokratik cumhuriyet vurgusunda bulunarak, “Cumhuriyet demokratikleşmezse, 100’üncü yılında geriye bir şey kalmaz” dedi. 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, partisinin Genel Merkezi’nde haftalık basın toplantısı düzenledi. Cumhuriyetin 98’inci kuruluş yıldönümüne ilişkin konuşan Günay, “Ne yazık ki tekçi anlayış ve bu anlayış üzerinden şekillenen inkâr ve imha siyaseti, Cumhuriyet için de büyük bir tehlike haline gelmiştir. Halk iradesinin tanınmadığı, belediyelere, üniversitelere, kurumlara kayyım atandığı, halkın vekillerinin cezaevlerine doldurulduğu, muhalefetin zapturapt altına alındığı, gazetecilerin, aydınların şiddet ve zorla sindirilmeye çalışıldığı rejimin adı Cumhuriyet değil, faşizmdir” dedi. 

DEMOKRATİK CUMHURİYET VURGUSU

Günay, demokratik bir cumhuriyet kurulması gerektiğini vurgulayarak, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dedikleri ucube sistem, rejim değişikliğinin en somut göstergesidir. Biz HDP olarak bütün kimliklerin ve farklılıkların özgürce, bir arada, eşit ve ortak bir yaşamla yaşadıkları demokratik bir cumhuriyet kurmayı amaçlıyoruz. Cumhuriyet demokratikleşmezse, 100’üncü yılında Cumhuriyet’ten geriye de bir şey kalmaz. Bu tarihi tespiti ve uyarıyı ilgili bütün taraflara yaparak, geçmişte yaptıkları hatalardan ders çıkarmalarını umuyoruz. Ya cumhuriyet demokratikleşecek ve güçlenerek varlığını sürdürecek ya da tekleşerek başka ucube ve faşizan sistemlere evrilecek. Cumhuriyeti yaşatmayı amaçlayan herkesin, bugün yaşananlardan dersler çıkarmasını umut ediyoruz” ifadelerini kullandı.

DÜNYA KOBANÊ GÜNÜ 

1 Kasım Dünya Kobanê ile Dayanışma Günü ve 2 Kasım Dünya Rojava ile Dayanışma Günü’ne dair Günay, “Kobanê başta olmak üzere Kuzey Doğu Suriye halklarının IŞİD barbarlığına karşı kazandığı zaferi bir kez daha selamlıyoruz. IŞİD’e karşı kazanılan zafer sadece Kürt halkının, bölge halklarının zaferi değil, dünya insanlığının bu barbarlığa karşı kazandığı bir zaferdir. IŞİD eliyle palazlandırılan bu saldırganlık ve barbarlık Kürtleri hedef alsa da esas olarak insanlık değerlerini, onurunu hedef aldı. İnsanlığın görüp görebileceği en vahşi yöntemleri 21’inci yüzyılda uyguladı” diye konuştu. Günay, “Bu vesileyle IŞİD zihniyetini sürdürmeye yönelik yürütülen politikaları, IŞİD’e verilen açık desteği, bugün aynı şekilde yürütülen düşmanlığı da unutmuş değiliz. IŞİD dün başaramadı, onun yarım bıraktığı işi tamamlamaya heves edenler de başaramayacak. IŞİD ile hayal ortaklığı kuranların, düşünce birliği sağlayanların, eylem ittifakında olanların akıbeti de IŞİD’in akıbetinden farklı olmayacak” diye ekledi.

IŞİD İLE SINIR TİCARETİ

AKP-MHP iktidarının geçmişten ders çıkartmayarak, Kuzey Doğu Suriye halklarını yeniden hedef aldığını belirten Günay, “Kürtlere karşı düşmanlık politikalarını derinleştirmeye başladı. Gün geçtikçe güç kaybeden, toplumsal desteğini yitiren iktidar yeni savaş oyunlarıyla ömrünü uzatmaya çalışıyor. Yıllarca IŞİD ile sınır komşuluğu yapmaktan bir kez bile rahatsız olmayan, hatta IŞİD ile sınır ticareti yapan, kapıları açan, tırlar dolusu silah gönderen iktidar Kürtler söz konusu olunca her gün tehditlerde bulunuyor” diye belirtti.

İKTİDARIN SON TEZKERESİ

Günay, konuşmasını şöyle sürdürdü: “26 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda Suriye’de ve Irak’ta askeri operasyonların 2 yıl daha uzatılmasını öngören tezkere, AKP-MHP çoğunluğunun oyları ve İYİ Parti’nin de desteğiyle ne yazık ki kabul edildi. Suriye-Irak Tezkeresi, AKP-MHP savaş koalisyonunun son tezkeresi olacak. Bu tezkereye ‘evet’ oyu verenler, kendilerini siyasi ve hukuki açıdan büyük bir sorumluluk altına sokarken, 83 milyonluk Türkiye’yi de daha büyük tehlikelerle ve travmalarla karşı karşıya bırakacak.

SAVAŞ SUÇLARINI UNUTMADIK

Geçen yıl kabul edilen tezkerenin hemen sonrasında İdlib’te tek bir hava bombardımanı sonucunda 34 askerin cenazesinin memleketlerine nasıl gönderildiği ve buna karşı AKP-MHP savaş bloğunun İdlib’teki saldırı karşısında nasıl çaresiz kaldığını hepimiz hatırlıyoruz. Kürt köylerinin bombalanarak kadın, çocuk demeden sivillerin katledilmesini unutmadık. Demografinin değiştirilmesinden, bölge halkının mülklerinin yağmalanmasına kadar sayısız savaş suçunun çetelerin desteğiyle sistematik biçimde yürütüldüğünü unutmadık.

DEMOKRATİK İLKELERİ TEHDİT EDİYOR

İdlib’ten, Serekaniyê’ye kadar AKP-MHP savaş koalisyonunun köktenci çetelerle birlikte yürüttükleri işgal operasyonları, Suriye’deki siyasi çözüm arayışlarını baltalarken, bölgesel istikrarı tehlikeye atıyor, bölge halklarına kan, gözyaşı dayatıyor. Milyonlarca insanın yeniden mültecileştirilmesini ve bunun da kirli politikalara alet edilmesi tehlikesini doğuruyor. Bu savaş iklimi Türkiye’de de demokratik ilkeleri, normalleşme süreçlerini baltalıyor. 

ÜLKEYİ UÇURUMA SÜRÜKLEDİ

Sarayın baskıcı müdahaleleri altında ülkenin çoğulcu gerçekliğini erozyona uğratarak, halklar arası düşmanlığı körüklüyor. Bütün bu nedenlerle tarihsel sorumluluğumuz, çözüm ve barışa duyduğumuz inançtan dolayı bir kez daha savaş politikalarına hayır dedik. Biliyoruz ki bu savaş Türkiye halklarının savaşı değil, mesele Türkiye’nin güvenliği, istikrarı, geleceği, bekası değil. Eğer öyle olsaydı, sadece son 5 yılda AKP’nin büyük acılara, derin yıkımlara neden olan savaş politikaları ve operasyonları ülkeye istikrar getirirdi. Ama bugün Türkiye 2015 öncesine göre daha büyük bir yıkım, derin bir yoksulluk, daha tehlikeli bir kamplaşma ile karşı karşıyadır. İşte bu AKP’nin ülkeye dayattığı savaş politikalarının sonucudur. Bu nedenle başından beri dedik ki mesele AKP’nin savaşla, kaosla, düşmanlık ve kutuplaştırma politikalarıyla ömrünü uzatma oyunudur. Ülkeyi yoksulluğa, krizlere, çöküşe sürükleyen iktidarın, kaybettikçe bu halkın evlatlarının canı ve yaşamı üzerinden ömrünü uzatma çabasıdır. Meclise sunulan tezkerenin esası da, içeriği de budur. Bu nedenle hem Türkiye halklarını bu oyun karşısında uyardık hem de demokratik kesimlere ve muhalefete iktidarın bu kirli politikalarına alet olmamaları konusunda çağrıda bulunduk. 

HAZİN BİR SONUÇ

Kimi muhalif partilerinin bütün bu tespitlerimizi paylaştıktan ve sergilenen oyuna dikkat çektikten sonra tezkereye ‘evet’ oyu vermiş olmaları kendileri açısından hazin bir sonuç, bir ibret vesikasıdır. Ne tarih ne Türkiye halkları bu siyasi riyakârlığı asla unutmayacak. Türkiye İşçi Partili ile Saadet Partili vekillerin yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi grubunun kendi öncelikleri ve hassasiyetleri çerçevesinde bu tezkereye hayır oyu kullanmalarını önemli, Türkiye’nin demokratik geleceği açısından çok kıymetli buluyoruz. İtiraz edilen, karşı çıkılan sadece AKP’nin savaş politikaları değil, savaşla muhalefeti teslim alma anlayışıdır. 

HALKIMIZ GÖRÜYOR

Aklı ve vicdanı olan hiç kimse, Türkiye’nin bugünkü koşulları açısından bu oyuna ortak olmaz, olamazdı. Kendisini bu oyunun bir parçası haline getirenler de iktidarla aynı akıbeti yaşamaktan kurtulamayacaktır. AKP-MHP koalisyonuna müdahil olan vekiller evet oyu verirken ülke çıkarları için değil, sarayın militarist ve şovenist çıkarlarına ortak olmak için evet dediler. Kendi ikballeri uğruna ülkenin ikbalini ve geleceğini hiçe saydılar. Halkımız bütün bu olup biteni görüyor. Bu dönemde alınan tüm taktiksel ve stratejik kararların toplum nezdindeki karşılığı sandığa da yansıyacak halkımız onlara gereken cevabı verecektir.

KESKİN BİR MÜCADELE VAR

26 Ekim önemli bir dönüm noktasıdır. Türkiye’de geleceğini savaşta, ölümde, kan ve gözyaşında gören ile buna itiraz ederek, barış, birlikte yaşam anlayışını savunanlar arasında keskin bir mücadele yaşanıyor. Bizim yerimiz bellidir, biz dün de bugünde bundan sonra da barışı savunmaya devam edeceğiz. Savaşla sorunların çözülmediğini 40 yıllık deneyim hepimize gösterdi. Bunu görmek için derin siyasi birikime de gerek yok. Bugün yaşadıklarımız bile sonuç çıkarmak için kafidir. Saray rejiminin ve bu rejimle ikbal peşinde koşanların kişisel ihtirasları ve düşmanlıkları yüzünden Türkiye dış politikasının tepetaklak olduğu bir dönemde AKP-MHP savaş koalisyonu tezkere oylamasını geçirmiş olsa da, derin bir yara aldı.

AKP’Yİ CESARETLENDİRİYOR

İktidarın savaş politikalarına koşulsuz ve şartsız destek vermek, onu Türkiye halklarına karşı korkunç suçlar işlemesi konusunda cesaretlendiriyor. Bunu Haziran 2015 seçimlerinden sonra yaşanan sayısız katliamda gördük. O dönemden bu yana AKP-MHP savaş ekonomisi ve yarattıkları ucube Saray rejimi, ülkemizde muhalefet dahil her şeyin yeniden dizayn edilmesini hedeflemektedir. TBMM’de muhalefet, tüm farklılıklarıyla birlikte, sonuçtan bağımsız olarak AKP-MHP savaş koalisyonuna karşı önemli bir cevap olmuştur, topluma umut vermiştir. Önümüzdeki dönem ezber bozan, klasik reflekslerden kaçınan ve iktidarın tuzaklarına düşmeyen bir muhalefet bloğunun kurulması konusunda HDP olarak sorumluluk almaya hazırız. ‘Muhalefet bloğunu’ derken tek çatı altında toplanan bir siyasi oluşumdan değil, farklı muhalif kesimlerin bu ucube rejime karşı asgari müştereklerde hareket etmesini kast ediyoruz. Bu aynı zamanda yüzüncü yılında Cumhuriyeti demokratikleştirme sorumluluğunu da hepimizin omuzlarına yüklemektedir. 

KÜRT SİYASETÇİLER REHİN TUTULUYOR

AKP-MHP ittifakının Kürtlere düşmanca yaklaştığı artık bir sır değil. Binlerce Kürt siyasetçi tutuklu. Nedeni Kürt sorununun çözümünü istemeleridir. Nedeni Anadilde eğitim talep etmeleri; nedeni yerel demokrasinin güçlenmesini istemeleridir. İktidarın çarpıttığı, kimi şovenist çevrelerin iddia ettiği gibi Türkiye’de bölücülük yapmak için değil aksine yerel demokrasi içinde Türkiye’nin tam demokratikleşmesinin ve birliğinin pekişmesini istiyorlar.

VOLTA CEZASI

Türkiye’deki adaletsizliğini en somut şeklini İmralı’da 23 yıldır tecrit koşullarında tutulan Sayın Abdullah Öcalan’a yönelik uygulamalarda görüyoruz. İmralı’da sürekli olarak sudan gerekçelerle avukat ve aile görüş yasağı veriliyor. Bu şekilde korsanca engellenen avukat ve aile görüşmelerinin engellenmesine kılıf bulunuyor. Sayın Öcalan’a spor salonunda volta atmış diye aile ve avukatlarıyla görüş yasağı cezası verilmiş. Dünyada herkes de biliyor ki zindandaki hükümlülerin en vazgeçilmez etkinliği volta atmaktır. Sayın Öcalan’a volta attı diye ceza verilmesi, mevcut Türkiye gerçeğinin İmralı’da uygulanmasıdır. Biliyorsunuz ki İmralı’da uygulanan hukuksuzluk ve zulüm başta Kürtlere olmak üzere tüm Türkiye’ye uygulanmaktadır.

İMRALI’DA UYGULANANLAR SOMUT GÖSTERGE

Birkaç istisna hariç 6 yıldır İmralı Adası’nda avukat görüşmeleri gerçekleştirilmiyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok. 5 Nisan 2015’ten bu yana da birkaç görüşme dışında aile görüşmeleri de gerçekleşmiyor. Öyle ki, aileleri yakınlarının sağlığını bile öğrenemiyor. Bu başlı başına bir insanlık suçudur. Bunun karşısında sessiz kalmak, bunu normal görmek kabul edilemez. Unutulmamalı ki İmralı’da uygulananlar Türkiye’nin nasıl yönetildiğinin somut bir göstergesidir. Volta atmak diye bir suç olabilir mi? Volta atarken konuşuluyor diye bir suç olabilir mi? Şu anda hapishanelerin tümü işkence alanı haline dönmüştür. Dışarı çıkması yani tahliye edilmesi gerekenler bile serbest bırakılmıyor. Türkiye’ye demokrasi getirme iddiasında olan herkes ilk önce bu uygulamalara dur diyebilmelidir.

AYM’Yİ HEDEF ALIYORLAR

Yürüttüğümüz doğru siyaset, iktidarın ezberini bozuyor, kurdukları oyunları bertaraf ediyor. Öfke nöbetlerine kapılıyorlar. Bu yüzden sabah akşam partimize saldırıyorlar. Bunlar artık iyice şirazeden çıktılar. İktidarın küçük ortağı çıkmış tekrar sağa sola talimat yağdırıyor. Partimizin kapatılması için talimat üzerine talimat verdi. Önce Saray bu talimata biat etti. Saray’da iddianame hazırlandı, yargı harekete geçti ve kapatma davası açıldı. Şimdi o davayı görecek Anayasa Mahkemesini her gün hedef alıyorlar. Küçük ortak bir kez daha ‘Anayasa Mahkemesinin kapısına kilit vurula’ diye buyurdu! Anladık anayasayı rafa kaldırdınız, katıksız bir faşizan zihniyete sahipsiniz, demokrasinin, hak ve hukukun kırıntısına bile tahammülünüz yok. Bütün kurumları iktidarınızın arpalığına dönüştürdünüz. SADAT’ı paralel orduya, TÜGVA’yı paralel devlete dönüştürdünüz. Zaten hükmü kalmamış AYM ve diğer kurumların da kapısına kilit vurmak istiyorsunuz. Biz bu yaptıklarınıza faşizm deyince de zorunuza gidiyor. Peki faşizm demeyelim de ne diyelim? 

HADSİZLEŞTİLER 

Aslında bizim bir şey dememize gerek kalmadı, kurdukları rejimin katıksız bir faşizm olduğunu her sözlerinde itiraf ediyorlar. Bu zihniyet önüne geleni, kendisi gibi düşünmeyeni, Saraya biat etmeyeni, ülkeyi yangın yerine sürüklenmesine gönlü razı olmayanları, çürümeye karşı çıkanları, açız diye isyan edenleri ihanetle, teröristlikle suçluyor. Kavala’ya Sorosçu, Demirtaş’a, partimize, milyonlarca insana ‘terörist’ diyecek kadar hadsizleştiler. Öğrencisi, çiftçisi, emekçisi, esnafı, kadını, genci, yazarı, gazetecisi, bunların gözünde terörist! Üstelik bütün dünya bunların IŞİD’e verdiği desteği konuşuyorken, bu destek yüzünden gri listeye alınmışken. 

SARAYIN KADISI MI OLDUNUZ?

Ey hak hukuk bilmez, ülkeyi orman kanunlarıyla yönetmek isteyen hukuk düşmanları siz kim oluyorsunuz da insanları terörist olmakla suçluyorsunuz? Bütün ülkeyi teröristlikle suçlarken haddinizi bileceksiniz. Sarayın kadısı mı oldunuz, şeyhülislamlığa mı soyundunuz? Siz ne hakla ve hadle yargıya talimat veriyorsunuz? Sonra da hukuk hatırlatanlarla da gerginlik yaratıp bundan nemalanmaya çalışıyorsunuz. Geçti o dönemler. Hukuk cambazlığınız da, hukuk cellatlığınız da sizi kurtarmaya yetmeyecek. Savaş tamtamlarınız da sizi kurtaramayacak. Gidicisiniz ve gidici olduğunuzu bildiğiniz için de her gün daha fazla şirazeden çıkıyorsunuz, her gün daha büyük bir öfke nöbetine kapılıyorsunuz. 

BİZİ KENDİNİZLE KARIŞTIRMAYIN

Küçük ortaktan talimat alan Erdoğan, kendi savaş oyunlarına destek vermeyenleri de bizim üzerimizden hedef alıyor. Sayın Erdoğan bizim siyasi anlayışımızda tehdit, şantaj, savaşla ve açlıkla halkı terbiye etme yok. O sizin siyasi anlayışınız. Bizi kendinizle karıştırmayın. Bu yüzden bütün imkanlarınıza rağmen siyaseten bizimle baş edemiyorsunuz. Talimatla siyasi ilişki arıyorsanız, kendi ortaklarınızla aranızdaki ilişkiye bakacaksınız. Bizim kendi ittifaklarımız dışında kimse ile bir ortaklığımız da yok aramızda sizinki gibi düzeysiz bir ilişki de yok. Bakın biz söylemiyoruz; bu ülkede 0,1 oranında oy alan gizli ortaklarınız çıkıp ‘Erdoğan bizim çizgimize geldi, Türkiye’yi biz yönetiyoruz’ diyor. Bahçeli’nin bir dediğini sen iki etmiyorsun. Onların gönlünü hoş etmek için dün ak dediğine bugün kara diyorsun. Neredeyse kendini inkar edeceksin. Bütün Türkiye’ye vesayet dayatırken, koltuğunu korumak için Perinçek’in, Bahçeli’nin vesayetine girdin. Allah sizi ıslah etsin, ne diyelim. 

BÜTÇE GÖRÜŞMELERİ

Bütçe görüşmeleri sürüyor, bizler daha öncede halkın bütçesini konuşmak üzere çeşitli buluşmalar gerçekleştirdik. Bizler bu plan bütçe görüşmeleri boyunca, bütçenin yüzde 100’ün bütçesi olması için, emekçilerin, kadınların, gençlerin bütçesi olması için mecliste muhalefetimizi sürdürmeye, halkın sesini mecliste duyurmaya devam edeceğiz. Dönem dönem çalışmalarımız ve faaliyetlerimiz konusunda sizleri bilgilendirmeye de devam edeceğiz.”

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Bu Pazar Erken Seçim Olsa Oyunuzu Hangi İttifak'ına  verirsiniz?
Bu Pazar Erken Seçim Olsa Oyunuzu Hangi İttifak'ına verirsiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Rizespor 15 28
3. Samsunspor 15 27
4. Keçiörengücü 15 26
5. Pendikspor 15 25
6. Bodrumspor 15 25
7. Boluspor 15 25
8. Manisa FK 15 24
9. Bandırmaspor 15 24
10. Sakaryaspor 16 22
11. Altay 15 21
12. Adanaspor 15 18
13. Göztepe 14 18
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 15 14
16. Altınordu 15 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 15 7
19. Denizlispor 15 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4
Günün Karikatürü Tümü