Kuşatılmışlık duygusu içindeyim. Baktığım her yerde ölümcül haliyle şiddeti görüyorum.



Kuşatılmışlık duygusu içindeyim. Baktığım her yerde ölümcül haliyle şiddeti görüyorum.

Din, milliyetçilik, ahlak, çıkar, ne fark eder adını siz koyun.



Ötekileştirilmiş kimliklerimin

kaç Eylül edeceğini düşünüyorum.

Kaç?



Kaç! Kaç! Kaç!

Yakalayabilirim!



Şiddetin toplumsal onayı ikili bir ahlakla kuruluyor. Biri bu siddete gerekçeler bulup onay veriyor, diğeri şartsız koşulsuz karşı koyuyor, acı duyuyor. Sağlıklı toplumlarda bu ikilem yaşanmıyor. Bir yönlendiricimiz var o böyle istiyor. Devralınmış siyasal geleneğimizin kanserleşmiş hücreleri onlar.



6-7 Eylül

Niko'yu, Simon'u, Yorgo'yu tasfiye ettiğimiz gün.

Markaris, Edebiyat öğretmeninin,

Petro bilmeni isterim, halkım adına utanıyorum ve senden özür diliyorum, dediğini unutmadı. İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçu daha belleğimizin dehlizlerine atik.



Tarihin yargısı yüzleşmek için bizi bekliyor!