Kadım dertlerimiz de son gelişmeler: İstanbul sözleşmesine karşı çıkmak

  KADİM DERTLERİMİZ DE SON GELİŞMELER: İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE KARŞI ÇIKMAK ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ:“Sözleşmede aile değerlerine dair herhangi bir madde yok. Ancak buradaki soru şu olabilir; şiddeti ortadan kaldırmayı hedefleyen bir sözleşme aileye zarar veriyor olabilir mi? Evet olabilir.

Manşet 28.08.2020, 19:50 28.08.2020, 19:50
0
Kadım dertlerimiz de son gelişmeler: İstanbul sözleşmesine karşı çıkmak

 

KADİM DERTLERİMİZ DE SON GELİŞMELER: İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE KARŞI ÇIKMAK

ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ:“Sözleşmede aile değerlerine dair herhangi bir madde yok. Ancak buradaki soru şu olabilir; şiddeti ortadan kaldırmayı hedefleyen bir sözleşme aileye zarar veriyor olabilir mi? Evet olabilir. Eğer aile tanımınız ve yapınız; şiddet, baskı ve hakların engellenmesi üzerine kurulmuşsa, sözleşme “aileye” zarar veriyor olabilir
.Bu sözler İstanbul sözleşmesine dair söyleşi gerçekleştirdiğimiz Kadın hakları aktivisti HATİCE KAPUSUZ’a ait. Hükümet ve hükümet yanlısı birimlerce savunulan “İstanbul Sözleşmesi aile değerlerini yok ediyor” görüşü son zamanlarda epey tartışıldı. Devlet yukarıdaki görüşüne sığınarak sözleşmenin iptalini gündeme getirdi. Sözleşmenin ne anlama geldiğini, önemini, ve neden karşı çıkıldığını   ile sitemiz için masaya yatırdık. Fakat öncelikle sözleşmenin içeriğine kısaca bir bakalım:



İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR?

Avrupa Konseyi’nin, kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin bu yeni sözleşmesi, ciddi bir insan hakları ihlali oluşturan bu sorunu en kapsamlı şekilde ele alan bir uluslararası anlaşmadır. Bu tür şiddete sıfır tolerans gösterilmesini hedeflemektedir ve Avrupa ile onun sınırlarını da aşan geniş bir alanda daha güvenli yaşanabilmesini sağlama yolunda önemli bir adımdır.

Şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve şiddet uygulayanların adalete teslim edilmesi, bu sözleşmenin temel taşlarını oluşturmaktadır. Ayrıca, toplumun her ferdini, özellikle de erkekleri ve erkek çocuklarını, tutumlarını değiştirmeye davet ederek, bireylerin vicdanlarını ve düşüncelerini değiştirmeyi amaçlamaktadır. Esas itibariyle, erkeklerle kadınlar arasında daha fazla eşitlik sağlamaya yönelik çağrının yeniden yapılmasıdır; zira, kadınlara yönelik şiddetin kökleri, toplumda erkek ve kadın arasındaki eşitsizliğe dayanmakta ve bir hoşgörü ve inkâr kültürünün sonucu olarak sürdürülmektedir.


Sözleşme kapsamındaki suçlar:

•ev içi şiddet (fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik)
•taciz amaçlı takip
•tecavüz dahil, cinsel şiddet
•cinsel taciz
•zorla evlendirme
•kadınların sünnet edilmesi
•kürtaja zorlama ve kısırlaştırmaya zorlama.



“Aile değerlerini ortadan kaldırmakla itham edilen sözleşme kadına yönelik şiddet özelinde hazırlanan tek sözleşme”

Sözleşmenin önemine ve içeriğine değinen Kapusuz hükümet odaklı kamuoyu tarafından sözleşmenin aile değerlerini ortadan kaldırmakla suçlandığını belirtiyor: “Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan İstanbul sözleşmesi AKP’nin uzun süre ilk imzacısı olmakla övündüğü bir sözleşme. Sözleşme, her gün cinsel saldırı, kadın cinayeti, istismar, şiddet haberlerinin artarak devam ettiği bu günlerde “günah keçisi” ilan edildi. Aile değerlerini ortadan kaldırmakla itham edilen sözleşme kadına yönelik şiddet özelinde hazırlanan tek sözleşme.

Sözleşme; şiddeti ortadan kaldırmak için kapsamlı tedbirler ve politikalar geliştirmek, bütüncül bir yaklaşım ortaya koymak ve uluslararası işbirliği yapmak amacıyla hazırlandı. Sözleşmenin önemli bir yanı; kadınlara yönelik şiddeti insan hakları ihlali ve ayrımcılık olarak tanımlıyor olması. Bu açıdan sözleşme çok önemli zira şiddet toplumlarda çoğunlukla kültür ve geleneklerin bir parçası olarak meşrulaştırılırken sözleşme şiddeti insan hakkı ihlali ve ayrımcılık olarak tanımlayarak bu bahsi kapatıyor.”

Kadına yönelik şiddet odaklı iki olduğunu belirten Kapusuz anayasa altında bu sözleşmelerin kanun hükmünde olduğuna dikkat çekiyor: “Kadınlara yönelik şiddeti içeren diğer bir sözleşme de Birleşmiş Milletler (BM) düzeyindeki 9 temel insan hakları sözleşmesinden biri olan Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW). CEDAW’ın ayrımcılığın ortadan kaldırılması için ele aldığı başlıklardan biri de Şiddet. Diğer başlıklar, siyasete katılım, istihdam, eğitim, kırsalda kadın, mülteciler ve kalıp yargılar, zararlı uygulamalar. Son maddenin yine altını çizmek gerekiyor zira bu madde kadınların ayrımcılığa maruz kalmasına neden olan kalıp yargıların değiştirilmesi konusunda devletlere sorumluluk biçiyor.

Gerek İstanbul Sözleşmesinin şiddeti insan hakkı ihlali olarak alması, gerekse CEDAW’ın ayrımcılığı ortadan kaldırmak için kalıp yargıların ortadan kaldırılmasına dair perspektifi, Türkiye’de alıştığımız; “gelenek, değer, inanç” gibi şiddeti ve ayrımcılığı meşrulaştırıcı söz, söylem ve eylemlerin gerekçe olamayacağını söylüyor.

Bu bağlamda hatırlanması gereken diğer bir konu anayasanın 90. Maddesi. 90. Maddeye göre uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir. Kanunlarda uyuşmazlık olduğu takdirde uluslararası sözleşmeler geçerlidir. Yani bu sözleşmeler değil gelenekler kanunlar nazarında bir çatışma halinde bile Türkiye tarafından uygulanması taahhüt edilmiş belgelerdir.

Yine anayasanın 10. Maddesi ayrımcılık yasağını düzenliyor. Son olarak bu sözleşmelerle birlikte, 6284 sayılı ailenin korunması ve şiddetin ortadan kaldırılmasına dair kanun; şiddetle mücadele konusunda şikayet gerekmeksizin, eylem olmasa bile risk ortaya çıktığında tüm kamu kurumlarının şiddetin ortadan kalmasına dair önlem almasını gerekli kılıyor.”



 

 

 

 

 


“Devlet yapması gerekeni yapmadığı gibi, yapması gerekenlerin sınırını belirleyen düzenlemeleri ortadan kaldırmaya yönelik bir irade ortaya koyuyor.”

Hükümetin sözleşme karşısındaki tavrına değinen Kapusuz devletin destekleyici olmanın aksine düzenlemeleri yok edici bir tutum sergilediğini ve kamu idaresinin bu husustaki temel işlevlerinin pratikte ne derece yok sayıldığını belirtiyor: “Tüm bunlara baktığımızda Türkiye’de kadınların haklarını koruma altına alan yasal düzenlemelerin ve devletin bu hakların gerçekleşmesi için alması gereken önlem ve geliştirmesi gereken politikaların uygulanmadığını görüyoruz. Devlet yapması gerekeni yapmadığı gibi, yapması gerekenlerin sınırını belirleyen düzenlemeleri ortadan kaldırmaya yönelik bir irade ortaya koyuyor.

Kamu idaresinin özetle 3 temel işlevi var:


  1. Şiddeti besleyen ortam ve koşulların ortadan kaldırılması - yani şiddetin oluşmasını önlemek,

  2. Şiddet/suç oluştuğunda adaletin sağlanması,

  3. Zarar gören kişilerin iyileşmesinin/rehabilitasyonunun sağlanması,


Türkiye’de ise pratik şu şekilde:

  1. Şiddeti besleyen ortamın desteklenmesi

  2. Cezasızlık

  3. Zarar gören kişilerin tekrar mağdurlaştırılması/ örselenmesi”


Sözleşmenin aile değerleri ile olan ilişkisine dair görüşlerini belirten Kapusuz bu ve bunun gibi hususlarda ülkemizdeki kadim zihniyet problemlerine değiniyor: “Sözleşmede aile değerlerine dair herhangi bir madde yok. Ancak buradaki soru şu olabilir; şiddeti ortadan kaldırmayı hedefleyen bir sözleşme aileye zarar veriyor olabilir mi? Evet olabilir. Eğer aile tanımınız ve yapınız; şiddet, baskı ve hakların engellenmesi üzerine kurulmuşsa, sözleşme “aileye” zarar veriyor olabilir. Yani suç olan şeyler; şiddet, tecavüz, istismar, zorla çalıştırılma, eğitimden yoksun bırakmak; “ailenin” bir parçasıysa sözleşmeyi aileye karşı görebilirsiniz. Sözleşme şiddeti uygulayan kişileri baba, koca, eş olmalarını bir gerekçe/ hafifletici sebep olarak görmüyorsa, üstelik kadınları/çocukları koruma yükümlülüğünüzü hatırlatıyorsa, sözleşmeye karşı çıkarsınız. Yani özetle sözleşme kadınların eşit insanlar olarak şiddetsiz, baskısız, ayrımcılığa maruz kalmadan yaşayabilmesini sağlamayı hedefliyor. Sözleşmeye karşı çıkmak kadınların eşit muamele görmesine karşı bir tavır. Zira sözleşmenin tartışma konusu edildiği zemin aynı zamanda, nafaka hakkı, 6284 sayılı kanun, cinsel istismar, erken yaşta zorla evlendirilme gibi eşitlik mücadelesinin bir sonucu olan yasa ve kanunları da hedef alıyor.

Sözleşmeyi tartışılır kılan diğer bir unsur ise aşağıdaki madde. Maddede yer alan sözleşmenin cinsel yönelim veya cinsiyet kimlik temelinde ayrımcılık yapılmadan uygulanması tepki çekiyor. Oysa Anayasanın 10. maddesi ayrımcılık yasağını düzenliyor. Devlet 10. Madde ile ayrımcılık yapmayacağını taahhüt ediyor.

Taraflar bu Sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceklerdir.

“Bu sözleşmeye karşı çıkış eşitliğe karşı çıkmak, ayrımcılık ve şiddeti desteklemek anlamına geliyor.”

Sonuç olarak sözleşme eşitsizliği ortadan kaldırmak, ayrımcılıkla mücadele etmek ve bunların bir sonucu olan şiddet ve türleriyle hem ülke hem uluslararası alanda mücadele etmeyi gerekli kılıyor. Bu sözleşmeye karşı çıkış eşitliğe karşı çıkmak, ayrımcılık ve şiddeti desteklemek anlamına geliyor. Bu devletin genel politikası ve artan şiddet ortamıyla da uyumlu. Zira Türkiye devlet - toplum/vatandaş ilişkisi de şiddet ve baskı ilişkisi. Şiddetin meşru olduğu toplumsal yapı devletin ataerkil, baskıcı düzenini besliyor. Kolluk kuvvetleri şiddeti, artan bekçiler, kurulan takviye birliklerin uyguladığı/cağı şiddetin meşruluğu ile hane içindeki şiddetin meşruluğu birbirine bağlı. Dolayısıyla birinden özgürleşme diğerinden özgürleşmeyi de içeriyor. Ve özgürleşme ihtimali bu toprakların en kadim korkusu.“

Gazeteci Dilan Karacan

İZ TV’de belgesel yapım asistanlığı, Cumhuriyet’te stajyer muhabirlik, Artı Bir TV’de editörlük, Star TV’de muhabirlik ve Kanal D’de prodüksiyon asistanlığı yaptı. Freelance olarak röportaj, araştırma ve söyleşi gibi içerikler üretiyor.
Yorumlar (0)
8
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Olası bir erken seçimde hangi ittifaka oy verirsiniz?
Olası bir erken seçimde hangi ittifaka oy verirsiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 9 23
2. Galatasaray 10 20
3. Fenerbahçe 10 20
4. Beşiktaş 9 16
5. Kasımpaşa 10 15
6. Gaziantep FK 10 15
7. Karagümrük 10 14
8. Göztepe 9 14
9. Başakşehir 10 14
10. Konyaspor 9 12
11. Rizespor 9 12
12. Malatyaspor 9 12
13. Hatayspor 7 12
14. Trabzonspor 10 12
15. Antalyaspor 10 10
16. Sivasspor 9 9
17. Erzurumspor 9 9
18. Kayserispor 9 8
19. Denizlispor 9 6
20. Gençlerbirliği 9 5
21. Ankaragücü 8 2
Takımlar O P
1. Altınordu 11 23
2. Ankara Keçiörengücü 11 21
3. Samsunspor 11 20
4. Adana Demirspor 10 18
5. İstanbulspor 10 18
6. Tuzlaspor 10 18
7. Altay 9 16
8. Giresunspor 10 16
9. Bursaspor 11 14
10. Balıkesirspor 11 14
11. Akhisar Bld.Spor 11 13
12. Adanaspor 9 12
13. Bandırmaspor 11 11
14. Ümraniye 11 10
15. Menemen Belediyespor 9 9
16. Ankaraspor 10 8
17. Boluspor 10 7
18. Eskişehirspor 11 1
Takımlar O P
1. Tottenham 10 21
2. Liverpool 10 21
3. Chelsea 10 19
4. Leicester City 10 18
5. Southampton 10 17
6. Wolverhampton 10 17
7. Everton 10 16
8. M. United 9 16
9. Aston Villa 8 15
10. Man City 9 15
11. West Ham 9 14
12. Leeds United 10 14
13. Newcastle 10 14
14. Arsenal 10 13
15. Crystal Palace 10 13
16. Brighton 10 10
17. Fulham 10 7
18. West Bromwich 10 6
19. Burnley 9 5
20. Sheffield United 10 1
Takımlar O P
1. Real Sociedad 11 24
2. Atletico Madrid 9 23
3. Villarreal 11 20
4. Real Madrid 10 17
5. Sevilla 9 16
6. Cádiz 11 15
7. Barcelona 9 14
8. Granada 10 14
9. Athletic Bilbao 10 13
10. Elche 9 13
11. Getafe 10 13
12. Deportivo Alaves 11 13
13. Valencia 11 12
14. Real Betis 10 12
15. Osasuna 10 11
16. Eibar 10 10
17. Real Valladolid 11 10
18. Celta de Vigo 11 10
19. Levante 10 8
20. Huesca 11 7