Kürt veliaht prensleri zamanında Kürdistan bölgesi

      Kürdistan Bölgesi, Kürt veliaht prenslerinin iç ihtilafının eninde sonunda Kürtlerin demokrasi ve özgürlük hayallerini iğfal edeceği kritik bir dönemden geçiyor. Veliaht prensler saltanatlarını güvence altına almak için bölgesel desteğe ihtiyaç duyduklarından, Kürdistan Bölgesi, özellikle İran ve Türkiye tarafından daha da istismar edilecektir Kamal Chomani* Irak Kürdistan Bölgesi’nde (IKB), akrabaları Kürdistan Bölgesi Şehitler ve Anfal (Soykırım) İşleri Bakanlığı’nın maaş bordrolarında yer alan kayıt altına alınmış yaklaşık 100 bin şehit var.

Manşet 04.01.2019, 05:22 04.01.2019, 05:22
11
Kürt veliaht prensleri zamanında Kürdistan bölgesi

 

 

 

Kürdistan Bölgesi, Kürt veliaht prenslerinin iç ihtilafının eninde sonunda Kürtlerin demokrasi ve özgürlük hayallerini iğfal edeceği kritik bir dönemden geçiyor. Veliaht prensler saltanatlarını güvence altına almak için bölgesel desteğe ihtiyaç duyduklarından, Kürdistan Bölgesi, özellikle İran ve Türkiye tarafından daha da istismar edilecektir

Kamal Chomani*

Irak Kürdistan Bölgesi’nde (IKB), akrabaları Kürdistan Bölgesi Şehitler ve Anfal (Soykırım) İşleri Bakanlığı’nın maaş bordrolarında yer alan kayıt altına alınmış yaklaşık 100 bin şehit var. 100 bin şehit, 1960’lardan beri eski Irak rejimine karşı savaşmış peşmergeleri, 1970’lerin sonlarında başlayan soykırımların kurbanlarını, savaş kurbanlarını, asılan veya işkencede ölen mahkûmları, 1991’deki Kürt göçü esnasındaki kurbanları ve IŞİD’e karşı verilen mücadelede ölenleri kapsıyor. Bu kişiler devrimin temel sloganları için öldüler; Kürtlerin Irak’ın kuzey vilayetlerinde özyönetime sahip olmasını mümkün kılmak üzere Kürt halkı için özgürlük, sosyal ve ekonomik adalet ve demokrasi. Özgürlük için ölmeye değer mi? Kesinlikle. Bununla birlikte, Kürtlerin uğruna mücadele ettiği özgürlük gerçekleşti mi? Çok tartışılır.

Ailenin istikrarı!

Birçok uluslararası medya organı, akademisyenler farklı nedenlerle Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) egemenliğini romantize ediyor ve hikâyenin sadece bir tarafını gösteriyorlar. Irak 2003 sonrası dönemin en kötü günlerini yaşarken, Kürdistan Bölgesi oldukça istikrarlıydı ve ekonomik açıdan gelişmekteydi. Amerika ve Avrupa medyası Irak’ın işgalini meşrulaştırmakla o denli ilgiliydiler ki, Kürdistan Bölgesi’ndeki istikrarı ve ekonomik büyümeyi göstermeye odaklandılar. Bu arada KBY lobi faaliyetlerine ve uluslararası kamuoyu ilişkilerine milyonlarca dolar harcadı. Kürdistan Bölgesi’nin başarı hikayesini anlatsınlar diye birçok yabancı araştırmacı KBY tarafından finanse edildi. Bütün bunlar hikâyenin diğer tarafını anlatan özgür Kürt medyası gerçek hikâyeyi bildirmek üzere bir İngilizce platform hiç kuramazken yaşandı. Ben bu makalede hikâyenin diğer yüzünü anlatmaya çalışacağım.

İktidar kavgaları

Bölgesel huzursuzluğun ortasındaki Kürdistan Bölgesi’nin romantize edilmesine rağmen, bir kez daha gerçeklik şu ki, Irak’taki Kürtler kötü ile daha kötü arasında tercih yapmaya zorlanıyorlar: yolsuzluk, akraba kayırmacılığı ve baskı bir tarafta, iç savaş diğer tarafta. Bu seçenekler sadece Kürtler için değil, manzara iki egemen aşiret arasındaki iktidar paylaşımı için temelsiz duruyorken ve bölgesel güçlerin istismarına izin veriyorken, siyasal ve bölgesel istikrar için de kötü ve daha kötü. Ne zaman halk, özgürlük, sosyal ve ekonomik adalet talepleriyle sokağa çıkmaya başladıysa, iki yönetici parti onları öldürmekten çekinmedi.



KDP-YNK çatışması

Dünyadaki birçok devrimde olduğu gibi, 1991’deki kitlesel Kürt başkaldırısını takiben Kürt siyasi elitinin yaptığı ilk şey, Kürt devriminin temellerine ve değerlerine ihanet etmek oldu. Hemen sonrasında, iki ana silahlı parti, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) şehirlere ulaştılar ve eski Irak Hükümeti’nin olanaklarını yağmalamaya başladılar. Örneğin, Irak Hükümeti’nin Kürdistan Bölgesi’nde inşa etmeye başladığı en büyük barajlardan biri olup yüzde 30 itibariyle tamamlanmış olan Bekhma Barajı’na KDP ve YNK tarafından el kondu. Bir iktidar paylaşımı anlaşmasını takiben iki parti derhal kaynakları aralarında bölüştü. Anlaşmaları iyi gitmediğinde, 1994’te kanlı bir iç savaş başlattılar ve 1996’da Kürdistan Bölgesi’ni iki ayrı yönetime ayırdılar; YNK tarafından yönetilen Süleymaniye ve KDP tarafından yönetilen Erbil yönetimleri. Clinton yönetiminin 1998’de iki parti arasında imzalanan Washington Anlaşması ile barışı sağlama çabalarına rağmen, anlaşma hiçbir zaman tam olarak gerçekleşmedi.

Kürdistan’ın paylaşımı

ABD öncülüğündeki 2003 Irak işgalinden sonra, iki parti, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni (KBY) birleştirmek üzere bir araya geldiler, fakat kaynakları ve gelirleri yarı yarıya paylaştılar. Her ne kadar KBY teorik olarak şu an birleşmiş bir yönetimse de, gerçekte hala KDP ve YNK arasında bölünmüş durumda. Kısmen, kan döktükleri yılların ve aralarındaki nefretin üstesinden gelemedikleri için ve esas olarak, statükoyu sürdürmek üzere aralarındaki rekabeti korumak istedikleri, aralarındaki rekabetin bitmesinin onları gerçek reformlar yapma ve iktidar değişimi pozisyonuna sokacağı için iki parti bilinçli olarak farklılıklarına hiçbir zaman son vermediler. Halk mevcut statükoyu 1990’ların kanlı günlerine tercih ettiğinden, iki parti aralarındaki rekabeti kan dökmeden sürdürdükçe halk mevcut statükoyu kabul etmeyi seçer.

Bêkes’in şiirsel eleştirisi

1991’den önce Kürt devrimlerine katılmış ve şiirler yazmış, modern Kürt tarihinde en çok tanınmış ve eleştirel olarak övülmüş şair Şerko Bêkes, en önemli metnini KBY’nin 19 yıllık dönemini eleştiren 2011 protestoları sırasında yazdı. Unutmayalım ki, Bêkes’in bu eserini kamuoyuna okumasına izin verilmedi ve o da, eski Baas rejimi günlerindeki gibi, yarıgizli bir mekanı tercih etti. Şiirlerini Kürt devrimlerine ithaf etmiş daha büyük bir şair yoktur ve onun “Şimdi Bir Kız Benim Vatanımdır” şiiri, KBY idaresinin en büyük şiirsel eleştirisidir. Bir mısrada Bêkes der ki, “Ey vatan… şimdi çocuklar korkar senden. Kadınlar kapılarını kapatır seni gördüklerinde. Eğer böyle giderse, bir gün tek başına öleceksin ve tabutunun yanında prenslere ve patronlara dönüştürdüğün kaçakçılar ve hırsızlar yürüyecek yalnızca.”



Aile şirketi gibi

Irak’ta 2003’ten sonra, Kürtlerin özgürlük hayalleri Kürt olmayan baskıcı rejimler tarafından öldürülmüyor artık. KDP ve YNK yolsuzluk karşıtı protestoculara 17 Şubat 2011’de ateş açtığında, demokrasi, özgürlük, sosyal ve ekonomik adalet hayalleri felce uğratıldı. O günden beridir, Kürt halkının hayalleri her yıl boşa gitmekte. Eylül 2017’de KDP başkanı Mesut Barzani, Kürdistan Bölgesi’nin bağımsızlığı için bir referandum düzenledi. Bu, Barzani’nin, KBY demokrasisinin tabutuna son çiviyi çakma arzusuna işaret ediyordu. Referandum başarısızlıkla sonuçlansa da, onun IKB’yi tamamen bir aile işletmesine dönüştürme arzusu son bulmadı. Barzani’nin bölgeyi daha fazla aile işletmesine dönüştürme arzusunun yanı sıra, YNK içinde aynısını yapan iki aile daha var; Talabani ailesi ve YNK genel sekreter vekili Kosrat Rasul’un ailesi. Keza, daha küçük ölçekte olsa da, Değişim Hareketi’nin (Goran) kurucu ve eski lideri Noşirvan Mustafa’nın iki oğlu etki güçlerini hareket hakkında stratejik kararlar alabilecek ölçüde genişlettiler. Aralık ayının başında, Kürdistan Bölgesi eski başkanı ve KDP başkanı Mesut Barzani, halihazırda Kürdistan Bölgesi Güvenlik Konseyi (KBGK) müdürü olan en büyük oğlu Masrur Barzani’yi Başbakanlığa, halihazırda Kürdistan Bölgesi Başbakanı olan Neçirvan Barzani’yi de Kürdistan Bölgesi Başkanlığına aday gösterdi. Medya kaynakları, Mesut Barzani’nin, halihazırda KDP kontr-terör servisini yöneten, küçük oğlu Veysi Barzani’nin de KBGK müdürlüğüne aday olduğunu ima ediyor. Hülasa, aynı aileden üç Barzani, diğer üç Barzani’nin yerine geçiyor.

Babalar ve oğulları

Benzer şekilde, YNK de, Talabanileri yeni KBY kabinesi ve parlamentosunda YNK’yi yönetmek üzere hazırlıyor; Celal Talabani’nin halihazırda Kürdistan Bölgesi Başbakan vekili olan küçük oğlu Kubat Talabani ve Kürdistan Parlamentosu sekreterliği yapmış olan Begard Talabani’yi. Celal Talabani’nin büyük oğlu Bavel Talabani’nin KBY içinde veya partisinde resmî bir pozisyonu yok, fakat onu Bağdat, İran ve KDP ile ilişkilerinde güçlü bir figüre dönüştüren YNK genel sekreterliği rolünü üstleniyor. Onun desteği olmaksızın, Berham Salih’in Irak Cumhurbaşkanı olması mümkün olmazdı. Kosrat Rasul’un oğulları da YNK ve KBY içinde anahtar pozisyonlar almak üzere hazırlanıyorlar. Kosrat’ın YNK liderliğinde konsey üyesi olan büyük oğlu Şalav, YNK’nin Erbil’deki birçok işini idare ediyor. Rasul’un küçük oğlu Darbaz, KBY Bayındırlık Bakanı ve gelecek KBY kabinesinde başka bir üst düzey mevkii üstlenecek gibi görünüyor. Goran’ın yeni kabineye katılıp katılmayacağı açık olmasa da, kuvvetle muhtemel senaryo şu ki, katılacak. Eğer böyle olursa, yeni KBY kabinesinde mevki sahibi olacak Goran mensupları, büyük ihtimalle, Noşirvan Mustafa’nın iki oğlu Çiya ve Nima tarafından yönlendirilen kişiler olacaktır.



Kaynaklara yağma

Kürdistan Bölgesi dışından bazı kimseler şunu sorabilir: Şayet halk bu aileleri desteklemiyorsa, bunlar seçimleri nasıl kazanabiliyor? Örneğin, Kubat Talabani YNK oylarının çoğunu alarak 30 Eylül’deki KBY seçimlerinde bir numaralı aday oldu. Bu soruyu soranlar birkaç noktayı kaçırıyor: öncelikle, Kürdistan Bölgesi vatandaşlarının çoğunluğu oy vermemeye karar verdi; ikinci olarak, katılım yüzde 40’ın altındaydı, fakat KDP ve YNK sonuçları değiştiren büyük seçim hileleri yaptı; üçüncü olarak, KDP ve YNK, kendi siyasal partilerinin üyelerini ve destekçilerini finanse eden bir rant sistemi kurdular; iki parti, kendi silahlı milisleri, yani peşmerge ve Asayiş [Kürt güvenlik] güçleri, üzerinde mutlak kontrole sahipler; dördüncüsü, KBY kamu bütçesinin yeniden dağıtımı suretiyle oyların satın alınması; beşincisi, iki parti de siyasal rakipleri itibarsızlaştıran ve kitleleri kandıran, hepsi de kamu bütçesinden finanse edilen büyük medya şirketlerine sahip; ve son olarak, seçimleri kaybetmeleri halinde şiddete başvuracakları tehdidinde bulunmaları.

Veliahtların iktidarı

Kürdistan Bölgesi, Kürt veliaht prenslerinin iç ihtilafının eninde sonunda Kürtlerin demokrasi ve özgürlük hayallerini iğfal edeceği kritik bir dönemden geçiyor. Daha tehlikeli olarak, veliaht prensler saltanatlarını güvence altına almak için bölgesel desteğe ihtiyaç duyduklarından, Kürdistan Bölgesi ve partileri, özellikle İran ve Türkiye gibi bölgesel güçler tarafından daha da istismar edilecektir. Türkiye ve İran, onları daha fazla kendi kontrolleri altına taşıyacağı için de bu anti-demokratik uygulamalarla ilgileniyorlar. Rusya da, KBY’yi desteklemesi, referandum sürecinde onların zayıflığından yararlanması ve Irak Hükümeti’ne mesafesi ile bölgedeki nüfuzunu yeniden tesis etti. Bu da Irak milis liderlerine statükoyu sürdürmek üzere veliaht prenslerle biraraya gelmek konusunda yardımcı olmakta. Bu yüzden, bir noktada gelişmesi için KBY’ye yardım eden Avrupa Birliği ve ABD’nin Kürtlerin demokratik seslerini yalnız bırakmamaları gerekir. Eğer demokrasi mücadelesi engellenirse, Türkiye, İran ve Rusya’nın ayak izleri bölgede ABD ve Avrupa Birliği’ni ezecektir.



Kürdistan’ı çaldılar

Tarih boyunca, özellikle de 1990’larda görülen KDP-YNK iktidar mücadelesi, Türkiye ve İran’a Kürt siyasetini, Kürdistan Bölgesi ve Irak’taki kendi stratejik politikalarına uydurmak üzere şekillendirmek için alan sundu. Kaynakları kontrol altına almak ve Erbil ve Bağdat’taki mevkileri tutmak için yapılan iktidar mücadelesi ve yarışı, Türklere ve İranlılara KBY politikasını daha önce olmadığı kadar etkileme ve istismar etme imkânı sundu. Her iki devlet de şu an Kürdistan Bölgesi’nde böyle güçlü söz hakkına eriştikleri için, Kürt veliaht prensleri KBY kurumlarının temellerindeki köklerini güçlendirmek üzere Türkiye ve İran’a yanaşacaklardır. Vatan, bizim önceden bildiğimiz vatan değil artık. Bize ilkokulda “Kürdistan bizim dinimiz, bizim amentümüzdür” diye öğretildi, fakat o Kürdistan’ı bizden çaldılar. Şehitlerimizin uğruna öldüğü Kürdistan, halka üçüncü sınıf vatandaş muamelesi yapıldığı KDP ve YNK’nin bir nevi monarşiye dönüştürdüğü bu Kürdistan değil. Vatan, Şerko Bêkes’in hayal ettiği gibi değil, daha ziyade Kürt veliaht prenslerinin şekillendirdiği bir vatan.

(Kaynak Yeni yaşam gazetesi *İngilizceden çeviren: Uğur Kara)

banner3
Yorumlar (0)
35
hafif yağmur
Günün Anketi Tümü
Erken seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?
Erken seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30
Günün Karikatürü Tümü
banner56