'Kitabımın arkasına bir yazı yazar mısın abla?'' diye ricada bulunan genç kardeşlerle paylaştığım görüşlerim. Bak sevgili kardeşim; senin kitabının arkasına bir şey yazmam sana bir şey katmaz.

 

 

 

'Kitabımın arkasına bir yazı yazar mısın abla?'' diye ricada bulunan genç kardeşlerle paylaştığım görüşlerim.
Bak sevgili kardeşim; senin kitabının arkasına bir şey yazmam sana bir şey katmaz. Tam tersi bana reklam olur. Ve senin eserin, senin kitabının arkasına yazan kişi her kimse onun yapıtlarıyle tartılır. Senin özgünlüğün benim ismimin ön yargısında incinir. Tersi de mümkün; Bir gün senin şiirlerin beni ezebilir. Yahut sen ünlü olunca kimdir bunun kitabının arkasına yazan diye bakıla bakıla tarihte bir yerim olur. 
Bilemiyorum ki, tarihte kalıcı olmak da bir teselli gibi geliyor artık. Doğayı yok etmiş insanın birbirini yok etmeyeceğinin garantisi var mı? İşte o zaman tarih denen insan aklına hizmet eden zaman da ortadan kalkmış olacak. Belki de bugün bizim yazdıklarımız geleceğin umurunda da olmayacak.Çünkü belki gelecek şiire ihityaç duymayacak ve hatta belki şiir yazanlara maymun muamelesi yapılacak:)
Ayrıca sen iyi bir şey yazdığına inanıyorsan bir övgü veya ödüle neden ihtiyaç duyasın?
Ama sen de haklısın! Bu birbirini oyalama, cilalama devrinde insanlar bir dergide veya gazetede tanıdıkları ya da kayırdıkları hakkında övgüler yazıyor ve senin de için çekiyor, etkisinde kalıyorsun, özeniyorsun.
Çünkü bu cilalama, boyalama çağında görünür olmanın yolunun bir reklamdan geçtiğini düşünüyorsun ve hatta görüyorsun.
Sen onları boş ver! Her şey sende, sen ne ürettiysen o sun.
Kendi toprağın suyun ve ikliminden açmış bir çiçeği, seraya taşımak hormonlamak ve çoğaltmak ve oradan pazar tezgahlarına koymak gibi rekabet ortamına girmek neyine?
Elbette piyasa denilen tanrı sanatı da tezgaha düşürdü ve bir satış rekabeti koşullandırmasına soktu yazarı/sanatçıyı.
Halbuki sanatın doğasında rekabet olmamlı ve sanatçının rakibi ancak sanatın yapıcısının kendisi olmalıdır diye düşünmekteyim.
Belki de övgüden ve ödülden sakınmalı. Bunlar, insan egosunun iştahını en çok azdıran şeylerdir. Doğurduğun her eserine övgü veya ödül beklersen bir süre sonra egonu obezleştirirsin.
Ve bu hal de, üretken olan sen'i zamanla kısırlaştırır. Üretemez hale gelirsin veya vasat'a doğru gider ve kendi kendini bitirirsin.
Seni anlıyorum; günlük popülizm, ün ve öne geçme yarışı, görünür olmak isteği bunlar. Bir saman alevi çağının, pişmeden çabucak yanıp tutuşma arzuları bunlar...
Bunları sana verilen bir öğüt veya kestiğim ahkâm olarak algılama lütfen! Bir tecrübe, hayat görüşünü paylaştığımı düşün. Yani güzel kardeşim, sen kitabının arkasına kendi seçtiğin şiirini koy, en güzeli bu olacak. İyi dileklerimle...