banner9

banner8

Semra Güzel yazdı: Salgın ile 'mücadelede' derinleştirilen cinsiyetçilik, milliyetçilik, dincilik

HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel JINNEWS için yazdı: Salgın ile ‘mücadelede’ derinleştirilen cinsiyetçilik, milliyetçilik, dincilik   “Bugün bu krize küresel kriz deniliyor verilen mücadeleye baktığımızda ise mücadeleyi her ülke kendi çapında yapmakta, ülke içinde sınırlı kalmış durumda. Herkes kendi sınırları içerisinde milletini, ırkını kurtarma peşinde.

Haberler 02.04.2020, 10:51 02.04.2020, 10:51
36
Semra Güzel yazdı:  Salgın ile 'mücadelede' derinleştirilen cinsiyetçilik, milliyetçilik, dincilik
banner44


HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel JINNEWS için yazdı: Salgın ile ‘mücadelede’ derinleştirilen cinsiyetçilik, milliyetçilik, dincilik


 
“Bugün bu krize küresel kriz deniliyor verilen mücadeleye baktığımızda ise mücadeleyi her ülke kendi çapında yapmakta, ülke içinde sınırlı kalmış durumda. Herkes kendi sınırları içerisinde milletini, ırkını kurtarma peşinde. Hatta insanlara ‘evde kal’ çağrısı yapıldığı bu süreçte bile evde kalan insanlara evde TV’lerden ve sanal ekranlardan milliyetçilik aşılanmaya devam ediyor…”


2020 yılına girerken kapitalizmin küresel krizi ile karşı karşıyayız. Tüm dünyada öncelikle doğada yaşanan değişikliklere bakmamız ve nedenlerini sorgulamamız lazım. Yaşanan iklim değişiklikleri, küresel ısınma, hava kirliliğinin artması, sınıflaşmanın bu kadar derinleşmesi, bireyselleşmenin ortaya çıkardıkları, her şeyin betona dönüştürülmesiyle beraber tüm yaşamların ekranlara sığdırılması, farklılıkların ortadan kaldırılarak tek tipleşmenin yaratılması bize ne getiriyor? Tüm bunlar yaşanırken doğanın özünü kaybetmemek için çaba sarf etmeyeceğini mi sanıyoruz acaba? Aslında yaşadığımız tüm bu felaketlerin bir nedeni var. Doğa özsavunmasını yapıyor.


Peki bizler hala ne yapıyoruz? Deprem mi oluyor, sadece depremde oluşan yaraları sarmaya çalışıyoruz. Depreme mikro çapta da olsa kapitalizmin neden olabileceğini neden düşünmüyoruz? Yerkürenin üzerine milyonlarca betonarme yapıyı bir yerden azaltıp bir yere yığarak koyuyoruz. Yerkürenin dengesini bozuyoruz belki de. Bunun etkisi hiç mi yok acaba? Ekonomik kriz mi oluyor, krizi sermayedarları güçlendirerek çözmeye çalışıyoruz. Krize neden olan tüketici toplum olmanın, üretim alanlarından uzaklaşmanın etkisini niye sorgulamıyor ya da yanlış politikaların neden olabileceğini düşünmüyoruz. Şimdi de bir koronavirüs salgını var. Bu salgına asıl neden olan ekolojik tahribat ve yaşam tarzımızın etkisi olduğunu sorgulamadan, kendimiz dışında bir canlıya yaşam alanı bırakmadan yarattığımız ve yapmaya devam ettiğimiz yaşamları sorgulamadan bu salgınla nasıl mücadele edeceğimize sarılıyoruz.


Peki bu salgın ile mücadele sona erdiğinde yarattığımız tahribatlar yeni salgınlara neden olmayacak mı?


Aslında bunları sorgulamamızın bir nedeni hepimizin bunun bir parçası haline gelmiş olmamız. Her ne kadar bu sistem ile mücadele etmeye çalışanlar olsa da bizler hala bunun bir parçasıyız. Bu sistemin çarkının bir parçasıyız. Parçası olduğumuz, üretimine katkı sunduğumuz kapitalist sistem, üzerine gitmemiz gereken bir sistemdir. Yoksa eninde sonunda bu dişler bizleri de ezip geçecek. Bu sistem bir süreden sonra işine yaramayanı da ezip geçiyor. Tabiri caizse gölgesinde yatamadığı ağacı kesiyor. Bugün tüm bu yaşadıklarımız kapitalist sistemin yarattığı sonuçlarken biz öncelikle bu sistem ile mücadele etmemiz gerekirken ortaya çıkan sonuçlarla, tekrar kapitalist sistemin argümanlarını kullanarak mücadele ediyoruz.


Kapitalist sistem kendini sürdürmek için özel savaş argümanlarını kullanır. Ortaya çıkan hastalıklar kimi zaman bu argümanın kendisi olurken, kimi zaman bu hastalıkları kendisi ortaya çıkartarak argüman yapar. Bugün bu koronavirüs ekolojik tahribatla ortaya çıkmışsa bile bunun üzerinden kapitalizm kendini yaratmaya devam ediyor. Bu dile yansıyor, pratiğe yansıyor, mücadele şekline yansıyor. Kimi insanlar bu virüsün kimi ırkları etkilemediğini veya kimi dine mensup kişileri etkilemediğini söyleyip milliyetçilik ve dincilik yapıyor. Bugün bu krize küresel kriz deniliyor verilen mücadeleye baktığımızda ise mücadeleyi her ülke kendi çapında yapmakta, ülke içinde sınırlı kalmış durumda. Küresel bir mücadele ve dayanışma yok. Herkes kendi sınırları içerisinde milletini, ırkını kurtarma peşinde. Hatta insanlara “evde kal” çağrısı yapıldığı bu süreçte bile evde kalan insanlara evde TV’lerden ve sanal ekranlardan milliyetçilik aşılanmaya devam ediyor. Bu milliyetçilik kişinin sadece kendini düşünen duruma getirmesi kadar bireycileştirmiş durumda. Bu hastalık eğer küresel ise küresel bir dayanışma ve mücadele gerekli ama kapitalizm buna fırsat tanımıyor. Kapitalizm dincilik üzerinden de toplumu elinde tutmaya devam ediyor. Virüse karşı kimi yerde toplu namaz kılınıp dualar ediliyor veya aynı kaşıktan şifalı su içiliyor.


Bir yandan bunlar olurken bir yandan da bilim insanları bu virüsün toplu yaşam ortamlarında bulaştığını, aynı şeylere temas ile bulaşabileceğini, fiziksel mesafenin korunması gerektiğini söylüyor. Bugün kapitalizmin araçları kendi içerisinde çelişiyor ve bir kavga içindeler gibi. Bir yandan milliyetçilik ve dincilik ile bir yandan bilim adı altında bununla mücadele ediyor. Ama birbiriyle çelişerek. Tabi bir yandan da kapitalizm bu hastalıkla ötekileştirmeyi de derinleştiriyor.


65 yaş üstü kişilere karşı hastalığı yayacakları algısı oluşturuldu. Tüm toplumda 65 yaş üstüne karşı bu algıyla beraber bir kin ve öfke oluşturuldu. Zaten aslında kapitalizmin kendisi de bu durumdan rahatsız değil. Çünkü kapitalizm meyve vermeyen ağacı da keser. Yaş almış kişiler de onlara göre bir nevi öyle aslında. Bu hastalıkla beraber ilaca bağımlı, devlete ilaçları ile “yük olan” veya evde oturup emekli maaşını alıp devlete yük olanlardan kurtulma peşindeler diye düşünenler de var. Bir yandan da evde kaldığınız sürede “ yapın, çocuk yapın” haberleri çıkmaya başladı. Yani sağlıklı genç bir nesil yaratma peşinde. İşe yarar, eli ayağı tutan, iş yapıp bu çarkı çevirecek yeni bireylere ihtiyaç var. Tabi bu sisteme göre burada bunu yapacak olan o çocuğu doğuracak büyütecek olan kadınlar. Evde kalma süresince yapılan çalışmalar gösterdi ki kadına yönelik şiddet artmış durumda. Çünkü bu sistemin yarattığı cinsiyetçilik algısı tüm suçların sorumlusunu kadınlar olarak görmekte. Bunun yanı sıra ev içindeki cinsiyetçi ve eşitsiz iş bölümü, yemek, temizlik ve çocuk bakımı gibi bugünlerde artan iş yükünü tamamen kadınların omuzlarına yüklüyor.

Çin’deki karantina sürecinde eve kapanan çiftlerin karantina kalkar kalkmaz boşandıkları haberlere yansıdı. Yine bu karantina sürecinde Çin’de kadına yönelik şiddetin yüzde 90 arttığı da. Yani bu salgın günlerinde herkes için güvenli olması gereken evler kadınlar için ne kadar güvenli soru işareti taşıyor. Bu kapitalist sistem kendi yarattığı bu cinsiyet eşitsizliğinden pek şikayetçi değil. Sistem kendisine fayda getirecek sonuca bakar. O da kadının yeni, genç, sağlıklı nesiller yetiştirip çarkını çevirmesini ister.


Yani kapitalizm hastalıkta ve sağlıkta her şekliyle insan evladının etinden sütünden hatta kemiklerinden faydalanma peşindedir. Eğer biz bu çarktan çıkıp bu dişli sistemi bozup durmasını sağlamazsak yeni salgın hastalıklar ortaya çıkmaya devam edecek. Peki bu süreçte doğa eli kolu boş durup oturacak mı? Tabi ki hayır. O da öz savunmasını yapmaya devam edecek. Korona günlerinde kapitalizmin çarkını en fazla çeviren, insan gücünün en fazla kullanıldığı Çin’de hayatın durmasıyla beraber fabrikaların, sanayinin durması, atmosfere zarar veren gazların çıkmaması belki bir özsavunma şekli.


Peki bizim özsavunmamız ne olacak? İnsanlığın doğadan üstün olduğunu düşünerek sistemin çarkına dahil olmaya devam mı edeceğiz yoksa başka bir yaşayış mümkün mü diyeceğiz? Kapitalist sistem güçlerinden çok daha eski ve çok daha güçlü bir sistemimiz var. Halkların, kadınların, mültecilerin, mülksüzlerin, yersiz yurtsuzların, bu sistemin sürekli dışına attığı, bu sisteme karşı bin yıllardır direnen Demokratik Modernite güçleri var. Bu güçlerin bir araya gelmesi belki koronayı şimdilik durduramayacak ama en büyük hastalık olan kapitalizmin panzehiri olarak bir daha böyle felaketlerin yaşanmaması için en büyük gücü oluşturacak. Bugün “mücadele veriyoruz” diye doğayı sürekli düşman ilan eden devletlere karşı bu güçler olarak asıl düşmana, kapitalist sisteme karşı mücadele etmek zorundayız. Demokratik Modernite güçleri, ortaya koyduğu ekolojik, kadın özgürlükçü ve demokratik bir yaşam biçimi ile bu doğaya meydan okumaya değil, doğanın bir parçası olarak yaşamaya hazır. Sınırların değil, yaşamların kırmızı çizgi olacağı bir dünya yaratmak için hepimiz elimizi taşın altına koymak zorundayız…

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Bu Pazar Erken Seçim Olsa Oyunuzu Hangi İttifak'ına  verirsiniz?
Bu Pazar Erken Seçim Olsa Oyunuzu Hangi İttifak'ına verirsiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Samsunspor 15 27
3. Rizespor 14 25
4. Pendikspor 14 25
5. Bodrumspor 15 25
6. Keçiörengücü 14 25
7. Boluspor 14 25
8. Bandırmaspor 15 24
9. Manisa FK 14 23
10. Sakaryaspor 16 22
11. Altay 14 18
12. Adanaspor 14 17
13. Göztepe 13 17
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 15 14
16. Altınordu 15 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 15 7
19. Denizlispor 15 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4
Günün Karikatürü Tümü