Sünnet Düğünleri / Şehnaz Kaya

  Uzun zamandır tasarladığım fakat bir türlü yazmaya başlayamadığım yazı serisinin ilk Makalesi “Kadına yönelik Şiddette Kadının Rolü“başlıklı yazının ilk alt başlığında  Müslüman Ülkelerde Erkek çocuklarına yapılan “Sünnet Düğünleri“nın Erkek ve Kız çocuklarının kişilik şekillenmesi üzerindeki etkilerini sorgulayarak başlamak istedim.     Bu düzen  insan eliyle inşaa edildiğine göre var olan, yaratılan tüm yaşamsal sorunlar da insan eliyle yaratıldı.

Manşet 09.05.2020, 18:09 09.05.2020, 18:09
6
Sünnet Düğünleri / Şehnaz Kaya
 

Uzun zamandır tasarladığım fakat bir türlü yazmaya başlayamadığım yazı serisinin ilk Makalesi “Kadına yönelik Şiddette Kadının Rolü“başlıklı yazının ilk alt başlığında  Müslüman Ülkelerde Erkek çocuklarına yapılan Sünnet Düğünleri“nın Erkek ve Kız çocuklarının kişilik şekillenmesi üzerindeki etkilerini sorgulayarak başlamak istedim.

 

  Bu düzen  insan eliyle inşaa edildiğine göre var olan, yaratılan tüm yaşamsal sorunlar da insan eliyle yaratıldı. Yönetim modelleri , Sistemler, Sermaye, Güç, zıtların savaşları vs. bir bütün halinde varoluştan bugüne insana ait olan her şeyin yaratıcısı yine  insan oldu ve olmaya devam ediyor. Sorun olarak gördüklerimizin yaratıcısı da  kendisi ise çözüm gücü de kendisi olmak zorundadır.

 

   Hayat Kadın  ve Erkek cinsinin eşit koşullarda,eşit haklarla yaşandığında anlamlı,yaşanılır olur. Her ne kadar biyolojik gerçekliklerimizle bu gezegende zıtların birliğini yaşıyorsakta, birimiz olmadan diğerinin varlığının  bir anlamı olmaz. Diğer taraftan birini tanrısallaştırıp diğerini köleleştirdiğimizde de yaşam yine anlamlı ve yaşanılır olmaz.

 

 Anaerkil ve Ataerkil yönetim ve çağlara baktığımızda ; ''daha önce 1 milyon yıl  boyunca Toplulukları Kadınlar yönetmiş, insan ırkının hayvandan insana geçişte en büyük rolleri Kadınlar oynamıştır. Dünya gezegenindeki ilk doktor, ilk çiftçiler, ve Bilim insanları kadınlardır. Toplumsal güdülerin gelişmesine cinsel ilişkiler değil,anaç ve anasal işlevler yol açmıştır. Dişi cins erkekleri hayvanlıktan çıkarıp insanlığa yükseltmiş,insanlık ırkını uygarlık eşiğine getirmiştir. Erkekler sürekli avlanip savaşta oldukları için , insanlığı hayvansı yaşantıdan kurtarıp insani özelliklerle donatma işi kadınlara kalmış ve kadınlar bunu tam 1 milyon yıl boyunca muazzam başarmışlardır.''(1)*.  Biraz daha açık söylemek gerekirse kadınlar , erkeklere birbirleriyle ve türdeşleriyle insani temelde geçinmeyi öğretti ta ki son 6 bin yıla kadar. Tüm Bilimsel ve tarafsız İnsanlık Tarihi kaynakları bu bilgileri doğrular. Çağımızda çoğunluk bu gerçekliği biliyor fakat farkında ve hassasiyetinde midir? İşte bundan emin değilim.

  

  Sorumuz ve sorunumuz şu: -Peki tüm hayatı barış, emek, üretim ve tüketim birliği ve Sevgi üzerine kuranlar , ne oldu da Barış bayrağını,Sevgi tohumlarını; Kılıca, kana , göz yaşına ,kendi ölümüne ,doğanın talanına, sevginin ve insanlığın alaşağı edilmesine kaptırdılar?

 Elbetteki gelinen noktada  yaşananların çok etraflıca,derin ve geniş kapsamlı  nedenleri var. Ama ben bizim payımıza düşen ,bizim bu yok oluşta Kadın kimliğiyle kendi coğrafyamızda , yaşadığımız çağ ve toplum gerçekliğinde yaşamlarımızın tam ortasından, davranış kökenlerimizden , bu eril zihniyeti nasıl farkında olmadan suladığımızı ,büyüttüğümüzü ve bizlere geri dönüşümü muazzam ölümcül tohumlarını nasıl ektiğimizi sizlerle birlikte sorgulamak istiyorum. Çünkü bizler bir şeylerin değişip dönüşmesine aday beyinler isek,değişim ve dönüşümü kendimizde gerçekleştirerek  yapmak zorundayız. Eğer bizler kendi kapılarımızın önlerini süpürmekten aciz, komşunun kapısının önüne müdahale edip söz söylemeye kalkarsa ki kalkıyoruz. O zaman ne sözümüzün, ne yaptıklarımızın bir kıymeti olmaz ve toplumda karşılığını  değiştirip  dönüştürme noktasında bulamaz ve kimsede zaten sözümüzü dikkate almaz, alanlarda sorgusuz sualsiz yaşayanlar olacaktır.

 

Şimdi gelin hep birlikte kendi yaşadığımız toplum  gerçekliğinde ,kişiliklerimizin şekillenme dönemlerinde , en saf, en insan halimizde kimlerin balta izleri var?  Tarihsel bağlantılarıyla, uygulama meşruyetlerini birlikte sorgulayalım.

 

İnsan 0-6 yaş arasıdır. Ondan sonrası ağacın dallarıdır. Eğer tohumun toprağa doğru temelde ekilmişse, ağacın yeşerecek , rengarenk çiçekler, meyveler verecek, bulunduğun ortama sana yolu düşen herkese  bir sihirli dokunuşun ,varoluş nedeninde yaşanılır katkın olacak. Dokunduğun tüm hayatlarda eksilten değil, tamamlayan, hor gören değil-hoş gören, nefreti yeşerten değil, sevgiyle iyileştiren, kucaklayan, eğilmeden -yamulmadan tüm yemyeşil ihtişamınla , hayatın her alanında ışık saçan,kendinle barışık yaşanılası  bir değer olursun .

Peki ya tohumun toprağa yanlış ekilirse? O zaman da; Ağacın gövdesi belki büyür ama içi çürüktür. Belki dal verir ama meyve veremez. Kısmi görünürde bir meyve verse de zehirlidir, dokunanı zehirler, ya o anda öldürür dokunuşun yada yavaş yavaş öldürür ama öldürür. Dokunduğun her yerde bir yara , baktığın her yerde bir çıkmaz sokak yaratırsın ve hayat denen oyunun son perdesinde adın “Lanet” olarak , belkide ardına bakma şansın bile olmadan sahneden ayrılırsın. Emin ol arkandan içtenlikle sadece annen ağlar, o da çoğu zaman sana verdiği emeklerden kendine ağlar. Ama kimse seni nasıl zehirlediğini, yaşanmaz kıldığını, pipiden birkaç kuruş kazanacağı hesabıyla seni nasıl pipine kurban ettiğini, kendine sormaz bile. En çok ta annen zehirlemiştir seni, hiç farkında bile olmadan. Çünkü sen herkesten önce onun elleriyle yoğruluyor, onun bedeninde ve dokunuşunda şekilleniyorsun. Ey Pipisinin gölgesinde bir  yaşama mahkum edilen karşı cinsim!.

   Örneğin en önemli zehirli kanallardan sadece bir tanesi olan Sünnet düğünleriyle başlayalım.

Sünnet; erkek çocuğun gerek sağlığı gerekse cinsel yaşamı için emin olmamakla beraber sanırım olumlu bir eylem. Fakat bu eylem gelenek,görenek, inanış bir “Pipi Kutsama Törenine” dönüştüğü anda tüm hastalıklı insan hallerine , eril mantalitenin en gaddar ekilme biçimine dönüşür.

 

Çünkü bu eylemin özü ; Kadını öldürüp, şiddetin üzerine Erkeğin heykelini dikip eline de Kılıcı,

başına Padişah tacı, sırtına hükümdar hırkası giydirerek ,yüzlerce insanın katıldığı meşrulaştırılmış  törenlerle çocuğun Pipisini kutsamayla, orada erkek çocuğunun insani yönüne en büyük balta darbesi indirilir. Bu eylem ile çocuk doğal olarak pipisinin çok kıymetli , her şeyin üstünde bir güç-değer olduğunu, kendisi olmasa da pipisinin varlığının yeterli olacağını , dünyayı pipisinin ihtişamıyla yönetebileceği düşünür, buna inanır ve bundan sonrası Pipisinin ihtişamın  gölgesinde , kendisinin değil,  pipisinin söz sahibi olacağı hayat denen merdivenin ilk basamağı örülmüş olur ve bununla çocuğun damarlarına ilk ölümcül zehir enjekte edilmiş olur.Burada en büyük rolü Anne üstlenmiştir, davranış kökeninin farkında olmayarak,neye hizmet ettiğini bilmeden kendi katilini ve bizlere yeni katil adaylarını kendi elleriyle yaratmış, allayıp pullayıp pamuklara sarıp , başına tacı, eline kılıcı kendisi vermiş, Padişah tahtı yatağını kendisi hazırlamıştır. Bu zehirli tohumlarla büyütülen çocuklar daha sonra  sevgililerimiz, eşlerimiz,hayat arkadaşlarımız olduklarında , bizlere yaklaşımları da  pipilerine olan güvenleriyle ters orantılı olur. Yani Pipisinin ona kazandırdığı mantalitesi onun iç ve dış dünyasında  ne kadar köklü ve derin ise biz kadınlara yaklaşımları da o denli değersiz ve yüzeysel olur...

 

   Sünnet düğünlerinin tüm tarihsel dilimlerine baktığımda sünnetin ve sünnet düğünlerinin kökeninin din endeksli, devlet destekli olduğunu görüyorum. Özünde erkek ve kadın yaşamının özünün nasıl boşaltıldığını bireylerin nasıl kendi insani özlerine küstürüldüğünün, yabancılaştırıldığının, bireylerin din ve devletin ayakta kalmaları için nasıl  piyonlaştırıldıklarını , özlerinden nasıl uzaklaştırıldıklarını rahatlıkla görebiliyoruz. Ve bu

toplumların  öylesine kabullerine sunulup meşrulaştırılmış ki, insanlar bunu neden yaptıklarının ,neye hizmet ettiğini sorgulama gereği bile duymuyorlar. Öyle ki;  din karşıtı Ateist, Devlet eril zihniyete ve uygulamalara karşı Devrimci,Demokrat,Solcu,Sosyalist, Kadın Hakları savunucusu Feministe bu törenleri büyük bir heyecan,meşruluk,ve özveriyle ne yazık ki  hala kutlamaya devam etmekte, karşısında durdukları zehirli, insanca yaşama duygu ve düşüncelerini ortadan kaldıran eril zihniyete , nasıl çanak tutanların, hizmet ettiklerinin farkında bile olmadan toprağa zehir ekmeye devam ediyorlar. Toprağı zehirli olan bir tarladan sağlıklı herhangi bir ürün almak mümkün değildir. Eğer bizler devletlerin ve dinin eril zihniyetli, ayrıştırıcı ,tüketici, Politika ve praktiklerinin karşısında  isek ; kendi güçlerini ayakta tutmak için bizlere kodladıkları  davranış köklerimize inmeli,sorgulamalı, yanlışların yerlerine , yaşanılır, tüm çatıştıran ayrıştıran ve bu güçsüzlüklerin üzerinden kendini yaşatan , zehirli davranışlarımızdan vazgeçme, yerlerine yeni ve daha yaşanılır  olanları koyma cesareti göstermek zorundayız.

Yoksa bir bütün halinde tüm toplumda ellerimizde “Kadına Şiddette Hayır” pankartlarıyla sokaklarda protestolara daha çok devam edeceğiz.

 

Örneğin Kürt Halk Mücadelesinin Kadın ve Erkeğin eşit yaşamı üzerine kurulu 40 yıllık mücadele pratiğinde, bizler Kürt halkı olarak şimdiye kadar bu  sünnet düğünlerini çoktan yasaklanmış,kaldırmış  olmamız  gerekiyordu. Ama ne yazık ki en devrimcilerimiz, en eşitliklerimiz bile bu törenlerde hala halay başıdır . Türkiye’de ve Kürdistan'da kutladıkları yetmiyormuş gibi dünyanın neresine gitmişler ise bu zehirli davranışlarını devam ettirip, kötülük ekmeye devam etmişlerdir.  Hiç bir Anne sünnet düğünlerini desteklememeli, kızlarına ve oğullarına bu kötülüğü, hayatlarının temellerine bu dinamitleri koymamalıdır.

   Bu bir Gelenek değil, başta da belirttiğim gibi bu ; özelde Kadını sonra erkeğin insani yönünü öldürüp kendilerine gönüllü süvariler yaratıp , bu şekilde devranlarını sürdürmek isteyen Din ve Devletin alenen Tarihi antlaşmasıdır. Bu yönüyle hiç olmazsa bundan sonrası için çocuklarımızı de haklar misali güçlere kurban olarak sunmaktan vazgeçmenin  zorunluluğunun farkına varmalıyız!..

.

Bu Makalemde sizlerle erkek çocuğunu hep birlikte nasıl zehirlendiğimizi anlatmaya, davranış kökenlerimizin zehirli yanının  farkına varmaya çalıştık. Gelecek Makalede kız çocuğunu nasıl zehirlendiğimizi hep birlikte  sorgulayacağız.

 

 Yarın Mayıs'ın  2. Pazar gününün “ Anneler Günü” olması vesilesiyle tüm Annelerin ve Anne adaylarının  Anneler gününü en içten dileklerimle kutlar, Dünyaya getirdiğiniz canları, emeklerinize değer anlayış ve farkındalıklarla büyütmenizi diler, tüm Annelerin yüreğinden öpüyorum.

 

Sağlıcakla kalın, mutlu kalın....

 

Kaynak (1)*: Kadının Evrimi1- Evelyn Reedk

 
banner3
Yorumlar (0)
23
açık
Günün Anketi Tümü
Erken seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?
Erken seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30
Günün Karikatürü Tümü
banner56