Yazarımız Mukaddes Erdoğdu Çelik yazdı: Siyasi ve iktisadi kriz kıskacı

SİYASİ VE İKTİSADİ KRİZ KISKACI Bugün 14 Ekim… Otuz sekiz yıl önce bugün genç bir beden düşmüştü toprağa. Daha doğrusu, adı Emniyet, kendi işkence olan müdürlükte düşürmüşlerdi onu.

Manşet 15.10.2018, 06:45 15.10.2018, 06:45
9
Yazarımız Mukaddes Erdoğdu Çelik yazdı: Siyasi ve iktisadi kriz kıskacı

SİYASİ VE İKTİSADİ KRİZ KISKACI

Bugün 14 Ekim…

Otuz sekiz yıl önce bugün genç bir beden düşmüştü toprağa. Daha doğrusu, adı Emniyet, kendi işkence olan müdürlükte düşürmüşlerdi onu. Adı Ekrem Ekşioğlu; şu sağda solda inşaat sitelerini ve de şantiyelerini gördüğünüz ünlü Ekşioğlu şirketlerinin sahiplerinden birinin oğluydu. Genç devrimci Ekrem, “siyasi ve iktisadi krizin kıskacındaki” memleketi kurtarmaya gelenlerin, “memleketin bekası” kararının gereğine “binaen” yollanmıştı toprağa. Otuz sekiz yıldır Karacaahmet’te, 10 nolu adadaki sade mezarında yatıyor. Mermer bir kitap gibi açılmış mezar taşında; “kendi gitti adı kaldı yadigar” yazıyor. Sayın ki bekliyor; hadi ben öldüm de memleketin bekası kurtuldu mu diye…

Bugün 14 Ekim, bu satırları yazdığım mekandan 20-30 kilometre ötede, bir Cemevi’nde, otuz üç yaşında, otuz üç bomba yemiş İrfan Gerçek’in 40 yemeği veriliyor. “Memleketin bekası için” atılmış otuz üç bomba yemiş gibi, ana-baba yurdu Dersim’in dağlarında kaldı bedeni. Tanınmayacak kadar yakılmış bir bedenden kalmışlarıyla, Gazi mezarlığında yatıyor şimdi. Sayın ki, o da bekliyor. Mustafa Övünç’ün destanındaki dizedeki gibi; “o büyük gün geldiğinde haberi doğadan alacağım/ … Doğrulup oradan o büyük yürüyüşe/ aranıza katılacağım” diyor belki de 40 yemeği saygı duruşundakilere.

Adını aldığı İrfan Çelik, tam otuz sekiz yıl aynı gerekçeyle; “memleketin bekası için” bir kışla binasında can teslim etmişti, aynı ayın, Eylül’ün 14’ünde. Aralarına 38 yıl, 10 gün fark girmiş yalnızca. 30 yaşında giden İrfan da yaralı, işkenceli bedeniyle, Ekrem’den tam bir ay önce, onunla komşu olacağını bilmeden, götürüldüğü Karacaahmet mezarlığında, 10 nolu adadaki yerinde yatıyor. Sanki az önüne düşen kendinden genç Ekrem’e göz kulak oluyor. Sayın ki, o da bekliyor o büyük günü…

“Aranıza katılacağım” deyişini duyar gibi olduğumuz daha nicelerimiz var, değil mi? Hangisini sayayım? 8 Ekim 80’de dağ ağacına ilk çıkarılan Necdet Adalı, 13 Aralık’da yine darağacı ve 17 yaşındaki liseli Erdal Eren… İkisi de Ulucanlar’da üç fidana kardeş olmuşlardı. Hatırlıyoruz değil mi, Erdal Eren için gözyaşı döken başbakanı? Ulucanları müze yaptıran da onun başbakanlık zamanıydı. Bugün ona dair söz söyleyenler bile mapus. Ya Cemil Kırbayır? Otuz sekiz yıldır kayıp. Bugün o ve yeni dönemlerin kayıplarının kemiklerini aramak bile yasaklı. Cumartesi annelerine iktidarın artık selamı ne söz tahammülü yok. Meydanlarını elinden aldı, mekanlarının kapısına her hafta polis yığıyor. Nereden nereye değil, “bekadan bekaya sarkacı” bu 38 yıllık yaşadığımız.

12 Eylül denen zulüm devresinde neler oldu-bitti çetelesine bugün iki tıkla ulaşabiliyor herkes, benim ayrıca yazmam gerekmiyor. Onun gerekçeleri de ekonomik ve siyasi krizdi. Vatan elden gidiyordu generallere göre. O yüzden ellerinde İMF Reçetesi 24 Ocak Kararları, NATO Güney Kanadını güçlendirme projesi ve 82 Anayasasıyla geldiler. Ezdiler geçtiler fakat asıl mesele şu ki, aradan geçen yıllar ne siyasi kriz, ne de iktisadi kriz. Ne memleket “bekası” kurtuldu ne iktidar koltukları garantilendi. Toplumun gördüğü göreceği ise, baskı ve şiddetten, ekonomik kriz faturası ödemekten başkası değildi. O halde bu “beka meselesi” nin kendisinde bir sorun olmalı da fakat yönetenler inanılmaz bir yüzsüzlükle hep aynı gerekçeyi gösterdiler; memleket zorda, iktisadi kriz var, siyaset krizde, anarşi, terörizm ya da bölücülük; zamana göre gerekçeli hükümlerin adları oluyor. Bir ara “şeriatçılık” gibi bir suç da saymışlardı, 28 Şubat için. Hatta 28 Şubat generali; bin yıl yaşayacak. Gibi bir laf da etmişti. Fakat memleket gerçekliği, hayatın diyalektiği bu suçu çok çabuk tabeladan indirdi. Gün geldi, bir darbe daha(15 Temmuz adlı) geldi ve FETÖ’lük baş suç oldu. Bir sınıf içgüdüsü hep varlığını koruyor ama; egemen yönetenler tabelaya ne yazarlarsa yazsınlar, en büyük düşmanlık oklarını yine sosyalistlere, gelecek eşitlikçi dünya savunanlarına fırlatıyorlar.

Bu arada kara koyunlar ak koyunlar iyice karıştı ve de bu bulanık havada avcılar tüm toplumu suçlu ilan edip derdest edecek kıvama geldiler. 0tuz sekiz yıldır yapılan açılan hapishaneler yetmedi. Bugünkü hükümet zamanında en çok hapishane yaptıran olmuş. Her gün 50 hapishane yapma hedefi koymuş en sonunda. Mafyacı çetecilerden başka kimseyi çıkarmayı öngörmedikleri af yasasından çıkan en önemli sonuçlardan biri de buymuş. Uyar. Her gün yüzlerce gözaltı ve onlarca tutuklama başka ne getirir ki… Milletvekili Leyla Güven hapismiş, kulaklarıyla duymak bile istemiyorlar. Yüzlerce siyasetçi kanıtsız tanıksız tutsakmış, umurlarında değil, görüntüsü vermekte üstlerine yok.

Devletin bekası, memleketin bekası, itibarı derken; cumhurbaşkanlığının bekası ve itibarı, dün genel seçimlerin bekası, şimdi yerel seçimlerin, kayyımları bekası meselesi doğdu ve memleketin hapishane ihtiyacı iyice arttı. Darağaçları pek çok iktidar kliğinin ağzını sulandıran bir çare diye hep elde tutuluyor. Yerel seçim ve kayyım “bekası” için Halkların Demokratik Partisi ve 6 milyon oy ateşe atılmak isteniyor. Suç listesi büyütülüyor ve çeşitleniyor. İktidarın elinde, sanal alem kendi sanallığını fersah fersah aşan düzeylerde suçlu imal ediyor ve hapislere tıkatıyor. Mesela sanatçı Ferhat Tuç, bir yılın üstünde cezayı, sosyal medya paylaşımından alınıyor. Böyle yüzlerce insan tutuklu ya da mahkemelik. Ama aynı yöntemi kullanan, Suruç’u bir daha kana boyayan AKP’li çete, sosyal medyadan tehditleriyle yargılanmıyor, “düşünce açıklama” şerefiyle taltif ediliyor. Daha bir sürü rezalet, bini bir para.

Memleket ekonomisi krizde, göstergeler kanıtlıyor. Yetkililer bir vardiyor, bir yok diyor. Ama kriz tespiti ne olursa olsun devlet ve iktidar adına söz alan herkes herkesi fedakarlığa çağırıyor. Vatandaş çığlık atıyor; zamlardan boğuluyoruz, diye. Fabrikalar yanıyor/ yakılıyor gsliba, işletmeler konkordato kuyruğunda. Patronlar sınıfı, işçileri sokağa bırakıp kurtarma peşinde. Esnaf krizlerin en derin çelişkilerin dehlizinde gibi. Bir de iktidardan vatandaşın zabıtalık yapmasını istemesi var ki, evlere şenlik. Küçük mülk sahipleri ile mülksüzler kapışırken onlar saltanat gemilerini koruyacaklar.

Bu dediğim gerçek. Çünkü iktidardakiler kendilerini krizin faturasından özenle ayrı tutuyor, bunu da gazete haberlerinden öğreniyoruz. Mesela Cumhurbaşkanlığı’nın 2019 yılı bütçesi üç katı artırılıyor. Maliye bakanı yasakladım diyor ama makam araçları lüksü sürüyor. Diyanet hiç tasarruf tarafında görünmüyor. Vatandaşı ilgilendiren eğitim ve sağlık alanında makas işliyorken örtülü ödenekler Sayıştay denetiminden yasayla hem de, çıkarılıyor. Hükümet, Mc Kisney adlı Amerikan şirketinin denetimine sokuyor ekonominin yönetimini. Vatandaşına örtülü ödeneğin denetimini kapatan rejim, ABD’ye açmakta rahat ve kimseye hesap vermiyor.

Ekonomik kriz alanındaki bu yaman çelişkiler, aynen siyasi kriz alanındaki gibi; tek taraflı, yönetenler ve patronlar bil dalda, bütün ezilenler başka bir dalda. Tıpkı 12 Eylül serüveni gibi. Bugünkü iktisadi ve siyasi kriz kıskacının sonu ne olur zaman gösterecek ancak başta adlarını andığım devrimciler dün ve bugünün aynı kriz anlarında aynı sahte “beka” sorunu için öldüler/ öldürüldüler. Onların anılarına saygılarımı sunuyorum yine. Biliyoruz ki meşum “beka sorunu” bugün de kriz anlarında devrimci kanı dökmeye devam ediyor, demokratik siyaset kanalını ezilenlere ve örgütlerine kapatıyor. Tarihsel hesaplaşma, mücadele ise her alanda sürüyor, sürecek; başka yol yok.

banner3
Yorumlar (0)
0
açık
Günün Anketi Tümü
Sosyal medya da verilerimizi zaten izinsiz kullanılıyor, şimdi de yasal zeminde kullanmak istiyorlar.. Sizce çözüm?
Sosyal medya da verilerimizi zaten izinsiz kullanılıyor, şimdi de yasal zeminde kullanmak istiyorlar.. Sizce çözüm?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 18 38
2. Fenerbahçe 18 38
3. Gaziantep FK 18 34
4. Galatasaray 18 33
5. Hatayspor 18 31
6. Alanyaspor 18 30
7. Trabzonspor 19 30
8. Karagümrük 18 27
9. Göztepe 19 25
10. Antalyaspor 19 25
11. Malatyaspor 18 24
12. Sivasspor 18 23
13. Başakşehir 19 23
14. Konyaspor 19 22
15. Kasımpaşa 18 22
16. Rizespor 18 21
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 19 19
19. Erzurumspor 19 16
20. Ankaragücü 18 15
21. Denizlispor 18 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. Leicester City 19 38
2. M. United 18 37
3. Man City 17 35
4. Liverpool 18 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Chelsea 19 29
9. Southampton 18 29
10. Arsenal 19 27
11. Aston Villa 15 26
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 18 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 17 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Sevilla 18 33
5. Villarreal 18 32
6. Real Sociedad 19 30
7. Granada 18 27
8. Cádiz 19 24
9. Celta de Vigo 18 23
10. Real Betis 18 23
11. Levante 18 22
12. Athletic Bilbao 18 21
13. Getafe 17 20
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Real Valladolid 19 19
17. Deportivo Alaves 19 18
18. Elche 17 17
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 18 12
Günün Karikatürü Tümü