Yeni Yaşam'da Nejla Kurul yazdı: Darbeler ve insanlar

      Darbe girişiminin artçısı sivil darbeden bu yana üç yıl geçti. Cisimsel bombalar çoktan sustu, ne var ki KHK listeleri OHAL uygulamalarının en etkili silahı olarak üç yıldır çukurların etrafında geziniyor ve onları koruyor.

Manşet 22.07.2019, 05:43 22.07.2019, 05:43
0
Yeni Yaşam'da Nejla Kurul yazdı: Darbeler ve insanlar

 

 

 

Darbe girişiminin artçısı sivil darbeden bu yana üç yıl geçti. Cisimsel bombalar çoktan sustu, ne var ki KHK listeleri OHAL uygulamalarının en etkili silahı olarak üç yıldır çukurların etrafında geziniyor ve onları koruyor. Çünkü Heimrad Bäcker’ın dizlerindeki “çukurlar” kapatılamadı, çığlıklar sürüyor: Ve hemen, yukarıda adı geçen çukura atıldılar. / Ve hemen, sözü edilen çukura atıldılar / bir çukur daha açıldı / bir çukur daha açıldı (1). Çukurun içinde yer kaplama ve düşünme hali devam ediyor, kuşkusuz çukurdan çıkış arayışları da.

İnsana dair şeyleri Simmel, hayat ve form olarak ikiye ayırıyor (1). Bu benzetmeden etkilenerek darbeleri form ve tekil/kolektif insan yaşamlarını ise hayat olarak tercüme edelim. Biliyoruz ki ebeveynler formlar dayatır, çocuklar ve gençler ise bu formları dağıtabilir. Erkekler, kadınları düşünce ve performans formları ile çevreler, kadınlar ise hayatın akışı ile çitleri reddedebilirler. Patronlar kapitalist formlar dayatır, işçiler formları reddedebilirler. Devletler insanları kodlarla çevreler, insanlar ise bunları kırabilirler. Özgürlüğe ilişkin tüm inancımızla formların parçalanabileceğini, hayatların ise tüm çeşitliliği ile akacağını sezeriz.

Darbeler, iktidar ve sömürü ilişkilerini sürdürmeyi sağlayan en sert formlardan biri. AKP hükümetleri, Gülen cemaati ile birlikte, Gezi direnişini de gündemlerine alarak Aralık 2013’e dek iktidarı paylaşabildiler. Türkiye kamuoyu bu ortaklığın 17-25 Aralık 2013’te bitmiş olduğunu anladı, ama 15 Temmuz 2016 gününe götüren bir sürecin başlangıcı olduğunu da bilmiyordu. Bizler, üç yıl geçmesine karşın ne 15 Temmuz’a giden süreç, ne de darbe girişimi ve sonrasına dair ikna edici bilgilere sahibiz. Çünkü bu güçler kamuoyu karşısında açık tartışmalar yürütmediler.


Muhalefet ve toplumsal güçler iktidarın iki ortağı arasındaki bu çatışmaya hukuki ve siyasal yollarla müdahale edemedi, kamuoyunun gözleri önüne serilen yolsuzluklar karşısında hiçbir anayasal kurum işlev üstlenemedi, ayrıca etkin bir toplumsal muhalefet de yükselmedi. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından 20 Temmuz’da OHAL ilan edildi. Bu da muhalefete göre sivil darbe idi. Filler tepindi, çimler ezildi.


Otoriter uygulamalar, muhalefeti, etkin kurumları, tekil bireyleri hızlıca kapıyor ve yeniden formatlamaya çalışıyor. Öncesi ve sonrasıyla 20 Temmuz günlerindeki siyasal sahneyi anımsayalım: Yerli-milli tarifler, terör tanımları eşliğinde yapılıyor, “yası tutulamayacak” insan kategorileri ucu açık biçimde belirleniyor, sonra ayıklama başlıyor, tüm kurumlarda hatta üniversitelerde bile sorgusuz sualsiz KHK listeleri hazırlanıyor. Yöneticilerin keyfiyeti, güven vermeyen soruşturmalar, adil yargılanma hakkının yok sayılması, suçun şahsiliği ilkesinin ihlali, KHK’li kişinin tüm ailesinin cezalandırılmasındaki ‘sıra dayağı’ kültürü, bir suç iddiası ve yüz çeşit ceza uygulaması gibi ihlaller.
Bugün terör örgütleriyle ‘irtibat ve iltisak’ iddiasıyla işlerinden atılanlar, hem Parlamentoda, hem de sokaklarda KHK etiketleriyle tutunmaya çalışıyorlar. KHK’lilerin kamu görevinden ihracının ardından özel sektörde çalışma hakları da ellerinden alındı, eğitim hakları, araştırma ve yayın hakları tırpanlandı, seyahat özgürlükleri engellendi. KHK’liler, kırılgan bedenler olarak cezaevlerinin ‘potansiyel konukları’, insan kaçırma ve işkencenin en kolay hedefleri olarak yaşıyorlar.

Cezaevlerinde “forma sokulmak” ve tüm toplumsal etkileme ve etkilenme akışlarına karşı kapatılmak istenen siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler, öğrenciler var. Hemen hemen hepsi ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun geç kalmış olsa da, çok da yerinde olan sorusunu hak eder nitelikte: “Ne işi var Selahattin Bey’in hapiste?”(4) Ne işi var Cumhuriyet gazetesi yazarlarının ve Hüseyin Aykol’un cezaevinde? Ne işi var Prof. Dr. Füsun Üstel’in ve Doç. Dr. Tuna Altınel’in cezaevinde? Öğrenciler neden okullarında ya da üniversitelerinde değil de cezaevindeler?

Bunlar salt siyasal iktidara yönelik sorular değil, aynı zamanda suskunluk sarmalını aşamamış Türkiye kamuoyuna da yöneltilebilir. Olağanüstü Hal (OHAL) mağdurlarına ve KHK’lilere ne olacağı sorusu, Türkiye’nin tüm yurttaşlarına hep birlikte ne olacağı sorusu ile yakından ilişkili. Türkiye yurttaşları diken üstünde oturan, düşünmeyen ve konuşmayan, sansürlü ve oto sansürlü, kuytularda süren bir yaşam istiyorsa OHAL ezilenlerini kuşkusuz unutmalıdır. İnsan hakları ve evrensel hukuk ilkelerinin görmezden gelindiği, yargısız infazlarla iyi yaşam hakkının gasp edildiği bir coğrafyada yaşamayı seçmek OHAL ihlallerini unutmak anlamını taşıyor. Yurttaşlar, işsizliği, güvencesizliği, keyfi biçimde ve sorgusuz sualsiz kolayca işten atılmaları, yani çalışma hakkının engellenmesini tercih ediyorlarsa KHK’lileri geçmişin hüzünlü zamanlarına terk etmelidirler. Yurttaşlar, nohut eleğinde bulgur eleyen, adaleti yerine getirmeye dair duyarlıktan uzak bir yargı makinesi karşısında sessiz kalmak istiyorlarsa OHAL uygulamaları hakkında hiç konuşmamalıdırlar.

Kuşkusuz formlar aşılıyor, cezaevlerinden çıkan romanlar ve öyküler, kitapçıların raflarında yerlerini alıyor. Hayat kendi akışı içinde sivil darbe formunu dağıtmaya başladı, siyasal iktidarın büyük kentleri kaybettiği yerel seçimlerin sonuçları bunun ilk elden kanıtı. Formların sorgulandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu çatışmanın meyvesi de yeni bir siyasi etik, siyasal kültür ve siyasal eylem olmak durumunda. İşte darbe dinamiklerini esastan sorgulayan dönüşümler de bu minvalde ortaya çıkabilir.

Formlar parçalansa da kültüre sinmiş darbe dinamiklerini aşmak milyonlarca güçlü birey ve kolektif hareketin emeğini istiyor. Çünkü bu dinamiği besleyen kaynaklar bir hayli derinlerde besleniyor: sermaye birikimi düzenekleri, yerli-milli devlet kodları ve tertipleri, yaşamın her yerine nüfuz etmiş etnik, cinsiyete ve yaşa ilişkin hiyerarşiler ve iktidar ilişkileri. ‘Form’un bu kötücül güçleri, karşılarında emekten ve demokrasiden yana ‘hayat’ın güçlerini görmediğinde, her gün yeniden ve yeniden üretiliyorlar.

Tüm çeşitliliği ile iktidar ilişkilerine maruz kalan bireyler hayatın etkin güçleri olarak her gün yeni bir yaşam için bir başlangıç yapabilirler. Gündelik hayat akışlarında, söz, yazı, resim ve ses kapasitelerini güçlendirmeleri, formdan kaçış çizgileri örmeleri, yeni davranış kalıpları, normlar ve kurallar ile hayat üretmeleri mümkün. Çünkü insan evinde daha şairane konaklayabilir, okulda daha özgürce öğrenebilir ve öğretebilir, işyerinde bir sanatçı gibi üretebilir, sokaklarını açık hava müzesine, canlı bir doğaya, kentsel mekânı insanların karşılaşma ve etkileşme alanlarına dönüştürebilir. Her zamansallık ve mekânda sömürü, tahakküm ve baskı karşısında direnebilir.
Sonsuz sayıda düşünce ve eyleme seçeneğimiz olduğunu fark etmemiz ve tüm insani güç ve yetilerimizle, ‘Ötekiler’le buluşarak “şimdi ve burada”nın hakkını vermemiz gerekiyor.

Dipnotlar:
(1) =, 15.07.2019
(2) , 15.07.2019.
(3) , 15.07.2019.
Yorumlar (0)
12°
hafif yağmur
Günün Anketi Tümü
Sosyal medya da verilerimizi zaten izinsiz kullanılıyor, şimdi de yasal zeminde kullanmak istiyorlar.. Sizce çözüm?
Sosyal medya da verilerimizi zaten izinsiz kullanılıyor, şimdi de yasal zeminde kullanmak istiyorlar.. Sizce çözüm?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 20 44
2. Fenerbahçe 20 42
3. Galatasaray 20 39
4. Gaziantep FK 20 35
5. Alanyaspor 20 34
6. Trabzonspor 20 33
7. Hatayspor 20 32
8. Karagümrük 20 30
9. Malatyaspor 20 27
10. Antalyaspor 20 26
11. Göztepe 20 25
12. Kasımpaşa 20 25
13. Rizespor 20 25
14. Sivasspor 20 24
15. Başakşehir 20 24
16. Konyaspor 20 23
17. Kayserispor 20 19
18. Gençlerbirliği 20 19
19. Ankaragücü 20 18
20. Erzurumspor 20 17
21. Denizlispor 20 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 18 38
2. İstanbulspor 18 37
3. Samsunspor 18 36
4. Altay 18 32
5. Adana Demirspor 18 31
6. Ankara Keçiörengücü 18 31
7. Bursaspor 18 30
8. Tuzlaspor 18 30
9. Altınordu 18 28
10. Bandırmaspor 18 27
11. Adanaspor 18 21
12. Ümraniye 18 20
13. Boluspor 18 19
14. Menemen Belediyespor 18 19
15. Akhisar Bld.Spor 18 16
16. Balıkesirspor 18 16
17. Ankaraspor 18 10
18. Eskişehirspor 18 4
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 19 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Aston Villa 17 29
9. Chelsea 19 29
10. Southampton 18 29
11. Arsenal 19 27
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Burnley 18 19
16. Newcastle 19 19
17. Brighton 19 17
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 18 47
2. Real Madrid 19 40
3. Barcelona 19 37
4. Sevilla 19 36
5. Villarreal 20 34
6. Real Sociedad 20 31
7. Granada 20 28
8. Real Betis 20 27
9. Athletic Bilbao 19 24
10. Celta de Vigo 20 24
11. Cádiz 20 24
12. Levante 19 23
13. Getafe 19 23
14. Valencia 20 20
15. Eibar 20 20
16. Real Valladolid 20 20
17. Osasuna 20 19
18. Deportivo Alaves 20 18
19. Elche 18 17
20. Huesca 20 13
Günün Karikatürü Tümü