banner9

banner8

05.04.2022, 09:59 23

NATO ve savaş karşıtlığı, barışın inşası

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) 74.kuruluş yılında, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal savaşı nedeniyle yeniden dünya gündeminin ilk sıralarına oturdu.

NATO, 4 Nisan 1949’da ABD, İngiltere, Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç ve Portekiz’den oluşan 12 ülke tarafından kuruldu. Yer yüzünün en heybetli savaş örgütü 74 yıldır  her yerde dünya  haklarına kan kusturuyor.

Türkiye, kuruluşundan 3 yıl sonra 18 Şubat 1952’de 13. üye oldu. Kurucu üyelerden sonra üye olan ilk ülke. Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti hükümeti, NATO’ya üye olabilmek için 1952 yılında ülkeyi Kore savaşına soktu.

Türkiye ile aynı yıl Yunanistan da NATO’ya üye oldu. Bugün 30 üyesi bulunmakta. Almanya (1955),  İspanya (1982), Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya (1999), Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya, Slovenya (2004), Arnavutluk, Hırvatistan (2009), Karadağ (2017), Kuzey Makedonya (2020) üye oldular.

NATO, 2. Dünya savaşı sonrasında faşizm tehlikesine karşı güvence olarak beliren komünizmin halklar arasında güç kazanmasını önlemek amacıyla kuruldu. Ama NATO’nun Sovyetler Birliğinin dağılması sonrasındaki genişleme grafiği, askeri amaçların çok ötesinde politik bir işlev ve amacının olduğunu gösteriyor.

NATO’ya karşı mücadelenin, askeri ve politik hedeflerinin bağı sağlam kurulmadan sürdürüldüğünde, etkili sonuçlar üretmesi imkânsız.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının bahanesi, 2021 yılının son aylarında Ukrayna’nın NATO üyeliğinin gündeme gelmesi. Putin bu girişimi, tıpkı Suriye’de yaşananları Ankara’nın beka sorunu/güvenlik sorunu değerlendirmesi gibi gördü ve Ukrayna’ya savaş ilan etti. Afrin’de, Rojava sokaklarında, caddelerinde ne olduysa, Ukrayna sokaklarında, caddelerinde de 40 gündür aynı şeyler oluyor. Her ikisi de egemenlik hakkına müdahaledir.

Farklı olan şeyler ise yok değil tabi. Ankara, Ukrayna savaşında “barış” için çabalıyor, İstanbul’da Ukrayna yetkilileriyle, Rus yetkilileri bir araya getirdi, uluslararası güçler nezdinde barış diplomasisi yürütüyor.

İyi de yapıyor. Ama bu durum, Suriye ve Rojava meselesinde Putin ile aynı zihniyette benzer şeyler yaptığı gerçeğini değiştirmiyor. Siyasal tutarsızlığını gizlemeye yetmiyor.

Ankara, “Bu Suça Ortak Olmayacağız”  bildirisini imzalayan akademisyenleri adliye koridorlarında, mahkeme kapılarında aylarca, yıllarca süründürdü. Bir gece yarısı kararnameyle işlerinden attı. Afrin’e askeri ve siyasi müdahalesine karşı çıkanları, bu konuda sosyal medyada paylaşım yapanları, açıklama yapanları tutukladı, korku iklimi yarattı. Bütün bu olanlar, estirilen Kürt karşıtı rüzgâr daha hafızalarda çok taze.

Diğer taraftan Putin’in Ukrayna’ya savaş ilan etmesi sonrası, Batı ülkelerinde olduğu gibi Rusya’da da güçlü ve etkili savaş karşıt gösterilerin olması, dikkate değer gelişmeler. Rusya’da gösterilere katılan 15 binin üzerinde insan gözaltına alındı, tutuklandı, ağır cezalarla tehdit ediliyorlar. Rus halkı, Putin’in savaşına karşı güçlü ve yaygın olarak barışın sesini yükseltti.

Türkiye halkı ise 40 gündür güçlü bir “Ukrayna savaşına hayır” sesini yükseltemedi. Her şeyden öte Türkiye insanı 40 yıldır genelkurmay başkanlığının tabiriyle düşün yoğunluklu savaşı ve yakın bölge savaşlarının canlı tanıklığını yaşıyor. Yani biz savaşın nasıl bir şey olduğunu, savaşların içinde yaşayarak öğrendik, gördük. Ama Rus halkı gibi etkili ve güçlü bir savaş karşıtlığı geliştirebilmiş değiliz.

“Ukrayna Savaşına Hayır” sloganı etrafında geliştirilecek güçlü mücadele, hem gelmekte olan büyük tehlikeye karşı toplumsal yığınak yapılması, hem de iç barışın gelişmesinin zemininin güçlendirilmesi anlamına gelecektir.

Yaygın ve net toplumsal duyarlılık ekseninde geniş toplumsal kesimler harekete geçirildiğinde, barış mücadelesinin kendisi toplumsal değişimlere yol açabilir.

İnsanlara barış hakkının değerini öğreten hala savaşlar. İkinci dünya savaşı sonrasında BM kararlarında İnsan Hakları bildirgesinde kayıt altına alınan “barış hakkının, yaşam hakkının özü olduğu” gerçeğinin gereği insanlar tarafından yerine getirilmiş değil. Bunun bilinciyle kazanılmış haklarımıza yeterince sahip çıkmaktan hala uzağız.

Ukrayna savaşına karşı mücadeleyi anti-emperyalizme, NATO karşıtlığına veya haklı-haksız savaş ayrımlarına indirgemek, sıkıştırmak; siyasal mücadeleyi kendi mahallesini motive etmeyi, harekete geçirmeyi alışkanlık haline getirmiş yanlışların tekrarı olur.

Barış hakkı, savaş karşıtlığı gibi insanlığın kazanımlarını küçümseyen makro sorunlara yönelik çözümler, ölümlerin önüne geçilmesini geciktireceği gibi toplumsal dönüşümlere hizmet eden bir yaklaşım olamaz.

Bu nedenle ülkenin iç barışının sağlanması başta olmak üzere sistemsel sorunlarını gözeten bir “Ukrayna’da Savaşa Hayır kampanyası”, ülkede ve dünyada her türden savaşın, çatışmanın sona erdirileceği bir iklimin yaratılmasını sağlar. NATO’nun dağıtılması ve emperyalizme karşı kökten mücadelenin gerekliliğini ortaya çıkarır.

Bu bakımdan kaba, indirgemeci teorik analiz yazısı gibi propagandalarla savaş karşıtı hareket inşa edilemez, adil barış için elverişli toplumsal zeminler geliştirilemez. İnsanların kendi savaşlarının haklı olduğu fikrinden uzaklaştırılması, her zaman başka savaşlar konusundaki duyarlıkları geliştiğinde daha hızlı ve kolay olmuştur.

Bu nedenle sokakta, işyerinde, okulda; Ukrayna savaşına hayır diyenlerin çoğaltılması için harekete geçenleri, yol arkadaşlığı yapmak isteyenleri, daha ilk adımda, ayrımcılıkla ve Kürtlere karşı yapılanlara sessiz kalmakla itham etmek isabetsizliktir.

Bunu genelleyerek ve Kürt meselesinin ülkedeki özgünlüğünü hiç dikkate almadan yapmak ise ciddi haksızlıktır. Savaş karşıtlığında tutarlı olmak, her türlü savaşa karşı olmayı gerektirir.

Milliyetçiler, ulusalcılar kendi savaşlarını kutsarlar. Bu büyük bir bataklıktır. Bugünün dünyasında, 19. Yüzyıldan kalma “haklı savaş, haksız savaş” ayrımı ise paslanmış silahtır. BM’de 1948 yılında kabul edilen “İnsan Hakları Bildirgesi”; temel hakları, görevleri ve hak gaspına karşı direnme hakkını tanımlar. Egemenlik hakkının gasp edilmesi karşısında silahlı direnişi savaş olarak tanımlamak doğru değildir. Savaş ile direniş hakkı arasında önemli yöntemsel ve içerik farklılıkları vardır. Aynılaşması hali mazlumun zalime dönüşmesidir.

Soğuk savaş dönemi siyasal tanımlamaları, ayrışma ve ortaklaşmaları ile ne savaş karşıtı ve ne de barış mücadelesini geliştirmek akıllı bir tercih olmaz. Egemenlerin, her şeyin değiştiği ve birçok şeyin iç içe geçtiği dönemde siyasal saflaşmayı eskisi gibi sürdürme yaklaşımı veya isteği; iktidarın toplumları kutuplaştırarak yönetme anlayışına hizmet ediyor. Çoğulcu toplum, çoğulcu yönetim, her anlamda çoğulcu savaş karşıtı hareketin ve barış mücadelesinin zemininde geliştirilmek zorunda.

Evrensel değerler, kriterler ve insancıl hukuk savaş karşıtı hareketin ortak paydası olmalıdır. Din, dil, mezhep, cins, cinsel yönelim, renk fark etmemelidir. Çünkü İnsan Hakları Bildirgesinde ifade edilen barış hakkı, yaşamın özüdür.

Yorumlar (0)
24
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Sizce bir erken seçim yapılsa bunu hangi ittifak kazanır?
Sizce bir erken seçim yapılsa bunu hangi ittifak kazanır?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31
Günün Karikatürü Tümü
banner58