banner9

banner8

05.04.2022, 09:59 38

NATO ve savaş karşıtlığı, barışın inşası

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) 74.kuruluş yılında, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal savaşı nedeniyle yeniden dünya gündeminin ilk sıralarına oturdu.

NATO, 4 Nisan 1949’da ABD, İngiltere, Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç ve Portekiz’den oluşan 12 ülke tarafından kuruldu. Yer yüzünün en heybetli savaş örgütü 74 yıldır  her yerde dünya  haklarına kan kusturuyor.

Türkiye, kuruluşundan 3 yıl sonra 18 Şubat 1952’de 13. üye oldu. Kurucu üyelerden sonra üye olan ilk ülke. Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti hükümeti, NATO’ya üye olabilmek için 1952 yılında ülkeyi Kore savaşına soktu.

Türkiye ile aynı yıl Yunanistan da NATO’ya üye oldu. Bugün 30 üyesi bulunmakta. Almanya (1955),  İspanya (1982), Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya (1999), Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya, Slovenya (2004), Arnavutluk, Hırvatistan (2009), Karadağ (2017), Kuzey Makedonya (2020) üye oldular.

NATO, 2. Dünya savaşı sonrasında faşizm tehlikesine karşı güvence olarak beliren komünizmin halklar arasında güç kazanmasını önlemek amacıyla kuruldu. Ama NATO’nun Sovyetler Birliğinin dağılması sonrasındaki genişleme grafiği, askeri amaçların çok ötesinde politik bir işlev ve amacının olduğunu gösteriyor.

NATO’ya karşı mücadelenin, askeri ve politik hedeflerinin bağı sağlam kurulmadan sürdürüldüğünde, etkili sonuçlar üretmesi imkânsız.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının bahanesi, 2021 yılının son aylarında Ukrayna’nın NATO üyeliğinin gündeme gelmesi. Putin bu girişimi, tıpkı Suriye’de yaşananları Ankara’nın beka sorunu/güvenlik sorunu değerlendirmesi gibi gördü ve Ukrayna’ya savaş ilan etti. Afrin’de, Rojava sokaklarında, caddelerinde ne olduysa, Ukrayna sokaklarında, caddelerinde de 40 gündür aynı şeyler oluyor. Her ikisi de egemenlik hakkına müdahaledir.

Farklı olan şeyler ise yok değil tabi. Ankara, Ukrayna savaşında “barış” için çabalıyor, İstanbul’da Ukrayna yetkilileriyle, Rus yetkilileri bir araya getirdi, uluslararası güçler nezdinde barış diplomasisi yürütüyor.

İyi de yapıyor. Ama bu durum, Suriye ve Rojava meselesinde Putin ile aynı zihniyette benzer şeyler yaptığı gerçeğini değiştirmiyor. Siyasal tutarsızlığını gizlemeye yetmiyor.

Ankara, “Bu Suça Ortak Olmayacağız”  bildirisini imzalayan akademisyenleri adliye koridorlarında, mahkeme kapılarında aylarca, yıllarca süründürdü. Bir gece yarısı kararnameyle işlerinden attı. Afrin’e askeri ve siyasi müdahalesine karşı çıkanları, bu konuda sosyal medyada paylaşım yapanları, açıklama yapanları tutukladı, korku iklimi yarattı. Bütün bu olanlar, estirilen Kürt karşıtı rüzgâr daha hafızalarda çok taze.

Diğer taraftan Putin’in Ukrayna’ya savaş ilan etmesi sonrası, Batı ülkelerinde olduğu gibi Rusya’da da güçlü ve etkili savaş karşıt gösterilerin olması, dikkate değer gelişmeler. Rusya’da gösterilere katılan 15 binin üzerinde insan gözaltına alındı, tutuklandı, ağır cezalarla tehdit ediliyorlar. Rus halkı, Putin’in savaşına karşı güçlü ve yaygın olarak barışın sesini yükseltti.

Türkiye halkı ise 40 gündür güçlü bir “Ukrayna savaşına hayır” sesini yükseltemedi. Her şeyden öte Türkiye insanı 40 yıldır genelkurmay başkanlığının tabiriyle düşün yoğunluklu savaşı ve yakın bölge savaşlarının canlı tanıklığını yaşıyor. Yani biz savaşın nasıl bir şey olduğunu, savaşların içinde yaşayarak öğrendik, gördük. Ama Rus halkı gibi etkili ve güçlü bir savaş karşıtlığı geliştirebilmiş değiliz.

“Ukrayna Savaşına Hayır” sloganı etrafında geliştirilecek güçlü mücadele, hem gelmekte olan büyük tehlikeye karşı toplumsal yığınak yapılması, hem de iç barışın gelişmesinin zemininin güçlendirilmesi anlamına gelecektir.

Yaygın ve net toplumsal duyarlılık ekseninde geniş toplumsal kesimler harekete geçirildiğinde, barış mücadelesinin kendisi toplumsal değişimlere yol açabilir.

İnsanlara barış hakkının değerini öğreten hala savaşlar. İkinci dünya savaşı sonrasında BM kararlarında İnsan Hakları bildirgesinde kayıt altına alınan “barış hakkının, yaşam hakkının özü olduğu” gerçeğinin gereği insanlar tarafından yerine getirilmiş değil. Bunun bilinciyle kazanılmış haklarımıza yeterince sahip çıkmaktan hala uzağız.

Ukrayna savaşına karşı mücadeleyi anti-emperyalizme, NATO karşıtlığına veya haklı-haksız savaş ayrımlarına indirgemek, sıkıştırmak; siyasal mücadeleyi kendi mahallesini motive etmeyi, harekete geçirmeyi alışkanlık haline getirmiş yanlışların tekrarı olur.

Barış hakkı, savaş karşıtlığı gibi insanlığın kazanımlarını küçümseyen makro sorunlara yönelik çözümler, ölümlerin önüne geçilmesini geciktireceği gibi toplumsal dönüşümlere hizmet eden bir yaklaşım olamaz.

Bu nedenle ülkenin iç barışının sağlanması başta olmak üzere sistemsel sorunlarını gözeten bir “Ukrayna’da Savaşa Hayır kampanyası”, ülkede ve dünyada her türden savaşın, çatışmanın sona erdirileceği bir iklimin yaratılmasını sağlar. NATO’nun dağıtılması ve emperyalizme karşı kökten mücadelenin gerekliliğini ortaya çıkarır.

Bu bakımdan kaba, indirgemeci teorik analiz yazısı gibi propagandalarla savaş karşıtı hareket inşa edilemez, adil barış için elverişli toplumsal zeminler geliştirilemez. İnsanların kendi savaşlarının haklı olduğu fikrinden uzaklaştırılması, her zaman başka savaşlar konusundaki duyarlıkları geliştiğinde daha hızlı ve kolay olmuştur.

Bu nedenle sokakta, işyerinde, okulda; Ukrayna savaşına hayır diyenlerin çoğaltılması için harekete geçenleri, yol arkadaşlığı yapmak isteyenleri, daha ilk adımda, ayrımcılıkla ve Kürtlere karşı yapılanlara sessiz kalmakla itham etmek isabetsizliktir.

Bunu genelleyerek ve Kürt meselesinin ülkedeki özgünlüğünü hiç dikkate almadan yapmak ise ciddi haksızlıktır. Savaş karşıtlığında tutarlı olmak, her türlü savaşa karşı olmayı gerektirir.

Milliyetçiler, ulusalcılar kendi savaşlarını kutsarlar. Bu büyük bir bataklıktır. Bugünün dünyasında, 19. Yüzyıldan kalma “haklı savaş, haksız savaş” ayrımı ise paslanmış silahtır. BM’de 1948 yılında kabul edilen “İnsan Hakları Bildirgesi”; temel hakları, görevleri ve hak gaspına karşı direnme hakkını tanımlar. Egemenlik hakkının gasp edilmesi karşısında silahlı direnişi savaş olarak tanımlamak doğru değildir. Savaş ile direniş hakkı arasında önemli yöntemsel ve içerik farklılıkları vardır. Aynılaşması hali mazlumun zalime dönüşmesidir.

Soğuk savaş dönemi siyasal tanımlamaları, ayrışma ve ortaklaşmaları ile ne savaş karşıtı ve ne de barış mücadelesini geliştirmek akıllı bir tercih olmaz. Egemenlerin, her şeyin değiştiği ve birçok şeyin iç içe geçtiği dönemde siyasal saflaşmayı eskisi gibi sürdürme yaklaşımı veya isteği; iktidarın toplumları kutuplaştırarak yönetme anlayışına hizmet ediyor. Çoğulcu toplum, çoğulcu yönetim, her anlamda çoğulcu savaş karşıtı hareketin ve barış mücadelesinin zemininde geliştirilmek zorunda.

Evrensel değerler, kriterler ve insancıl hukuk savaş karşıtı hareketin ortak paydası olmalıdır. Din, dil, mezhep, cins, cinsel yönelim, renk fark etmemelidir. Çünkü İnsan Hakları Bildirgesinde ifade edilen barış hakkı, yaşamın özüdür.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Bu Pazar Erken Seçim Olsa Oyunuzu Hangi İttifak'ına  verirsiniz?
Bu Pazar Erken Seçim Olsa Oyunuzu Hangi İttifak'ına verirsiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Samsunspor 15 27
3. Keçiörengücü 15 26
4. Rizespor 14 25
5. Pendikspor 14 25
6. Bodrumspor 15 25
7. Boluspor 15 25
8. Manisa FK 15 24
9. Bandırmaspor 15 24
10. Sakaryaspor 16 22
11. Altay 15 21
12. Adanaspor 15 18
13. Göztepe 14 18
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 15 14
16. Altınordu 15 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 15 7
19. Denizlispor 15 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4
Günün Karikatürü Tümü