banner9

banner8

Av. Ümit Avcı: Güçlü kadın temsiliyeti için Baro Başkanlığı Eş Başkanlık şeklinde uygulanmalıdır

Ötekilerin Gündem'ine konuşan THEMİS Hukuk Bürosundan Avukat Ümit Avcı, 'Güçlü kadın temsiliyeti için Baro Başkanlığı Eş Başkanlık şeklinde uygulanmalıdır. Avukatlık bir hukuk mesleği olarak ölüyor. Yeni basın yasası doğru haberi cezalandırma yolunu açıyor, yeni basın yasası, sarayın gazetecileri ve halkın gazetecileri ayrımını yasal bir zemine oturtuyor' dedi.

Ropörtaj 16.08.2022, 12:45 17.08.2022, 14:22
172
banner44

VAN ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ- Ötekilerin Gündem'ine konuşan THEMİS Hukuk Bürosundan Avukat Ümit Avcı, 'Güçlü kadın temsiliyeti için Baro Başkanlığı Eş Başkanlık şeklinde uygulanmalıdır, Avukatlık bir hukuk mesleği olarak ölüyor. Yeni basın yasası doğru haberi cezalandırma yolunu açıyor, yeni basın yasası, sarayın gazetecileri ve halkın gazetecileri ayrımını yasal bir zemine oturtuyor' dedi.

Avukat Ümit Avcı, Yeni basın yasanın hukuki tartışmaları, Türkiye'de hukuk sistemindeki tıkanmaların nedenlerini, Stajer hukukcuların yeterliliğini ile Türkiye Barolar birliğin ve ilerden yapılan seçimlerindeki kadınlara neden yeterince yer verilmediğine dair konuştuk.

Söyleşimizin devamı şöyle;

Sayın Avcı bilindiği gibi yıllardır muhalif basın sürekli baskı altında, basın çalışanları göz altına alınıyor, tutuklanıyor KHK’lerle bir çok basın kapatıldı. Son zamanlarda tartışılan bir konu meclise gelen basın yasası ve bunun hukuki boyutu olarak neler söyleyebilirsiniz

Evet gerçekten Türk iyede uzun yıllardır belki cumhuriyet tarihiyle eş değer kabul edilebilecek bir sorundan söz etmek gerekiyor. Demokratik ülkelerin tümünde basın biliyorsunuz basın 4. Güç 4. Kuvvet olarak tanımlanan belki de anayasada yasama yürütme yargı kadar güçlü olan ve demokratik eleştiri mekanizmalarının geliştiği toplumlarda da hükümetleri düşüren yeni hükümetler kurulmasına vesile olabilecek kadar güçlü bir organizasyon. Tabi her hakkın bir sınırı mutlaka vardır çünkü hakkın kötüye kullanılmaması gerekir. Basın özgürlüğü bizim açımızdan niye önemli? Bilgi ve haber alma hakkı olan insanların, eleştiri yapma hakkı olan insanların ya da yöneten kişilerin yönetilenlere ilişkin olarak yapmış oldukları uygulamalara ilişkin olarak şeffaf bir topluma aracı olmasını istediğimiz konuların tümünde, ihtiyaç duyduğumuz tek şey şeffaf gerçek, insanların anında haber ve bilgi sahibi olmasını sağlayan basın uygulamalarıdır. Bu ulusal uluslararası veya yerel düzeyde olabilir önemli olan şudur yani insanların haber alma haklarının objektif nesnel ve şeffaf bir şekilde sağlanmasıdır. Türkiye’de bu yoktur Yani bu sadece AK Partinin meclise getirdiği yasal düzenlemeden önce de tartışılan bir şeydi. Yıllarca tartışmalara konu olan sarı basın dedikleri iktidar yanında olan havuz medyası dedikleri, yandaş medya dedikleri dolaysıyla manipülasyonla yönetenlerin iktidarların yönetilen insanlar hakkında gerçekten karar alabildikleri yönlendirebildikleri insanlardan gerçekleri sakladıkları ve dolayısıyla bir eleştiri ortamına izin vermedikleri basınla karşı karşıyayız. Yani bu Türkiye’de gerçekten on yılların sorunu olan bir sorun. Şimdi durup dururken Ak parti MHP ile beraber basın kanununda bazı değişikliler yapma ihtiyacı hissetti. Bunun bir sebebi var aslında AK Partinin meclise getirdiği bu kanun teklifi bir torba yasa aslında. Basın kanununda değişiklikler, eklemeler yapmak istiyor ama aynı zamanda bir torba yasa içerisine sokarak yapıyor ve AK Partinin 2002’den beri torba yasalarla getirdiği hiçbir kanunun ya da hiçbir kanun maddesi, düzenlemesi 40 maddeden bahsediliyor. O 40 maddede bir virgül bir nokta bir bağlacı bile boşuna koymaz. Siz de biliyorsunuz o madde içerisine her ne ekleniyorsa onda bir amaç vardır. Ve bunu neden torba yasa içinde yapıyor, sadece kamuoyunun dikkatini çeken bir konuda bir düzenleme yaparken insanların eleştiri yapmayı yada bundan haberdar olmasına tepki göstermesine karşı bir gece vakti torba yasa ile bu değişiklikleri yapar. Burada aslında yapılan şey şu İnternet biliyorsunuz insanların hayatına girdikten sonra artık hükümetlerin kontrolünden çıktı haber alma ya da haber sağlayan kaynaklar manipüle edilemeyecek boyutlara geldi. Yani bir haber düşünün dünyanın her hangi bir ücra noktasında bir olay gerçekleştiği anda aynı saniyeler içerisinde dünyanın en uzak bir başka noktasında bilgi sahibi olunabiliyor bunun üzerine birde internetle bağlantılı olan sosyal medya platformları çıktı. Sosyal medya platformlarında da insanlar tartışabiliyor. Yani bu tartışmalar hükümetin vatandaştan gizlemek istediği ya da manipüle etmek istediği olayları olguları gerçekliğiyle aktarabiliyor ya da insanlar bundan farklı şekilde haberdar olabiliyor ve bunu kontrol edemiyor hükümet çünkü twitter gibi platformlar hükümetlerin kontrolünde olan yada hükümetlerin müdahale edebildikleri alanlar değil. Dolayısıyla siz internet ortamında bu tarz bir sosyal medya platformunda paylaşılmış bir haberin veya tartışma olgusunun kontrol edilebilir olması için sizin müdahale alanı açmanız gerekiyor ve twitter buna imkan vermiyor. Diyor ki biz özgür bir tartışma platformuyuz dolayısıyla sizin müdahalenize bazı haberlere erişim engeli getirebileceğiniz bir alan değiliz. O da ne yapacak bir yasal düzenleme ile twitter ve twitter benzeri sosyal medya platformlarının büro açma temsilcilerinin bir milyon abone olan kişilere ulaşırken bir takım sorumluluklar yüklenmesi gibi bazı düzenlemeler ile bunu kısıtlamaya çalışacak. Bu işin bir yönü bir yönü de şu ceza kanununa ek bir madde ile siz gazetecisiniz dolayısıyla kaynak paylaşmadan bir haber yapabilirsiniz ve bu haberi internet sitelerine koyabilirsiniz. Bu arada bu yasa internet haberciliğini de düzenliyor. İnternet gazeteciliğini ve haberciliğini süreli yayınlar platformuna koyuyor. Yani günlük çıkan gazeteler gibi bazı sorumluluklar yüklüyor. İşte reklam alabilir diyor, düzeltmeler normal süreli yayınlarda nasıl yapılıyorsa internet haberciliği ya da internet medyasında olabilmesinin de yolu açılıyor. Bunlar bazı yönleriyle konuşulup tartışılabilir ama asıl önemli olan şu; siz bir gazeteci olarak kaynağını belirtmeden haber yaptığınız zaman bu haberi hükümetin bu kanunla getirdiği bilgi işlem merkezi dediğimiz ya da basın ilan kurumu ile ilgili düzenlemeler yaparak kontrol edilebilir yani halkı manipüle eden dolayısıyla yalan haber yaymaya dönük bir haber olduğunu belirterek kaynağını açıklamasanız 6 yıla kaynağı belli ise 3 yıla kadar ceza verilecek bu haberi yapan gazeteciye İkinci olarak işte internet portalında bu yayınlandığı için siz işte internet gazetenizi kapatacak ya da yayını engelleyecek buna müdahale edebiliyor.

Bu müdahale işte demokratik ülkelerde nasıl oluyor yani onu da birazdan konuşuruz dünyada demokrasisi güçlü olan hiçbir ülkede yasal anlamda bir düzenleme ile bu müdahale yapılmıyor. Yani bunun farklı işte birtakım eleyici yada işte süzgeçten geçiren mekanizmaları olabilir ya da farkındalık oluşturan bir takım farklı platformlar ya da kurumlar kuruluşlar olabilir ama yasal düzenleme ile basını bu şekilde kontrol eden sadece demokrasisi gelişmemiş ülkeler. Bazı yönleri ile tabi ki az önce de başta söyledik hakkın kötüye kullanılması mümkün değil. Gazeteci haber yaparken insanlara hakaret eden tahkir eden işte suç isnadında bulunan Dolayısıyla kaynağı olmayan ya da delili olmayan şekilde insanların lekelenmeme hakkını tabii ki ortadan kaldırabilir .Ama bunun için bu kanuna gerek yok yani bunun için zaten Ceza Kanunu örneğin iftirayı düzenleyen hakareti düzenleyen maddeleriyle bu zaten sağlanabiliyor . Yani siz işte kalkıp internet üzerinden birisine hakaret ederseniz onun cezası da yasa da tanımlanıyor böyle bir düzenleme gerek yok. Bu düzenlemenin en fazla işte gündemde tartışılan mecliste de aslında tartışılan yönü bu Örneğin gazeteciler arasında tartışılan yönü bu yani 29. maddede eklenen şey işte bu dezenformasyon dedikleri yasa yani bunun da tam ismi işte dezenformasyon diyorlar işte ki bilgi kirliliği yaratmak işte ceza kanununa bir ek yapıyorlar onunla diyor ki bu aslında yeni bir suç tipi Yani bu da bu şekilde yapılır mı yapılmaz mı belli değil Ama diyor ki işte sizin Türkiye Cumhuriyeti üzerinde düşünelim iç dış güvenliğini tehdit eden genel sağlığı tehdit eden boyutta halkı paniğe sevk edecek yanıltıcı bilgi içeren paylaşım diyor. yani bu aslında yasanın tam olarak 29 maddede belirttiği şey bu şimdi orada işte bir bazı tanımlamalar yapıyor yani belirli olan tanımlamalar olması lazım yani hangi fiil ne şekilde işlenirse bu yasa kapsamına gelir o belli belirsiz hani yoruma çok açık bir şey Örneğin halkı yanıltıcı Bilgi nedir tanımını yapmış ama mesela şunu tanımını yapmamış kanun gerekçesinde: gerçeğe aykırı bilgi nedir? Bunun değerlendirmesini kim yapacak? Bu değerlendirmeleri hükümet mi yapacak onu işte gerçekten objektif bir takım nesnel değerlendirmeleri yaparak bazı kurumlar kurmuşlar mı yapacak halk mı yapacak bu sübjektif bir şey halk arasında endişe veya korku veya paniği yaratma saiki derken bunun tanımlamasını yapmamış mesela gerçekten hani belirsiz hangi haber halkı işte korkuya paniğe ve endişeye sevk edecek bunu kim değerlendirecek yani mahkeme bunu belirlerken hangi kıstası gözünün önünde bulunduracak bunu tanımlaması yapılmamış dolayısıyla Yani ortada işte belirsiz olan yani hükümet tarafından değerlendirilme imkanı olan ya da işte hükümete bağlı olduğu konusunda eleştiriler yapılan yargının belirleyeceği ya da sınırlarını çizebileceği bir şey var Yani ortada bir bilgi kirliliği yarattığı söylenen dezenformasyon yaratan bir şey var İddia var ya da böyle bir düzenleme var işte gazeteciler bassın yani dernekleri vesaire Neyse bunlar tamamı haklı olarak buna karşı çıkıyor yani diyor ki kardeşim yani bunu Eğer bir yasayla ille düzenlemeniz gerekiyorsa mesela bunu gelin oturalım bütün kurumlar Örneğin taraflar işte basını temsil eden taraflar dernekler cemiyetler Neyse ya da vatandaşlar ya da Hukukçular yani buna bir şey çizelim yani belirli bir hale getirelim bu suç Eğer bir suç tipi olarak tanımlanacaksa maddi unsurların ne ise net olarak ortaya koyalım yani belirsiz kalmasın.

Neden? Çünkü TÜİK verileri yayınlanıyor diyelim ki; diyor ki enflasyon hükümet diyor yüzde 60 . Ama gerçekte siz hayır o kadar değil ekonomistle konuşup onun verdiği bilgiler üzerine yüzde 160 derseniz hükümet bunu da halkı korku endişe veya paniğe sevk edecek TC’nin milli güvenliğini tehdit edecek bir paylaşımdır haberdir dezenformasyon içeriyor dolayısıyla yalan bilgidir deyip sizi mahkemeye verebilecek ve siz 3 yıldan 6 yıla kadar ceza alabileceksiniz. İtiraz etmemiz gereken durum bu. Dünyada bir takım farklı uygulamalar var diyelim ki sizin ülkeleri n dezenformasyon politikaları var . Bunun bir takım yöntemleri var kanunlarla müdahale edilebiliyor. Devlet eliyle doğruluk kontrolü olan bir mekanizmayla müdahale edilebilir, komisyon faaliyetleri veya hükümet inisiyatifleri ile müdahale edilebiliyor ya da farkındalık kampanyalarıyla yapılabiliyor. Amerika’da bir kanun yok yani Cambridge Analitica skandalı gibi bir dizi olayın merkezi olmasına rağmen sosyal ağ sağlayıcıları 3.kişilerindavranışlarından sorumlu tutulmuyor. Mesela dezenformasyona karşı yasal düzenleme yapılmamış, İngiltere’de de bir yasal düzenleme yok. İngiltere’de 1688 tarihli bir yalan haber yayma yasağı var, 1988 tarihli kötücül iletişim kanunu ve 2003 tarihli iletişim kanunu bulunuyor. İngiltere’de parlamentoya bağlı dijital kültür medya ve spor komisyonu konuya ilişkin inceleme yapıyor. Veri güvenliğine yönelik bir bilgi komiserliği bulunuyor. Acil yanıt ünitesi yanlış bilgilere karşı dört aşamalı strateji ile çalışıyor. Dezenformasyon yayan kaynakların bulunması ve gözetlenmesi değerlendir diyor bulunan kaynağın risk değerlendirmesi yapılmasını istiyor yarat demiş İşte doğru bir içerik yaratılarak dezenformasyonun doğru anlatının dengelenmesini bir de hedefle demiş uygun içeriğin kamunun genelinde görünür erişir olabilmesini sağlayacak şekilde hedefle demiş. Fransa’da aynı şekilde 2018de buna karşı bir kanun örneğin enformasyonun manipüle edilmesine karşı mücadele kanun olarak yürürlüğe girmiş ama burada Mesela bu kanuna göre günlük belirli bir sayıda kullanıcısı olan ağlar Fransa'da temsilci bulundurmak zorunda yani buna karşı olarak sosyal Haber seçim süreçlerinde sponsorlu içerikler hakkında hesap vermek durumunda yani seçimlere Manipülasyon katmamak için yalan haberlerini yayılmasını önlemek adına bu süreçte yasal işlemler başlatılıyor yalan haberin tanımlanması ise 1881 tarihli basın özgürlüğü kanununa ve hakime bırakılıyor.

Fransa’da bunların da 3 önemli kriteri var; yalan haber açık olacak diyor yapay yollardan ve büyük çapta yayılmaya başlamış olmalı diyor kamu düzeni ve seçim selahatını bozma potansiyeli taşıması gerektiğini söylüyor Almanya'da da benzer bir düzenleme var yani bizim Türkiye'nin Aslında Avrupa Konseyi Bu konuda bir takım Özellikle sosyal ağlar üzerinden bu tür dezenformasyona karşı bilgi kirliliğine ya da yanlış bilgi yayma ifade özgürlüklerini de korumak kaydıyla bir takım çalışmalar yürütmüş . Bu bir rapor yayınlamış Mesela bu İlginç onunla da ilgili şunu diyor ki; dezenformasyon desenformasyon ve desenformasyon tanımlarını detaylı bir şekilde sunuyor yani yanlış haber deyimini kullanmaktan özellikle çekinen rapor bu tanımın politikacılar tarafından kabul edilemeyen haberleri tanımlamak üzere sık sık kullanıldığını yani Türkiye'de Aslında bizim hani en fazla endişe duyduğumuz kısım bu bir engelleyen öncelemeyen ülkelerde kısıtlayıcı bir etkiye sahip olacaklar mesela Türkiye'nin aralarında bulunduğu yasal zemin çözümünü savunan işte Fransa ve Almanya'ya örnekler ne kadar Almanya'nın düzenlemesi yeni bir yasa ortaya koymamış olsa da diğer meşruiyet kaynağı olarak görüyor mesela kamboçya'da Vietnam Taylan Endonezya Filipinler Malezya'da yani buralarda mesela Almanya'nın Ya da Avrupa Birliği'nin düzenlemelerini meşruiyet kaynağı olarak bunlar da sunuyor ama düşünün Bunlar mesela Türkiye'ye göre işte daha geri olması gereken ülke bizim temel olarak Hani itiraz ettiğimiz şey şu yani tanımı Eğer ceza kanunda yasal bir düzenleme ile dezenformasyonla mücadele edilecekse bunun kriterlerinin suçun maddi unsurlarının tanımlanabilir objektif olarak her hakim tarafından değerlendirilebilir aynı şekilde değerlendirilebilir Örneğin Yoruma açık olmayan kıyas yapılması mümkün olmayan bir şeyler belirli olması gerekir yani bu çünkü gerçekten ceza tehdit ediyor sadece bu ceza tehdidiyle de kalmıyor aynı zamanda bu haberi yapan internet sitesi kapatılıyor en az 2 yıl boyunca kapatılıyor Dolayısıyla düzeltme ile ilgili Tamam bazı düzenlemeler de öneriyor işte diyor ki 24 saat içerisinde Siz buna ilişkin metinde herhangi bir değişiklik yapmadan yayınlamak zorundasınız falan diyor ama bence tamamen Bu haliyle çıkartılması gerekiyor. Bence eleştirilmesi gereken bir diğer konu da şu Bilgi İşlemeleri Teknoloji Başkanlığı var bir de Basın İlan Kurumuna ilişkin bir takım düzenlemeler yapıyor. Basın kartı komisyonu oluşumu ve buna gazetecilere basın kartı verilmesine karar verecek komisyonu ne şekilde seçileceğini belirliyor burada Tehlikeli olan şey şu Yani gerçekten iktidara yakın gazeteciyle iktidara muhalif gazeteci ayrımını yapıyor çünkü kendi basın kartı Komisyonunu kendisi oluşturuyor Dolayısıyla kimler olacak hangi üyeler olacak bu üyeler iktidarım belirleyecek kişiler ve kimlere gazetecilik yolunu açıp kimlere kapatacağını da bu belirliyor Bu çok tehlikeli yani Örneğin saraya biat etmeyen bir gazeteciye bir muhalif kişiye sadece cezaevi  yolunu gösterebilecek ve bunun da basınla ilgisi olmadığını ve terörist olduğunu söyleyecek ona da basın kartı var basın kartı Yok Diyecek Dolayısıyla o kriterleri de kendisi belirliyor.

Bu çok tehlikeli bir diğeri de şu; bilgi işlem teknolojileri BTK’nın düzenleme alanını yetkisini çok geniş tutuyor size işte yalan haber yayıyorsunuz diyerek hiçbir gerekçe sunmadan yayınınızı mahkeme kararıyla durdurup Bu da yetmiyormuş gibi Sizin internet haberciliğinizi işte gazetenizi de kapatma yetkisini bunlara veriyor mesela buradaki kriterlerin ne olduğunu da bu belirleyecek Yani bu da objektif mesela mahkemeler tarafından belirlenen bir şey olmayacak Bu da çok tehlikeli bir düzenleme Bence basın özgürlüğü açısından işin bir diğer yönü de var bunların belirleyen komisyon da muhalif karşısında da kimse komisyonda da yok Tamamen kendine yandaş dedikleri gazetecilerin oluşturduğu bir komisyon orası zaten Bunlarda kendilerine muhalif olan gazetecileri Hedef alınacak bir tehlikeden söz ettiniz. Yani basın kartı vermediğimiz için bu adam zaten gazeteci değil diyecek. Dikkat ederseniz hükümet yetkilileri diyor ki Türkiye’de bir tane tutuklu gazeteci yok. Niye yok diyor çünkü bunlar gazeteci değildir gözümde diyor. Bu çok tehlikeli ifade özgürlüğü bilgi edinme özgürlüğü basın özgürlüğü anayasal hakların tümüne aykırı bir kanun olacağını düşünüyorum

Basınla başladık bir de Türkiye ve Dünya hukukunu karşılaştırırsak neler söyleyebilirsiniz

Gerçekten Türkiye’de yargı serüveni hukuk serüveni yıllara yayılan bir mücadele serüveniş. Bazı ülkeler için değil bu bütün ülkelerin bir hukuk politikası ceza politikası vardır. Sonuçta devletlerin zaman zaman kendilerine tehdit olarak gördükleri kendi vatandaşlarına dahi uyguladıkları bir düşman hukuku politikası vardır. Bazı ülkelerin Türkiye’nin de içinde bulunduğu ülkelerin terörle mücadele kanunları vardır. Bunlar hepsi aslında devletlerin hukuktan bekledikleri yada ceza politikasından bekledikleri sonuçlardır. Neden iç güvenliğini dış güvenliğini bir şekilde hukukun koruması altına da alma istediği içindir. Ama bu keyfilik oluşturuyor bu keyfiliği engelleyecek şey sizin bir de uluslararası evrensel hukuk ilkelerine göre kurulmuş bir takımlar örgütler yapılanmalara üye olmanız veya üye olduktan sonra bu komisyonlara verdiğiniz yetkiyle sizin iç hukukunuzu denetilebildikleri bir takım düzenlemelerle üst düzenlemelerle üst kurullarla kontrol edilmesi gereken bir alandır. Yani örnek veriyorum siz bir ülke olarak kendinize bir takım tehdit algısı oluşturup hukuku bir savunma mekanizması olarak kullanırsınız. Burada iyi niyetli olsanız bile bu keyfiliğe neden olabilecek bu tehdit içerisinde olmadığı halde tehdit tanımlaması içerisinde kabul edilebilecek kişiler üzerinde ciddi anlamda bir hak mağduriyetine neden olacak yada daha güçlü olan bir iktidarın daha zayıf bir muhalefeti Türkiye’de şu an olduğu gibi hukuk eliyle artık araç sallaştırdığı ya da silah olarak kullandığı bir şekilde cezalandıracak ya da politika yapmasını engelleyecek ya da konuşmasını engelleyecek ya da hiçbir gerekçe dahi sunmadan kendisine ileride tehlike olabileceğini düşündüğü kişileri etkisiz hale gelmesi için kullanacak yani işte düşman ceza hukuku dediğimiz budur. İlk Almanya’da faşist bir Gunter Yakop diye bir ceza hukukçusunun ortaya attığı şeydir. Diyor ki iki tür vatandaş vardır dolayısıyla bu iki türlü vatandaşa karşı iki türlü hukuk vardır. Yani birincisi gerçekten vatandaş olana uygulayacağınız hukuk Bir de düşman olan ama sizin vatandaşınız olan kişi uygulayacağınızı kuruttur şimdi düşman vatandaşına uygulayacağınız hukuk diyor ki şu değildir adam işte ceza kanununda Örneğin hangi suç tipi cezalandırılır işte bir kusurlu bir iradeye dayalı bir fiil ve o fiilin de Ceza Kanunu bir karşılığı vardır Eğer bunu işlerseniz bunun bir cezası olur ama düşman ceza hukukunda diyor buna gerek yok . Siz bir gazeteci olarak bir suç işlemeseniz bile ileride muhalif kimliğinizden dolayı güvenlik tehdidi olabileceğiniz için şu neden bu fiili işlemeseniz bile önleyici bir tedbir olarak cezalandırabilirim diyor. Örneğin Terörle Mücadele Kanununda çok tartışılan bir madde var terör tanımı dünyanın hiçbir yerinde mesela objektif her yerde kabul edilebilir bir tanım olarak tanımlanmıyor Örneğin işte Fransa'da terör farkı tanımlanıyor Türkiye'de farklı tanımıyor İngiltere'de farklı tanımlanıyor ya dünyada evrensel bir tanım bir terminolojide terörün bir yeri yok şimdi 7. maddede Propaganda kaynaklanan bir şekilde herkese tehdit olarak kullanıyor uyguluyor ve ceza veriyor Örneğin internet üzerinden Siz hükümete eleştirdiğinizde 2.5 yıldan 5 yıla kadar ceza verebiliyor Yani bu kontrol edilebilir, iması için yapılacak şey işte dediğim gibi bu uluslararası üst komisyonlarla iç hukukunuzun denetlenebildiği ya da haksız uygulamaların önüne gittiği bir yargı merceğinin ya da bir şikayet merciinin olması ile ancak çözülebilir işte bizde de biliyorsunuz Üyesi olduğunuz Avrupa komisyonunda kurdu bir mahkeme var bu mahkemenin işte kuruluş amacı bu aslında yani komisyon üyesi ülkelerin o sözleşmede belirlenen maddelere ya da şartlara genel olarak insan hak ve hukukunu düzenleyen maddelere devletlerin uyup uymadığını kontrol etmek ya da devlete dönük böyle şikayetler geldiği zaman bunu karara bağlamak ama maalesef mülteci sorunuyla beraber değerlendirildiğinde komisyonun AİHM’in verdiği hiçbir kararı etkili bir şekilde uygulayamadığı bir dönemle karşı kaşsıyayız. Biliyorsunuz iki kez Selahattin DEMİRTAŞ hakkında ihlal kararı verdi Osman KAVALA hakkında ihlal kararı verdi tahliye edilmesi gerektiğine dönüp bakanlar olmasına rağmen uygulamıyor hâlbuki anayasanın 90 maddesinde ise uluslararası sözleşmelerin tümü mecliste onaylanmışsa Türkiye'deki kanun gücündedir Hatta Türkiye'de kanunun üstünde anayasa gücündedir Ama buna rağmen bu keyifli devam ediyor

Bu tıkanan yargının çözümün ne olmalıdır Yani yarın Neyi konuşabiliriz her tarafı sıkıntılı yani hukuk tıkanmıştır çözüm ne olmalıdır?

Hani gidebilecek bir durumda değil yani neden değil Çünkü hukuk sadece şeyi ilgilendirmiyor devletin kendi güvenliğini ilgilendirmiyor hukuk işte kutsallaştırılan putlaştırılan bir yapıyı bir organizasyonu korumak için oluşmuş bir şey değil genel anlamda hukuk insanı koruyan insanın gelişimini yaşam hakkını kendisini doğal haklarıyla ifade edebilmesini koruyan güvence altına alan bir şeydir ve bu aslında belki Hani İlkel toplumlardan bir bunun mücadelesi verilerek bulmadığı yaşam hakkının olmadığı hiçbir hakkının olmadığı bir dönemden güçlü olan yönetenlerle yönetilenler arasında yapılan bir sözleşmededir yani yasa dediğimiz şey yani oradaki sözleşmenin amacı da tekrar söylüyorum Devleti korumak değil vatandaşı insana yönetilen korumasız olan Güçsüz olan Dolayısıyla elinde güç olan silah olan ya da işte üretim Araçları olan her ne dersek diyelim işte Sanayi toplumda üretim aracı olan ama feodal toplumda derebeyinin Ordusu olan ya da işte kralın askerlerinin olduğu bir güce karşı kendini korumak için bir oluşan bir sözleşmedir. Dolayısıyla vatandaşı ilgilendiriyor vatandaşı ilgilendirdiği için de gene son sözü söyleyecek bunun mücadelesini verecek işte bu İnsanların oluşturduğu toplumdur Yani bunun mutlak suretle değişmesi böyle gitmemesi gerekiyor Bunu yapmak için bizim tercihlerimiz tabi ki bunda iki türlü tercih var; buna karşı mücadele edersiniz bu hukuk zeminini işte kabul etmezsiniz doğrudan sisteme karşı bir mücadeledir ya da sistem içinde kalırsınız gene sistem içinde hak mücadelesini yürüterek örgütlenerek güçlenerek bunun değişimi sağlamak için baskı yaparsınız iktidar veya yöneten kimse bunların değişmesini sağlarsınız. Burada en önemli şey sivil toplum dediğimiz alan yani sivil toplum gücüyle örgütlenmesi ile ancak hükümete kamuoy baskısı oluşturarak hükümetlere bu değişiklikleri yaptırtabilirsiniz ya da işte oy verdiğiniz insanlara baskı yaparım ya da oy verdiğiniz partilere baskı yaparak Yani bir şekilde sivil toplumun mücadelesi ile örgütlenerek çözebileceği sorunlardır Bunlar demokrasi içerisinde çözülebilecek sorunlarda yani işte bunun içinde Aslında ne yapmak gerekiyor demokrasi mücadelesi vermek gerekiyor. Demokrasi güçlü değilse hukuk demokratik değildir yani yasa devleti olmanız ötesinde bir anlamınız olmaz bu da işte polis devletidir. Polis devleti kollukla çalışır genelge ile çalışır KHK ile çalışır yönetmelikle çalışır yani yasa bile değildir. Yasayı çıkaran meclistir anayasayı ya da yasaları değiştiren üzerinde Konsensüse sağlanan büyük bir çoğunluktur ama bunların hiçbirisi polis devletinde demokrasisi onun demokratik olmayan hukuk devletlerinde olan şeylerdir Yani bu açıdan bizim Öncelikle demokrasi için mücadele etmemiz lazım

Avukatlar Hep de yargıyla arasındaki diyaloğuna değinirsek bir aynı zamanda son zamanlarda yine tartışılan avukatların beyanı söyle bunu kabul ediyor Kabul etmeyenler var Buna ilişkin neler söyleyebilirsiniz

Yada bunun için gerçekten bir boşluk yok. yani buradaki sorun şu; içinde olduğumuz için örnek veriyorum işte ceza mahkemesi kanunu Mesela bu kanunun içerisinde usul hükümleri var usul hükümlerini aslında bir hukukçu bir avukat ortalama düzeyde bilse ya da önce avukat Kendi hakkını bilsin bilgisine sahip olmam bir şey ifade etmiyor diyemiyoruz Yani gerçekten Aslında temel sorunların çoğu buradan kaynaklanıyor bizim eleştirdiğimiz yasayı bile bilmemizden eleştirdiğimiz yasanın bile tümüne hakim olmamamızdan kaynaklanıyor şimdi hakimler de bilmeyebilir yasayı usulü, duruşma açıyorlar ve o duruşmaya taraflar Katılıyor Yani bu tarafların kim olduğu kim olacağı hepsi usul yasasında yazılmamış mı yazılmış diyelim ki bir adam çıktı geldi hiç taraf değil ama dedi ki Ya ben de işte bu suçtan zarar gördüm mağdurum ve bu dosyaya duruşmaya katılmak istiyorum ya da adam iş taraf olarak katılmak istemiyor İzleyici olarak katılmak istiyor diyor ki evet yani ben geldim bu duruşmayı izlemek istiyorum şimdi bir hak ileri sürdü Bu hakkı ileri süren kişinin gerçekten oradaki konumunu haklı olup olmaması açısından değerlendirilecekse sizin Onu nereye bağlı geçirmeniz gerekir tutanağa bağlanmanız gerekir şimdi o tutanak nedir? Duruşma tutanağıdır. Kim o duruşma da varsa kim bir müdahalede bulunursa kim bir talepte bulunmuşsa Yani haklı olsun olmasın ilgisi olsun olmasın tutanağı geçtikten sonra hakime yasa bir takdir vermiş onu kabul eder veya reddeder. İtirazım varsa itiraz et bana yeter hakim kabul eder Yani bunda usul yasasının hiçbir boşluk şimdi o kadar arkadaşlarımız girip duruşmada Örneğin müdahale talebinde bulunurken senin müdahale etme hakkın yoktur Ben senin talebini geçmiyorum diyebilir mi diyemez. Yasa da duruşma tutanağı resmi belgedir ve orada denetimi açık bir şekilde Kim ne demiş Kim katılmış hepsini geçirmek zorundasın Şimdi sizin o dediğiniz güncel bir mahkeme kararı aynı zamanda oradan zannediyorum şey yapıyorum talepte bulunuyor O da itiraz ediyor beyanımı geçireceksin diyor O da geçmeyeceğim diyor geçmek zorunda değilim diyor vesaire tartışmalar yaptırıyor bu Avukat bu hakim şikayet ediyor ve o tutana geçmemeden dolayı mahkeme hakime görevi kötüye kullanmadan ceza veriyor yani olması gereken Dolayısıyla bizim bütün sorunlar Avukat beyanlarının tutana geçip geçmemesi ya da avukatın Örneğin emniyete gidip ifade alınırken müdahalesine izin verilmemesi ya da o müdahalesinin tutanağı geçmemesi ya da avukatın gidip işte bir talepte bulunduğu zaman mahkemede hakimin muhatap almaması savcının muhatap almaması Bütün bunlar aslında bizim hukuk bilgimizin ya da usul bilgimizin olmamasından kaynaklanıyor. Yani bir çok sorun var evet yasal anlamda usul anlamında boşluk üreten birçok sorun var ama emin olun uygulamada çoğunlukla avukat arkadaşların usule hakim olmamasından kaynaklanıyor yoksa bir savcının sizin beyanınızı geçmemesi ya da işte bir polisin ifade alırken Siz müvekkilinizin beyanına dönük ekleme yaptığınız zaman ya da beyanı bittikten sonra ekleme yapmak istediği zaman ekleme yapılmaması ya da duruşmaya katılıp sizi muhatap alıp tutanağa geçmemesi hepsi avukattan kaynaklanan sorunlar. Hakimler usulü bilmeyebilir ki bir çoğu bilmiyor. Özellikle son dönemde iktidara yakın olan FETÖ ile ihraçlar yapıldıktan sonra 5500 tane hakimi ihraç ettiler ve onların yerine aldıkları hakimlerin %90’nı AKP belediye meclis üyeleri kimi AKP il teşkilatlarında çalışan ilçe teşkilatın belediyelerinde avukat olan kişiler Dolayısıyla bu kişilerden sizin oluşturduğunuz hakim kadrosu usule hakim olmayabilir ama bizim olmamız lazım yani onu demek istiyorum eleştiriyorsak da olmamız lazım uygulanmasını istiyorsak da bilmemiz lazım yani temel sorun bu aslında

30 yıllık bir hukukçu kimliğiniz var bu 30 yıl hem hukukçu kimliğinize hem izlenimleriniz yani Türkiye'nin neler söyleyebilirsiniz genel anlamdaki bu izlenenlerinizle ilişkilere söylüyorum söyleyebiliriz

Kesinlikle şunu söyleyebiliriz; hukuk uygulamaları gittikçe Türkiye’de daha kötüye gidiyor. Yani biz yıllar önce DGM’leri eleştiriyorduk, DGM’lerde asker üyeler vardı ve bağımsız değildi diyorduk haklı olarak Avrupa insan hakları mahkemesine başvuruların çoğu devlet güvenlik mahkemelerinin içerisindeki askeri üyeden dolayı bağımsız olmamasına tarafsız olmamasından kaynaklanıyordu daha sonra işte Sonradan yani anlaşıldı ki tabii biz o zaman o şeyi görüyorduk fetö'cülerin örgütlendiği güçlendiği gerçekten Çünkü yargının işlevselliğini Biliyorlar yani yargı gerçekten kötüye Kullanıma çok müsait Eğer siz hukukçu değilseniz hukukçu kimliğiyle orada bulunmuyorsanız yönlendirmeye de müsait talimat almaya da müsait dolayısıyla siyasallaşmaya da müsait bir alan Hele ki sizi denetleyen üst mekanizmalar objektif değilse eğer onlar da size o yolu açmışsa mesela fetö döneminde Yargıtay bu yerel hakimlere Bu yolu açıyordu nasıl açıyordu örneğin suç tanımlamalarıyla Eskiden diyelim ki DGM’ler zamanında örgüt üyeliği örgüte yardım suçunun Öyle daha maddi Kriterleri varken Yargıtay “ bu adamın örgüte katılmasına gerek yok, örgüt içerisine girip eğitim almasına gerek yok, siyasi eğitim almasına gerek yok,” diyerek organik bağ diye abes bir kriter ortaya attı. Hukuka aykırı kanunsuz Suç ve Ceza olmaz ilkesine aykırı olmasına rağmen sadece Yargıtay’ın bir içtihatçıyla ne kadar muhalif varsa ne kadar muhalif varsa bu maddeden dolayı bu kriterde dolayı örgüt üyeliğinden içeri atıp ceza verirler bunu denetlemesi gereken Yüksek Mahkeme. Şimdi yerel hakim nasıl hareket edecek ona göre hareket edecek ona göre hareket edecek. Daha sonra bu ihraçlardan sonra gelen yapı ise hukuka ,önceki adamlara rahmet okutacak düzeyde, zarar verdi yani düşünün gerekçesiz karar verildi. Yani önceden fetö'cü hakimlerin verdiği kararlara baktığınızda yanlış da olsa yani bir gerekçesi vardır yani adam minareyi yani kılıfında uydurma adam gerekçesini yazıyor bu dönemde gerekçeye ihtiyaç duymuyor Yani tabiri caiz ise “Ben böyle uygun gördüm” deyip karar verebiliyor Yani bunu şöyle mesela yanlış anlaşılmasın yani bu dinlendiği zaman ya olur mu? Gerekçesiz karar olur Yani şöyle Sizin şu şekilde yazıyor bu gerekçedir demeniz gerekçe değil gerekçe dediğimiz şey nedir size yüklenen suçla ortaya konulan deliller arasında bir ilgi alaka kurmanızdır. Eğer siz ilgi alaka kurmadan ceza veriyorsanız bu kanaat de verilen bir cezadır ve gerekçesizdir. Yani bu dönem daha da kötü biz işte Yani bizim demokrasi için itiraz etmemiz lazım bizim demokrasi için mücadele etmemiz lazım yani sadece hukuk için mücadele etmek bir şey ifade etmiyor Demokrasi ne kadar güçlü olursa daha doğrusu işte Cumhuriyet diyoruz ama yani bu cumhuriyetin de niteliği olması lazım yani Örneğin demokratik olması lazım Adil olması lazım sosyal olması lazım eğer bu niteliklerine kadar güçlü olursa Hukuk da o kadar güçlü olur yani kendi kendini düzeltir düzelmemesi mümkün değil Ancak öyle düzelir Benim gördüğüm bu güne kadar gelirken daha kötüye geldik inşallah bundan sonra daha kötü gitmeyiz.

Sayın Avcı az önce henüz eleştirel olarak yaklaşan bir avukat olarak yani hakimlerin çok hakim ve savcıların hem fetö döneminde hem önceki dönemlerde kendi görevlerini bilmeyebilirler ve yeterli bilgiye sahip olmayabilir dediniz sizlerin yanında yeni stajyer olarak avukatlar ve baroların stajyer avukatların Yani bu eksik veren kendi Ee avukatlık kimliği noktasındaki yapması gereken müdahale edilmesi gereken tıkanan yerlerde müdahale edilmesi noktasında Sizce yeterince barolar ve meslektaşlarınız stajyer avukatların sorunları nelerdir neler söyleyebiliriz yeterince bir eğitimden geçebiliyor geçtiniz diyebilir miyiz

Amerika’da Fransa’da Almanya’da hukuk eğitimi lisans eğitimi değil. Yani siz ben liseyi bitirdim gidip 4 yıllık hukuk eğitimi alacağım diyemiyorsunuz. Yani hukuk o kadar önemli görülen şey ki bu insanlar diyor ki ancak lisansüstü eğitim olabilir. Yani hukukun eğitim seviyesinin o olması gerekir. Bu iyi bir şey mi bana göre çok iyi bir şey. Hukuk eğitimi tıp eğitimi gibi hiç matematik olmadan anlayabilecek bir eğitimdir. Ben Türkiye’de ya da işte dünyanın başka ülkelerinde tıp da yani işte sayısal alana alınmasını ya da matematik fen ağırlıklı alınmasının da anlamsız olduğunu düşünüyorum. Çünkü tıp daha çok el becerisinin, insan sevgisinin, merhametin ön plana çıktığı ya da ezber bilginin olduğu bir alan olarak kabul edilebilir. Ama hukuk öyle değil tam tersine bizdeki şeye baktığınız da matematiğin tamamen muhakemenin mantığın devre dışı bıraktığı bir eğitime tabi tutuluyor bu aslında bilinçli bir tercih. Az önce söylediğim gibi bu aslında bir devlet politikası. Hukuk eğitimi için ise sizin matematik bilginizin ya da muhakeme yeteneğinizin ölçülmesi gerekiyor. Bunu söyledik belki birçok arkadaş küsecek “kardeşim nerden çıkardın biz işte sıfır matematikle hukuka giriyoruz” değil sıfır matematikle hukuka girilebilir. Bu eğitim politikasından kaynaklanabilir. Ama sonuçta muhakeme yeteneği olmayan, düşünmeyen, sorgulamayan yani sorun çözme yeteneği olmayan bir kadroyla karşı karşıya kalıyoruz. Daha eğitimin başından aslında bu politikayı değiştirmek gerekiyor. Yani stajyer avukatlara gelmeden önce. bizim örneğin Türkiye’de şu anda 250 tane hukuk fakültesi var. yani bu 30 sene önce 10 tane idi. Ve gayetle eğitimleri iyiydi yani yeterliydi. Hani şu anlamda iyiydi eğitim iyiydi derken gene eleştirilerimiz vardı.

-sadece hukuktan değil birçok alanda alanlar açıldı eğitim düzeyi düştü diyebiliriz.

- Aynen bizim alanı ilgilendirdiği için söylüyorum. Şimdi çok fakülte açılması neye neden oldu çok kalitesiz eğitim ve çok kalitesiz eğitim sonucu olarak mezunlara sebep oldu. E bu adamlar hepsi avukat olmuyor ki. Yarısı ve ya daha azı bile tam olarak bilmiyorum bir kısmı hakim oluyor savcı oluyor yani dolayısıyla sizin özgürlüğünüz hakkında karar veriyor. Sizin geleceğiniz hakkında karar veriyor. Şimdi bu adam bile muhakeme yeteneği yok ki yani oturup nasıl gerekçe yazacağını nasıl delilere karşı seçeceğini bilmiyor. Stajyerlere gelince, bizim avukat arkadaşlara gelince işte böyle bir yetersiz hukuk eğitiminden sonra hiçbir ölçme yetenek sınavına tabi olmadan direk men baroya kaydını yapıp staj başvurusunu yapıyor ve 1 yıl staj görüyor ve emin olun bir yılın tümü boş yani eğer iyi bir büroda staja başlamamışsa ve o iyi bürodaki iş yoğunluğundan o katiyen hakim olamadıysa hiçbir şey öğrenemez. Mezun oluyor çünkü 6 aylık adliye stajında adliyedeki hiçbir hakim –savcı sizinle ilgilenmiyor. Dolayısıyla boş geçen bir süreç ve daha sonra 6 aylık avukat yanında ve iyi bir avukat bürosu olursa iş yoğunluğu varsa bir şey öğrenebiliyorsun ve tekrar bir yetenek ölçme sınavına girmeden ya da işte mesleki bilgi sınavına girmeden direkt avukatlığa başlıyorsunuz. Düşünebiliyor musunuz yani ben size sadece kıyaslamasını yapayım. Örneğin Almanya’yı söyleyeyim Almanya niçin önemli bizim için 2004 -2005 yılındaki ceza usul yasası değişinceye kadar ki halen alt yapısı tamamen Almanya’dır. Biz Almanya’nın usul yasasının olduğu gibi almıştık. Bu açıdan bizim için önemli Almanya’da sizin hukuk fakültesini işte dediğim gibi lisans eğitimini tamamladıktan sonra bir sınava giriyorsunuz. Mesleki yeterlilik sınavına giriyorsunuz. Bu sınav nedir? Yani tamam sen mezun oldun da bu mesleklerden birini yapabilecek yeterliliğin var mı örneğin avukatlık hakimlik savcılık yapabilecek misin . sınava giriyor . diyelim ki adam diyor ki ben avukat olmak istiyorum baronun açtığı bir sınava giriyor. O sınavda başarılı olursa staja başlıyor. Ve staj yoğun ve donanımlı pratiğe dönük bir staj eğitiminden sonra tekrar sınava giriyor ve senin o dönmede öğrendiğin şeylerle gerçekten avukatlık yapabilir misin onu ölçüyor ve eğer sen o sınavı verebilirsen herhangi bir baroya kayıt olarak avukatlık yapabiliyorsun. Bu sınavı eğer objektif yaparsanız yani bilgi tek başına işte bilgiyi ölçmek yerine değil de mesela sizin meslek yapabilme yeterliliğinizi de ölçebilen bir sınav olsa ve objektif yapılabilse şeffaf yapılabilse çok mükemmel bir sistem olduğunu söyleyebilirim. Çünkü orada hukuk fakültesini bitiren herkes avukat savcı ya da hakim olmuyor. Yani eğer bu mesleklerden birini yapamıyorsanız bir başka mesleğe geçebiliyorsunuz. Başka meslek yapabiliyorsunuz. O diyor ki bana böyle avukatlar lazım bana böyle hakimler lazım yani muhakeme yeteneği olan usulü bilen yasayı bilen evrensel hukuk kriterlerini bilen özümsemiş, benimsemiş yani devletle vatandaş arasında kalmayan hakimler lazım diyor. Biz bunu anca böyle bir eğitimle yapabiliriz ki işte bugün pratiğe geldiğimizde Van’da neredeyse her sene 150 tane arkadaş staja başlıyor. 150 tane çünkü az önce söylediğim gibi 250 tane hukuk fakültesi var. bunu Van için söylüyorum diğer şehirleri düşünün. Mesela ben avukatlık ruhsatımı aldığımda barolar birliği sicilim 64 bindi şu anda siz diyelim ki bugün barolar birliğine kayıt olsanız sizin alacağınız 300 bin yani korkunç bir sayı yani gerçekten makul görünebilecek bir sayı değil düşünün Van için söylüyorum hukuk davalar ticaret davaları ceza davaları sonuçta hani ekonomik sosyal yönden baktığımızda hem çeşitli değil hem çok değil nitelikli de değil. Dolayısıyla böyle bir yerde her sene hiçbir ölçüme tabi tutulmadan elemeye tabi tutulmadan 100-150 stajyeri siz avukat olarak başladığınızda bu defa ne oluyor iş sorunu oluşuyor ve iş sorununa dönük olarak bu defa etik olmayan ahlaki olmayan davranışlar oluyor. Avukatlar arasında rekabet oluşuyor, avukat avukatın düşmanı oluyor. insanlar birbirlerinin üzerine basarak yükselmeye çalışıyor yani mesleğin saygınlığı kalmıyor. Yani kimin nezdinde kalmıyor ilk müvekkiller, çevre, toplum nezdinde kalmıyor. ikincisi adliye tarafında zaten ayrı bir sıkıntı. Yani meslek gittikçe ölüyor aslında mesleğin şu anda sorunları şu değil : ‘ya işte meslek gittikçe kötüye gidiyor’ demek doğru değil bence meslek ölüyor. Yani böyle devam ederse yani devlet hukuk eğitimi politikasını değiştirmezse hukuk politikasını değiştirmezse yakında hakimlik de savcılık da avukatlık da sıradan hiçbir niteliği olmayan hiçbir çözüm gücü olmayan hiçbir karşılığı olmayan meslekler olacak ki zaten şu anda bile avukatların %80’i büro içerisinde yani eğer belli bir birikimi olmamışsa emin olun şu anda faturalarını ödeyemiyor. Asgari ücret tarifeleri var. asgari ücret tarifeleri hem enflasyona karşı düşük hem de uygulanamıyor. Danışma ücreti tarifeleri var hiçbir avukat danışma ücreti almıyor. Önerilen tavsiye edilen herhangi bir dava için bir ücret listesi var yani 3-5 avukat dışında bu listeye uyan bu tavsiyeye uyan avukat olamıyor. Neden çünkü adamın kaygısı var kaygısı şu: yani benim telefon faturam, doğalgaz faturam, vergim gelmiş bunları bugün ödemem lazım eğer o aciliyet varsa ben gelen davaya yok şu fiyata almam bu fiyata alırım diyemezsiniz mecburen işte o gün ki faturanızı ödeme sakiyle hareket edersiniz. Bu da mesleği öldürüyor işte olay bu. Çok iyi bir yerde değiliz maalesef.

- Sayın Avcı son olarak bilindiği gibi 2 yılda bir Türkiye’nin birçok kentinde baroların seçimi oluyor. Bilindiği gibi 2 yıl önce de tartışılan bir konu vardı. İstanbul Sözleşmesi tartışıldığı bir dönemdi geçen seçimlerde ve en çok hukukçuların alanlarda bu konuyu tartıştığı. Seçimlere baktığımızda Türkiye’nin birçok kentinde yapılan seçimlerde kadının adı barolarda da olmadı. Bir il vardı 7 tane kadın vardı 1 erkek vardı onun dışında başka yoktu. Sonbaharda Van’da da kongre var sizce Van bu rengi değiştirebilir mi, nasıl olmalıdır, sizin de bu konuya ilişkin hem İstanbul sözleşmesinin olduğu hem Van bazında bütün bundan sonra yapılacak seçimlere ilişkin kadın boyutu noktasında baroların bu hassasiyetini ne göz önünde bulundurma noktasındaki önerileriniz nelerdir?

- Gerçekten de baro seçimleri herhangi bir meslek grubundan bahsetmiyoruz çok önemli yani az önce bahsettiğiniz bu mesleğin tüm sorunlarını çözebilme gücü olan, çözebilecek ya da bunun için baskı oluşturabilecek meslek odasından söz ediyoruz. Ya da herhangi bir meslek odasında aslında birinci derecede söz edebiliriz. Anayasa 134. Maddesinde tanımlamış. Diyor ki işte kardeşim meslek de bir mesleğin kendi örgütü olabilir. O örgütü mesleki bütün sorunlar için eylem-etkinlik-mücadele verebilir. Yönetenlere baskı yapabilir, bunun için mücadele edebilir, meslek şartlarının düzeltilmesi için çalışabilir vs.

Anayasanın 134. Maddesinde tanımlamış yani diyor ki: Mesleğin kendi örgütü olabilir o örgütü mesleki bütün sorunlar için eylem, etkinlik, mücadele verebilir yönetenlere baskı yapabilir. Meslek şartlarının düzeltilmesi için çalışır vs. Şimdi barolar bizim özelinde de baroların bu yükü ve gerçekten bu sorunu var ve çok ağır bir yük yani bunu herhangi bir yönetimle sadece bakın ben şunu da çok iyi belirtmek isterim ki yönetimde kadın kotası olması gerekir evet ama bunu kadınlara saygısızlık olarak görüyorum Yani kadınlara cinsiyetçi ötekileştiriçi bir dil olarak görüyorum. Kadınların tamamen haklarının elinden alındığı ve önlerinin kapalı olduğu bir dönemde yapılabilir ancak bizim bahsettiğimiz yer Van barosu ve avukatlar bunlar Yani avukat olmuş avukat olabilmiş insanların meslek örgütü dolayısıyla biz isteriz ki 10 tane yönetim kurulu üyesi varsa 10’u da kadın olsun biz isteriz ki başkanı kadın olsun o olanak ve o imkan var ama genel anlamda hani şunu söyleyebilirim yine de kadın kimliğinin baroda etkin bir şekilde güçlü bir şekilde temsil edilebilmesi elbette ki pozitif ayrımcılık mı olarak kabul edilir ya da kota olarak mı söylenir ? Bence yarı yarıya olması mantıklıdır. Uygundur. Hatta daha ileriye de gidilebilir bence baro başkanlığı eş başkanlığı da olabilir. Yani her ne kadar yasada baro başkanı tektir diyorsa da HDP’nin yaptığı gibi işte kanuna karşı kanun dışında bir hamleyle eş başkanlık sistemi getirdi. Şu anda bildiğimiz kadarıyla genel merkez düzeyinde bir eş başkanlık yasal ama diğerlerinin hiç birinde yasal değil dolayısıyla buna rağmen uygulama yapıldı baro da yapabilir.

Sayın Avcı zaten anayasada kadın erkek eşitliği vardır. Bu bir haktır.

Haktır tabi ama anayasal düzenleme yapılmadığı noktasında söylüyorum yani baro başkanı tamam seçimlerimizle seçilsin ama yani yönetimden birini de bir kadın arkadaş olarak yanına koyalım onu da seçelim o da eş başkan olsun Yani bu görüntü dışında aynı zamanda nitelik katar. Şimdi Bunun dışında İstanbul sözleşmesinin tartışıldığı bir bağlamla ilgilide de değil bu.

Van barosunda erkek sayısı fazla dolayısıyla talip olanlar, aday olanlara baktığımızda çoğunluk erkek ve seçim yapan çoğunluk yine erkek o anlamda diyorum yani kadınlar için objektif bir ayrımcılık yapılabilir. Hani yarısı erkek yarısı kadın olabilir. Hatta gönül ister ki baro başkanlığını iki kişi temsil etsin, eş başkanlık olsun biri kadın diğeri erkek olsun. Ancak bu sadece temsiliyette kalmamalı önemli olan mesleğin bu kadar sorunu varken eğer sadece bir yerlere gelebilmek bir yerleri basamak olarak kullanıp oradan siyasete, gideyim oradan tanınayım, oradan saygınlığım artsın, bu bana yeter diyebileceğiniz yerler değildir. Bakın meslek ölüyor. O zaman, eğer meslek ölüyorsa ona yönelik neler yapabiliriz. Bu yapmamız gereken şeylerin temenniden öte fiiliyatta dökülmüş artık eyleme dökülmüş şeyler olması gerekiyor öyle değil mi?

Hukuk fakülteleri eğer iki yüz elli ise ve bu çok abartılı, gereksiz ise bu 250 hukuk fakültesinin kapatılmasını sizin istemeniz lazım yani çıkıp meydanlarda bunun için mücadele etmeniz lazım bunun için sadece Van Barosu değil diğer bütün barolarla bunu yapabilmeniz gerekir. Barolar birliğiyle hareket etmeniz gerekir, barolar birliği üzerinden baskı kurabilmeniz gerekir veya diyelim ki hukuk meslek sınavı gerekiyorsa ve bu şeffaf ve objektif kriterlere göre yapılacaksa onun için mücadele etmeniz gerekir. Yeni başlayan avukat arkadaşların stajyerlerin örneğinde olduğu gibi sağlık güvencesi yoksa, sigortası yoksa , maaşı yoksa, adam angarya yapıyorsa, köle gibi çalıştırılıyorsa ve bir şeyler öğrenemiyorsa; sıfır gelir ve sıfır bilgiyle hayata başlıyorsa, bunun için bir şeyler yapabilmeniz gerekir. Bütün bunlar gerçekten temenniden öte, yapacağız, edeceğiz den öte eyleme dökebilmeniz gereken şeylerdir. Kim gelirse gelsin bunu yapabilmesi ya da böyle bir yönetim anlayışıyla, böyle bütün avukatları arkasına alarak, böyle bir güçle yapabilmesi gerekir. Yoksa tamamı kadın olsa da bir şey değişmez. Başkanımız da kadın olsun yönetimde tamamen kadın olsun ama eğer bu güç güce dönüşmüyor ve bu işte bir eyleme dönüşmüyorsa bir şey değiştirmiyor, dönüştürmüyorsa bir anlamı yoktur. Ama dediğim gibi tabi ki haklı olarak kadınların temsiliyeti noktasında biz her zaman HDP ‘yi örnek verip takdirde ediyoruz. Yani yasaya rağmen eş başkanı getirin, yasaya rağmen kadın kotası getirin. En fazla kadın milletvekili şu anda HDP’ de değil mi? Neden çünkü 500 milletvekilinden 250’sini kadın gösteriyor birde çok enteresandır kadınları ayrıca seçilebilecekleri yerlerde gösteriyor. Yani sadece listeye koymuyor. Ya bak işte listeye 250 kadın da ekledik demiyor. Özellikle seçilebilir yerlere kadınları koyuyor. Biz de bunu yapabiliriz tabi ki.

Sayın Avcı son olarak neler söylemek istersiniz?

Son olarak biz hep hukuktan konuştuk ancak gerçekten Türkiye çok zor bir ülke. Zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Gerçek manada demokratik sorunlar, insan hakları sorunları, ekonomik sorunların çok yoğun yaşandığı bir ülkede yaşıyoruz. Ve bundan kurtulabilmemiz için daha çok örgütlü ve daha güçlü bir muhalefet geliştirmemiz gerekiyor. Bunu herkesin yapması gerekiyor. Her meslekten her vatandaşın bu bilinçle ve aslında kendisi için en iyi olan nedir fikrinden hareketle neyi değiştirebilir, neyi dönüştürebilir bunun için mücadele etmesi gerekiyor. Tabi hukukçu olarak aslında her zaman belki de en fazla yükün sırtında olduğu ve en fazla çalışması gereken kesim yine hukukçular olduğu görülüyor. Çünkü düzenlemeler adına; aslında hukuki düzenlemeler diyorlar ama çoğu gerçekten polis devletlerinde olan işte kararnamelerin olduğu düzenlemelerle insanların hayatı düzenleniyor. Mesela insanlara çalışma eğitim, öğretim, işte az önce söylediğim gibi yani düşünün ki insan olarak yaşamınızı bile etkileyecek ya da yaşayamamanızı etkileyecek düzenlemeler yapılıyor. Bunlar hepimizi etkilediği için de yine sorumluluk en fazla hukukçulara düşüyor. İnşallah daha güçlü olursak başaracağımızı düşünüyorum. Sizlere de çok teşekkür ediyorum.

Bizler de ötekilerin gündemi olarak teşekkür ederiz.

Merhaba sevgili okur; dünden bugüne, bugünden yarına;  emeğiniz, dayanışmanız ve duyarlığınız için bir kez daha teşekkür ederiz

Ötekilerin Gündemi dezavantajlı grupların sesi oluyor. Diyarbakır'da faaliyet gösteren gazete sesi ulusal medyada duyulmayan kesimlerin haberlerini yaygınlaştırıyor.

Sizler de kanalımıza abone olabilir, Sosyal Medya Hesaplarımızı takip edebilirsiniz ve arkadaşlarınıza önerebilirsiniz..


➤Abone butonu üzerinden bize destek olabilirsiniz:
https://www.youtube.com/channel/UCmKl...

➤Ötekilerin Gündem'ine destek olmak için:
https://www.otekileringundemi.com/

Bizi takip edin:

➤Web Sitesi:https://www.otekileringundemi.com/

➤Resmi Twitter Hesabı: https://twitter.com/OtekilerinG

➤Resmi Facebook sayfası: https://www.facebook.com/OtekilerinG/

➤Resmi Instagram Hesabı: https://www.instagram.com/otekilerin_gundemi/

➤Resmi Linkedin Hesabı: https://www.linkedin.com/in/%C3%B6tek...

➤Resmi E.Posta adresi:otekileringundemi@gmail.com haber@otekileringundemi.com

Yorumlar (0)
26
açık
Günün Anketi Tümü
Sizce bir erken seçim yapılsa bunu hangi ittifak kazanır?
Sizce bir erken seçim yapılsa bunu hangi ittifak kazanır?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 7 16
2. Galatasaray 7 16
3. Başakşehir 6 14
4. Beşiktaş 7 14
5. Konyaspor 7 14
6. Fenerbahçe 6 13
7. Trabzonspor 7 13
8. Kayserispor 7 12
9. Gaziantep FK 7 11
10. Kasımpaşa 7 9
11. Alanyaspor 7 8
12. Giresunspor 6 7
13. Karagümrük 6 6
14. Antalyaspor 7 6
15. İstanbulspor 6 5
16. Ankaragücü 6 4
17. Sivasspor 7 4
18. Ümraniye 7 2
19. Hatayspor 6 1
Takımlar O P
1. Eyüpspor 6 13
2. Bodrumspor 6 11
3. Keçiörengücü 6 11
4. Boluspor 5 10
5. Bandırmaspor 5 10
6. Sakaryaspor 6 9
7. Samsunspor 6 9
8. Pendikspor 6 9
9. Manisa FK 5 8
10. Tuzlaspor 6 8
11. Göztepe 6 8
12. Adanaspor 6 7
13. Rizespor 5 6
14. Gençlerbirliği 6 6
15. Altay 6 5
16. Altınordu 5 3
17. Erzurumspor 5 3
18. Ö.K Yeni Malatya 6 3
19. Denizlispor 6 2
Takımlar O P
1. Arsenal 7 18
2. M.City 7 17
3. Tottenham 7 17
4. Brighton 6 13
5. M. United 6 12
6. Fulham 7 11
7. Chelsea 6 10
8. Liverpool 6 9
9. Brentford 7 9
10. Newcastle 7 8
11. Leeds United 6 8
12. Bournemouth 7 8
13. Everton 7 7
14. Southampton 7 7
15. Aston Villa 7 7
16. Crystal Palace 6 6
17. Wolves 7 6
18. West Ham United 7 4
19. Nottingham Forest 7 4
20. Leicester City 7 1
Takımlar O P
1. Real Madrid 6 18
2. Barcelona 6 16
3. Athletic Bilbao 7 16
4. Real Betis 6 15
5. Osasuna 6 12
6. Villarreal 6 11
7. Atletico Madrid 6 10
8. Real Sociedad 6 10
9. Valencia 6 9
10. Mallorca 6 8
11. Girona 6 7
12. Rayo Vallecano 6 7
13. Celta Vigo 6 7
14. Getafe 6 7
15. Sevilla 6 5
16. Espanyol 6 4
17. Almeria 7 4
18. Real Valladolid 6 4
19. Cadiz 6 3
20. Elche 6 1
Günün Karikatürü Tümü