banner9

banner8

Demokrasinin geleceğine ilişkin tartışmalar yeni bir boyut kazanıyor

Kapitalizmin krizinin derinleşmesiyle birlikte, liberal demokrasinin ve bireysel özgürlüklerin sınırları bu ikisi arasındaki ilişki ve çelişkilerin boyutları üzerine eski bir tartışma, gelişmiş kapitalist ülkelerde yeniden gündeme geldi. Ancak bu dizi gelişmiş ülkelerle sınırlı.

Seçim Gündemi 13.09.2022, 08:22 13.09.2022, 08:28
28
Demokrasinin geleceğine ilişkin tartışmalar yeni bir boyut kazanıyor
banner44

HABER MERKEZİ- Kapitalizmin krizinin derinleşmesiyle birlikte, liberal demokrasinin ve bireysel özgürlüklerin sınırları, bu ikisi arasındaki ilişki ve çelişkilerin boyutları üzerine eski bir tartışma gelişmiş kapitalist ülkelerde yeniden gündeme geldi. Gelişmekte olan ülkelerde bu tartışma her zaman vardı. Türkiye seçimlere giderken bu tartışma daha da büyük bir önem kazanıyor. Ancak bu dizi gelişmiş ülkelerle sınırlı. 

Cumhuriyet'ten Ergin Yıldızoğlu'nun analize göre; Yeniden canlanan tartışmanın genel eğilimi, liberal demokrasinin geleceğinin parlak olmadığına hatta “artık bittiğine” ilişkin. Liberal demokrasinin “liberal” yanının demokratik yanıyla, “serbestliklerin” (liberty) demokrasiyle uyuşmadığına “demokrasinin serbestlikleri boğmaya başladığına” ilişkin bir korku var. ABD, İngiltere gibi gelişmiş kapitalist ülkelerde son yıllarda finansal kriz, pandemi, iklim krizi bağlamında tanık olunan gelişmeler, kapitalist üretim tarzının ve teknolojik gelişmelerin iyice belirginleşen kimi özellikleri bu korkuyu güçlendiriyor.

DEMOKRASİ YALNIZCA BİR AN MIYDI?

Demokrasinin geleceğine ilişkin yakın tarihte izleyebildiğim en ilginç örneklerden biri Robert Kaplan’ın 1997 yılında The Atlantic dergisinde yayımlanan “Demokrasi yalnızca bir an mıydı?” başlıklı denemesiydi. O denemede Kaplan, ülkeleri demokrasiyle yönetmenin giderek zorlaşacağını savunuyordu. Kaplan’ın savını desteklemek üzere ileri sürdüğü ekonomik, toplumsal ve ekolojik gerekçeler o günden bugüne daha da belirginleşti. 

Francis Fukuyama, 1989’da National Interest dergisinde yayımlanan “Tarihin Sonu” başlıklı denemesinde, Kaplan’dan çok farklı bir savı ileri sürüyordu. Fukuyama’nın, faşizmden sonra “nihayet” komünizmin de yıkılmış olmasıyla birlikte insanlığın siyasi gelişme tarihinin de sonuna geldiğini, bundan sonra tek geçerli rejimin liberal demokrasi olduğunu savunan denemesi çok yaygın biçimde okundu tartışıldı, benimsendi. 

Demokrasi tartışması ABD’de G. W. Bush başkanlığında savunma ve dışişleri bakanlıklarına yerleşen neo-con akımın, 11 Eylül 2001 İkiz Kuleler saldırısının ertesinde ileri sürdüğü “ABD artık bir imparatorluk oldu” iddialarıyla ve Fukuyama’nın denemesindeki saptamalarla da uyumlu olarak dünyanın kimi bölgelerinin öncelikle Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun “demokratikleştirilmesi”, seri rejim değişiklikleri projeleri bağlamında devam etti. 

Ne ki başarısız savaşlar, İslam içinden terörist bir kanadın yükselmesi, 2007-2008 finansal krizinden sonra, “büyük durgunluk” içinde gelişen sağ popülist-yeni faşist akımlar, 2010-11 yıllarında kısa bir süre yükseldikten sonra bir sonuç alamadan gerileyen “Arap isyanları”, Gezi Parkı olayı gibi sonuçsuz demokratikleşme çabaları, tarihin Fukuyama’nın savlarını desteklememiş olduğunu düşündürüyor.

REKABETÇİ OTORİTERLİK

Şimdi, Çin’in otoriter rejimiyle dünyanın ikinci büyük kapitalist ülkesi konumuna yükselmesi, ABD ve İngiltere’de Trump ve Johnson’un, Hindistan’da Modi’nin, Türkiye’de siyasal İslamın, Macaristan’da Orban rejimlerinin pratikleri, İtalya’da bir yeni-faşist koalisyonun iktidara gelme hazırlıkları demokrasinin geleceğine ilişkin resmi şekillendiriyor. Bu resmin içinde, tartışmalar, “illiberal demokrasi”, “rekabetçi otoriterlik”, yeni ve aslında tanımlanması çok zor, “Acaba, 21. yüzyılın özellikleriyle biçimlenerek yükselen, ‘süreç olarak faşizm’ olgusu karşısında liberal demokrasi umudunu canlı tutmayı mı amaçlıyorlar?” diye düşündürten kavramlarla giderek daha da karamsar bir ton ile devam ediyor. 

"BİR KANDIRMACA"

Demokrasinin geleceğine ilişkin tartışmalarda bir ilginç yaklaşım da teknolojik gelişmelerin etkileriyle ilgiliydi. The Nation dergisinde 13 Mayıs 2014’te yayımlanan, Thomas Meaney-Yascha Monk imzalı, “Demokrasi neydi?” başlıklı deneme, son iki yüz yıldır anlatılan “Demokrasi halk için halk tarafından yönetimdir” iddialarının, bilişim teknolojilerindeki gelişmelerin ışığında tam “bir kandırmaca” olduğunun ortaya çıktığını savunuyordu. Yazarlara göre bilişim teknolojilerindeki gelişmeler doğrudan demokrasiyi olanaklı kılmasına karşın, halkın karar süreçlerine katılmasına ilişkin iddiaların kofluğunu da sergiliyorlardı. “Bir zamanların konforlu huzur verici kurgusu demokrasi, artık içinde barınılamaz bir mekândı.”

GÖZETLEME KAPİTALİZMİ

Soshana Zuboff’un “Gözetleme Kapitalizmi Çağı” (The Surveillance Capitalism-2019) başlıklı kitabı da bir diğer ilginç tartışmaya ışık tutuyor. Başlangıçta özgürleştirici eşitleyici, siyasilerin yalanları saklamasını olanaksızlaştıran bir gelişme olarak sevinçle karşılanan internet ve sosyal medya platformları zamanla büyük şirketlerin elinde bir karşılık ödemeden el koydukları “büyük veri”den kâr elde eden bir kapitalizme, giderek devletlerin vatandaşlarını yakından izlemesini, manipüle etmesini kolaylaştıran, otoriter rejimleri besleyen araçlara dönüşmüşler. Bu bağlamda, seçmenin bilgilenme özgürlüğü ve oy verme süreçleri anlamsızlaşmaya başlamış. 

Bir başka çarpıcı analiz de kapitalizmin aşıldığına ilişkin. Sağ kanatta Joel Kotkin’in “Yeni feodalizm geliyor: Küresel Orta Sınıfa Bir Uyarı” (2020) başlıklı kitabı, solda Yanis Varufakis’in “Tekno feodalizm kapitalizmin yerine geçiyor” başlıklı denemesi (2022), teknolojik gelişmelerin üzerinde yeniden şekillenen egemen sınıfların feodalleştiğini dolayısıyla artık kapitalizmden çıkmaya, feodalizme benzeyen baskıcı bir düzene geçmeye başladığımızı ileri sürüyorlar. Bu savlar da ister istemez liberal demokrasinin geleceği olmadığı sonucuna varıyor.

YARIN: SÜREÇ FAŞİZME DOĞRU EVRİLİYOR.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
HDP cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararı aldı. Peki siz bu adayın kim olmasını istersiniz?
HDP cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararı aldı. Peki siz bu adayın kim olmasını istersiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 19 45
2. Fenerbahçe 19 41
3. Başakşehir 19 37
4. Beşiktaş 18 35
5. Trabzonspor 19 35
6. Adana Demirspor 19 34
7. Konyaspor 19 27
8. Kayserispor 19 26
9. Alanyaspor 19 25
10. Karagümrük 19 22
11. Ankaragücü 19 22
12. Giresunspor 19 21
13. Gaziantep FK 19 19
14. Kasımpaşa 19 19
15. Antalyaspor 18 18
16. Sivasspor 19 18
17. Hatayspor 18 17
18. İstanbulspor 19 15
19. Ümraniye 19 14
Takımlar O P
1. Eyüpspor 20 41
2. Samsunspor 20 38
3. Keçiörengücü 20 36
4. Bodrumspor 20 35
5. Pendikspor 20 34
6. Rizespor 20 34
7. Bandırmaspor 19 34
8. Boluspor 20 33
9. Sakaryaspor 20 31
10. Manisa FK 19 28
11. Göztepe 20 27
12. Adanaspor 20 22
13. Tuzlaspor 20 19
14. Altay 20 18
15. Erzurumspor 20 18
16. Altınordu 20 16
17. Ö.K Yeni Malatya 20 13
18. Denizlispor 20 12
19. Gençlerbirliği 20 10
Takımlar O P
1. Arsenal 19 50
2. M.City 20 45
3. Newcastle 20 39
4. M. United 20 39
5. Tottenham 21 36
6. Brighton 19 31
7. Fulham 21 31
8. Brentford 20 30
9. Liverpool 19 29
10. Chelsea 20 29
11. Aston Villa 20 28
12. Crystal Palace 20 24
13. Nottingham Forest 20 21
14. Leicester City 20 18
15. Leeds United 19 18
16. West Ham United 20 18
17. Wolves 20 17
18. Bournemouth 20 17
19. Everton 20 15
20. Southampton 20 15
Takımlar O P
1. Barcelona 17 44
2. Real Madrid 17 41
3. Real Sociedad 18 38
4. Atletico Madrid 18 31
5. Villarreal 18 31
6. Real Betis 17 28
7. Osasuna 18 28
8. Athletic Bilbao 18 26
9. Rayo Vallecano 18 26
10. Mallorca 18 25
11. Girona 18 21
12. Valencia 17 20
13. Espanyol 18 20
14. Almeria 18 19
15. Sevilla 18 18
16. Getafe 18 17
17. Celta Vigo 18 17
18. Real Valladolid 18 17
19. Cadiz 18 16
20. Elche 18 6
Günün Karikatürü Tümü