Türkiye siyasi tarihi boyunca hep bir tekrar etme durumu içinde bulunmuştur. Genel hatlarıyla bakıldığında muhalefet sağ hükümetler geldiğinde ülkeye şeriat korkusu yaymış sol hükümetler geldiğinde ise dinin yok edileceği korkusu yayılmıştır.

 

Türkiye siyasi tarihi boyunca hep bir tekrar etme durumu içinde bulunmuştur. Genel hatlarıyla bakıldığında muhalefet sağ hükümetler geldiğinde ülkeye şeriat korkusu yaymış sol hükümetler geldiğinde ise dinin yok edileceği korkusu yayılmıştır. Ancak değişmeyen bir şey vardır ki muhalefet her zaman siyasetini muhalefetten düşmemek için yapmıştır. Yaydan çıkan ok hiçbir zaman tam güç uygulanarak atılmamış, hep kontrollü müdahalelerde bulunulmuştur. Bulunduğumuz zaman diliminde de aynı muhalefet biçimi devam ediyor.

Muhalefetin unutmaması gereken bir şey varsa o da muhalefetin meclis sınırlarıyla saklı kalmaması gerektiğidir. Muhalif vekiller ve muhalif halk yapacağı muhalefeti hayatın her alanına yaymalı gücü yettiğince anlatmalıdır. Elbette bu muhalefet kuru siyasetle kalmamalı anlatmak istediğini tıpkı bir öğretmen edasıyla halka yedirmelidir. Fırında ekmeğin fiyatına isyan eden vatandaşa “ee seçmeseydin kardeşim” demek yerine kişiye çıkış yolunun örgütlü ve eğitimli bir halk birliğinden geçtiğini hatırlatmaktır. Halk üstüne düşeni yaptıktan sonra mecliste bizleri temsil edenlere iş o zaman düşecektir. Ancak şu da bir gerçek ki; meclis kürsülerinde aynı hikayeler oynanmaya devam ediyor. Hatta ve hatta iktidar bile artık bu “muhalif düşünceleri” dikkate almıyor cevap dahi verme tenezzülüne girmiyor.

Maliye bakanı Albayrak, “ekonomi düzeliyor” diyerek bir konuşma yaptıkran sonra ardından muhalefet “halk aç, işsizlik yüksek” gibi aslında herkesin bildiği terimlerle hedef almaya çalışıyor. Farklı metotlar geliştirmek gibi bir fikre hiçbir zaman kapılmıyorlar kapılanları da muhalefet kendi içinde yok ediyor.
Erdoğan deprem sonrası miting verip çay dağıtıyor başka bir ana muhalefet vekili kendi içtiği çay 4500 lira halka 10 liralık çay dağıtıyor deyip mecliste ona sitem edip kendi “10 liralık” çayını yudumluyor. Pratik hiçbir eylem planı yok.
İktidara yanlışlarını hatırlamaları asıl görevleri iken muhalif kesimlerle zıtlaşarak iyice asıl meseleden uzaklaşıp görevlerini unutuyorlar.

Bu ve bundan sonra gelecek muhalif kesimlerin bilmesi gereken en önemli ve temel olgu gündelik siyasetin halkta hiçbir karşılığının olmadığını anlamalarıdır.
Doların 10 lira olmasının, faiz oranlarının 3-4 puan yükselmesinin ya da işsizliğin milyonları geçmesinin halkın zihninde yeri yoktur. Halk karnının doyup doymadığına, hukuka ihtiyacı olduğunda temin edip edemediğine ya da sağlığa ihtiyacı olduğunda bu temel hakka ulaşıp ulaşamadığına bakar. Bu ve bunun gibi tonlarca sorunun olduğu bu coğrafya da bu sorunları etkili bir şekilde halka anlatamayan muhalefet ancak iktidar muhalefeti olur. Çünkü bu şekilde yapılan siyaset sadece iktidarın elini güçlendirir. Eski tip muhalefet değişmeli bu değişimde bilinen simaların silinmesiyle olur.