Sinema sanatçısı Cengiz Kudat: Sinema benim için kendimi anlatma sanatıdır

DİYARBAKIR ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ RÖPORTAJ ARZELLA BEKTAŞ

Sinema sanatçısı ve çeşitli belgesel film çalışmalarına yapımcı olarak imza atan Cengiz KUDAT ; Editörümüz Arzella Bektaş’ın sorularını yanıtlarken; Diyarbakır da film çekmek gerçekten çok gerek Diyarbakır gerek bölgenin halkı film ve sanatın biraz uzak  durdukları için bize hep tuhaf gözlerle bakarlar yaptığımız işi hem tuhaf hemde ayıplar bir şekilde karşılıyorlar sanırım buda belirli bir şekilde para kazandırmadığından dolayıdır diye düşünüyorum

Bize kendinizi tanıtır mısınız.

Öncelikle Merhabalar , ben Cengiz KUDAT Diyarbakır Silvan doğumluyum. 26 yaşındayım İlkokul ve Orta öğretimimi,  ilçede tamamlayıp okulu bırakmak zorunda kaldım sonra İstanbul’a yerleştim. İstanbul da ilk zamanlarda çok zorluklar çektim gerek bilgisizlikten gerekse okul okumadığımdan ve kitap okuyarak araştırmalar yaparak kendi sevdiğim işi öğrenene kadar pek çok iş alanında çalıştım, sanat ile tanışmadan önce yaşadığımın farkında bile değildim sanat hayatımı tamamen değiştir diyebilirim onun için hep sanat ve kitap okuma ile geçti geçiyor hayatım.

Sinemaya ilginiz ne zaman başladı.
İstanbul da uzun yıllar çalıştım, bir çok iş alanında çalıştım. Bu çalışma süresinde, bir arkadaşım aracılığı ile tiyatro ile tanıştım. Çalıştığım iş yerlerinden kaçıp tiyatroya giderdim bundan dolayı hep kovarlardı beni işten. Sonra ise tiyatrodan tanıştığım bir arkadaşım ile sinema ve film setlerine gitmeye başladık. Bundan dolayı beni tiyatrodan da kovdular. Hayatımın kısa bir süresi hep bir kovulma ile geçti.
Setlerde herkes keşfedilmeyi beklerdi ben ise yönetmenlerin ne yaptığına bakardım gözüm hep onların üstünde olurdu. Sette çalıştığım kısa sürelerde zamanın yarısı ya beklemek ile yada yollarda geçerde bu sürelerde ise hep birşeyler yazıp çizmeye çalışırdım. Hep bir gün kendi hikayemi yazıp yönetmeyi hayal ederdim, sonra bir gün taksit ile kamera aldım. Ve kısa film çekmeye başladım, taksitini ödemeyip eve haciz geldi o ayrı tabi o konuya girmeyelim şimdi. Sinema ve kısa film serüvenim bu şekilde başladı diyebilirim. Hep bir merak ve okuma isteği içimde vardı ve bitmedi hep okuyup kendimi geliştirmeye çalıştım başarılı olduğumu düşünene kadar ve gözüm açık olduğu süre içinde bu böyle de devam edecek…

Neden sinema?

Ben fotoğraf da çekiyorum ama derdimi sinema ile daha iyi anlatığımı düşündüğümden dolayı sinemayı tercih ettim ve benim yaşadığım bölgede o kadar anlatılmayı bekleyen öksüz hikayeler var ki fotoğrafın yetersiz kaldığını düşünüyorum
Tabi ki fotoğraf bir çok hikayeyi anlatmaya yetiyor ama benim daha çok istediğim yaşlıların duaları çocukların oyun sesleri dengbejlerin ağıtlarını insanlar duysun hissetsin diye sinemayı sinemayı tercih ettim. Bir Fotoğraf karesi sonsuz ise bir  sinema karesi  24 kere sonsuzdur.

İlk kısa filminiz hangisi ve nerede çektiniz?
İlk kısa filmimi telefon ile çekmiştim İstanbul da makineyi almadan önce yani eve haciz gelmesine yol açan makine. Makineyi aldıktan sonra ikinci kısa filmimi de İstanbul da çektim ondan sonra Diyarbakır’a yerleştim ve diğer filmlerimin hepsini Diyarbakır’da çektim.

Ödül aldığınız film var mı varsa ilk ödülü aldığınızdaki duygu neydi?
Otizmli çocukların hikayesini çektikleri zorlukları anlatan Çektiğim ikinci kısa filmim ödül aldı aşırı şekilde sevinmiştim anlatamam herhalde diye düşünüyorum. Zaten çalıştığım iş yerinden izin alamadığım için ödül törenine katılamamıştım ama günlerdir gözüme uyku girmediğini hatırlıyorum…

Sinema sizin için nedir

Sinema benim için kendimi anlatma sanatıdır. kimi insanlar kendi dertlerini müzik ile, kimileri resim ile, kimileri fotoğraf ile, ben ise kendi dertlerimi anlatığım bir platform yada bir araç olarak görüyorum. yada şöyle söyleyim benim duygularımı insanlara ileten insanların kalplerine beni ulaştıran hayırlı ve mutluluk veren bir histir yoldur veya hayat felsefesidir…

Kaç filminiz var ve şuan çektiğiniz film var mı varsa bize yeni çektiğiniz flimden söz eder misiniz?

Gerek telefon ile gerek ise başka yolar ile çektiğim kısa filmler var elbette ama benim gözümden 3 film var  1.Otizm saklı
2.annem için
3. Mavi portakallar
Şimdi ise Rıfat bey projesi olarak
4. Filmi Çekiyoruz çekimler devam ediyor.

Rıfat bey dediniz ilginç bir isme benziyor hikayesini ve amacını anlatır mısınız?

Evet Rıfat bey şuan çektiğimiz olan projedir Rıfat bey hikayesinde kısaca bahsedecek olursam Rıfat bey genç yaşta başarılı olup kitaplar yazan halk tarafından şizofren teşhisi konulmuş ve rüyasındaki kadına aşık olmuş bir genç yazarın hikayesini anlatıyor filmi Ahmed Arif anısına çekiyoruz çekimler Diyarbakır da devam ediyor.
Rıfat beyin amacı ise bir çok insanlara mesajlar veriyor insanlık adına bir şeyler yapmaya korkan insanlara cesaret veyahut mesajlar veriyor. Rıfat bey karakteri ise haksızlığa ve bir konuda bilgisi olmadan atıp tutanlara tahamülü olmayan bir karakterdir film fantastik bir türden iyiliği ve vefa ya da küçük dokunuşlar yapıyor…

Kendinize örnek  aldığınız yada onun yolunda olduğunuz  bir yönetmen var mı?

Elbette herkesin olduğu gibi benimde var örnek veya onun yolunda gitmek gibi tabirler kullanmak pek doğru olmaz ama çok beğendiğim ve kendime yakın bulduğum yönetmenler var. Mesela sırrı Süreyya Önder, zeki demirkubuz Nuri Bilge Ceylan onur unlu olsun bu tür yönetmenlerin filmleri hep dikkatimi çekmiştir özelikle de İran ve Hint sineması aşığım ve gününde birinde bu tarz film çekmeyi en büyük hedeflerimin içinde yer edindim diyebilirim…

Diyarbakır şartlarında film çekmenin zorlukları var mı varsa nelerdir?

Diyarbakır da film çekmek gerçekten çok gerek Diyarbakır gerek bölgenin halkı film ve sanatın biraz uzak  durdukları için bize hep tuhaf gözlerle bakarlar yaptığımız işi hem tuhaf hemde ayıplar bir şekilde karşılıyorlar sanırım buda belirli bir şekilde para kazandırmadığından dolayıdır diye düşünüyorum bundan dolayıda bur da hem oyuncu hemde teknik alanında gönüllü insanları bulmak çok zor oluyor en zorlandığımız nokta da budur maalesef ama bunları aşacamığımızdan hiç bir şüphem yok Tabi ki de onları sanat ile tanıştırmak yine sanatçıların görevi olduğunu ve onlardan kaçmak yerine onlara sanatı anlatıp onları sanat ile tanıştırmak ve insanlık adına bir şeyler yapmak bizim görevimizdir ve bunu yapacağız mutlaka…

Son olarak genç yönetmenlere ne söylemek istersiniz

Genç yönetmenlere söyleceğim tek şey var oda kitap okusunlar araştırsınlar iyiliği kötülüğü doğruyu yanlışın farkında olsunlar ve bu konuda insanlık adına projeler yapmaya gayret göstersinler insanlarını dertlerini dinleyerek insanların hikayelerini çarpıtmadan yazıp filmler çeksinler ama dediğim gibi öncelikle okumak okumak okumak…

Ötekilerin gündemi olarak teşekkür ederiz sohbetiniz için

Ben teşekkür ederim iyi çalışmalar dilerim…

şişli escort avcılar escort esenyurt escortbeylikdüzü escort