Yazar Kahraman Oğuz'un yeni çıkan 'Can Cana' isimli kitabi üzerine yazarımız Çiğdem Akbaba ile yaptığı söyleşi

İstanbul’a yaptığım bir haftalık ziyarette, dezavantajlı çocuklarla ilgili eğitimler, hak savunuculuğu konularında kulis ve dost ziyaretleri derken, şiirin de tanıdık bir sair aracılığıyla beni yakalamaması doğrusu şaşırtıcı olurdu...

Söyleşi-Röportaj 05.01.2021, 00:48 08.02.2021, 07:55
198
Yazar Kahraman Oğuz'un yeni çıkan 'Can Cana' isimli kitabi üzerine yazarımız Çiğdem Akbaba ile yaptığı söyleşi

Bilindiği üzere "Ötekilerin Gündemi" haber sitemizin yazılımını güncelleştirdik, bu doğrultuda daha önce yaptığımız söyleşi ve röportajlarımızı yeni sitemizde tekrar paylaşıp, sitemizin kategorilerini  güncelleştiriyoruz.

Değerli Sosyolog Yazarımız, Arkadaşımız, Yoldaşımız ve canımız Çiğdem AKBABA, Adana’da tedavi görmüş olduğu hastahane’de 16 Mart 2020'de Hakka yürüdü.

kendisine bir kes daha Allah’tan rahmet, Ailesi ve sevenlerine sabır diliyoruz.

İSTANBUL-ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ SÖYLEŞİ;  DU DIL YEK EVÎN (iki yürek bir aşk) /  ÇAVEK (Tek göz – anı) / JÎNDA (öykü - dil Türkçe) / ve yeni çıkanı: CAN CANA (şiir-dil Türkçe) yazarı Kahraman Oğuz yazarımız Çiğdem Akbaba'nın sorularını yanıtladı;



 

İstanbul’a yaptığım bir haftalık ziyarette, dezavantajlı çocuklarla ilgili eğitimler, hak savunuculuğu konularında kulis ve dost ziyaretleri derken, şiirin de tanıdık bir sair aracılığıyla beni yakalamaması doğrusu şaşırtıcı olurdu...

Kahraman hocam öncelikle merhabalar... Laf lafı açarken sizinle, sözümüz geldi şiire dayandı ve sohbetin akışı içinde bu söyleşin da temellerini birlikte oluşturmuş olduk… Şiirle yoğrulmakta olan birisi olarak kendinizi onunla nasıl ilişkilendiriyorsunuz?

Merhabalar buradan size ve herkese… Şiir, çok geniş bir mecra… Duygu yüklü bir insan olarak yasadıklarımı sözcüklere aktararak yansıtan daha sonra da içimde dolasan şiir hissiyatıyla bu sözcükleri imbiğimden geçiren bir bireyim demek bana kendimi daha iyi hissettiriyor. Bana göre şiir: "...bir bulut gibi dolup, sözcüklerle yağmaktır..."

 Sizinle yaptığımız sohbetlerin katkısıyla, sözlerinize, dilinize yabancı olmayan biri olarak kendi adıma söyleyecek olursam; sözcük ve bulut imgelemi arasındaki bağı kurmakta güçlük çekmiyorum. Peki, okura da acık kapı bırakmak adına, Bulut olmak burada neyi ifade ediyor? Sözcüklerle yağmak sizce nasıldır?

Benim şiirlerimde bulut imgesi, hayatin yaşattığını (yaşanılan toprağın, halkın gerçekliğini, sevda ve kavga tutkusunu) dile getirirken; sözcükler düğümlerden kurtuluşun çığlığını, özlem ve umudu ifade eder...

 Şiire dair genel bakış acınızı dışa vurduktan sonra, konuyu biraz daha özelinize çekmek adına soruyorum: kendi şiirinizin ana temasını nasıl vurgular, özete dökersiniz?

Şiirlerimde sevda ve kavga tutkusu ön planda. Burada sevda kimi zaman bir insana kimi zaman da insan şahsında özgürlüğe duyulan arzuya yönelir. Kavga ise karanlığa ve zulme karşı yükselen isyan çığlığında kendi cismaniyetini bulur. Kısaca şiirim direnişe, eyleme, umuda ve sevdaya doğru uzanışın yolculuğu olarak, yaşantıma rengini ve süsünü veren, mevsimlerden baharımdır.

Şiirlerinize refakat eden yerler arasında Anadolu ve Mezopotamya var. Bu coğrafyaların imgeleminizde yarattığı iz düşüm nedir?

Yüzyıllar boyunca bu iki coğrafya üzerinde yaşayan iki halk, Ahmet Arif’in tabiriyle tavukları birbirine karışmış, olarak hısım akraba olmuşuz. Bu vesileyle ortak müşterekleri fazla; farklı dil, kültüre sahip toplumlar olarak ortak dertleri, kederleri yaşamışız. Daha şairane bir deyişle; Kürt ve Türk halkının gençleri, sevdalarıyla, etnik kimlik ve inanç farklılığının getirdiği engelleri bir kenarda tutmayı başararak kavuşabilmiştir. Peki, bu onların, egemen sistemin baskısıyla engele takılan, toplumun eşit ve özgür birlikteliğine doğal yönelimi değil de nedir? Sevdanın itici gücüyle, barış / özgürlük tutkusuna ve kavgaya ışık tutmak değildir de nedir? Aşk ve özgürlük ‘toprak ile su gibi birbirine hayat veren iki olgudur.

Şiirlerinizde yalnız Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının yer bulduğunu söylemek kısır olur. Farklı ülkeleri de olgusal ve imgesel çeşitlilikte islemişsiniz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Örneğin; Can Cana adlı yeni şiir kitabımın ilk şiiri. ŞİİR KIZ:

Şiir kızını Lamartin ile ‘Voltaire ile Paris’te gördüm.

Özgürlük halayını çekerken mehtaplı gecede…

Yıldız gibi şen ve berraktı.

Şiir kızını Güney Afrika’da zulmün sıcağında,

Özgürlük aşkına Mandela ile zindanda gördüm.

Çikolata gibiydi teni ’sıcak gülüşlerinde

Dişleri İnci taneleri gibi parlıyordu.

Sanırım Avrupa Ve Afrika’dan işlediğim bu iki beyit yeterli fikir vermiştir cevaben. Çünkü şiir bilgi de ister. Daima evrenselliğe açılan bir penceresi de olmalı kanımca... Burada Fransız ihtilalı özgürlük ve hak/hukuk temsili yeti açısından dünyaya emsal oluşturan bir pencere olarak şiirime bilgisel bir zemin oluşturarak sezgiyi ve bilgiyi buluşturdu. Bu ihtilalda ön plandaki değerli aydınlar olan Lamartin ile Voltaire, ortaya koydukları dirençli hikâyeleriyle şiir serüvenimde benimleydiler. Yine bir başka önemli, topluma ve dünyaya mal olmuş karakter de Afrika coğrafyasından Nelson Mandela, benimle birlikte yürüdü şiir serüvenimde. Nelson Mandela 22 yıllık zindan direnişinden sonra ırkçı, beyaz egemen faşist sistemi sivil ve meşru bir mücadele ile yenmiştir. 20.-21. yüzyılda önemli bir özgürlük mücadelesinin lideridir.

 Sizinle, yine Mersin’deki aynı sohbetimizde, o zaman dosya halindeki yeni kitabınız dışında diğer şiir kitaplarınızdan da şiirler okumuştuk. Bunlar hangileri okurlara kısaca tanıtır mısınız?

İlk şiir kitabım: DU DIL YEK EVÎN (iki yürek bir aşk) /  ikincisi: ÇAVEK (Tek göz – anı) / üçüncüsü: JÎNDA (öykü - dil Türkçe) / dördüncüsü ve yeni çıkanı: CAN CANA (şiir-dil Türkçe)

 Özellikle CAN CANA’dan önceki, iki yürek bir ask isimli kitabınızla birlikte son şeklini kazanmış dil söylemi hakkındaki sohbetimizi hatırladım. Burada okurlarla da paylaşırsanız sevinirim.

 Bu sorunuza vereceğim yanıt, biraz uzun olacak şimdiden belirteyim. Hem bireysel hem de toplumsal/kültürel açıdan açılımı geniş bir konu… İnsanların çoğunluğu, kendi ana dilinde yazılan şiirin tadına, başka dile çevirtildiğinde varamadıklarını söyler. Dünyadan bir örnekle, bunu, Yunan ve İrlanda şiiri arasındaki fark üzerine söylenen göreceli fikirlerle ortaya koyabiliriz. İrlanda şiirinde yakalanan doğal tadı İngiliz ve Yunan şiirinde bulmanın mümkün olmadığını ifade edenler var. Bu Anadolu Ve Mezopotamya’da yaşayan farklı diller için de mümkün kanımca. Kürtçe’de yazılan bir şiir, Türkçeye çevrildiğinde aynı tadı vermeyebiliyor çoğunlukla. Cigerxuwîn Kürt’lerin büyük şairlerindendir. Onun adı bile Türkçeye çevrilmeyecek zorlukta iken şiirlerini Türkçe okunduğumda hiç aynı tada varamıyorum. Bununla birlikte Kürtçenin zengin bir dil olduğunu düşünürsek yok olmaması için konuşmak yazmak ve okumak gereklidir. İlk iki kitabımı bu sorumluluk bilinciyle yazdım. Sözü şiire getirecek olursak; bir söz sanatı olan şiir de dil içinde var olur, dil içinde biçimlenir. Metin Altıok’un da deyişiyle: “...Evet şiir bir dildir; fakat günlük dilden farklı, yoğunlaştırılmış bir dildir…” Bu durum şiirin nesnel gerçekliğin üstünde olan bir üst dil olduğunu gösterir.

Kürt dilinin yüzyıldır egemen sistem tarafından yok sayılan bir dil olduğu, en son 2012 yıllında Diyarbakır’da mahkeme tarafından dile getirilmişti. İnkâr ve asimilasyona karşı Kürtçe yazmak anlamlı ve önemlidir bana göre. Biz Kürt coğrafyasında doğup büyüdüysek de Türkiye’de eğitim dili Türkçe, ‘basın yayın Türkçe olduğu için ‘Türkçe de hayatımıza sinmiştir. Tam da bundan dolayı bedenimizin yarısı Kürtçe, yarısı Türkçe rengini almıştır, demek geliyor şuan içimden. İki yürek bir aşk isimli kitabımın örgüsü tam da bu fikrimin izdüşümü gibidir. Orada, bir taraftan İzmir’de yaşarken doğduğum, yaşadığım topraklara olan özlemim, diğer tarafta da güzel bir İzmirli kadına duyduğum sevgi aynı zamanda at başı gider…

Sizinle bundan önceki buluşmamız da çok hoş olmuştu. Mersin Kültürhane'de karşılıklı şiirler okumuştuk. Daha o dönemde hazırlık safhasında olan bir şiir kitabınızdan bahsetmiştiniz. Israrlı ve istikrarlı çabalarınız sonucunda nihayet kitabinizi yayınlatarak dağıtımına başladığınızı görüyorum... Tüm bu bilgiler ışığında yeni olan ‘Can Cana’ isimli kitabinizi hangi temelde yazdınız, onu diğerlerinden ayırt eden özellik nedir?

CAN CANA kitabım ülkede rüzgârların soğuk olduğu kadar umudun da sıcak olduğu bir sürece tekabül eder. Bir ömür özlemini duyduğumuz barış ve özgürlük mücadelesinde tanıştığım değerli bir insanın, mehtaplı bir gecede yıldızların altında söylediği sözün anısını ölümsüzleştirdim.

Can cana isimli kitabinizi okurken çoğu şiirlerinizin altında tarih ve yer belirtmeniz dikkatimi çekmişti ve bunun şiirlerinize ilginç bir etki kattığını belirtmiştim. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

 İki Yürek Bir Aşk isimli kitabımda geçen yer ve zaman İzmirli yıllarıma dayanır. İzmir’de samimi olduğum insanlarla yaşanan ortak duygu ve özlemlerin şiir olup kitaplaşmasıdır. Can Cana isimli kitabım ise Çukurova’da geçiyor. İki arkadaşın bir araya gelişinin ardından oluşan anının etkisi sonucu ortaya çıktı. Aşklar, sevgiler acı ile de son bulabiliyor. Ama her şeye rağmen güzel insanlarla vakit geçirmek, ‘sevmek’, hasret çekmek, insanın ruh ve duygu dünyasına zenginlik katar. Can Cana isimli kitabım böyle bir değerle yazın dünyasına doğdu.

Tüm bu bilgiler ışığında, Kahraman Oğuz kimdir, sorusuna cevaben şiir severlere neler söylemek istersiniz?



Kahraman Oğuz Batman da doğmuş, çocuk yaşta zulme başkaldıran bir kişilik olarak bugüne kadar gelmiştir. Toplumda güce ve çıkara göre meyil verenlerin aksine aykırı bir kişilik... Biatcı değil itirazcı… Dostluğu önemser; Kâbe’si insan olan… Gerisi bende kalsın…

Bu güzel söyleşi için teşekkür ederim size, şiirlerle, şarkılarda kavuşmak, tekrar karşılıklı oturup sohbet etmek üzere hoşça kalın

 Ben de teşekkür ederim bu güzel söyleşi yazısı için bu sabah aklıma gelen bir söz ile kapatmak istiyorum bu bahsi: “...Dallar kırılsa da yeşermemize engel değil…”

banner3
Yorumlar (0)
31
açık
Günün Anketi Tümü
2020- 2021 Yılın Şampiyonu Hangi Takım olur?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 36 83
2. M. United 36 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 36 64
5. Liverpool 36 63
6. Tottenham 36 59
7. West Ham 36 59
8. Everton 36 56
9. Arsenal 36 55
10. Leeds United 36 53
11. Aston Villa 36 49
12. Wolverhampton 36 45
13. Crystal Palace 36 44
14. Southampton 36 43
15. Burnley 36 39
16. Newcastle 36 39
17. Brighton 36 38
18. Fulham 36 27
19. West Bromwich 36 26
20. Sheffield United 36 20
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 37 83
2. Real Madrid 37 81
3. Barcelona 37 76
4. Sevilla 37 74
5. Real Sociedad 37 59
6. Real Betis 37 58
7. Villarreal 37 58
8. Celta de Vigo 37 53
9. Athletic Bilbao 37 46
10. Granada 37 45
11. Osasuna 37 44
12. Cádiz 37 43
13. Valencia 37 42
14. Levante 37 40
15. Deportivo Alaves 37 38
16. Getafe 37 37
17. Huesca 37 33
18. Elche 37 33
19. Real Valladolid 37 31
20. Eibar 37 30
Günün Karikatürü Tümü
banner56