Bilime Kadınca Bakış

“Jineoloji temelinde bilimin toplumsal işlevi ve karakterini yeniden tanımlayarak bilimin özde ne olduğunu da ortaya koyuyoruz. Şunu da biliyoruz ki bilimin doğru ve toplumsal bir tanıma kavuşturulması açısından da etik ve estetikle bağlarının yeniden güçlü kurulmasına ihtiyaç vardır.”

Toplumsal Cinsiyet 04.12.2020, 09:45
14
Bilime Kadınca Bakış

Jineoloji temelinde bilimin toplumsal işlevi ve karakterini yeniden tanımlayarak bilimin özde ne olduğunu da ortaya koyuyoruz. Şunu da biliyoruz ki bilimin doğru ve toplumsal bir tanıma kavuşturulması açısından da etik ve estetikle bağlarının yeniden güçlü kurulmasına ihtiyaç vardır.”

JINNEWS-Fidan Can

İnsanlık tarihinde zorlu ve sarsıntılı bir süreçten geçmekteyiz. Üçüncü dünya savaşı olarak da tanımlanan yeni çatışmalı-kriz ortamında uygarlık güçleri; insanlığı, çizdikleri taslağa göre yeniden yapılandırıyorlar. Üretim, tüketim, siyaset, sosyal değişimler bununla birlikte gelişiyor. Uygarlık tarihi, tecavüzcü karakteri ile kadını maddi olduğu kadar manevi anlamda da büyük bir sömürü gücü haline getirerek kendi varoluşunu sağlamakla birlikte, kendini güvenceye de alıyor. Bu anlamda uygarlık tarihi, gasp, yalan ve karanlıklar tarihidir ve temelinde, toplumsal özgürlüğün yitimi yer almaktadır. Toplumsal özgürlüğün yitimine de “Kadının Yitimi” yol açmıştır. Yaşama dair her şey kadının kaybedişinde gizlidir. Kadının gücü de yitirilişinde gizlidir. Dolayısıyla, bu yitirilişi çözdükçe, aydınlatıp yorumladıkça kendimize ve yaşama daha fazla anlam vereceğimiz kesindir. Bu yitirilişi çözdükçe, bizlere dayatılan binyıllık köksüzlük aşılacak, kök hücre hak ettiği tanıma ve anlamına tekrardan kavuşacaktır. 

Kadın derin bir köleliğe maruz kalmıştır

Devletçi-iktidarcı sistemde erkeğin tek yönlü bilinçlenmesi, kadın üzerindeki egemenliğin artması, cins sınıfçılığının-erkek egemenliğinin daha güçlenmesi, dolayısıyla kadının ustalıklı kullanılması ve sömürülmesi demektir. Bu sömürgeci bilinç ve yaklaşımla kadın derin bir köleliğe maruz kalmıştır ve kadın şahsında hakikat örtülenmiş, maskelenmiştir. Oysa binyıllar öncesinde kadın etrafında örülen toplumsallıkla insana dair tüm değerlerin yaratılması gerçekleşmişti. Bu açıdan kadının hakikati bilinmeden yaşamın hangi hakikati bilinebilir ki? Dolayısıyla kadın hakikatini örten, gizleyen ve maskeleyen mitolojiler, dinler ve felsefe-bilim doğru çözümlenmeden hakikate gerçekten ulaşılamaz. İşte tam da bu noktada Jineolojî kadın şahsında örtülen, maskelenen hakikati bulma ve inşa etme alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Erkek aklı ile yaratılan eril uygarlık

Bugün yaşanılan ideolojik, siyasal, sosyal, bilimsel, kültürel kriz ve sorunların kökenlerine inmek, “kadın şahsında toplum nerede, nasıl kaybetti?” sorusuna cevap ararken, toplumsal özgürlük sorunlarının başlangıcına gitmek sonuç alıcılık açısından önemli olacaktır. Günümüz sosyal bilimler alanına dönük yapılan eleştirilerin temelinde, tarihin; toplumun özgürlük sorunlarının köklerini aydınlatmadaki kısırlığı, kapitalist modernitenin-merkezi uygarlık zihniyet kalıplarını aşamaması gelmektedir. Bunun ağır bedellerini ise neololitik toplum örneğinde gördüğümüz gibi toplumsal zihniyeti-ahlakı ve politik alanı inşa etme gücünü sergilemiş olmasına rağmen, bugün bunlardan koparılan “kadın gerçekliği” ödemektedir. Ve bu gerçeklik tüm yönleriyle aydınlatılmayı, görünür kılınmayı beklemektedir. Bu anlamda; kadını kimliksiz, iradesiz ve yitik kılan uygarlık tarihine yüklenmek gerekmektedir. Kadının toplumsal statüsünün ve bu statünün bilim konusu dahi yapılmamasının asıl sorumlusu erkek aklı ile yaratılan eril uygarlık ve onun devamı olan modernitenin hegemonik zihniyetidir. Bu hakikat bilinmeden ve temelde çözülmeden kadın adına atılan her adım yenilgi ile sonuçlanmaya mahkûmdur. Dolayısıyla hakikat açısından atılması gereken ilk adım beş bin yıllık ataerkil zihniyeti ve ona dayalı yapılanmaları derinlikli ve bütünlüklü çözmektir. 

Körlüğün sonucu gelişmiştir

Toplumun en temel sorunlarından olan kadın sorununun sosyal bilimler alanında kapsamlı bir değerlendirmesinin bile yapılmamış olması, bizler açısından önemle çözümlenmesi gereken sorunların başında gelmektedir. Mevcut sosyal bilimler kadın şahsında toplumu bir kaosun eşiğine getirmiştir. Kadını, toplumsallığı başlatan üye olarak tanımlamak yerine, toplumun en zayıf, en güçsüz üyesi olarak tanımlamıştır. Bu tanımlama çerçevesinde günümüz toplumlarında kadın, sorun kaynağı olarak görülmüş, yoğunca tecrit altında tutulmuştur. Kadının günümüz toplumlarında yaşadığı bu sorunların temelinde de sosyal bilimlerin çözüm gücü olarak rolünü oynayamaması gelmektedir. Modern sosyal bilimcilerin kadın gerçekliği karşısındaki körlüğü toplumsal körlüğe de yol açmıştır. Oldukça farklı, renkli bir doğaya sahip insan topluluğunu bu kadar nesnelleştirmeleri insanlık açısından aydınlanmanın değil körlüğün sonucu gelişmiştir. 

Bilimin cinsiyetçi kodları sadece kadınlar için değil

Özne-nesne anlayışına dayalı geliştirilen hiyerarşik ilişki, bilim dünyasında da karşılığını bulmuş ve en önemlisi de kadını ve doğayı sömürme, tahakküm altına alma yarışına dönüşmüştür. Dinin ve felsefenin ördüğü taşlar üzerinden ilerleyerek gelişen bilim ataerkil ve iktidarcı karakterde şekillenmiştir. Hatta bu karakteri daha da derinleştirip, incelterek yorum ve kanıtlanamazlıkların ötesine geçmiştir ve deneye dayalı kalıcı, mutlak düşünce kalıplarını oluşturmuştur. Bilim bu anlamda kadına karşı konumlanmış cinsiyetçiliğin en yoğunlaştığı bir alan konumundadır. Bilimin cinsiyetçi yapısı sadece kadını dışlamak, ötekileştirmek veya yok saymaktan ibaret değildir. Başta toplumsal doğa olmak üzere, evrene, doğaya ve tarihe bakış açısında cinsiyetçiliğin farklı biçimler alarak yansıdığını görüyoruz. Kadının bilim ve bilgi dünyasından uzaklaştırılması bilimsel dünyanın zihinsel dünyasına ve metodolojik yönteme cinsiyetçi-eril kodları hâkim kılmıştır. Bilimin cinsiyetçi kodları sadece kadınlar için değil, doğa, toplum ve hatta erkekler için de tahakküme ve sömürülmeye hizmet etmiştir. Cinsiyetçiliğe dayanak olan bilim, erkek adına egemenlik, kadın adına da kölelik üretmiştir. Halen bilimcilik temelinde gelişen cinsiyetçi veriler ile kadının köleliği, erkeğin egemenliği meşrulaştırılmaktadır. Tüm bu veriler aynı zamanda bilimin bir erkek bilimi olarak geliştirdiğini de göstergesidir. Tüm bu verilerle en fazla beslenen, meşrulaştırılan ve süreklilik kazanan cinsiyetçilik olmaktadır.

Neolitik kültür değerleri ışık tutar

Kapitalist modernist algı, bilimi; rasyonalizmin yani kapitalizmin gelişimi ile birlikte ele alır, öyle tanımlar. Oysa bilimin öz kaynağı Neolitik devrim sürecidir. Bir kültür devrimi olarak gelişen Neolitik devrim, insanlığın gelişimi için maddi ve manevi kültür unsurlarını yaratmıştır. Gelişen uygarlığa Neolitik kültür değerleri ışık tutar. Neolitik kültür bu açıdan kök kültürdür. Bu kök kültürün yaratıcısı, başat öğesi kadındır. Tarımcılık, hayvanları evcilleştirme, alet yapma, barınma yerleri geliştirme, ilk evcil düzeni yaratma, giysi yapma, ahlakı, sanatı, bilimi ve dili geliştirme tüm bu icatlar kadın öncülüğünde geliştirilmiştir. Tüm bu yaratımlara damgasını vuran kadındır. Yaratılan bu değerlerle Ana kadın etrafında gelişen bir toplum, toplumsallık oluşuyor. Ana kadın toplumsal bir olgudur. Toplumsal bir güçtür, çünkü toplum onun etrafında oluşuyor. Kadın öncülüğünde gelişen bir sistem söz konusudur. Bu sistem özgürlük sistemidir. İçinde adaletin, özgürlüğün, kardeşliğin, sevginin, emeğin, erdemin olduğu bir sistemdir. Neolitik toplumda kadın etrafında gelişen muazzam bir toplumsallık ve kültür vardır. Bitkinin keşfi, ekilmesi, harmanlanması, toprağı işlemek, biçmek ve elde edilen ürünü saklayacak araçları geliştirmek en büyük bilimsel gelişmelerdir. Yine hayvanların evcilleştirilmesi, yününden, sütünden yararlanılması, giysi başta olmak üzere kilim vb. şeylerle birlikte yiyeceklerin temin edilmesi de buna dâhildir. Bir buğdayın bulunması, un haline getirilmesi ve ekmek yapılması, yine ateşin bulunması ve kullanılması en büyük bilimsel icatlardır. Ve tüm bu icatlar kadının binyıllık emek, deneyim ve tecrübeleri sonucu sağlanmıştır. Bugün yediğimiz, içtiğimiz ve giydiğimiz tüm şeyler bu sürecin ürünüdür.

Jineolojî temelinde bilimin toplumsal işlevi ve karakterini yeniden tanımlanıyor

Tüm bu icatların, keşiflerin Jineoloji kapsamında yeniden güçlü bir bilimsel ifadeye kavuşturulmasıyla bilimin kendi öz kaynağı da daha güçlü belirlenmiş, tanımlanmış olacaktır. Bu anlamda hem Neolitiğin hem de bir bütün kadının özgürlük mücadelesi tarihini bilimsel verilere dayandırmak özgürleşme yolunda biz kadınlara daha güçlü yol aldırtacaktır. Jineoloji temelinde bilimin toplumsal işlevi ve karakterini yeniden tanımlayarak bilimin özde ne olduğunu da ortaya koyuyoruz. Şunu da biliyoruz ki bilimin doğru ve toplumsal bir tanıma kavuşturulması açısından da etik ve estetikle bağlarının yeniden güçlü kurulmasına ihtiyaç vardır. Bu anlamda Jineoloji, bilimi erkek aklından arındırıp onu toplum eksenine oturtacaktır. Bilim ancak bu temelde kendi özüne, kendi kaynaklarına ve doğru tanımına kavuşacaktır.

banner3
Yorumlar (0)
11°
açık
Günün Anketi Tümü
Sosyal medya da verilerimizi zaten izinsiz kullanılıyor, şimdi de yasal zeminde kullanmak istiyorlar.. Sizce çözüm?
Sosyal medya da verilerimizi zaten izinsiz kullanılıyor, şimdi de yasal zeminde kullanmak istiyorlar.. Sizce çözüm?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 19 41
2. Fenerbahçe 19 39
3. Galatasaray 19 36
4. Gaziantep FK 19 34
5. Alanyaspor 19 31
6. Hatayspor 19 31
7. Trabzonspor 19 30
8. Karagümrük 19 27
9. Malatyaspor 19 27
10. Göztepe 19 25
11. Antalyaspor 19 25
12. Sivasspor 19 24
13. Rizespor 19 24
14. Başakşehir 19 23
15. Konyaspor 19 22
16. Kasımpaşa 19 22
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 19 19
19. Ankaragücü 19 18
20. Erzurumspor 20 17
21. Denizlispor 19 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 19 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Chelsea 19 29
9. Southampton 18 29
10. Arsenal 19 27
11. Aston Villa 16 26
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 18 19
16. Burnley 18 19
17. Brighton 19 17
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 17 44
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 19 33
5. Sevilla 18 33
6. Real Sociedad 19 30
7. Granada 19 28
8. Real Betis 19 26
9. Cádiz 19 24
10. Getafe 18 23
11. Celta de Vigo 19 23
12. Levante 18 22
13. Athletic Bilbao 18 21
14. Valencia 19 20
15. Eibar 19 19
16. Real Valladolid 19 19
17. Deportivo Alaves 19 18
18. Elche 17 17
19. Osasuna 19 16
20. Huesca 19 12
Günün Karikatürü Tümü