Özgürlüğü herkes için gerçek kılan kadınların yüzyılı

“Kadın özgürlüğünü merkezine alan mücadele perspektifi toplumsallaşabilir. 21. yüzyılda ortaya çıkan kadın hakikati işte budur. Peki, böyle bir iddiayı karşılayacak düşünsel, pratik zemin oluştu mu?”

Toplumsal Cinsiyet 26.03.2021, 10:37 26.03.2021, 10:39
15
Özgürlüğü herkes için gerçek kılan kadınların yüzyılı

“Kadın özgürlüğünü merkezine alan mücadele perspektifi toplumsallaşabilir. 21. yüzyılda ortaya çıkan kadın hakikati işte budur. Peki, böyle bir iddiayı karşılayacak düşünsel, pratik zemin oluştu mu?”

Haskar Kırmızıgül-JINNEWS

Hepimiz ataerkinin, kadın sömürüsünü artık tek bir cephede ve tek bir yöntemle geliştirmediğine hem fikiriz. O halde kadınların her cephede, farklı direnme biçimleriyle sistemi zayıflatması ve sonuçlarının kadınların hanesine yazılması gerekir. 21. yüzyılın mücadele perspektifinin dayanak noktası böyle bir ele alış olmalı. Bir kadın kolektifinin yaptığı işlerden tutalım, milyonlarca kadının katıldığı bir eyleme, patriyarkal sisteme karşı koyuşun hangi alanda gerçekleştiğini bir sıralamaya tabi tutmadan hepsine değer biçmek. Kadın mücadelesinin çok kimlikli, yöntem zenginliği içeren, etkileyen ve etkilenen yanını öne çıkarmak ve bunları kadınların hanesine yazmak. Ve bu mücadelelerin hepsine bütünsel bakabilmek. Şayet böyle bir ele alış olmazsa devletli sınıflı uygarlığın tarihi boyunca yüzlerce, binlerce kez sergilenen kadın direnişleri yine sistemsel değişikliği yaratacak bir düzeye ulaşamaz. 

21. yüzyılda ortaya çıkan kadın hakikati 

Kadın mücadelesi sınıfsal, ulusal ya da diğer mücadele biçimlerine eklemlenen, tamamlayan, destekleyen bir öge değildir. Artık politik, sosyal mücadele, kültürel direniş, cinsel kimliklerin savunulması ya da çevrenin korunması merkezinde kadın özgürlüğüne yer vererek geliştirilmeli. Kadın özgürlüğünü merkezine alan mücadele perspektifi toplumsallaşabilir. 21. yüzyılda ortaya çıkan kadın hakikati işte budur. Peki, böyle bir iddiayı karşılayacak düşünsel, pratik zemin oluştu mu? Geçmişte bu soruyu iyimserlik, hissiyat ve umutla cevaplamak benim için yeterliydi. Nitekim biz Kürt kadınları gelecek tasavvurumuzu bu üçlü ile yarattığımızı düşünüyorduk. Ancak devrimci mücadelelerin sosyal bilimle bağını kurmak konusundaki boşluğumuzu göremiyorduk. Bu boşluğu doldurmak gerekiyordu.

Hem kuramda hem de eylemde köklü çıkışlar gerekiyor

 “Sadece resmi modernitenin değil tüm hiyerarşik ve uygarlık dönemlerinin tüm toplumsal dokularında zihnen ve bedenen tutsaklaştırdığı, en derin kölece çalıştırdığı kadın özgürlüğü, eşitliği, demokrasisi çok kapsamlı teorik çalışmalar, ideolojik mücadeleler, programatik ve örgütsel faaliyetler en önemlisi de güçlü eylemler gerektirir” belirlemesi sayesinde yaşadıklarımız ve yarattıklarımızı tanımlayabiliyor, devrimciliğimizin bilimle bağını kurabiliyoruz. Kadın devrimi iddiamızı gerçekleştirmek için Abdullah Öcalan’ın deyimiyle ‘hem kuramda hem de eylemde köklü çıkışlar’ gerekiyor. 

Bunları sıralarsak: 

“*Kadın özgürlüğünün bilimsel bir temele dayanması: Jineolojî Dergisi kadın devriminin dayanaklarını oluşturmaya katkı sunuyor. Biz Kürt kadınlarına yaşadıklarımızı ve yaşamakta olduğumuz her anın tarihle, sosyolojiyle bağını kurma imkanını sağlıyor. Pratik deneyimlerimizi bilgiye dönüştürmemizi sağlıyor. Sistem arayışımızı ve inşamızı bu analizler üzerinde gerçekleştirebilecek bir zemin kazandırıyor. Ki en yetmez yanımızın bu olduğunu düşünüyorum. Demokratik modernitenin bilimi olarak tanımladığımız Jineoloji'nin kadınların tarih boyunca patriyarka karşısındaki direniş damarlarını yakalayacak, her toplumsal mücadelenin kendi kökleri üzerinden yükselmesine yol açacak güçlü bir potansiyeli var. Nitekim Avrupa ve Latin Amerika’daki farklı ülkelerinde bugüne kadar yaptığımız 15 Jineolojî Kampı’nda buluştuğumuz kadınlar, kendi toprağında saklı direnişleri, mitolojileri, kadın direnişlerini araştırarak mücadelelerinin köklerine ulaşmaya çalışıyorlar. İspanya’da, 7 küçük adacıktan oluşan Kanarya Adaları’nda düzenlediğimiz Jineolojî seminerlerinden sonra orada tanıştığımız kadın kolektifleri ve platformları kendi aralarında örgütleniyorlar. 

Yaşadıklarının kaydını tutmak önemli 

*Kadın tarihinin yazılması: Kadınların tarihe kaydedilmediğinin, hep satır aralarını okumamız gerektiğinin bilincindeyiz. Diğer yandan kendi yaşadıklarının kaydını tutmak önemli. Kadınların yaratımına, eylemine ve başarısına tanıklık ediyoruz, hatta bunların bir parçasıyız. Bunları kaydetmek de bizim işimiz. Bugün yaşadıklarımızı toplumsallığın başından bugüne kadar biriken kadın değerlerinin bir parçası olarak görmemiz gerekiyor. Geçmişte ve bugünde erkeklerin çıkarlarına göre kurgulanan, düzenlenen sistemin kuruluşunu öğreten bir tarihle değil. Kadınların ihtiyaçları, başkaldırıları ve yaratımlarına göre düzenlenen bir tarih. Jineoloji’de geçen ‘kadın katmanları’ kadın tarihini yeni kavramlarla açıklamak ve kadınların kazanımları ve yitimleri üzerinden yapılan bir dönemleştirmeye denk geliyor. Kendi kavram ve dönem ayrımlarımızla birlikte tarih yazımı, bizi kadın hakikatine ulaştırabilir. Kadınların tarih yazımı sayesinde demokratik modernitenin dayanaklarını açığa çıkarmamız mümkün olabilir. Böylece kadınlar, varlık mücadelesi yürütürken, bir şeyi başarmak ve sıfırdan başlamak dışında seçenekleri olduğunu bilincine varabilir. Altmış bin yıllık tarih boyunca kadın cephesinde biriken değerlerini kendine dayanak yapabilir. 

Kadınların örgütlenmesine önem atfetmeliyiz

*Patriyarkalın sınırları dışına çıkmayı hedeflemek: Bizi patriyarkalın sınırları dışına çıkaracak örgütlenme, yöntem ve kurumlaşmaları yapmak önemli. Erkeklerin yönetim, örgütlenme, üretim, eğitim vb. alanlardaki sarsılmaz, sürekli ve değişmez yöntemlerinin dışında bir yol düşünmek gerekiyor. Kadınların özgün örgütlenmelerini daha da geliştirmek gerekiyor. Nitekim Kürt kadın hareketi kadın partileşmesi ve kadın konfederal sistemi konusunda uzun yıllara dayalı bir tecrübeye sahip ve şimdi bu tecrübesini dünya kadınlarıyla paylaşıyor. Özgün örgütlenme ihtiyacını gören birçok kadın hareketinden biri Kolombiya’da paramiliter güçlere karşı toprak savunmasının öncülüğünü yapan yerli halklar. Cauca’da yaptığımız Jineolojî Kampı’ndan sonra, Pueblos En Camino içinde yer alan kadınlar, meclis toplantılarından önce özgün toplantılarını yapma kararı aldı. Dünyadaki kadın mücadeleleri açısından önemli bir örnek teşkil ediyoruz. Ancak farklı kadın hareketlerinin kendi içinde oluşturduğu kolektifler, otonom örgütlenmeler, kadın ağları, kooperatifler, akademiler, kurumlaşmalar da önemli. Kadınların örgütlenmesine, buluşmasına dair her adıma bizi patriyarkalın dışına çıkaracak bir önem atfetmemiz gerektiğini düşünüyorum. Birbirimizden haberdar olursak, bu adımları daha köklü bir kopuşa, radikal örgütlenmelere de dönüştürebiliriz. Kürt kadın hareketinin tartışmaya açtığı ‘kadın konfederalizmi’ bu işlevi görebilir.

Kadın kültürünü oluşturmak için hafızayı canlandırmak gerekiyor 

*Kadının kültür taşıyıcısı olduğunu bilmek: Kadın devriminden daha çok yeğlediğim bir kavram, kadın kültürünü yaratmak. Kültür toplumsal yaşamda daha kökten değişimler anlamına geliyor. Kadın kültürünü oluşturmak için kadın hafızasını canlandırmak ve bunları somutlaştırmak gerekiyor. Kadının kültür taşıyıcılığı yasalar, kurallar ya da yıkımlar ve inşanın ötesinde bir şey. Klasik deyimle kalpten kalbe giden bir yol! Kadın savaşçıların taktıkları şalların ya da halayın bir direniş sembolü haline gelmesi ve Las Tesis dansının Ortadoğu’dan, Asya’ya, Amerika’ya yayılmasının da bununla ilgili olduğunu düşünüyorum. Yine Kürt özgürlük hareketine ait kavramlaştırmalar olan ‘özgür eş yaşam’ ve ‘heval’ kelimelerinin başka bir dil konuşulsa bile Kürtçe söylenmesi, kelimenin ruhunu kaybetmemek kaygısı benzer bir önem taşıyor. Kadınlar, ortak bir metne imza atarak bir mutabakata vararak değişmiyor, değiştirmiyor. Birbirine dokunarak, hissederek kelimelerindeki cinsiyetçi ifadeleri siliyor, direniş hikayeleri, şarkıları dilden dile dolaşıyor. Abdullah Öcalan’ın ‘savaşan özgürleşir, özgürleşen güzelleşir, güzelleşen sevilir’ sözünün Zaragozalı bir kadının kolundaki dövmede yazılı olması, Portekiz, İtalyan kadınların kolunda İştar dövmesi taşıması, bir İtalyan kadının rüyasında hiç tanımadığı Hevrin Xelef’i görmesi ve ona şarkı yapması doğrusu bana büyülü geliyor. Bizler de Pacha Mama’yı (Latin Amerika yerlilerinin tanıdığı toprak ve bereket tanrıçası) duyumsuyoruz. 

Bir kadın televizyonu kurabilirsek özgürleşebiliriz

*Farklılıklar değil ortaklıklar üzerinden mücadele etmek: Yukarıda sayılanlar bizi bu noktaya taşıyabilir. Kadınları modernleşme, kalkınma, uluslaşma, sosyalizm, insan hakları gibi kavramların içinde eritmemek gerekiyor. Kadınlara bu kavramlar içinde bakarsak kadınlarla ilgili asıl olanı kaybedebiliriz. Dünyanın hangi coğrafyasında olursa olsun kadınların içinde yer aldığı her mücadele bize güç, cesaret ve ilham vermiyor. Belki de tek yapmamız gereken aslolanı kaybetmeden bu direnişleri okumak. Kadınların attıkları her adımı karşılayan bir kucaklayıcılık içinde olmak, pratiğimizin de genişlemesine neden olabilir. Kürt kadınlarının 26 yılı aşan, kendi eğitimlerini, özsavunmalarını, örgütlenmelerini geliştirdikleri pratik ortada. Altmışlı yıllarda ismini hatırlamadığım bir feministin ‘bir kadın televizyonu kurabilirsek özgürleşebiliriz’ hayali Jin TV’de somutlaştı, 2005 yılında yaşamını yitiren Şilan Kobanê, henüz jineoloji tartışmaları yokken 2003 yılında katıldığı bir toplantıda kadın biliminden bahsetti, Rojava’da bir kadın köyü inşa edildi. Örneklerin çoğunu Kürdistan coğrafyasından vermem yerele takılıp kalmak değil, yerelden evrensele doğru ilerleyen gelişmeyi, kadın devrimini, kadın kültürünü yaymayı, sadece negatif sonuçlara bakarak geliştirmeyeceğimizi anlatma çabası. Pratik olarak işleyen ve sonuç alan deneyimlerimizin ve düşünsel birikimimizin Kürt kadınlarının ulaşabildiği alanların ötesine temas ettiği, bir gerçek. Kurduğumuz bu bağlar ve yol açtığı bu etki sadece yerelle ifade edilemeyecek kadar güçlü.”

banner3
Yorumlar (0)
9
açık
Günün Anketi Tümü
Olası bir erken seçimde, Z Kuşağının oy dağılımı nasıl olur?
Olası bir erken seçimde, Z Kuşağının oy dağılımı nasıl olur?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 32 70
2. Fenerbahçe 32 63
3. Galatasaray 32 62
4. Trabzonspor 33 58
5. Gaziantep FK 31 50
6. Alanyaspor 32 49
7. Hatayspor 32 49
8. Karagümrük 33 49
9. Sivasspor 32 47
10. Göztepe 33 46
11. Antalyaspor 33 42
12. Konyaspor 32 40
13. Ankaragücü 32 36
14. Rizespor 32 36
15. Kasımpaşa 32 35
16. Malatyaspor 31 33
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 32 33
19. Gençlerbirliği 32 31
20. Erzurumspor 33 28
21. Denizlispor 31 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 29 60
2. Samsunspor 29 57
3. Adana Demirspor 29 55
4. Altay 29 53
5. Altınordu 29 52
6. İstanbulspor 29 51
7. Ankara Keçiörengücü 29 49
8. Ümraniye 29 41
9. Tuzlaspor 29 41
10. Bursaspor 29 40
11. Bandırmaspor 29 39
12. Boluspor 29 35
13. Balıkesirspor 29 32
14. Adanaspor 29 31
15. Menemenspor 29 30
16. Akhisar Bld.Spor 29 25
17. Ankaraspor 29 22
18. Eskişehirspor 29 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 31 63
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 31 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 31 49
8. Everton 29 47
9. Leeds United 31 45
10. Aston Villa 30 44
11. Arsenal 30 42
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 30 36
15. Burnley 31 33
16. Brighton 30 32
17. Newcastle 31 32
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 30 21
20. Sheffield United 30 14
Takımlar O P
1. Real Madrid 30 66
2. Atletico Madrid 29 66
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 29 58
5. Real Sociedad 30 47
6. Real Betis 29 46
7. Villarreal 30 46
8. Granada 30 39
9. Levante 30 38
10. Celta de Vigo 29 37
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Cádiz 30 35
13. Valencia 30 34
14. Osasuna 30 34
15. Getafe 30 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 30 27
18. Elche 30 26
19. Deportivo Alaves 30 24
20. Eibar 30 23
Günün Karikatürü Tümü