Sebahat Tuncel: Ortaçağ’da ‘cadı’ günümüzde ‘terörist’

26 Nisan’da ilk duruşması görülen Kobanê Davası’nı ajansımıza değerlendiren DBP önceki dönem Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, “Mahkeme süreci bizim açımızdan, demokratik bir hukuk sisteminin, özgürlüklerin, eşitliğin, demokrasi ve barışın savunulacağı bir mücadele alanı olacaktır.

Toplumsal Cinsiyet 10.05.2021, 13:46 10.05.2021, 13:51
52
Sebahat Tuncel: Ortaçağ’da ‘cadı’ günümüzde ‘terörist’

ANKARA - 26 Nisan’da ilk duruşması görülen Kobanê Davası’nı ajansımıza değerlendiren DBP önceki dönem Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, “Mahkeme süreci bizim açımızdan, demokratik bir hukuk sisteminin, özgürlüklerin, eşitliğin, demokrasi ve barışın savunulacağı bir mücadele alanı olacaktır. Başka bir yaşam mümkün. Yeter ki dayanışmayı büyütelim, mücadeleyi yükseltelim” dedi.

JINNEWS- Öznur Değer

Kobanê Davası’nda yargılanan 17 siyasetçi kadından biri olan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, tutuklu bulunduğu Kandıra Kadın Kapalı Cezaevi’nden 26 Nisan’da başlayan Kobanê Davası için Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne getirilmişti. Sebahat, şu an bulunduğu Sincan Cezaevi’nden 26 Nisan’da görülen Kobanê Davası’nın ilk duruşmasına ilişkin değerlendirme ve gözlemlerini mektup aracılığıyla ajansımızla paylaştı. “Karantina tedbirleri” adı altında hala tek başına bir hücrede tutulan Sebahat, Kobanê Davası’nın “Türkiye yargısı eliyle DAİŞ’in yenilgisinin intikamını almak” anlamına geldiğini vurguladı.

‘Cadı avı’ benzetmesi

Kürt kadın hareketi, Kürt siyasi hareketi ve Kürtlerin dostlarına yönelik gerçekleşen gözaltı ve tutuklamaların, Avrupa’da başlayıp milyonlarca kadının “cadı” oldukları iddiasıyla katledildikleri süreci andırdığını ifade etti. Sosyoloji profesörü yazar Maria Mies’in,  “Cadılara yapılan zulüm genellikle sanıldığı gibi karanlık, akıl dışı Ortaçağ’ın bir kalıntısı değil, yükselen modern toplumun tezahürüydü” sözlerini anımsatan Sebahat, “Kadının emeğinin, bedeninin sömürülmesi, ekonomik yaşamın, bilimin dışına itilerek, bilim alanında yaptıkları her şeyin ‘büyücülük’ olarak adlandırılması, erkek egemen sistemin kendisini kurumsallaştırması, kadının toplumsal ekonomi ile siyasal ve bilim alanındaki etkinliğini ortadan kaldırmasının ifadesiydi. Cadı soykırımı ile hukukun profesyonelleşmesi arasında da doğrudan bir bağ olduğuna dikkat çeken Maria Miles, ‘Bu dönemden önce Alman hukuku eski German örf ve adetlerini izliyordu. Öğrenilecek bir disiplin değil, kamu hukuku ya da örf adet hukuku idi. Fakat artık Roma hukukuna geçildi’ tespitini yapıyor. Hukuk artık fakültelerde öğretilmeye başlanmıştır. O dönem bazı hukukçular bu fakülteler için ‘Hiçbir işe yaramadıkları gibi sadece insanların kafasının nasıl karıştırılacağını, nasıl iyinin kötü, kötünün iyi yapılacağını öğreten, yoksulardan haklarını esirgeyen ve zengine hakkı olmayanı veren parazitler yetiştiriyorlar’ dediklerini de aktarıyor” ifadelerini kullandı.

‘Ortaçağ’da ‘cadı’ günümüzde ‘terörist’’

Demokratik siyaset alanına yönelik baskıların Kürtlerin, sosyalistlerin, kadınların çevrecilerin “hukuk” mekanizması ile baskı altına alınmasının, gözaltı ve tutuklamaların, “cadı avı” ve “cadı soykırımlarını” hatırlattığına işaret eden Sebahat, Ortaçağ’da “cadı” olarak adlandırılanların günümüzde “terörist” olarak adlandırıldığına dikkat çekti. Sebahat, “Türkiye’de ‘terörizm’ kavramı o kadar geniş bir anlamda kullanılıyor ki iktidara biat etmeyen hemen herkes ‘terörist’ olarak lanse ediliyor. Demokrasi, insan hakları, eşitlik, özgürlük, barış gibi birçok kavram gerçek anlamının ötesinde, sadece iktidarın çıkarlarını korumak için maskelemek, yalanı gizlemek amacıyla kullanılmaktadır. Bağımsız yargı iktidarla, sarayla kurulan bağın üzerini örten bir söylemden başka bir anlam ifade etmemektedir. Talimatla iş yapan AKP-MHP’nin hukuk komisyon başkanları görevini gören mahkeme başkanları ile karşı karşıyayız. 26 Nisan’da görülmeye başlanan Kobanê Duruşması’nda bir kez daha buna tanıklık ettik. Tabi biz Kürtler bu uygulamalara yabancı değiliz. İstiklal Mahkemeleri’nde, DGM’lerde, Ağır Ceza Mahkemeleri’nde benzer bir yaklaşımla karşılaştık” şeklinde konuştu.

‘Hukuki bir baskıyla karşı karşıya kaldık’

Hukukçuların bunu “düşman hukuku” olarak tanımladıklarını kaydeden Sebahat, mesele Kürtler, kadınlar ve sosyalistler olunca Anayasa, yasa ve CMK’nin anlam ve içeriğinin değiştiğini ifade etti. Sebahat, 26 Nisan’da görülen duruşmada 22’nci Ağır Ceza Mahkeme başkanı şahsında “hukuki bir zorla, baskıyla” karşı karşıya kaldıkların altını çizerek, “Belli ki mahkeme başkanı önümüzdeki dönem siyasette kendine yer kapmak istiyor. O nedenle de hukuki gerekler yerine sarayın, Cumhurbaşkanı’nın gereklerine göre hareket ediyor. Tabi ki burada adil bir yargılanma ve adil bir kararın çıkmayacağı kesin. Tam da bu nedenle mahkeme süreci bizim açımızdan, demokratik bir hukuk sisteminin, özgürlüklerin, eşitliğin, demokrasi ve barışın savunulduğu, halkların eşitliği ve kardeşliğinin savunulacağı bir mücadele alanı olacaktır” diyerek mücadele edeceklerini vurguladı.

‘Tek adam rejimi önündeki tek engel HDP’dir’

Sebahat mahkemenin, iktidarın önündeki tek engelin demokratik siyasi alan olduğunu gösterdiğini belirtirken, sözlerini şöyle sürdürdü: “Faşist Cumhur İttifakı yeni rejim (tek adam rejimi) inşası önündeki tek engel, halkların, inançların, kadınların birleşik örgütlü gücünü ifade eden HDP’dir. Bu yargılamalarla bu engel ortadan kaldırılmak isteniyor. Cumhur ittifakının tekçi, otoriter, faşizan yönetimine karşı HDP’nin temsil ettiği demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü yönetim sistem, halklara umut ve moral vermekte, ‘Başka bir yaşam mümkün’ iddiasını diri tutmaktadır. Aslında bu yargılamalarla bu umut kırılmak istenmektedir. Ama bunlar nafile çabalardır. Yüzyıldır Kürtler her türlü devlet şiddetine, baskıya, zulme karşı direniyor. Bu direniş geleneği bugün de sürüyor ve sürecektir. Mesele sadece HDP’nin meselesi değildir. Bu süreç Türkiye’de demokratik bir Cumhuriyetin inşa edilip edilmeyeceği, halkların, inançların eşitliği, özgürlüğü, barış ve güven içinde yaşama iradesini de belirleyecektir. Yani bu yargılama sıradan, basit bir yargılama değil. Türkiye siyasetini, Türkiye halklarının, kadınların geleceğini etkileyecek sonuçlar açığa çıkaracaktır. Bundan dolayı demokrasi, eşitlik, özgürlük ve barıştan yana olan herkesin bu süreçte HDP ile dayanışma içinde olması gerekir. HDP için değil, kendileri için.”

‘IŞİD’in yenilmiş olmasının yargı eliyle intikamı alınıyor’

Sebahat, bu davalar ile kadın özgürlük çizgisinin de hedef alındığını vurguladı. 2015’ten bugüne özelde Kürt kadın hareketine, genelde ise tüm Türkiye kadın hareketine, sosyalist, feminist harekete yönelik bir saldırı yaşandığına dikkat çeken Sebahat, “Kayyım siyasetinin eşbaşkanlık, kadın kurumları yerel yönetimlerde kadın kazanımlarını hedef alması, İstanbul Sözleşmesi’nin bir gecede iptali, kadına yönelik şiddetin, katliamların artması, Cumhur İttifakının kadın özgürlük çizgisini hedef almasıyla alakalıdır. Kobanê Davası’nda bu yaklaşımı görüyoruz. Kürt kadınlarının IŞİD çetelerini yenilgiye uğratmalarındaki öncü rolü, Rojava Devrimi’ndeki kadının öncülük rolü tüm dünya halklarının, kadınlarının desteğini alırken, Türkiye bunu yargılama konusu yapmaktadır. Aslında bu davanın, Türkiye’nin desteklemekte sakınca görmediği IŞİD’in sahada yenilmiş olmasının Türkiye yargısı eliyle intikamının alınmak istenmesinden başka bir anlamı yoktur. Aslında bu gerçeği tüm dünya biliyor. 6-8 Ekim olayları denen ve onlarca insanın ölümüne neden olan sürecin asıl sorumlusunun iktidar olduğu, bu dava ile bu hakikati gizleme çabası olduğu gerçeğini herkesin bildiği gibi” diye belirtti.      

‘Hakların dayanışması, ortak mücadelesi kazanacaktır’

Kobanê Davası’nda aynı zamanda dayanışmanın da yargılandığına değinen Sebahat, “Hatırlarsınız 2014’te dünyanın her yerinde insanlar sokağa çıktı ve 1 Kasım Dünya Kobanê Günü ilan edildi. Bu dayanışma Kobanê’nin özgürleşmesi ve IŞİD çetelerinin yenilmesinde çok önemli bir rol oynadı. Türkiye’de yaşayan Kürtlerin, Kürtlerin dostlarının, HDP’nin göstermiş olduğu dayanışma halklara kazandırmıştır. Bundan sonraki süreçte hakların dayanışması, ortak mücadelesi kazanacaktır” sözlerine yer verdi.

‘Kaostan çıkışın tek yolu Kürt düşmanı politikalara son verilmesidir’

Tüm bu yaşananların esas nedeninin Kürt sorunu olduğunun altını çizen Sebahat, AKP’nin PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yürütülen diyalog sürecini sonlandırmasının Türkiye’yi ekonomik, siyasi ve toplumsal bir krize sürüklediğini vurguladı. “Türkiye’nin elinde kalan tek şey çıplak zordur” diyen Sebahat, sözlerini şöyle sürdürdü: “Devletin tüm baskı araçlarını toplum üzerinde kullanmaktadır. Kürt halkına karşı savaş politikalarını sürdüren, Kürt halkının halk olmaktan kaynaklı siyasi, kültürel, ekonomik, ekolojik taleplerini zorla bastırmak isteyen faşist iktidara karşı, halk direnişini, mücadelesini sürdürmektedir. En son Newroz kutlamaları bunu çok net göstermiştir. Türkiye’nin bu kaostan, krizden çıkışının tek yolu Kürt karşıtı, düşmanı politikalara son vermesidir. Öncelikle Sayın Öcalan üzerindeki ağır tecrit ve izolasyon politikalarına son vererek, Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarını sağlamalı ve savaş, çatışma, çözümsüzlük siyasetine son verilmelidir. Bu politika sadece Kürtlere değil tüm Türkiye halklarına kaybettirmektedir. O nedenle demokrasi ve özgürlük güçlerinin bu süreçte daha inisiyatifli olması, Türkiye halklarına yeni bir seçenek sunması her zamankinden daha acil bir görevdir diye düşünüyorum. Başka bir yaşam mümkün yeter ki kendi öz örgütlülüğümüzü güçlendirelim, dayanışmayı büyütelim ve mücadeleyi yükseltelim. Herkese selam ve sevgilerimi sunuyorum.”

Yorumlar (0)
28
açık
Günün Anketi Tümü
Erken seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?
Erken seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30
Günün Karikatürü Tümü
banner56