29.03.2022, 10:37 14

Verilerle, birarada yaşamın ve barışın zemini

Son yıllarda sorunlarımızın en başında kutuplaşma geliyor. Kutuplaşma derinleştikçe, çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı ve çok dilli Türkiye mozaiğinde eşit, demokratik ve birarada yaşamın imkânları daha da zayıflıyor ve toplumsal barışın sağlanması zorlaşıyor.

Kutuplaştırma siyaseti ile bir anlamda ülkemizin zenginliğini oluşturan çok farklı toplulukların güvensizliği depreştiriliyor ve korku iklimi yaratılıyor. Bunun yarattığı sorunlar yumağı, toplumda gerilemeye, farklı toplulukların içine kapanmasına yol açıyor. Birarada yaşamın zeminlerinin oluşturulması ve toplumsal barışın geliştirilmesi zorlaşıyor.

Bu sorunları tespit etmek ve çözümler üretmek üzere İzmir’de Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (BAYETAV) kuruldu.

İlk çalışmada kutuplaşmanın ve korku ikliminin sorunları ve bunları aşmanın toplumsal potansiyel ve dinamikleri tespit edilmeye çalışıldı. Sonuçlar vakıf merkezinde düzenlenen lansmanda sivil toplum ve medya mensuplarıyla paylaşıldı.

Araştırmanın sonuçları, 2021 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında yapılan, nicel ve nitel görüşmelerin veri analizlerinden oluşuyor.

Bu süreçte KONDA Araştırma ve Danışmanlık, 67 il ve 286 ilçede ve 2 bin 132 kişiyle nicel görüşme, SAM Araştırma ve Danışmanlık ise 62 derinlemesine görüşme ve 12 odak grup toplantısı yaptı. SAM bunları, İstanbul, Ankara, Mersin, İzmir, Kayseri, Erzurum ve Diyarbakır illerinde gerçekleştirdi. Raporda bu illerde yapılan toplantıların bölgesel mi, o illerle sınırlı katılımla mı yapıldığı belirtilmiyor.

Vakfın koordinatörü Prof. Dr. Ferhat Kentel tanıtım konuşmasında, bu araştırmayla birçok konuda derinlemesine veri elde edildiğini ifade etti. Doğrusu benim ilgimi daha çok sorunlara çözüm bulunmasını kolaylaştıracak ve toplumsal zeminleri olacak veriler çekti. Sorunları belirlemenin ötesinde, çözümlerine de odaklanması çalışmayı özgün kılıyor.

Çözüm potansiyelleri

İnsanların farklılıklarını ifade etmeleri, açığa çıkarmaları yanı sıra birbiriyle iç içe geçmiş, değişime açık çoğul kesişme hallerinin değerlendirilmesi ve bir zemin olarak kabul edilmesi, sorunların çözümüne önemli katkısı olacak potansiyele işaret ediyor.

Araştırma sırasında sorulan “insanlık daha iyiye mi gidiyor kötüye mi” sorusuna, yüzde 18 “her şeye rağmen insanlık daha iyiye gidiyor” yanıtını veriyor, yüzde 66’sı “iyiye gitmediği” yanıtını veriyor.

Benzer başka soruda “İnsanların büyük kısmının iyi ve güvenilir olduğunu düşünüyorum” diyenlerin yüzde 23, “hayır yanlış bu” diyenlerin ise yüzde 54 olması, bir arada yaşamanın ve toplumsal barışın mümkün olmadığını düşündüren sonuçlar.

İnsanların yüzde 40’nın etnik, mezhepsel, dini veya cinsiyeti nedeniyle ayrımcılığa uğradığını düşünen bir toplum için, bu şaşırtıcı bir sonuç olmasa gerek. Yüzde 40’ın büyük bir kesiminin, ayrımcılığın devlet kurumları ve kamu otoritesi tarafından yapıldığını ifade etmeleri, sorunu daha da berraklaştırıyor.

Araştırma verilerinde “farklı grupların neler hissettiğini anlamaya çalışırım” diyenlerin yüzde 85 olması sadece bir iyi niyet göstergesi olarak değerlendirilemez. Bu aynı zamanda kutuplaşmaya karşı direnç oluşturmak ve barış fikrini güçlendirmek için toplumsal bir zemin sunuyor. Keza ”ötekilerden birisiyle iş ortaklığı yaparım” yanıtını veren yüzde 67 de, toplumdaki değişimin potansiyeline işaret ediyor.

Yaygın olarak dillendirilen “bu toplumdan bir şey olmaz” düşüncesinin tam olarak gerçeği yansıtmadığına ilişkin bir veri sayılabilir.

Farklı kesimler birbirini tanıyıp anlamalı, ortak noktalar bulmalı” belirlemesine Sünnilerin yüzde 22’si, Alevilerin yüzde 45’i doğru diyor, Türklerin yüzde 23’ü, Kürtlerin yüzde 28’i ise kesin doğru yanıtını veriyor. Bu sonuçlar, toplumsal barış ve kutuplaşmanın sona erdirilmesi için Türkiye’nin çoğunluğunu oluşturan kesimlerde yoğunlaşmanın zorunluluğunu gösteriyor.

Toplumsal kutuplaşmanın en önemli nedeninin “başkalarına karşı duyduğumuz güvensizliğin nedeni, birilerinin tahrik etmesidir’ yanıtını veren yüzde 88 gösteriyor.  Burada geçmişin yükünün ağırlığından söz ediliyor. ‘Birileri tarafından kutuplaştırılıyoruz’ deniyor. Kimler, neden ve nasıl bunu yapıyor sorusuna verilecek yanıtlar kutuplaştırma karşıtlarını bu sorunun panzehrine ulaştıracaktır.

Araştırmaya katılanların yüzde 94 oranında olumlu cevap verdiği, “Devlet, tüm bireylere/gruplara eşit mesafede durmalı” yanıtı tam da buna işaret ediyor.

Siyasetteki farklılıklar normaldir, bu farklılıklar toplumsal gelişme için verimli ve zengin tartışmalara katkı sağlar, iyi yönde gelişmemize hizmet eder” yanıtı verenlerin, 21. yüzyılda yüzde 78 oranında kalması can sıkıcı bir sonuç olarak görülebilir. Ama ülkenin siyasal gerçekliği ve kurucu felsefesi dikkate alındığında, değişim ve dönüşüm için büyük bir potansiyel ve toplumsal barışı geliştirmenin elverişli zemini olarak da çok rahat değerlendirilebilir.

Birarada yaşamın ve toplumsal barışın imkânları açısından, araştırmaya katılanların yüzde 16’sının Almanya’da Türk çocuklarının anadil hakkını kabul edip, Türkiye’de Kürt çocuklarının anadil hakkını reddetmesi dikkate değer bir sonuç.

Devletin bekası söylemi ekseninde Türk milliyetçiliğinin; devlet kurumları ve yöneticileri eliyle yeniden ihya edildiği ve formatlandığı bir dönemden geçiyoruz. Böylesi dönemde “Almanya’da Türk çocukları için Türkçe ana dil hakkı” ve “Türkiye’de Kürt çocukları için Kürtçe anadil hakkını” savunanların toplamının yüzde 47 olması, “ulus devlette kimse başka dilde eğim alamaz” yanıtı verenlerin yüzde 12’lik sınırda dolaşması; barışın, adaletin ve eşitliğin toplumsal bazda önünün kapalı olmadığına işaret ediyor.

Prof. Dr. Ferhat Kentel lansman toplantısında süreci, “tedirgin ve temkinli iyimserlik içindeyiz” diye tanımladı. Kadın ve gençlerin bir araya geldiği ortamlarda toplumsal kutuplaşmanın daha kolay ve hızlı aşıldığını vurguladı. Bunun dikkate alınması gerekir.

Sorunların çözümünü muktedirlere beklemek yerine, birarada yaşam ve barışın toplumsal dinamiklerini harekete geçirmek amaçlı bir çalışma yapılmış, yapanların ellerine sağlık.

Yorumlar (0)
25
açık
Günün Anketi Tümü
Sizce bir erken seçim yapılsa bunu hangi ittifak kazanır?
Sizce bir erken seçim yapılsa bunu hangi ittifak kazanır?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 37 57
9. Sivasspor 38 54
10. Kasımpaşa 38 53
11. Adana Demirspor 37 52
12. Galatasaray 38 52
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 37 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 37 71
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 37 49
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 37 45
14. Aston Villa 37 45
15. Southampton 37 40
16. Everton 37 39
17. Burnley 37 35
18. Leeds United 37 35
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 37 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Espanyol 37 41
14. Elche 37 39
15. Getafe 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 37 31
Günün Karikatürü Tümü
banner58