28 Şubat dersleri, bugüne yansımalar / Hakan Tahmaz

Türkiye’de siyasal geçmişle yüzleşmek, pek rastlanan bir davranış değil. Yanlışlar çok sık tekrarlanır,  siyasetin doğru zeminlerde, isabetli öngörü ve analizlerle geliştirilmesi de fazlasıyla sınırlıdır.  Geçmişle yüzleşmemek; anı yakalayamamaya, toplumsal fırsatların kaçmasına, olanakların heba edilmesine yol açar.

Yazarlar 09.03.2021, 13:12 09.03.2021, 13:18
7
28 Şubat dersleri, bugüne yansımalar / Hakan Tahmaz

Türkiye’de siyasal geçmişle yüzleşmek, pek rastlanan bir davranış değil. Yanlışlar çok sık tekrarlanır,  siyasetin doğru zeminlerde, isabetli öngörü ve analizlerle geliştirilmesi de fazlasıyla sınırlıdır.  Geçmişle yüzleşmemek; anı yakalayamamaya, toplumsal fırsatların kaçmasına, olanakların heba edilmesine yol açar.

Türkiye tarihin her döneminde, çok sayıda siyasal kırılmalar, çatışmalar ve toplumsal altüst oluşlar yaşandı. Bunlar konusunda, çok fazla bedel ödeyerek “geçmişle yüzleşme mücadelesi” yürüten sol, sosyalist güçlerin kendi geçmişleriyle yüzleşmeyi doğru yapmamaları, özeleştiriden uzak durmaları, bağımsız politik çizgide gelişmelerinin ve toplumsal etkin güç olmalarının önünde bir bariyerdir.

28 Şubat askeri darbesinin yıl dönümü nedeniyle BirGün Gazetesi’nde çıkan değerlendirme yazıları, Türkiye sosyalist hareketinin bu çıkmazını tekrar gözler önüne serdi. Özellikle TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın yazısı oldukça düşündürücü.

Yanardağ “28 Şubat 1997 ne darbeydi ne de muhtıra. Formel hukuk ve anayasal düzen içinde kalınarak geliştirilen, yarım kalmış cumhuriyetçi bir restorasyon denemesiydi, o kadar. Daha da önemlisi, Türkiye’de Soğuk Savaş dönemini bitirme girişimiydi. Ancak, başarısız olmuş ve daha kötüsü, amacının tam tersi sonuçlar yaratarak Cumhuriyetin gericiliğe teslim edilmesine yol açmıştır” diye yazdı. Bu cümlelerdeki tespitler, Türkiye solundaki yanlış laiklik, demokrasi, cumhuriyet, siyasal İslam, ordu siyaset ilişkisinin ve toplumsal mücadele anlayışının Avrasyacı versiyonu.

Yeniden düşünmek

Türkiye solu, 27 Mayıs askeri darbe anayasasının demokratik muhtevasını öne çıkarırken, askeri vesayet kurumu Milli Güvenlik Kurumu’nun oluşturulmasını ve darbeleri meşrulaştıran düzenlemenin siyaset alanını darlaştıran boyutunu yeterince önemsemedi. 28 Şubat askeri darbe döneminde de ordunun siyaseti dizayn etme girişimi, bütün toplumu “hazır ola” sokma boyutu görülmedi. Ya da görülmek istenmedi. Kemalizm ile malul Türkiye solunda,  siyasal İslam’a karşı duyarlık, “askeri darbeyi”  hafifletici, önemsizleştiren bir etken oldu.

Aralık 1995 seçimlerinden merkez partilerin dağınık ve parçalı çıkması, Refah Partisi’nin seçmen iradesiyle siyasetin merkezinde kendisini konumlandırması; asker, sivil Kemalistler ve devletçi cumhuriyetçiler nezdinde rejimin böğrüne saplanan hançer olarak görüldü. Askerin kumandasında siyasetin dizayn edilmesinin gerçek boyutları ve siyasal sonuçları doğru değerlendirilmedi. Ne Refahyol, ne hazır ol politik çizgisi bu yanlış değerlendirmenin sonucu olarak ortaya çıktı.

Seçmen iradesini, yönetimlerin demokratik meşruiyetini sağlayan seçimleri ve seçimle gelip, seçimle gidilmesi ilkesini değersizleştiren, anlamsızlaştıran,  bunlara müdahalenin önemini azaltan, esas sorunu Refah Partisinde gören bir yaklaşım vardı. Yakın tehlike olan ordunun müdahalesini gizleyen, görünmez kılan bir siyasal tutum oluştu. Hükümetin asker baskısıyla yıkılmasına yol vermenin, demokratik siyaset alanına müdahale yol vermek olduğu bilinci, yaklaşımı öne çıkarılmadı.

Türkiye solunda ve sendikal mücadelede önemli ve tarihsel bir yere sahip olan DİSK’in, 28 Şubat darbesinin sivil ayağı olarak işlev üstlenen beşli çete içinde yer almasının siyasal sonuçları görülmedi. Dahası, bu darbenin, 12 Eylül sonrasında yükselme eğilimi gösteren bütün toplumsal alanlardaki geriye dönüşün kırılma noktası olduğu fark edilmedi. Sosyalist solun, sendikaların etkisizliğinin önü açıldı.  12 Eylül askeri darbesi hariç bütün darbelerin, bu ülkede darbe mağdurlarını güçlendirdiği gerçeği ıskalandı. Müdahaleden medet umuldu. Bu nedenle bugün AK Parti’nin önünü 28 Şubat açtı demek, gecikmiş bir değerlendirme. Bir anlamı yok. Anlamı olsaydı, AK Parti’yi merkezin tek siyasal partisi konumuna getiren 2007 e-muhtırasında veya 15 Temmuz darbe girişiminde tereddütlü davranışların yeri olmazdı.

Dün bugün

28 Şubat’ta laiklik ekseninde toplumu ve siyaseti asker dizayn edilmişti. Bugün HDP’ye yönelik baskılar, yasama dokunulmazlığı tartışması ve kayyım uygulamalarıyla bizzat siyaset, yargı, medya, bürokrasi eliyle,  siyaset ve toplum benzer yöntemlerle  yeniden dizayn ediliyor. Dün laiklik duyarlılığı kullanışlı araçtı, bu gün de Türk milliyetçiliği ekseninde terör veya bölücülük siyaseti kullanışlı araçlar.

28 Şubat muhasebesini yaparken, Necmettin Erbakan’ın bugüne fazlasıyla ışık tutacak nitelikte boyutları bulunan kimi tutumlarını da göz ardı etmemek gerek. DEP’li milletvekillerin yasama dokunulmazlıklarının kaldırılmasına evet oyu kullanmaları; Tansu Çiller’in yolsuzluk dosyalarını aklaması; Susurluk kazası sonrası başlatılan ışık söndürme eylemlerine Erbakan’ın gulu, gulu dansı yapıyorlar demesi, Susurluk’un üzerini örtmeye çalışması gibi. Hatta 9 Ocak 1997 tarihinde Kriz Yönetmenliğinde yapılan değişiklikle ve 31 Ocak 1997 tarihli gizli genelgeyle, bizzat Refahyol hükümetinin, başbakana ait bazı yetkileri askerlere devretmesi bile sonun hazırlanmasını önleyemedi.

AK Parti bugün 28 Şubatçıların önlemeye çalıştığını, bin bir algı siyasetiyle, derin ittifaklarla başarmış görünüyor. Siyasetin merkezini işgal etti. Geçmişiyle yüzleşmekten korkanlar, bugünü kazanabilirler ama ülkenin ve toplumun geleceğini çalarlar. Esas olan bugünü kazanmak değil, daha iyi, daha güzel ve insanca bir gelecek kurmak ise geçmişle yüzleşmek, özeleştiriden korkmamak ve geçmişin muhasebesini doğru yapmak gerek.

Yorumlar (0)
12
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Olası bir erken seçimde, Z Kuşağının oy dağılımı nasıl olur?
Olası bir erken seçimde, Z Kuşağının oy dağılımı nasıl olur?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 31 67
2. Fenerbahçe 32 63
3. Galatasaray 31 61
4. Trabzonspor 32 57
5. Gaziantep FK 31 50
6. Alanyaspor 32 49
7. Hatayspor 31 49
8. Karagümrük 32 48
9. Sivasspor 31 44
10. Göztepe 32 43
11. Konyaspor 31 40
12. Antalyaspor 32 39
13. Rizespor 31 35
14. Kasımpaşa 32 35
15. Malatyaspor 31 33
16. Ankaragücü 31 33
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 31 33
19. Gençlerbirliği 31 31
20. Erzurumspor 32 28
21. Denizlispor 31 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 29 60
2. Samsunspor 28 54
3. Altay 28 53
4. Adana Demirspor 28 52
5. Altınordu 29 52
6. İstanbulspor 29 51
7. Ankara Keçiörengücü 29 49
8. Tuzlaspor 29 41
9. Bursaspor 28 40
10. Bandırmaspor 28 38
11. Ümraniye 28 38
12. Boluspor 28 32
13. Balıkesirspor 28 32
14. Adanaspor 28 31
15. Menemenspor 28 29
16. Akhisar Bld.Spor 28 25
17. Ankaraspor 28 19
18. Eskişehirspor 29 8
Takımlar O P
1. Man City 31 74
2. M. United 30 60
3. Leicester City 30 56
4. West Ham 30 52
5. Chelsea 30 51
6. Tottenham 30 49
7. Liverpool 30 49
8. Everton 29 47
9. Aston Villa 29 44
10. Arsenal 30 42
11. Leeds United 30 42
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 30 38
14. Southampton 30 36
15. Burnley 30 33
16. Brighton 30 32
17. Newcastle 30 29
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 30 21
20. Sheffield United 30 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 29 66
2. Barcelona 29 65
3. Real Madrid 29 63
4. Sevilla 29 58
5. Real Sociedad 29 46
6. Real Betis 29 46
7. Villarreal 29 46
8. Celta de Vigo 29 37
9. Granada 29 36
10. Athletic Bilbao 29 36
11. Levante 29 35
12. Valencia 29 33
13. Cádiz 29 32
14. Osasuna 29 31
15. Getafe 29 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 29 27
18. Elche 30 26
19. Eibar 29 23
20. Deportivo Alaves 29 23
Günün Karikatürü Tümü