Manşet İhsan Eliaçık: “İslamiyet Devrimci Bir Dindir”

İznews Haber Ajansı Röportaj İhsan Kaçar

İhsan Eliaçık ve Antikapitalistler, 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesinde girdiler hayatımıza. İslamiyet’tin mazlumdan yana devrimci bir din olduğunu haykırdılar. Sonrasında yeryüzü sofraları ile herkesin bohçasında ve mutfağındaki ekmeklerini başkalarıyla paylaşmaya davet ettiler.

Bu durum Türkiye’de bir ezber bozma girişimiydi. Alışa gelinmiş durumun dışına çıkılmıştı. Eleştirilenler kadar, destekleyenler de oluşmaya başladı.

Antikapitalist Müslümanların öncüsü İhsan Eliaçık ezberi bozmaya devam etti. Yeni kurulan Ortadoğu merkezli İznewsHaber Ajansı adına bizler de ilk röportajımızı kendisiyle yaptık.

Röportaj İhsan Kaçar

-Özellikle İslami çevrede dikkat çekici bir yazarsınız, söyledikleriniz ile ezber bozuyorsunuz. İnsanların da buna ihtiyaçları var gibi. Bir taraftan da 1400 yıldır, suya sabuna dokunmayan ve kimsenin sormadığı ya da sorgulamadığı fikirler var. Bunun neresindesiniz?

İhsan Eliaçık: 1400 yıldır İslam var ve hala devam ediyor. Bana “Bu söyledikleriniz eskiden bilinmiyor muydu, bir tek siz mi biliyorsunuz, modern fikirler öne sürüyorsunuz. İslam eskiden nasıl yaşanıyorsa şimdi de öyle yaşanmalı, yeni bir din icat etmeyin” diyorlar.

“İslam’ın Yenilikçileri” adında iki ciltlik kitabım var. Halife Ömer’den başlıyor, çağımıza kadar 80 Müslüman alim, bilgin ve düşünürü anlatıyorum. Ömrüm bunları araştırmakla geçti. Şimdiki fikirlerimin çoğu; İslam’da yönetim biçimi, saltanat, padişahlık, mücizeler, hadisler, kadın hakları, çok eşlilik vs. hepsi önceden savunulmuştur. İslam’da akılcı akım Mutezile düşünürleri kendi dönemlerinde benim savunduğum birçok şeyi savunuyorlardı. “İslam’ın Yenilikçileri” kitabımda bunların hepsini yazdım, okuyabilirsiniz. Nazzam diye bir düşünür var mesela. Hadisleri din kaynağı olarak kabul etmez, mücizeler tabiat olaylarıdır der, evrim fikrini savunur, çok erken ikinci yüzyılda yaşamıştır. Yani demem o ki benim savunduğum fikirlerin çoğu daha önce savunulmuştur, modernistlik falan değildir.

-Uygulamada mı bir sorun var. Söylenmediği ya da tabu olarak görüldüğü için mi acaba aşılmadı bu durumlar?

İhsan Eliaçık: Evet uygulamada sorun var. İslamiyet devrimci bir dindir. Feodal bir çağda imparatorlukların, krallıkların, şahlıkların, kabileciliğin, koyu aşiretçiliğin olduğu bir ortamda doğmuştur. Ve böylesi aşiretçi bir toplumu ilerletmek istemiştir. Ayetlerin birçoğu engellileri, kadınları, çocukları, ezilen, köle olarak görülen kadınları, dışlananları, cariyeleri, yoksulları, şehirlere sokulmayanları savunur. Bunları savunan ayetlerden oluşuyor Kuran-ı Kerim. Buna rağmen neyi değiştirmek istemişse şu anda hepsi devam ediyor. Mesela köleliği, zengin yoksul ayrımcılığını, sömürüyü, toprak ağalığını kaldırmak istedi, ama İslam dünyasında hiç biri kalkmadı. Bir girişimde bulundu ve bence yarım kaldı. Önemli olan Kur’an’ın aslında ne yapmaya çalıştığıdır. Dünyanın her yerinde böyle. Avrupa’da Rönesans, reform, devrim hareketleri oldu diye aydınlanmanın hangi amaçları tam gerçekleşmiş durumda? Sovyetler birliğinde sosyalizm uygulandı, sosyalizmin hangi amaçları şu anda uygulandıkları yerde tam gerçekleşti. Hiç biri gerçekleşmedi. Bunlar bir girişim olarak kaldılar, insanlığı sadece biraz ilerlettiler. Bunlar tüm insanlık çapında yürütülmesi gereken mücadelelerle kazanılacak şeylerdir. Bunun için mücadele edilmesi gerekir. Bizde şu anda bunu yapıyoruz.

– Hep hadislerle dönüşüm sağlanmış. Çok keskinleşmiş gibi görünüyor. İŞİD sürecine kadar ya da cihadist örgütlerin Suriye’de ortaya çıkması ile bu çok daha iyi fark edildi. Herkes kendince bir hadis çıkarmış ve bu hadislerle çok rahatlıkla İslam dini içerisinde kendini bulabiliyor. Gerçekten bu hadisler sonradan mı eklendi?

İhsan Eliaçık: Evet hadisler sonradan eklendi. Peygamber vefat ettiğinde Kuran-ı Kerim tomar halinde iple sarılmış bir şekilde yastığının altında duruyordu. Sonra Kuran’ın tamamı bir kitap haline getirildi. Şu anda elimizde bulunan Kuran odur. Onun dışında Peygamber Kur’an dışında kendisine ait sözlerin yani hadislerin yazılmasını yasakladı. Halife Ömer yazılan hadisleri toplattırdı ve 500 hadis ortaya çıktı. Hepsini kontrol ettikten sonra bunların hepsi zaten Kuran’da var dedi ve yaktırdı. Kuran’ın dışında ayrıca bir hadis olmasına gerek yok, insanlar bunu Kur’anla karıştırır diye hepsini yaktırdı. Sonraki halifeler döneminde herhangi bir hadis kitabı yazılmadı. Ama bazı kesimler tarafından Peygamber şöyle demiş böyle söylemiş denilerek birçok hadis uyduruldu. 250 yıl sonra Abbasiler döneminde ortalıkta dolaşan bu rivayetler kitap haline getirildi. Sonra mezhep kitaplarına şerhler yazıldı. Bunların hepsi nerden baksan 250 yıl sonra gerçekleşti. Peygamberin vefatından sonraki ilk yüzyıl hadis kitabı diye bir şey yoktur. Sadece Kuran-ı Kerim vardır. Mesela adam gidip küçük kızla evleniyor Peygamber de yapmıştır diyor. Çok eşlilik yapıyor Peygamberde çok eşli diyor. Tabi bu dini bir gereklilik değil. Eşini dövüyor, cariye yapıyor, adam öldürüyor, esir alıyor bunların hepsinin Kuran’da yazıldığını söylüyor. Bunları neden yapıyorsun dendiğinde ise zaten Peygamber yapmış diyor. Mesela İstanbul’u fethetmek istiyor ‘İstanbul’u fetheden komutan ne güzel komutandır’ diye hadis uyduruluyor. Dolayısıyla dinin özünde böyle şeyler yok.

-Eril din neden kaynaklanıyor. Bu Eril din sosyal yaşamda ciddi bir sorun meydana getiriyor. Kadına yönelik cinayetlere kadar dayandırılan bir durum var şu anda?

Köle, Engelli, Cariye, Kadın, Erkek Hepsini Eşit Gören Bir Din

İhsan Eliaçık: Evet Kuran-ı Kerim’de yer yer eril bir dil var. Bundan dolayı Kur’an’da kadın ve erkek eşitsizliği olduğu ise doğru bir görüş değil. Kadın erkek eşitsizliği Kuran’ın hitap ettiği hatta içinde doğduğu toplumda var. Ama Kuran’da yok. Kuran’ın doğduğu toplumda var bunlar. Kur’an bunu değiştirmek istiyor. O nedenle kölelikten, kadınlardan bahsediliyor. Bunu şöyle anlayabiliriz; Kuranı Kerim’de kadın-erkek ilişkileri üzerine 100 ayet çıkardım, bunların hepsinde istisnasız mutlaka bir hak erkekten alınır kadına verilir. Çok eşlilik durumu da buna dâhildir.

Kuran’ın olduğu toplumda çok eşlilik var. Arap toplumundan, Hint toplumundan tut, daha çok orta ekvatora kuşağında kadar poligami (çok eşlilik)var. İnsanlar borçlanınca ve savaşta kaybedince karşı tarafa köle oluyorlar. Kılıçları alıp atlara binip, başkalarının eşlerini zorla ellerinde alıp pazarda satıyor veya kendine köle yapıyor, kimse de buna engel olamıyor. Kimin kime gücü yeterse aynı şeyleri yapıyorlardı. İslam inancına göre tüm kullar Allah önünde eşittir. Zamanın kadın, cariye satan köle tacirleri buna çok öfkelendiler; nasıl olur da biz sattıklarımızla eşit oluruz, onlar bizim malımız dediler. Köle, engelli, cariye, kadın, erkek hepsini eşit gören bir din olamaz dediler. Mesela Araplarda da çok eşlilik var. Savaşta ölen erkeklerin eşleriyle evlenirler başkası alıp götürmesin diye. Peygamber zamanında savunma savaşları oldu yine ortada bir sürü kadın kaldı ve sığınacak yer aradılar. Şöyle düşünmeye başladılar ve dediler ki; Biz başkasının eşini aldık çocuklarıyla beraber, ama sonuçta geçinmemiz lazım dediler. Ve yetimlerin onlara kalan mallarını alıp harcama fikri öne çaktı. Bunun üzerine de Nisa Suresinin girişindeki ayetler geldi ve onlara ‘durun’ dedi. ‘Yetimlerin mallarına el uzatmayın’ dedi. 4’er, 3’en 2’şer azaltarak evlenin, hatta 1’e indirin dedi. Böylelikle geçim sıkıntısı çekmezsiniz. Bu kadınları ise içinizden bekar olanlarla evlendirin denildi. Elinizdeki fazla mallarla da onlara destek olun denildi. Dolayısıyla ne olmuş oluyor? İslam çoğu aza indirmek istiyor. Zaten çok eşlilik var ve bunu 1’e indirmek istiyor. Ama bunu değiştirip daha da çoğaltıyorlar. 2’şer 3’er 4’er evlenebilirsiniz diye ayeti tersine çeviriyorlar. Sanki herkes tek eşli de çok eş gerekiyormuş gibi hâlbuki tam tersiydi durum.

-Çok eşlilik, dediğiniz gibi modern olmayan ve zorunlu bir gerekçesi olan bir süreçte yaşanan problem günümüz koşullarında İslami çevrede ciddi bir şekilde, daha doğrusu para ve kariyeri olanlar açısından devam etmekte. Mesela parlamenterlere kadar gidebiliriz. Bunu gerekçelendirip meşrulaştırıyorlar.

Havva’nın Âdem’in Kaburga Kemiğinden Yaratıldığı Da Doğru Değildir

İhsan Eliaçık: Doğru çünkü onlar İslam’da çok eşliliğin olduğuna inanıyorlar. Kuran’da sizin için hayırlı olan evlilik sayısı 1’dir deniliyor ama onlar bunu değiştirip 4’e çıkarıyorlar. Kuran’ın indiği toplumda neredeyse herkes zaten çok eşliydi. Zaten çok eşli yani poligamik bir hayat yaşayan topluma çok eşli olmaya devam edin denilir mi? Amaç bunu 1’e indirmekti. Çünkü sorun oluyordu, kadınlar haksızlığa uğruyordu, kadınlar haksızlıktan ötürü şikâyetçiydi. Üstüne bir de dayak yiyorlardı. Bu nedenle Peygamber evine sığındılar. 75 kadın Peygamberin mescidine giderek biz eve gitmeyeceğiz eşlerimiz bizleri dövüyor dediler. 3. 4. eş olmuşuz zaten eziliyoruz üstüne bir de dövüyorlar dediler. Zaten dayak var, çok eşlilik var, adaletsizlik var bu yüzden kadınlar bundan bıkmışlar ve Peygambere sığınmışlar. Onun üzerine bu ayetler gelmiş. Peygamber de bunun üzerine önce konuşun, olmuyorsa odayı ayırın, yine olmuyorsa evi ayırın, hala olmuyorsa da boşanın demiş. Erkeğe kadını dövün diye bir şey dememiş. Ama bunu kadınları dövün diye çeviriyorlar. Zaten kadınlar dövülmekten kurtulmak için Peygambere sığınmışlar ve desek istemişler. Kuran’ın bütün amacı başlangıçtaki Adem-Hava eşitliğini sağlamaktır. Havva’nın Âdem’in kaburga kemiğinden yaratıldığı da doğru değildir, Kur’an böyle demez, çift yaratıldı der. Bunu modern dünyadan önce söylemiştir. Üstelik feodalliğin hüküm sürdüğü, Ortadoğu toplumunda, Arabistan’ın tam ortasında. Bunu yapmış, bu girişimde bulunmuş fakat toplum buna tam uymamış. Çoğunun işine gelmemiş.

-Tek eşlilikte bile ciddi problemler varken 2. ve 3. Evliliğin olması büyük problem. Din adamlarının ve müftülerin sorumluluğu da toplumu aydınlatmak değil mi? Neden onlar bu konuda kendilerinde bir sorumluluk hissetmiyorlar?

İhsan Eliaçık: Öncelikle Kuran’ın amacını anlamamış veya bilmiyor olabilirler. İslam kendi zamanının en ileri diniydi. Dünyanın en modern dini. En ileri görüşleri dile getirdi. Çünkü kölelik vardı ve İslam köleliği kaldıracağız dedi. Devrimci fikirler ileri sürdü. Aradan 14 asır geçti, bunlar şu an ortalama fikirler haline gelmiş durumda çünkü kadın-erkek eşitliği konusunda insanlıkta epey ilerleme meydana geldi. Ateistlerin birçoğu aslında geride kalmış Sünnilik veya Şiilik, Vehhabilik kaynaklı dini düşüncelere itiraz ediyorlar. Tabi haklı gerekçelerle itiraz ediyorlar. Çocukların evlendirilmesi, çok eşlilik, kadınların aşağılanması, inanmayanları öldürme, namaz kılmayana kırbaç, köle cariye yapma gibi İslam’da olduğunu zannettikleri şeylere itiraz ediyorlar. Dikkat edilirse bunların hepsi insanın iyilik ve adalet damarından kaynaklanan, fıtrî itirazlar. Bu açıdan haklılar çünkü bunlar yok zaten ama birileri bunların var olduğunu iddia ediyor. İslam’a karşı düşmanlıktan değil; İslam’a ve Peygamber’e bunları yakıştıramamaktan kaynaklanıyor itirazlar. İzah edilmesi, doğru bilgiler ışığında açıklanması gerekiyor.

-Ortadoğu’da ciddi problemler yaşandı. DAİŞ’in Ezidi kadınları pazarlarda sattığına şahit olduk. Parası olan gidip kadın alıyordu?!

İhsan Eliaçık: İnsanlar böyle şeyleri görüp İslam buysa ben İslam’ı reddediyorum diyor ve bu konuda haklılar. Kuran-ı Kerim’in ilk ayetlerinde vardır bu. İslam “Kölelere özgürlük” (Beled; 13) diye başlamıştır. İslam’ın ilk sloganıdır bu. İslam o günkü dünyada bununla duyuldu. Bizans’da ve Sasani’de yani o günkü dünya kamuoyunda Peygamberin ortaya çıkışı “Çölde yeni bir din çıkmış kölelik kalkacak diyormuş” diye tabiri caizse “haber oldu.”

Bu konuştuklarımızdan İslamiyet’in bir reform sürecine ihtiyaç duyduğu ortaya çıkıyor. Sizce olabilir mi? Reform olursa, nasıl gelişebilir?

İhsan Eliaçık: Evet İslam dünyasına bir reform lazım. Bence olacak. Avrupa’da olduğu gibi olacak. Reform hareketleri ortaya çıkacak. Biz de İslam dünyasına reform lazım diyoruz. Fakat bunlar olurken nasıl ki Avrupa’da Reform ve Rönesans hareketleri olurken, İncil değişmediyse, İslam dünyasında da Kuran metni değişmeyecek. Ama Kuran kavramlarını anlamak, yorumlamak, onu çağımıza aktarmak ve temel insanlık değerleri temelinde yeniden ifade etmek gerekiyor. Bu da ancak reform ile olabilir.

– Bu tür fikir ve oluşumlar özellikle Ortadoğu’da yavaş yavaş gelişiyor mu sizce? Birde çocuk evliliklerle ilgili Kuran kerimdeki tanım nedir.

İhsan Eliaçık: Reformcu akımlar zayıf… Gelenekçi cemaatler, tarikatlar var. Onlar daha baskın. Mesela Nisa Suresi 6. ayetinde evlilik çağı (buluğu’n-nikah) kavramı geçer. Bu ayete göre küçük yaşta çocukları evlendirmek doğru değildir. Evlilik çağına kadar çocuklara göz kulak olun, onları koruyun diyor ayette. Bu açıkça daha buluğa ermemiş ve reşit olmayan çocukları evlendirmenin yasaklanmasıdır. Kuran’da çocuk hakları da vardır. Dünyada ergenlik yaşı artık 18’dir. Diyanet daha sonra sitesindeki o yazıyı kaldırdı ve evlilik yaşını 18 yaptı sonuçta.

–Türkiye’deki cemaatlere bakıldığında arka perdede ciddi maddi rant var. İslamiyet’in özünü çok fazla anlatmazlar.

İhsan Eliaçık: İslam’ı bir yaşam felsefesi olarak savunmuyorlar. Çünkü bazılarının bundan geliri var. Bu nedenle özüne fazla önem vermiyorlar.

Birazda politikayı konuşalım.

Ortadoğu sürekli kanıyor. Sürekli problemler var. Son zamanlarda yaşanan Kudüs meselesi vardı. Trump’ın söylediklerinden sonra İslam Birliği Teşkilatı çok ciddi tepkiler gösterdi. Sonrasında bazı kararlar aldı. Bunun öncülüğünü de Türkiye yapıyor şu anda. Ayrıca Türkiye’nin başkanlığını yaptığı ve çok tepki gösterdiği Kudüs meselesinde de kendi içinde ciddi problemler yaşıyor. İsrail’in tepki gösterdiği Filistin ile burada demokratik tepki gösterenler hemen hemen aynı fakat mesele Kudüs ve Filistin İsrail’e gidince diller değişiyor. Bunu nasıl okumak lazım.

İhsan Eliaçık: Türkiye Cumhuriyeti Devleti ABD’ye 2 defa nota verdi. Zararlı çıkacağını bile bile verdi ama asla Kudüs için vermedi! Zarrab için verdi. Ak Parti teşkilatı 81 ili Kudüs gösterilerine çağırdı ama o da sönük geçti. Çünkü hükümetin İsrail ile iş birliği var. Amerika ile iş birliği var. Üst düzeyde iş birlikleri yapıyorlar. Baştan beri hükümetin dış politikası ile ilgili söylediğim cümle şu; “Kurtlar ile bir olup kuzularla meleşiyorlar.” Hem kurtlarla hem de kuzularla beraber olarak iki tarafı da idare etmeye çalışıyorlar. Zaten şu anda Hükümetin politika geliştirme mecali yok ve bitmiş vaziyette. Uluslararası suçlar, silah kaçakçılığından tut, yolsuzluk vb. suçlarla batmış vaziyette. Şimdi biran evvel bunlardan kurtulmak istiyor. Yargılanmamak ve bunlardan kurtulmak için iktidara ihtiyacı var. Bu nedenle dört elle iktidara sarılıyorlar.

-Peki Türkiye’de ki iç meseleler? Orda yer değiştirdiğimizde birbirine çok benziyor. İsrail ve Türkiye’de ki meseleler. Siz de yoğun çabalar içerisindeydiniz barış görüşmeleri sürecinde. Sonradan sekteye uğradı silahlar patladı, insanlar hayatını kaybetti ve sonrasında keskin bir sürece girildi ve hala devam ediyor. Acaba tekrar çözüm konusunda bir şeyler değişebilir mi? En azından ölümlerin önüne geçmek için adımlar atılır mı?

İhsan Eliaçık: Şu anda Hükümet ulusalcı ve milliyetçilerle iş tutuyor. Şu anda uygulanan Kürt politikası ortalama Ak Partinin siyaseti değil, onların politikasıdır. O da; dağa çıkanı öldürmek, şehirde faaliyet göstereni tutuklayıp içeri atmak ve bunları destekleyen Türkleri de mahkemelerde yıldırmak… Şu anda ben de bir sürü kişi ve akademisyen gibi, hendek savaşını anlattığım için mahkemeliğim. “Peygamberin hendek savaşını niye anlattın?”, “Silopi ve Şırnak’taki hendekleri mi meşrulaştırmaya çalıştın?” diye mahkemeye verdiler. Ben Kürt değilim, Türküm ama Kürt haklarını savunuyorum. Savunmamı istemiyorlar. Akademisyenlerin hepsini mahkemeye verdiler. Kürt dostu Türkleri mahkemelerde yıldırarak, KCK’lileri içeri atarak, PKK’lileri ise öldürerek… Bu şekilde sorunu çözeceklerini düşünüyorlar. İşte bu politika Ak Parti ile ittifak yapan ulusalcıların politikasıdır. Ak Parti politikası değildir. Ortalama Ak Parti daha çok din kardeşiyiz çözelim sorunu falan der. AK Parti bu açıdan da bitmiştir. Erdoğan bunlara teslim olmuştur. Derin devletin adamlarından ‘seni başkan yaptıracağız’ sözü aldığı için. Çünkü ona sen bizim elimizde olsan biz seni kurtarırız denildi. Mesela 15 Temmuz Erdoğan’ı kurtarma operasyonudur. Yerini sağlamlaştırma ve pekiştirmedir. Sağlam ve karşı konulmaz bir bahaneyle devletin içinden atamadıkları cemaati söküp atma operasyonudur.

-Yani darbe olmadı, planlandı mı diyorsunuz?

İhsan Eliaçık: Tabi kontrollü bir şekilde planlandı. Yani ben direkt cemaatin darbe yaptığı görüşünde değilim. Cemaat darbeye sürüklendi. Hem cemaat mensubu hem de derinlerle ilişkili olan rütbeliler vardı. Onları yönlendirdiler. Dediler ki cemaati darbe yapmaya ikna edin, onlar da ikna oldular, cesaret edemiyorlardı. Başarısız darbe girişimi planlandı tâ baştan… KHK çıkarılması, OHAL yönetimi ve istediği her şeyi yapması için bunu planladılar. Daha geçenlerde kış lastiği ile ilgili KHK yayınlandı. Kış lastiğinin darbe ile ne alakası var? Mesela doğudaki hendeklerin kazılması da bununla alakalı, o da bir plandır. Eğer HDP’de Selahattin Demirtaş süreci o hızla devam etmiş olsaydı yüzde 25 oy alırdı. Zaten benim görüşeme göre devlet demokratik cumhuriyet olduğu zaman Kürt sorunu da çözülecek. Gerçek bir demokratik cumhuriyet ’te resmi din, mezhep, ırk, kişi kültü olmaz, Gerçek bir demokratik cumhuriyette devlet kimindir? O ülkede yaşayan herkesindir. Kürt sorunu da Medine Sözleşmesi’nden ilhamla demokratik cumhuriyet anlayışı ile böyle çözülür. Aksi bitmek tükenmek bilmeyen mezhep, din, kabile, aşiret ve ulus savaşlarıdır. Şu anda Rojava’da da öyle. Kürtler, Türkmenler, Çerkezler, Araplar, Süryaniler, Ezidiler, Sunniler, Aleviler, Şiiler var. Halklar ve inançlar iç içe geçmiş. Düşün içinden bir grubu alacaksın ve ‘İslam Devleti’ veya “Kürt Devleti’ yada “Şiî, Alevi Devleti” yapacaksın. Peki diğerleri ne olacak? Ulus Devlet veya din mezhep devleti yada kişi kültüne dayalı rejimler bu coğrafyada, her defasında kılık değiştirerek geri gelseler bile her daim yıkılmaya mahkumdur. Peki ne olacak? Herkese hakkının verildiği, hegemonya değil birada yaşama mantığının esas alındığı, Medine Sözleşmesinden ilhamla Demokratik Konfederal birlikler ve yönetimler oluşturulacak.. Sabote edilse dahi bunda ısrar edilecek çünkü aksi Lübnanlaşma, iç savaşlar, Iraklaşma, Suriyeleşme yani kan deryalarında yaşamak eğer tesadüfen yaşayabilirsen…

– Peki mevcut durumda, yeniden bir görüşme olma ihtimali var mıdır? Umutlumusunuz?

İhsan Eliaçık: Var. Eninde sonunda buraya gelinecek. Bu iş böyle gitmez. Ben yine iyimserim. Yani Türkiye gibi bir coğrafya Suriye gibi değildir. Ortalığı karıştırmak ve iç savaş çıkarmak isteseler bile, Türkiye eninde sonunda Demokratik Cumhuriyet yada Adalet Devleti olacak. Kürt sorunu da çözülecek. Alevi sorunu da çözülecek. Yoksulların yüzü gülecek, ezilenler kazanacak eninde sonunda. Fakat biraz zaman alacak ve bedeller ödenecek, kolayına olmayacak yani.

şişli escort avcılar escort esenyurt escortbeylikdüzü escort